İlk Derece Mahkemesi · Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/268 E. 2024/117 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/268
- Karar No
- 2024/117
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/268 KARAR NO : 2024/117 BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - VEKİLLERİ : Av. ... - ... Av. ... - .... DAVALI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... -.... DAVA : Genel Kurul Kararının Yokluğu / Şirketler Hukuku Kaynaklı DAVA TARİHİ : 21/04/2022 KARAR TARİHİ : 22/02/2024 KARAR Y.TARİHİ : 26/02/2024 Mahkememizde görülüş olan "Genel Kurul Kararının Yokluğunun Tespiti" davasının yapılan açık yargılamasının sonunda aşağıdaki karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; 22/01/2022 tarihinde yapılmış olan genel kurula davetin TTK 414. Maddesi uyarınca usulüne ve kanuna uygun yapılmadığını, yapılan genel kurulda TTK 437. Maddesi gereği hissedarların incelemesi için hazır edilmesi gereken belge ve raporların incelenmesinin mümkün kılınmadığını ve incelenmesine toplantıda engel olunduğunu, genel kurulda kendilerinin rızası hilafına kötü niyetli hareket edilerek müvekkillerini zarara uğratma amacı ile kararlar alındığını ve dahi genel kurulda alınan bazı kararlar için oy nisabının da sağlanmadığını, TTK 439 ve devamı maddeleri uyarınca davalı şirket hakkında özel denetim talepleri olduğunu belirterek; 22.01.2022 tarihli Genel Kurul Toplantısının ve alınan kararların yokluğunun ve butlanla sakat olduğunun tespitini, bu talebin kabul edilmemesi halinde toplantının ve alınan kararların iptal edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II-SAVUNMALAR 2. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarını kabul etmediklerini, davanın açılma nedeninin şirketin genel kurulunu sabote etmek ve şirketi yönetimsiz olarak bırakmak olduğunu, TTK 414. Maddeye göre usulüne uygun davetiye yapıldığını ve bunun yanı sıra WhatsApp uygulaması üzerinden de bildirimin yapıldığını, söz konusu genel kurula kendilerini yetkili olarak tanıtan ... ve ...'ün katılım sağladıklarını ancak vekalet asıllarının bulunmadığını, kendilerine toplantı öncesinde Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları İle Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmeliğin 15. Maddesine uygun şekilde inceleme fırsatı verildiğini belirterek; davanın reddini talep etmiştir. III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar 3. Tarafların üzerinde anlaştıkları her hangi bir vakıa bulunmamaktadır. B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları 4. Uyuşmazlık; 22.01.2022 tarihli genel kurul toplantısının yoklukla malul olup olmadığı, olmazsa iptal koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır. IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER 5. Şirket Esas Sözleşmesi 6. 29/11/2016 tarihli Genel Kurul Toplantı Tutanağı 7. 17/10/2019 tarihli 9932 sayılı ticaret sicil gazetesi 8. Bilirkişi raporu V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 9. Dava, 22.01.2022 tarihli genel kurul toplantısının yoklukla malul olduğunun tespiti, olmazsa iptali istemine ilişkindir. 10. Somut olayın değerlendirmesine geçilmeden önce anonim şirketin 6102 sayılı TTK gereğince organlarından olan Genel Kurul tarafından alınan kararların hükümsüzlüğüne ilişkin düzenlemelere değinmekte yarar görülmektedir. 11. 6102 s. TTK’da genel kurul kararlarının butlanı ve iptali düzenlenmekle birlikte, yokluk konusunda özel bir hüküm bulunmamaktadır. Buna karşın doktrin ve uygulamada yokluk yaptırımına ilişkin genel hükümlerin uygulama alanı bulacağı kabul edilmektedir. Bu bakımdan anonim şirket kararlarında da yokluk söz konusu olabilecektir. Şirketin işlem ve kararlarında yokluğu, şirketin organlarının, işlem yapma hukuki gücüne sahip olmamaları veya işleme ilişkin yasal bir faaliyet söz konusu değilken, yasal faaliyet mevcutmuş gibi işlem yapmaya kalkışmaları nedeniyle, işlemin hukuken varlık kazanmaması şeklinde tanımlanabilir. 12. Buna karşın şirket organlarının, hukuki işlem yapma gücüne sahip olmalarına veya işlemle ilgili yasal faaliyete karşın, hukuka aykırı işlem yapmaları mümkündür. Bu durumda, şirket işleminde yokluğun gerçekleşebilmesi olanağı yoktur. Belirtilen durumda ancak işlemin hukuka aykırılığı söz konusudur. Şirketin işleminin hukuka aykırı olabilmesi, işlemin hukuki varlığına bağlıdır. Dolayısıyla, işlemin hukuka aykırılığı, işlemin yokluğundan bu yönüyle ayrılmaktadır. 13. Şirket işleminin hukuka aykırılığı, işlemin ana unsurlarında olabileceği gibi, ikincil unsurlarında da olabilir. Hukuka aykırılık, işleme uygulanacak normun niteliğine göre de farklı olabilir. Emredici normdaki aykırılık, sonuçları itibariyle, diğer aykırılıklardan ağır olacaktır. Kesin hükümsüzlükte, işlemin ana unsurlarında ve emredici norma aykırılıkta, mutlak butlan söz konusudur. 14. Şirket işleminde mutlak butlan (kesin hükümsüzlük), işlemin, başta Ticaret Kanunu ile ilgili kanunların emredici hükümlerine aykırı bulunmasıdır (TBK m. 27). Bu nedenle, şirketin işlemi, hukuki varlık kazanmamıştır, yaygın ifadeyle ölü doğmuştur. Mutlak butlanla geçersiz şirket işlemi, hukuki sonuç doğurmayacaktır. Genel kurala göre, işlemdeki mutlak butlanın, mahkemece tespiti gerekir. 15. Diğer yandan, şirket işlemindeki hukuka aykırılık, işlemin ana unsurlarında değil, ikincil unsurlarında ise, kanunun emredici hükümlerine aykırılık söz konusu olmayacaktır. Genel kurala göre, şirket işleminin ikincil unsurlarına aykırılık, nispi butlandır ve işlemin iptali nedenidir. Bu nedenle, nispi butlanla sakat şirket işleminin, mahkeme kararıyla iptali gerekir. İşlem, mahkeme kararıyla iptal edilmedikçe, hukuken geçerli bir işlem gibi, hukuki sonuçlarıyla uygulanacaktır. 16. Nitekim 6102 sayılı TTK’nın 445 ve 446. maddesinde genel kurul kararlarının iptali ve şartlarına ilişkin düzenleme yapılmış olup sözkonusu madde uyarınca, genel kurulda alınan kararların, oyunu kullanmasına haksız yere izin verilmemesi, çağrılmama, çağrının usulsüzlüğü, gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmemesi veya toplantıya ve karara yetkili olmayan kimselerin iştirak etmesi iddiaları dışında, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için, toplantıya katılan üyenin red oyu vermesi ve karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirmesi ve davanın bu iddiaların tümü bakımından toplantıyı izleyen bir ayın içinde açılması gerekmektedir. 446. Madde hükmü uyarınca, genel kurulda alınan kararların, yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu iddiasıyla, toplantıda bulunan ortaklar red oyu kullanıp, alınan kararlara muhalif kalarak, keyfiyeti tutanağa geçirdikten sonra kararın iptali için toplantıyı kovalıyan günden başlamak üzere bir ay içinde dava açabilir. 17. Bununla birlikte batıl olan genel kurul kararları şirket ortakları ve üçüncü kişiler için hiçbir hak ve borç doğurmaz. Bu gibi kararların iptali 1 aylık hak düşürücü süreye tabi olmayıp her zaman istenebilir. Genel kurul kararlarının mutlak butlanla sakat olduğunu iddia eden ortakların genel kurul toplantılarında hazır bulunması ve itirazını tutanağa yazdırması da şart olmayıp genel kurul toplantılarına katılmayan ortakların bile böyle bir iddia ile dava açmaları mümkün bulunmaktadır. 18. Somut olayda davacı yanca 22.01.2022 tarihli genel kurul toplantısının yoklukla malul olduğunun tespiti, olmazsa iptalinin talep edildiği anlaşılmaktadır. 19. Davalı şirketin ticaret sicili celp edilmiş, yapılan incelemede 200.000,00.-TL olan şirket sermayesinin ... 10.000 pay ve 10.050,00.-TL pay tutarı, ... 1 pay ve 1,00.-TL pay tutarı, ... Inc. 80.000 pay ve 80.000,00.-TL pay tutarı, ... A.Ş. 109.000 pay ve 109.000,00.-TL pay tuturı şeklinde ortaklık ve pay yapısı olduğu, temsile yetkilinin ... A.Ş. (adına ... hareket edeceği), ..., ... Inc. (adına ... hareket edeceği) olduğu anlaşılmıştır. 20. Davalı şirketin 22.01.2012 tarihli Genel Kurul Kararı'nın incelenmesinde; hazirun cetvelinden toplantıya şirket ortaklarından 109.999 adet hissenin asaleten ve 1 adet hissenin vekaleten toplantıya katıldığı, 80.000 hisseye tekabül eden ... İnc. Şirketinin ise vekaleten toplantıya temsil edilmek istediği ancak vekaletin apostil şerhli orijinalinin sunulmaması nedeni ile toplantıya kabul edilmediği toplantının gündem maddelerine ilişkin olarak toplantıya katılanların oy birliği ile karar alındığı görülmüştür. Yine toplantıya davacıyı temsilen katılmak isteyen vekiller ile ... A.Ş.'yi temsilen toplantıya katılan vekilinin imzalamış olduğu tutanak içeriğinde de davacıyı temsilen toplantıya vekaleten katılmak isteyen kişilerin apostil şerhli orijinal vekalet örneğini sunmaması nedeni ile toplantıya kabul edilmediği tutanak altına alınmıştır. 21. Öncelikle davacının iddia ettiği yokluğun ve batıl olduğunun tespiti talepleri bakımından genel kurul kararlarının yokluğu ve butlan halinde, genel kurul kararının yok olduğunun veya batıl olduğunun tespiti anlamında bir "tespit davası" açılır. Bu dava herhangi bir zaman aşımı veya hak düşürücü süreye tâbi olmadığı gibi, hukuki yararı bulunan kişilerce ileri sürülebilir ve yargıç tarafından da re'sen dikkate alınır. 22. TTK’da "yokluk" müeyyidesinin hangi hallerde ve neye göre söz konusu olacağına dair hiçbir hüküm yer almamaktadır. Buna karşın TTK m. 447 hükmünde sınırlandırılmaksızın temel butlan sebepleri düzenlenmiştir. 23. Esasen, yok sayılan karar veya geçersiz (batıl) bir karar arasında hukukî sonuç bakımından hiç bir fark yoktur; hukukî açıdan her ikisinin de baştan itibaren hiç bir etkisi ve hükmü yoktur. Fark sadece teoriktir, yoklukla malul genel kurul kararı “kurucu unsurları içermemesi” nedeniyle mevcut değildir, geçersiz genel kurul kararı ise, mevcut olmakla birlikte “geçerlilik unsurlarını içermemesinden” dolayı ölü doğmuştur. 24. Dava konusu edilen genel kurulun yokluk yaptırımı bakımından değerlendirilmesinde, davacı yan bu hususta kendilerinin toplantıya usulüne uygun olarak davet edilmediğini ve toplantıya katılımlarının engellendiğini ileri sürmüştür. 25. Genel kurulu toplantıya çağrı şekli ve kimlerin toplantıya katılmaya yetkili olduğu TTK m. 414 ve 415 hükümlerinde düzenlenmiştir. TTK'nın 414. maddesinde, pay sahiplerinin genel kurul toplantısına ne şekilde davet edilecekleri düzenlenmiştir. Buna göre genel kurul toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve ... Gazetesinde yayımlanan ilanla çağrılır. Bu çağrı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır. Bunun yanında, toplantı günü ile gündemin ve ilânın çıktığı veya çıkacağı gazetelerin, pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, iadeli taahhütlü mektupla bildirilmesi de gerekmektedir (TTK m. 414/f.1). Genel kurul toplantısına çağrının, ilân ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılması şarttır (TTK m. 414/f.1). Bu itibarla, toplantıya çağrının -ilan ve toplantı günü hariç- genel kurul tarihinden en az iki hafta önce şirketin internet sitesinde ilan edilmesi, .... Gazetesi'nde yayınlatılması ve de pay defterinde yazılı pay sahipleriyle, önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine iadeli taahhütlü mektupla bildirilmesi gerekir (....). 26. Yukarıda da belirtildiği üzere çağrı usulü için TTK m. 414 hükmünde belirtilen hususlara riayet edilmelidir. Dosya içerisinde mevcut ... Gönderi Takip formunun incelenmesinde; genel kurul toplantısına çağrının, ilân ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihi olan 22.01.2022 tarihinden en az iki hafta önce olmak üzere 07.01.2022 tarihinde yapıldığı görülmekle, toplantıya çağrının TTK m. 414 hükmü gereği usulüne uygun olduğu değerlendirilmiştir. 27. Öte yandan pay sahibinin temsiline ilişkin olarak TTK m. 425 hükmünde, pay sahibinin, paylarından doğan haklarını kullanmak için, genel kurula kendisi katılabileceği gibi, pay sahibi olan veya olmayan bir kişiyi de temsilcisi olarak genel kurula yollayabileceği, temsilcinin pay sahibi olmasını öngören esas sözleşme hükmünün geçersiz olacağı hususları düzenlenmiştir. Kanun lafzından da anlaşıldığı üzere pay sahibi kendini genel kurulda temsilciyle temsil ettirebilir. 28. TTK m. 426 hükmü uyarınca pay sahibince, yazılı olarak yetkilendirilmiş kişi tarafından pay sahipliği haklarının kullanılabileceği belirtilerek yalnızca yazılılık şekli yeterli görülse de; Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları İle Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik m. 18/7 uyarınca halka açık olmayan şirketlerde genel kurula katılım için verilecek temsil yetkisinin noter onaylı şekilde düzenlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Dosya içerisine sunulan belgeler üzerinde yapılan incelemede; genel kurula davacı tarafın temsilcisinin noter onaylı vekaletname aslı ile değil de fotokopisi ile katıldığı, bu hususun davacı tarafın da kabulünde olduğu, bu durumda davacı temsilcilerinin toplantıya katılımlarına izin verilmemesinde açıklanan gerekçelerle Kanuni düzenlemelere aykırılık bulunmadığının kabulü gerektiği kanaatine varılmıştır. 29. Bu bakımdan davacının ileri sürdüğü bu vakıa dışında, dosya kapsamındaki deliller nazara alındığında resen yapılan değerlendirme sonucunda genel kurul karanının yokluk halinin vuku bulduğundan sözedilemeyecektir. 30. Davacı yan TTK m. 437 hükmünü aykırı biçimde en az 15 gün öncesi şirket merkezinde hissedarların incelenmesine tabi tutulması gereken belgelerin hazır tutulmadığını, bilgi alma ve inceleme hakkının engellendiğini ve genel kurul kararının batıl olduğunu ileri sürmüş ise de, sözkonusu belgelerin Kanuni süre içerisinde hazır olmadığına yönelik her hangi bir tespit isteminde bulunmadığı gibi bu hususta davacının davalı şirketten talepte bulunduğuna yönelik her hangi bir delil ortaya konulmamış, bir başka ortak tarafından şirket yetkilisine gönderilmiş olan "e-posta" ise bu anlamda bir delil olarak değerlendirilemeyecektir. 31. TTK m. 447 hükmü uyarınca genel kurul kararlarının batıl olup olmadığı hususunda ise hukuk güvenliği açısından, geçersizlik hallerinin uygulamasında çok titiz ve dikkatli davranılması gerektiği nazara alınarak davacı yanın genel kurul kararlarının batıl olduğu yönündeki iddiasının somut vakıalara dayandırılmaksızın genel ve soyut iddialar ileri sürülmüş olduğu, alınan kararların paysahiplerinin vazgeçilemez nitelikte haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, bilgi alma, inceleme ve denetim haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı nitelikte kararlar olmadığı kanaatine varıldığından batıl olduğu değerlendirilmemiştir. 32. İptal edilebilirlik bakımından ise TTK m. 446 hükmünde iptal davasını açabilecekler düzenlenmiş olup davacı yanın yukarıda da açıklandığı üzere usulüne uygun çağrıya karşın toplantıya katılmadığı, gündemin gereği gibi ilan edildiği ve sözkonusu hükümde yer verilen diğer hallerin varlığının da davacı yanca iddia ve ispat edilmemiş olduğu anlaşılmaktadır. 33. Sonuç olarak; yokluk ve butlan hallerinin somut uyuşmazlıkta gerçekleşmediğinin yukarıda yer verilen gerekçelerden anlaşıldığı, yine genel kurula yönelik olarak alınan yönetim kurulu kararının .... Gazetesi'nde ilan edildiği, ayrıca dosya kapsamında yer alan posta gönderi barkodu üzerinden yapılan sorgulamada gündemin davacıya usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, toplantı yerine davacıyı temsilen katılmak istemi ile temsilcinin bulunduğu ancak, usulüne uygun şekilde noter onaylı ve apostil şerhli vekaletnamenin ibraz edilmemesi nedeni ile toplantıya katılamadığı, bu hususun dosya kapsamındaki tutanaktan anlaşıldığı ve davacının kabulünde olduğu anlaşılmakla; davacı tarafın TTK m. 446 hükmünde sayılan iptal davası açabilecek kişilerden olmadığı anlaşılmakla, davacının davasının HMK m. 114 ve 115 hükmü uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. VI-HÜKÜM 1-Davacının davasının HMK m. 114 ve 115 hükmü uyarınca dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, Karar ve İlam Harcı 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60.-TL harçtan, peşin alınan 80,70.-TL harcın düşümü ile bakiye 346,90.-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Yargılama Giderleri ve Gider Avansı 3-Yargılama masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına, 4-HMK'nun 333. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde YATIRANA İADESİNE, Vekalet Ücreti 5-Davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT 3 ve 13. maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 17.900,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödenmesine, Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren .... Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile .... Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yasa yolu açık olmak üzere 22/02/2024 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/02/2024 Başkan ... E-İmza Üye ... E-İmza Üye ... E-İmza Katip ... E-İmza NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"