İlk Derece Mahkemesi · Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/276 E. 2024/569 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/276
- Karar No
- 2024/569
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/276 KARAR NO : 2024/569 BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... - .... DAVALI : ... - ... ... VEKİLLERİ : Av. ... - .... Av. ... - .... DAVA : Menfi Tespit / Kambiyo Senedinden Kaynaklanan DAVA TARİHİ : 07/07/2020 KARAR TARİHİ : 10/10/2024 KARAR Y.TARİHİ : 09/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan "Menfi Tespit" davasının yapılan açık yargılaması sonunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR 1. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil aleyhine davalı tarafça .... sayılı dosyası ile 20.12.2019 tarih ve 5.000.000,00 TL bedelli senet borca dayanak gösterilerek kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin takibe konu senet veya başka bir suretle icra takibinin alacaklısına herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkiline ... aracılığı ile 25.12.2019 tarihinde bir kargonun teslim edildiğini, müvekkilinin teslim aldığını gösterir şekilde kargo elemanının gösterdiği yere imza attığını, teslim edilen kargo evrakında, .... zarfı içerisinde müvekkilinin geçmiş yıllara dönük hizmet dökümü fotokopisinin yer aldığını, müvekkiline dolandırıcılık yolu ile imzalatılan senedin, davalı tarafça kendi adına 5.000.000,00 TL bedel yazılarak ve ilgili diğer kısımlar doldurularak takibe konu edildiğini, müvekkili aleyhine başlatılan takibin davalı tarafından dolandırıcılık kastı güdülerek kötü niyetli olarak başlatıldığını, davalı hakkında ....nolu soruşturma dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu ve soruşturma başlatıldığını belirterek; .... sayılı takibinin iptaline, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine, davalı alacaklının %10 oranında para cezasına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II-SAVUNMALAR 2. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, işbu davanın açılmasından önce .... E, sayılı davayı açarak imza inkarında bulunduğunu, yapılan yargılama neticesinde, imzanın davacıya ait olduğunun belirlendiğini, bu kez davacı tarafından imzanın kargo teslim belgesine atıldığının iddia edildiğini, davacının senetten dolayı borçlu olmadığını soyut ve dayanaksız iddialardan başka, davaya konu kambiyo senedi ile aynı kuvvette olan başka bir yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar 3. Tarafların ileri sürdüğü, üzerinde anlaştıkları ve çekişme konusu olmaktan çıkan her hangi bir vakıa bulunmadığı anlaşılmaktadır. B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları 4. Uyuşmazlık; aleyhine girişilen takip dayanağı bonoyu iradesi fesada uğratılmak suretiyle elde edilip edilmediği, davacının davalı yana borçlu olup olmadığı ile buradan varılacak sonuca göre aleyhine girişilen takipten ötürü borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER 5. ....sayılı (Kapatılan .... sayılı dosyası) dosyasının incelenmesinde ; alacaklının ..., borçlunun ... olduğu, 5.000.000,00 TL asıl alacak, 26.712,33 TL işlemiş faiz, 15.000,00 TL komisyon olmak üzere toplam 5.041.712,33 TL'nin tahsili için 30/12/2019 tarihinde icra takibi başlatıldığı görülmüştür. 6. Davaya konu senedin incelenmesinde; davacı ... ... tarafından, ... lehine düzenlenen, 23/10/2019 tanzim ve 20/12/2019 ödeme tarihli ve 5.000.000,00 TL bedelli olduğu anlaşılmıştır. 7. .... Esas sayılı dosyasında, Grafoloji ve sahtecilik uzmanı bilirkişiden alınan 11 Mayıs 2020 tarihli raporla: "5.000,000(beşmilyon)TL bedelli bono altında bulunan imzanın ... elinden çıkmış olduğu görüşü bildirilmiştir. 8. Davacının huzurda imza örnekleri aldırılmış, davacının imzasının bulunduğu kurumlara müzekkere yazılarak imza örnekleri celp edilmiştir. 9. ....'nün 11/07/2024 tarihli raporunda, inceleme konusu senedin, piyasadan kolaylıkla temin edilebilen matbu senetlerden olmadığı, imzanın etrafında yapıştırıcı artıkları olduğu, bu yapıştırıcı artıklarının üzerinde farklı belgeye ait kağıt lifi kalıntıları olduğu ve belge üzerinde deformasyonlar bulunduğu, inceleme konusu senedin ödeyecek hanesinde çift imza yerine sadece bir adet imza bulunduğu, inceleme konusu senet üzerinde borçlu imzası için geniş bir alan bulunmasına rağmen mevcut borçlu imzasının senedin sol tarafına yanaşmış olduğunun tespit edildiği, söz konusu senedin başka bir belgenin altına gizlenmesi suretiyle imza altına alınmış olabileceği bildirilmiştir. 10. .... sayılı dosyasının incelenmesinde; katılanın ..., sanığın ... olduğu, isnat edilen suçun resmi belgede sahtecilik olduğu, yapılan yargılama neticesinde verilen karar ile; Sanık ...'in; sübut bulan resmi belgede sahtecilik suçundan eylemine uyan TCK'nın 204/1 maddesi uyarınca suçun işleniş şekli ve özelliği, ve suçun işlendiği zaman ve yer, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı nazara alınarak takdiren ve teşdiden 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün kesinleştiği görülmüştür. V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 11. Dava, davacı aleyhine girişilen kambiyo senedi/bono konu edilen takip nedeni ile borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 12. Davacı yan borçlu olmadığı yönündeki iddiasını dolandırıldığı yani iradesinin fesada uğratıldığı ile bunun yanında aralarında borç ilişkisi bulunmadığı vakıalarına dayandırmaktadır. 13. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 190. maddesinin 1. fıkrasında yukarıdaki düzenlemeye paralel olarak ispat yükünün kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olacağı belirtilmiştir. 14. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenen menfi tespit davalarında ispat yükü, davacının iddiasının dayandığı nedenlerin niteliğine göre değişkenlik gösterir. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer. 15. İrade bozukluğu hâlleri 6098 sayılı TBK'nın 30 ila 39. maddeleri arasında "Yanılma", "Aldatma" ve "Korkutma" başlıkları altında düzenlenmiştir. 16. Görüleceği üzere Türk Borçlar Hukuku sisteminde iradeyi bozan sebepler üç durum olarak hüküm altına alınmış olup, yanılma (hata), aldatma (hile) ve korkutma (ikrah) gerçekleşme biçimleri bakımından birbirinden farklıdırlar. 17. Aldatma TBK'nın 36. maddesinde; "Taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir. 18. Üçüncü bir kişinin aldatması sonucu bir sözleşme yapan taraf, sözleşmenin yapıldığı sırada karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması hâlinde, sözleşmeyle bağlı değildir" şeklinde düzenlenmiştir. 19. Kanunda hilenin tanımına doğrudan yer verilmemiş ise de aldatma (hile); genel olarak, bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı korumak yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Yanılma (hata) ise; irade ile beyan arasında istemeyerek meydana gelen bir uyumsuzluk hâlidir. Hatada yanılma, hilede ise kasıtlı olarak yanıltma söz konusudur. 20. Nitekim, Hukuk Genel Kurulunun 03.04.1963 tarih ve ... E., ... K. sayılı kararında hile; "…gerçek durumu bilmesi hâlinde bir kimsenin kabul etmeyecek olduğu bir şeyi kabul etmesine diğer bir kimse tarafından yol açılmış olması demektir" şeklinde tanımlanmıştır. 21. Hilenin varlığının kabulü için bazı şartların gerçekleşmesine ihtiyaç vardır: Birinci şart "aldatma fiili"dir. Aldatan şahıs diğerini yanıltmış (hataya düşürmüş) olmalıdır. Fakat karşı tarafın düştüğü bu yanılmanın esaslı olması gerekmez (TBK. m.36/1). Çünkü aldatan hiçbir surette korunmaya layık değildir. Aldatan, sözleşmenin yapılması ve özellikle görüşmeler sırasında, belirli konu ve hususlarda doğru olmayan bilgiler vermekte veya bazı hususları dürüstlük kuralına göre açıklaması gerekirken kasten gizlemektedir. İkinci şart; "aldatma kastı"dır. Aldatan, karşı tarafı sözleşme yapmaya ikna etmek için ona bilerek ve isteyerek (kasten) gerçek dışı beyanda bulunmuş olmalıdır. Başka bir deyişle, yalan söyleyende karşı tarafı aldatmak ve onun gerçeği bilmesi halinde yapmayacak olduğu bir sözleşmeyi yapmağa sevk etmek niyeti bulunmalıdır. Eğer bir kimse, bilmemesi ağır bir kusur teşkil etmesine rağmen, durumu bilmeden bir beyanda bulunmuş ise aldatma kastı yoktur. Üçüncü şart ise "illiyet bağı"dır. Sözleşme aldatma sonucu, onun etkisi ile yapılmalıdır. Aldatılan yapmış olduğu sözleşmeyi, aldatma olmasıydı ya hiç yapmayacak ya da daha iyi şartlarda yapacak idiyse, illiyet bağı gerçekleşmiş olur. Aldatma fiili, sözleşmenin kurulmasının asli şartı olmalı, aldatma ile sözleşmenin kurulması arasında tabi bir illiyet bağı bulunmalıdır ( ....., HGK'nın 20.10.2010 tarih ve ..... sayılı kararı). 22. Türk hukukunda irade bozukluğuna bağlanan yaptırım ise bir kesin hükümsüzlük (butlan) hâli değildir. Mülga BK'nın 23 ve devamı maddelerinde "...ilzam olunamaz." (BK.23), "...o akit ile ilzam olunmaz." (BK.28), "...kendi hakkında lüzum ifade etmez" (BK.29/I), TBK'nda ise "... bağlı olmaz." (TBK. m.30), "...sözleşmeyle bağlı değildir." (TBK. m.36 ve 37/1) ibareleri kullanılmak suretiyle irade bozukluğuyla yapılan sözleşmelerin, iradesi hata, hile veya ikrahla sakatlanan kimseyi bağlamayacağı öngörülerek, bu kişiye belli bir süre içerisinde kullanabileceği iptal hakkı tanımıştır. 23. Tüm bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere taraflardan biri diğer tarafı hileyle sözleşme yapmaya yöneltmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı hâlinde aldatılan taraf, hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırılabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Ancak, hile üçüncü bir kişi tarafından da yapılabilir. Böyle bir durumda kural olarak aldatılan taraf sözleşme ile bağlı ise de üçüncü kişinin hilesini karşı taraf sözleşmenin yapıldığı sırada biliyor ya da bilmesi gerekiyor ise aldatılan taraf sözleşmenin iptalini isteyebilir. 24. Öte yandan, aldatmayı (hileyi) ispat yükü aldatılan tarafa aittir. Hile bir haksız fiil olduğundan her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Sözleşme resmî senetle yapılmış olsa dahi 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Resmî belgelerle ispat" kenar başlıklı 7. maddesi "Resmî sicil ve senetler, belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur. Bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatı, kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça, her hangi bir şekle bağlı değildir." hükmünü içermekte olduğundan, hile olgusu tanık dâhil olmak üzere her türlü delille ispatlanabilir. 25. Tüm bu açıklamalarla somut olay değerlendirildiğinde, davacı yan, davalının, daha önceden hazırlamış olduğu senet üzerine ... Şirketinin teslim alındı belgesinin senet üzerindeki borçlu imzasının yer alacağı kısma denk gelecek biçimde ve açıklık bırakılacak şekilde yapıştırılarak tutturulduğu, ardından ... Şirketi kuryesi kılıfıyla müştekinin ikametine gidilip ...’dan kargosunun olduğunun söylenerek daha önceden hileli şekilde oluşturulmuş senede müştekinin bilgisi ve rızası dışında senede imza attırılarak yargılama konusu senedin oluşturulduğu, hileli yollarla düzenlenmiş bu senedin davalı tarafından icraya konulduğu ve müştekiden bu yolla tahsil edilmeye çalışıldığını, böyle bir borcu bulunmadığını ileri sürerek, senet altındaki imzayı inkar etmiş ve borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. 26. Davacı yan takip dayanağı bonoyu iradesinin fesada uğratılması sonucu aldatılmak suretiyle davalı yana vermiş olduğunu ileri sürdüğü nazara alındığında öncelikle davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacı yan aleyhine girişilen takip ile davacının sözkonusu irade fesadı halini öğrendiği dosya kapsamından anlaşılmakla, suç duyurusu ve uyuşmazlıkla ilgili mahkememizde yapılan yargılamaya konu dava tarihi nazara alındığında 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde davanın açılmış olduğu değerlendirilmiştir. 27. Mahkememizce takip dayanağı senet üzerindeki keşideci borçlu adına atfen atılı imzaların, davacı ait olup olmadığı ile yine sahtelik suretiyle elde edilip edilmediğine yönelik bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. 28. ....'nün 11/07/2024 tarihli raporunda, incelemeye esas senet üzerindeki imzanın davacı eli ürünü olduğu, öte yandan inceleme konusu senedin, piyasadan kolaylıkla temin edilebilen matbu senetlerden olmadığı, imzanın etrafında yapıştırıcı artıkları olduğu, bu yapıştırıcı artıklarının üzerinde farklı belgeye ait kağıt lifi kalıntıları olduğu ve belge üzerinde deformasyonlar bulunduğu, inceleme konusu senet üzerinde borçlu imzası için geniş bir alan bulunmasına rağmen mevcut borçlu imzasının senedin sol tarafına yanaşmış olduğunun tespit edildiği, söz konusu senedin başka bir belgenin altına gizlenmesi suretiyle imza altına alınmış olabileceği değerlendirilmiştir. 29. Davacının mahkememiz dava konusu senetle ilgili olarak suç duyurusu üzerine yapılan soruşturma sonucunda, davalı hakkında iddianame düzenlenerek dava açıldığı, .... Mahkemesi'nde yapılan kovuşturmada alınan ....'nün 18/01/2021 tarihli uzmanlık raporunda; senetteki borçlu imzası ile ...’un mukayese imzalarının karşılaştırılması neticesinde aralarında benzerlik görüldüğünü ve senet üzerinde çeşitli iz, emare ve deformasyonlarının bulunduğu, senet üzerinde kağıt liflerinde belirtilen deformasyonların inceleme konusu senedin borçlu imzasının atılı bölümünün açık kalacak şekilde üzerine başka bir belgenin yapıştırılması/tutturulması esnasında meydana gelebileceği bildirilmiştir. Yine ....'nün 08/02/2022 tarihli raporunda senedin aldatma kabiliyetine haiz olduğu bildirilmiştir. 30. Öte yandan, davalı yan, senet bedeli olan 5.000.000,00 TL'yi katılana elden borç vermiş olduğunu savunmuş ise de; .... E, sayılı dosyasında, bu kadar yüksek miktarda paranın elden verilmesinin hayatın olağan akışına uymadığı, ayrıca sanık ile katılan arasında böyle bir alışverişe dair ilişki bulunmadığı, sanığın savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilerek, sanığın sahte olarak oluşturmuş olduğu 5.000.000 TL tutarlı senedi icra takibine koyarak katılana yönelik haciz işlemi yaptırdığı anlaşılmakla sübut bulan kamu kurumlarının aracı olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı 158/1.d maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş ve işbu karar kesinleşmiştir. 31. Bu durumda, takip dayanağı 23/10/2019 tanzim ve 20/12/2019 ödeme tarihli. 5.000.000,00.-TL bedelli senedin davacının iradesinin aldatmak suretiyle fesada uğratılması nedeni ile geçersiz olduğu mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi ve ceza kovuşturmasında yapılan bilirkişi incelemesi, bunun yanında ceza kovuşturması sonucu davalının aldatma eyleminin kesinleşmiş olması nazara alınarak davacının davasının kabulüne, davacının .... takip sayılı dosyasından ötürü davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davalının kötüniyetli ve haksız olduğu yapılan açıklamalardan anlaşılmakla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. VI-HÜKÜM 1-Davanın KABULÜNE, 2-Davacının ....takip sayılı dosyasından ötürü davalıya borçlu olmadığının tespitine, 3-Takip tutarının % 20 oranında 1.008.342,46.-TL kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Karar ve İlam Harcı 4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 341.550,00.-TL harçtan peşin alınan 85.387,50.-TL harcın mahsubu ile bakiye 256.162,50.-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Yargılama Giderleri ve Gider Avansı 5-Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan başvurma harcı, peşin harç, vekalet harcı toplamı 85.449,70.-TL yargılama harcının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 6-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere ve posta gideri olarak yapılan 282,50.-TL ile ...'ne dosya ve senet aslı gönderme masrafı olan 30.440,50 TL toplamı 30.723,00.-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 7-Arabuluculuk Kanunu 18A/13 maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asagari Ücret Tarifesi uyarınca 1.320,00.-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Taraflarca depo edilen varsa gider avansı ile delil avansından bakiye tutarların karar kesinleştiğinde HMK m. 333 ve Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik m. 207 hükümleri uyarınca ilgilisine İADESİNE, Vekalet Ücreti 9-Davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3, 13 maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 526.000,00.- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine, Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren .... Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile .... Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yasa yolu açık olmak üzere 10/10/2024 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.10/10/2024 Başkan ... E-İmza Üye ... E-İmza Üye ... E-İmza Katip ... E-İmza NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"