İlk Derece Mahkemesi · Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/45 E. 2024/746 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/45
Karar No
2024/746
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ...Esas KARAR NO : 2024/746 BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... ASIL DAVA DOSYASI VEKİLİ : Av. ... DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 11/04/2022 KARAR TARİHİ : 25/12/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Turizm Tercüme Eğitim Danışmanlık Tarım Tic. Ltd. Şti.'nin Türkiye'ye gelen yabancı uyruklu kişilerin, ikamet izni, çalışma izni vs izin başvuruları, izin sürelerinin uzatılması, vatandaşlık başvuru işlemleri, sigorta işlemleri ve sair konularında danışmanlık ve tercümanlık faaliyetlerini yürütmekte olduğunu, davalı ...'ın ise müvekkil şirketin kurucu ortaklarından ve aynı zamanda şirketin müdürü olduğunu, davalının Filistin Uyruklu olduğunu, Türkiye'de öncelikle Yeminli Tercüman olarak çalışma izni alabilmek, akabinde ise vatandaşlık başvurusunda bulunabilmek için müvekkil şirketin diğer ortağı ... ile birlikte 2019 yılında müvekkil şirketi kurmuş ve şirketin kurulurken davalının herhangi bir sermaye ödememiş olduğunu, şirketin kira, çalışan ve sair tüm giderlerini diğer ortak ...'ın karşılamış olduğunu, davalının, müvekkili şirketin kurucu ortağı ve müdürü olarak Yeminli Tercüman olarak çalışma izni aldığını ve Türkiye'de ikamet izninin süresini uzattırmış olduğunu, ayrıca şirketin hiçbir giderine katılmadığı gibi, şirketin tüm hesaplarını kendisi kullanmış, sigorta primlerini vs. şirket hesabından ödemiş olduğunu, şirket hesapları ile ilgili diğer ortak ...'a hesap verme gereği dahi duymamış olduğunu, davalının müvekkili şirketin ortağı ve müdürü olarak çalışmaya devam ederken, müvekkili şirketin eski müşterileri müvekkili şirketin diğer ortağı ...'ı telefola arayarak, kendilerini davalının aradığını, telefonlarına mesaj gönderdiğini, kendisinin yeni bir şirket kurduğunu ve daha uygun ücretle işlemlerini halledeceğini söylediğini bildirmişler ve ortak oldukları şirketin neden kapatıldığını sormaya başlamış olduklarını, bunun üzerine müvekkilinin yaptığı araştırmalar sonucunda davalının müvekkili şirket ile aynı faaliyet alanında ve aynı bölgede iş yapan ... Tercüme Eğitim Danışmanlık ve Dış Ticaret Ltd. Şti. isimli bir şirket kurduğunu, yeni kurulan şirketin de müdürü olduğunu ve yine müdürü olduğu müvekkili şirketin müşterilerini yeni kurduğu şirkete yönlendirdiğini öğrenmiş olduğunu, müvekkili şirketin müşterilerinin bir bölümünün davalının teklif ettiği daha uygun fiyat nedeniyle aynı faaliyet alanında kurduğunu ve müdürü olduğu ... Tercüme Eğitim Danışmanlık ve Dış Ticaret Ltd. Şti. üzerinden işlem yapmaya başlamış olduklarını, davalının aynı anda her iki şirketin müdürü olarak görev yaparak TTK'nın 626. maddesinde yer alan "Müdürler ve yönetimle görevli kişiler, görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlüdürler." şeklinde düzenlenen müdürlerin rekabet yasağına açıkça aykırı davranmış olduğunu, davalının ayrıca müvekkil şirketin yönetim organı olan müdür, yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kendisine bırakılmış olması dolayısıyla, şirketin tüm sırlarına, müşteri çevresine, üretim, istihdam ve iş yapış modeline dair bilgilere vakıf olduğu, bu durumdan yararlanarak, kendine özel menfaat sağlama kastıyla hareket etmiş ve ortaklığa açıkça zarar vermiş olduğunu, TTK'da Müdürler için düzenlenmiş bulunan, rekabet yasağı ile ortakların ve şirketin menfaatinin korunmasının amaçlandığının açık olduğunu, müdürün tüm mesaisini, dikkat ve özenini şirketin işlerine ayırmasının bu yolla tesis edildiğinin de ortada olduğunu, yine TTK'nın şirket ortakları ve türlerinin sorumluluğunu düzenleyen 613. maddesinde, ortakların şirket sırlarını korumakla oldukları, şirketin çıkarlarını zedeleyebilecek davranışlarda bulunamayacakları, özellikle, kendilerine özel bir menfaat sağlayan ve şirketin amacına zarar veren işlemler yapamayacaklarının hüküm altına alınmış olduğunu, davalının, davaya konu eylemi ile TTK'nın anılan hükmü ile getirilen yükümlülüklerini de açıkça ihlal etmiş ve müvekkil şirketin zarara uğramasına neden olmuş olduğunu, öyle ki, müvekkil şirketin yasağın ihlali neticesinde müşteri çevresinin bir kısmını kaybetmiş ve bu surette ciro ve kazanç kaybına uğramış olduğunu, davalının müvekkili şirketin bilgisayarındaki tüm verileri, müşterilere ait tüm kişisel bilgileri (müşterilerin pasaport, kimlik bilgisi, ehliyet, diploma ve özel bilgilerini) izinsiz kopyalayarak, hukuka aykırı olarak yeni kurduğu şirketin faaliyet kapsamında kullanmış olduğunu, tüm müşterileri arayarak yeni kurduğu şirketine yönlendirmiş ve daha ucuza hizmet vereceğini vaat etmiş olduğunu, ayrıca müvekkil şirket çalışanlarından Ahmad E.K. ABUKWAKE'i yeni kurduğu ... Tercüme Eğitim Dan. Ltd. Şti.'de işe başlatmış olduğunu, davalının yöneticisi olarak kişisel ekonomik çıkar elde etmek amacıyla çalıştığı şirketin zararına ve sadece kendisine menfaat temin etmek için yeni bir şirket kurarak yeni şirkete müdür olmuş olduğunu, müvekkili şirketin müşterilerini yeni kurduğu şirkete aktarmış olduğunu, yeni kurulan ... Tercüme Eğitim Danışmanlık ve Dış Ticaret Ltd. Şti.'nin de müdürü olduğunu, davalı şirketin TTK 632. madde gereğince davalı ...'in eylemlerinden sorumlu olduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin uğradığı zararın tazmini mümkün olmadığı takdirde davalılardan ...'in şirketi olan diğer davalı ... Tercüme Eğitim Danışmanlık ve Dış Ticaret Ltd. Şti. aracılıyla yaptığı tüm işlemlerin müvekkil şirket adına yapılmış sayılmasına ve doğan menfaatlerin müvekkili şirkete iadesine karar verilmesini, davalı ...'in yukarıda belirtilen eylemeleri nedeniyle müvekkil şirketin diğer ortağı ... tarafından davalı hakkında "Güveni Kötüye Kullanma", "Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma" ve " Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirme ve Kullanma" suçu nedeniyle... Cumhuriyet Başsavcılığı'na 2021/129740 soruşturma nolu dosya ile suç duyurusunda bulunulmuş olduğunu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 23.12.2021 gün ve 2021/129740 Soruşturma 2021/183058 Karar no ile iddiaların hukuki ihtilaf kapsamında olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş olduğunu, anılan karara taraflarınca itiraz edildiğini, henüz sonuçlanmamış olduğunu belirterek, müvekkili şirketin müdürü olan davalının TTK'dan doğan rekabet yasağını ihlali nedeniyle müvekkili şirketin uğramış olduğu zararın davanın esasına girilmeden tam olarak tespiti mümkün olmadığından 6100 sayılı Yasa'nın 107. maddesi uyarınca toplanacak delillere göre belirlenecek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere şimdilik 20.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tazminine, bu talebimizin kabul görmemesi durumunda tazminat yerine davalılardan ...'in şirketi olan diğer davalı ... Tercüme Eğitim Danışmanlık ve Dış Ticaret Ltd. Şti. aracılıyla yaptığı tüm işlemlerin müvekkil şirket adına yapılmış sayılmasına ve doğan menfaatlerin müvekkil şirkete iadesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin ...... adresinde kurulduğunu, Türkiye'ye gelen yabancı uyruklu kişilerin ikame izni, çalışma izni vs izin başvuruları, izin sürelerin uzatılması, vatandaşlık başvuru işlemleri, sigorta işlemleri ve sair konularında danışmanlık ve tercümanlık faaliyetlerini yürüttüğünü, kuruluşta davacının müdür olarak seçilmiş olduğunu, 27.01.2021 tarihli 2021-1 sayılı genel kurul kararının 08.07.2021 tarihli ilanlara göre davacı ... müdürler kurulu başkanı olarak seçildiğini, bir süre davacılar ile davalı ... beraber çalıştıklarını, aralarında yaşanan husumet nedeniyle ...'ın davacıları 28.12.2020 tarihinde şirketten kovduğunu, davacını haksız bu davranış ile şirketten zorunlu olarak ayrılmasının yanında her ne kadar şirketlerinden yasal olarak da ayrılmak istese de, ne şirketinden alacaklarını tahsil edebildiğini, ne de davacı ...'ta bulunan borçlarını alabildiğini, davalının ayrıca davacı şirketin yönetim organı olan müdür yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kendisine bırakılmış olması dolayısıyla, şirketin tüm sırlarına, müşteri çerçevesine, üretim, istihdam ve iş yapı modeline dair bilgilere vakıf olduğunu, bu durumdan yararlanarak, kendine özel menfaat sağlaması kastıyla hareket ettiğini ve açıkça zarar verdiğini belirterek davacı şirketin müdürü olan davalının TTK'dan doğan rekabet yasağı ihlali nedeniyle davacı şirketin uğramış olduğu zararın davanın esasına girilmeden tam olarak tespiti mümkün olmadığından 6100 Sayılı yasanın 107. maddesi uyarınca toplanacak delillere göre belirlenecek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000 TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davlıdan tazminine, birinci madde yer alan taleplerinin kabul görmemesi durumunda tazminat yerine davalılardan ...'ın şirketi olan diğer davalı ... aracılığıyla yaptığı tüm işlemlerin davacı şirket adına yapılmış sayılmasına ve doğan menfaatlerin davacı şirkete iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Asıl davada davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; bir süre davacı ile müvekkilin beraber çalışmış olduklarını, aralarında yaşanan husumet nedeniyle davacı ...'ın müvekkil ...'i 28/12/2020 tarihinde şirketten kovmuş olduğunu, müvekkilinin bu haksız davranış ile şirketten zorunlu olarak ayrılmasının yanında her ne kadar şirketten yasal olarak da ayrılmak istese de; ne şirketten alacaklarını tahsil edebilmiş ne de davacı ... müvekkile olan borçlarını ödemiş olduğunu, hatta davacı ...'ın; müvekkil ...'e, alacakları için hukuki süreç başlatması durumunda şirkette ödeyemeyeceği derecede büyük borçlar meydana getireceğini, bu borçlardan ötürü de müvekkilin çok pişman olacağından bahisle ... Turizm Şirketi Muhasebecisi ... aracılığıyla müvekkile haber göndermiş olduğunu, Muhasebeci ...'nın tanık olarak dinlenmesi halinde bu hususun doğruluğunun ortaya çıkacağını, genç ve hedefleri olan müvekkilin yaş itibariyle kendisinden çokça yaşlı olan davacı ...'ın bu şekildeki tehdit ve yönlendirmelerine kolayca maruz kalmakta olduğunu, davacının üzerine bırakmayla tehdit ettiği büyük borçların, daha iş hayatının başında olan, akademik kariyer yapmak için ülkesinden çok uzakta bulunan, tek başına mücadele eden müvekkilini elbette ki korkutması bunun akabinde davacının tehditlerine boyun eğdirmesi ile şirketten vazgeçmek zorunda kalmasının oldukça beklenen bir durum olduğunu, bunun üzerine müvekkili ...; On Dokuz Mayıs Üniversitesinde Mühendislik Bölümünde Yüksek Lisans yaptığını, bir yandan da çalışırken hayatını idame ettirebilmek 06.04.2021 tarihli ilan ile "... TERCÜME EĞİTİM DANIŞMANLIK VE DIŞ TİCARET LİMİTED ŞİRKET"ni kurmuş ve ticaret sicil gazetesine tescil ettirmiş olduğunu, ancak yabancı olan müvekkili ...'in işbu şirketi kurup tescil ettirirken Türkiye'de yürüklülükteki TTK'da yazılı haksız rekabet hükümlerini bilmesinin de kendisinden beklenemeyeceğini, hali hazırda bir şirketi varken başka bir şirket açma fikri davacı ...'ın zorlaması üzerine oluşmuş olduğunu, ayrıca ...'ın aynı alanda çalışan ve müdürü olduğu ikinci bir şirketinin olmasından dolayı müvekkilin bunun yasal bir yaptırımı olduğunu bilmesinin beklenemeyeceğini, ayrıca her ne kadar TCK'da "kanunu bilmemek mazeret sayılmaz" hükmü yer alsa da karşıt anlamla yorum yapıldığında TCK dışındaki kanunları bilmemek mazeret sayılabileceğini, bu sebeple müvekkilin TTK'da yer alan haksız rekabet hükümlerinin yaptırımlarını bilmemesinin olağan bir durum olduğunu, bu sırada davacı ...'ın "..." isimli "Atatürk Bulv. No:103/28 .../ANKARA" adresinde kurulu 15.05.2019 tarihli 2019-1 Sayılı Genel Kurul kararıyla Müdür olduğunu 24.05.2019 tarihinde sicil gazetesine ilan ettirdiği bir şirketinin daha olduğunu, müvekkili ... ile kavga ederek müvekkili ... Turizm şirketinden kovmasının ardından müvekkilinin onsuz tek hayatta ve ayakta olduğunu gören davacı ...'ın müvekkiline karşı husumete ve haksız uğraşlara girişmiş olduğunu, şöyle ki; davacı ...'ın; hali hazırda müdürü olduğu ... TERCÜME şirketini; müvekkili ile beraber kurdukları ... TURİZM şirketinin ticaret sicilindeki adresi olan ".... ..... ..... " adresine taşımış olduğunu, o tarihten bugüne kadar da müvekkil ... ile davacı ...'ın müdürleri oldukları ... TURİZM şirketinin aynı adresinde sadece davacı ...'ın müdürü olduğu ... tercüme şirketinin faaliyet göstermekte olduğunu, ayrıca ... Turizm Şirketinin faaliyet alanının da ... Turizm şirketi gibi; "Türkiye'ye gelen yabancı uyruklu kişilerin ikamet izni, çalışma izni vs. izin başvuruları, izin sürelerinin uzatılması, vatandaşlık başvuru işlemleri, sigorta işlemleri ve sair konularında danışmanlık ve tercümanlık faaliyetleri" olduğunu, açıkça ... Turizm Şirketi ile bire bir aynı alanda çalışmakta olduğunu, ancak her nedense davacı ...'ın; kendi yapmış ve yapmakta olduğu işbu haksız davranışı haksız rekabet olarak görmemekte olduğunu, ... Turizm ... şirketinin "Cumhuriyet Mah. Atatürk Bulvarı Sosyal Han No:91/4 .../ANKARA" adresinde müvekkili ... ile davacı ... tarafından 20.11.2019 tarihinde ticaret siciline tescil olunduğunu, kuruluşta müvekkilinin müdür olarak seçilmiş olduğunu, 27.01.2021 tarihli 2021-1 sayılı Genel Kurul Kararı; 08.07.2021 tarihli ilanla göre de davacı ...'ın "Müdürler Kurulu Başkanı" olarak seçilmiş olduğunu, ... Turizm şirketinin, Türkiye'ye gelen yabancı uyruklu kişilerin ikamet izni, çalışma izni vs. izin başvuruları, izin sürelerinin uzatılması, vatandaşlık başvuru işlemleri, sigorta işlemleri ve sair konularında danışmanlık ve tercümanlık faaliyetlerini yürütmekte olmuş olduğunu, davacının dava dilekçesinde beyan etmiş olduğu "...'daki müşterileri kendisine yönlendirdiği" hususunun taraflarınca kabul edilebilir olmadığını, davacının sunmuş olduğu delil mesajı incelendiği zaman bu mesajın müvekkili tarafından gönderilmediğini ve numaranın da müvekkile ait olmadığının anlaşılacağını, ayrıca bu konu hakkında davacı ...'ın; suç duyurusunda bulunarak; davacının davalı müvekkilinin şirketinde bulunan bilgisayarındaki tüm verileri, müşterilere ait tüm kişisel bilgileri izinsiz kopyalayarak hukuka aykırı olarak yeni kurmuş olduğu şirkette kullandığını iddiasında bulunmuş olduğunu, bunun sonucu olarak da... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından KYOK verilmiş olduğunu, davacının bu beyanı doğrulayacak hiç bir ispatı bulunmadığı ve yapmış oldukları suç duyurusu girişimi de sonuçsuz kaldığı halde yine aynı iddialarla açılan haksız rekabet davası ile alakalı olmayan hususlarda Sayın Mahkemenin meşgul edilmekte olduğunu, davacı müvekkil şirket çalışanlarından Ahmad E.K. ABUKWAKF'i yeni kurduğu şirkette işe başladığını beyan etse de şirket çalışanları incelendiği zaman böyle bir çalışanın olmadığınının görüleceğini, davacının dava dilekçesindeki diğer iddiaları haksız rekabet davası ile alakalı olmayan husumet sözleri olduğu için ayrıca cevap vermeye gerek duyulmadığını, davacı ...”ın; müdür olduğu ... Tercüme Şirketini, müvekkilinin de müdürü olduğu ... Turizm Şirketinin aynı adresine taşıyarak ... Turizm Şirketi müşterileri ile iş yaparak haksız rekabetin klasik ve en bariz örneğini işlemekte olduğunu, davacı ...; aynı adreste, aynı konuda, aynı alanda faaliyet gösteren ...Tercüme Şirketinin faaliyetlerine devam ederken; ... Turizm Şirketine karşı haksız rekabet etmesi; bunu da görmezden gelerek müvekkilimiz ... hakkında bir de tazminat istemli haksız rekabet davası açmasının; açıkça davacı ...'ın dürüst davranmadığı ve hakkını kötüye kullandığını kanıtlamakta olduğunu, davacı ...'ın bunca husumeti ve tüm amacı müvekkilin yabancı vatandaş olmasından bahisle ve onun Türk Vatandaşlık Başvurusu sürecini bilmesinden ötürü müvekkilin vatandaşlık başvuru sürecini olumsuz etkilemekte olduğunu, üstelik davacı ...'ın kendisinin de Filistin Vatandaşı olduğunu, sonradan Türk Vatandaşlığına geçmiş olduğunu, kendi arasında çözmediği problemleri bu şekilde yargıya taşıyarak ve müvekkilinin yaş küçüklüğünden faydalanarak müvekkilden haksız menfaat elde etmeye çalıştığını, bu tür hoş olmayan ve anlamsız saiklerle davacı ...'ın, çeşitli suç duyurusu veya davalar ile müvekkili yıpratmaya çalışmakta olduğunu, davacı ...'ın açıkça hakkaniyete ve hukuka sığmayan eylemlerle müvekkile baskılarda bulunarak ondan menfaat temin etmeye çalışmasının, menfaati bittiği ve çıkarları ters düştüğünde de ona verebilecek en büyük şekilde zarar vermek için mahkeme kanallarını kullanıyor olmasının hakkaniyete ve hukuka açıkça aykırı olduğunu, davacı ...”ın; müvekkile zarar verebilmek üzere halen baskılarda bulunmakta olduğunu, bu haksız davayı açmış olduğunu, bu nedenle davacı ...'a karşı dava açma zorunluluğunun hasıl olduğunu, haksız davanın reddini talep etmiştir. Birleşen davada davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; husumet itirazları olduğunu, davacının iddialarının tamamının haksız ve mesnetsiz olduğunu, açılan davanın her iki davacı yönünden öncelikle ve davacı ... yönünden aktif husumet ve ayrıca her iki davacı yönünden esastan reddini talep ettiklerini, davacılardan ...'ın yeni Türk vatandaşı olduğunu, esasen Filistin uyruklu olduğunu, Türkiye'de öncelikle yeminli tercüman olarak çalışma izni alabilmek akabinde ise vatandaşlık başvurusunda bulunabilmek için davalı ... ile birlikte 2019 yılında davacı ... Turizm Tercüme Eğitim Danışmanlık Tarım Tic. Ltd. Şti.'ni kurduğunu ve şirketin müdürü olduğunu, anılan şirketin Türkiye'ye gelen yabancı uyruklu kişilerin ikamet izni, çalışma izni vs izin başvuruları, izin sürelerinin uzatılması, vatandaşlık başvuru işlemleri, sigorta işlemleri ve sair konularında danışmanlık ve tercümanlık faaliyetlerini yürütmek üzere kurulduğunu, davacının şirket kurulurken herhangi bir sermaye ödemediğini, şirketin kira, çalışan ve sair tüm giderlerini davalı ...'ın karşıladığını, davacının davalı Sait Ak ile birlikte kurduğu ... şirketinin kurucu ortağı ve müdürü olarak öncelikle yeminli tercüman olarak çalışma izni aldığını ve Türkiye'de ikamet izninin süresini uzattırdığını ve sonuç olarak nihai amacı olan Türk Vatandaşlığını aldığını, ayrıca şirketin hiç bir giderine katılmadığını, şirketin tüm hesaplarını kendisi kullandığını, sigorta primlerini, şirketin hesabından ödediğini, şirket hesapları ile ilgili diğer ortak ...'a hesap verme gereği dahi duymadığını, davacının bir süre davalı ile çalıştıktan sonra haber dahi vermeden dilekçesinde belirttiği üzere 28.12.2020 tarihinden itibaren iş yerine gelmemeye başladığını belirterek mesnetsiz ve yasal dayanaktan yosun davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Asıl ve birleşen davanın, TTK'nın 626 ve 553. maddeleri gereğince açılan sorumluluk ve TTK'nın 632. maddesi gereğince açılan tazminat talebine ilişkin olduğu, bu kapsamda her iki davada taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalı ve davacı yöneticinin yöneticisi oldukları limited şirketle aynı alanda faaliyet gösteren başka bir şirketin yetkilisi olup olmadıkları, rekabet yasağına aykırılık nedeniyle zarar bulunup bulunmadığı, varsa zararın miktarı, bu zarardan asıl ve birleşen dosyada davalıların sorumlu olup olmadığı, TMK 2. maddesine aykırılık bulunup bulunmadığı konusundan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun 644/1.a maddesi uyarınca yollama yapılan 553/1. maddesinde; kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olacakları, 6102 sayılı TTK'nun 555/1. maddesinde; şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibinin isteyebileceği, pay sahiplerinin tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilecekleri, 6102 sayılı TTK'nun 557/1. maddesinde; birden çok kişinin aynı zararı tazminle yükümlü olmaları hâlinde, bunlardan her birinin, kusuruna ve durumun gereklerine göre, zararın şahsen kendisine yükletilebildiği ölçüde, bu zarardan diğerleriyle birlikte müteselsilen sorumlu olacağı düzenlemeleri yer almaktadır. Yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen şirket yöneticileri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. Yönetici aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı ortaklığa aittir. Ancak, zarar gören ortakların da yöneticiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Yöneticinin, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Bir başka deyişle, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğuracaktır. Şirket yöneticisi hakkında ortakların ve şirket alacaklılarının tazminat davası açma hakkını düzenleyen 6102 sayılı TTK'nın 555. maddesi gereğince; şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibinin isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilecektir. Öte yandan, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin uygulamasına göre limited şirket müdürleri yönünden 6102 sayılı TTK'nun 553 vd. maddeleri gereğince sorumluluk davası açılabilmesi için 6102 sayılı TTK'nın 618/3.c maddesi uyarınca yasada öngörülen nisapla alınmış bir genel kurul kararının bulunması gerekmektedir. Anılan husus dava şartı olup, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Davacı tarafından ortaklar kurulunca bu yönde alınmış bir karar sunulmadığı takdirde bu husus yargılama aşamasında da tamamlanabilecektir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/10/2020 tarih ve 2019/881 Esas 2020/3917 Karar, 29/06/2020 tarih ve 2019/5335 Esas 2020/3250 Karar sayılı ve... BAM 21.H.D.'nin 02/12/2022 tarih ve 2022/1461-1520 E/K sayılı emsal ilamları). Somut olayda; asıl dosya ve birleşen dosyada davacılar tarafından dava dilekçesi ekinde davalılar aleyhine sorumluluk davası açılması yönünde ortaklar kurulunca alınmış bir karar sunulmamıştır. Mahkememizce dava dilekçesi ekinde anılan kararın bulunmaması üzerine tamamlanabilecek dava şartı niteliğindeki bu hususun giderilmesi için usulüne uygun olarak asıl ve birleşen dosyada davacılar vekillerine kesin süre verilmiş, verilen kesin süre içerisinde asıl dosya davacılar vekilince 05/05/2022 tarihli dilekçe ekinde ortaklar kurulu kararı olarak sunulan belgede; davacı ... Turizm Tercüme Eğitim Danışmanlık Tarım Tic. Ltd. Şti.'nin ortaklarından ...'ın imzasının yer aldığı, diğer ortak ... (...)'in imzasının bulunmadığı anlaşılmıştır. Buna göre asıl dosya davacılar vekili tarafından sunulan söz konusu belge yasada dava şartı olarak düzenlenen yönetici hakkında sorumluluk davası açılması yönünde alınmış bir ortaklar kurulu niteliğinde değildir. Birleşen dosyada ise davacılar vekilince ise herhangi bir ortaklar kurulu kararının dosyaya sunulmadığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple, limited şirket yöneticisi hakkında sorumluluk davası açılmasına yönelik alınmış bir ortaklar kurulu kararı bulunmadığı, bu hususun tamamlanabilir özel dava şartı niteliğinde olduğu, verilen kesin süre içerisinde özel dava şartı eksikliğinin gerek asıl davada gerekse birleşen davada giderilmediği gözetilerek, 6100 sayılı HMK'nın 114 ve 115/2. maddeleri hükümlerine göre dava şartı yokluğu nedeniyle asıl ve birleşen davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Açıklanan nedenlerle; 1-Mahkememizin iş bu ...Esas sayılı dosyası bakımından, davanın dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE, a)Alınması gereken 427,60 TL haçtan peşin olarak alınan 853,88 TL harcın mahsubu ile bakiye 426,28‬ TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, b)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, c)Davalılar kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürülükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE, d)Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde davacıya İADESİNE, 2-Birleşen... ...Ticaret Mahkemesinin 2023/454 Esas sayılı dosyası bakımından, davanın dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE, a)Alınması gereken 427,60 TL haçtan peşin olarak alınan 170,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 256,82‬ TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, b)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, c)Davalılar kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürülükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre belirlenen 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, d)Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde davacıya İADESİNE, Dair, tarafların yokluğunda, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/12/2024 Başkan ... ✎E-imzalıdır Üye ... ✎E-imzalıdır Üye ... ✎E-imzalıdır Katip ... ✎E-imzalıdır

Atıf: Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/45, K. 2024/746, T. 25.12.2024, www.arakarar.com/karar/ankara-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-45-e-2024-746-k-27379f58f042