İlk Derece Mahkemesi · Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/322 E. 2025/334 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/322
- Karar No
- 2025/334
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/322 Esas - 2025/334 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/322 Esas KARAR NO : 2025/334 HAKİM : ..... KATİP : ..... DAVACI : ..... VEKİLİ : Av. ..... DAVALI : ..... DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 30/04/2025 KARAR TARİHİ : 05/05/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/06/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı adına kayıtlı olan ... plakalı aracın 28/08/2023 tarihinde trafik kazasına karıştığını, kaza sonrası başlatılan soruşturma kapsamında çarpan araç sürücüsünün ehliyetinin olmadığının tespit edildiği, kaza sonucu dava dışı araçlar için ödeme yapıldığını, davalının ödeme yapmaması üzerine ..... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının ise tebliğ edilen bu takibe itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu belirterek, davanın kabulü ile ..... sayılı dosyalarında yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Dosya üzerinden inceleme yapılmış olmakla davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta ("ZMSS") poliçesi kapsamında davacı sigortacının davalı sigortalıdan trafik kazası nedeniyle üçüncü kişiye yapılan ödemenin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. ZMSS, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yapılması zorunlu olan sigortalardandır. Zorunlu sorumluluk sigortaları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1483. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı düzenlenmiştir. 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2. maddesinde kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenlenme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3, 73/1, 83/2 maddeleri uyarınca sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan davalara bakma görevi Tüketici Mahkemelerine aittir. Somut olayda davacı vekili, davalının davacının sigortalısı olduğunu, davalıya ait aracın karıştığı kaza neticesinde zarar görenlere poliçe kapsamında ödeme yaptığını belirterek üçüncü şahsa yapılan ödemelerin zorunlu mali sorumluluk sigorta sözleşmesi şartlarına aykırılık sebebiyle davalıdan tahsilini istemiştir. Dava konusu olayda uyuşmazlık, 6102 sayılı TTK.nun 16/1 maddesi gereğince tüzel kişi tacir olan davacı ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesine göre ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek kişi ve hususi otomobil sahibi olan tüketici arasında yapılmış ZMSS poliçesinden kaynaklanmaktadır. Taraflar arasındaki ilişki akde dayalı olup davalının sorumluluğunun kaynağı davacıyla yaptığı trafik sigorta sözleşmesine aykırılıktır. Dava tarihi itibariyle yürürlüğe girmiş olan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3, 73/1, 83/2 maddeleri uyarınca sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmekte olup bu bağlamda mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin HMK 114/1-c, 115/2 maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir. (Benzer şekilde: ......'nin 24/05/2024 tarih ve .....sayılı ilamı). Bunun yanında davacı tarafından sunulan 30/04/2025 tarihli dilekçe ile davanın sehven açıldığından bahisle davadan vazgeçtiği bildirilmiştir. HMK’nun 123/1. maddesine göre, davanın geri alınabilmesi için bu isteğe karşı çıkılmamış ve davalı tarafından açıkça rıza gösterilmiş bulunması gerekir. Davanın geri alınması yasağı, usul hukuku açısından davanın açılmasının en önemli sonuçlarındandır. Geri almanın sonuç doğurabilmesi için, davalının muvafakatinin açık olması zorunlu olup, zımni muvafakat yeterli değildir. Dava dilekçesinin UYAP üzerinden sunularak harç ve tebligat giderlerinin yatırılması ile dava açılmış olup, davacı vekilinin 30/04/2025 tarihli talebinin "davanın geri alınması" olarak anlamak gereklidir. Bu bağlamda davacı vekilinin 30/04/2025 tarihli dilekçesindeki beyanının tek başına yargılamaya son veren bir işlem olmadığı, HMK'nın 123/1 maddesi kapsamında davalının rızasının bulunup bulunmamasına göre yargılamanın devamı hususunda farklı sonuçların doğacağı ve bunun değerlendirilmesinin de görevli mahkemece yapılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak yukarıda açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde görevsizlik kararı verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin görevsizliği nedeniye dava dilekçesinin HMK 114/1-c,115/2 maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine, 2-HMK 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal 2 haftalık sürede talep edilmesi halinde dosyanın görevli ..... NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE gönderilmesine, 3-HMK 331/2 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, 4-Süresinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek yargılama giderlerinin hüküm altına alınmasına, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ..... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere karar verildi. 05/05/2025 Katip ..... e-imzalı Hakim ..... e-imzalı