İlk Derece Mahkemesi · Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/516 E. 2025/599 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/516
- Karar No
- 2025/599
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/516 Esas - 2025/599 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/516 Esas KARAR NO : 2025/599 HAKİM : ...... KATİP : ...... DAVACI : ...... DAVALI : ...... VEKİLİ : Av. ...... DAVA : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/07/2025 KARAR TARİHİ : 11/09/2025 KARAR Y.TARİHİ : 18/09/2025 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, İDDİA : Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı banka tarafından ...... sayılı dosyasında davacı aleyhine haksız olarak icra takibi başlatıldığını, borcun kaynadığının kredi kartından doğan banka alacağı olarak tahsilinin istendiğini, 16/12/2024 tarihinde dolandırıcılık şebekesi tarafından cep telefonunun aranarak özel kampanya başlatıldığının söylendiği ve dolandırıldığını, dolandırıcılık işleminin davalı bankada bulunan hesaplarının kullanılarak yapıldığını, para çekme işleminin bilgisi ve onayı dışında bankanın gerekli güvenlik önlemlerinin almaması nedeniyle meydana geldiğini, meydana gelen zarardan davalı bankanın kusuru ile sorumlu olduğunu belirterek, kötü niyetle açılan takibin durdurulmasına, iptaline, davalı bankanın %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı banka vekili cevap dilekçesinde; görevsizlik itirazlarının bulunduğunu, davacı ile davalı banka arasında imzalanan kredi sözleşmesinin tüketici işlemi niteliğinde olduğunu, davacı tarafından dava şartı olan arabuluculuk başvurusun gerçekleştirilmediğini, davacının itirazı ile durdurulan takip dosyasından kaynaklı borcun menfi tespit davasında hukuki yararının bulunmadığını, dava konusu olayda davalı bankanın güvenlik zafiyeti yada kusurunun bulunmadığını, davacının bizzat kendisi tarafından ilgili cihazın güvenli cihaz olarak kaydedilmesi neticesinde kimlik tespitinin yapılmadığı iddiasında bulunarak davalı bankaya sorumluluk yüklenemeyeceğini, davacının kusurlu olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA VE GEREKÇE : Dava, davacının davalı banka nezdinde hesabı bulunduğu, bilgisi dışında tüketici kredisi tahsis edilerek dava dışı üçüncü kişi hesabına havale ile gönderildiği iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkin olduğu anlaşıldı. Mahkemelerin görevi kanunla belirlenir. Görev konusu dava şartı olup, mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında, talep halinde veya resen incelenebilir. Mahkememizde açılan bu davada öncelikle taraflar arasındaki uyuşmazlığın tüketici işlemi niteliğinde olup olmadığı ve ticaret mahkemesinin bu davada görevli olup olmadığının açıklığa kavuşturulması zorunludur. Tüketici işlemi ile ticari iş kesişmesinin meydana geldiği hallerde, emredici şekilde tüketicinin korunması amaçlanmaktadır. Böylece tüketicinin bulunduğu işlemlerin, ticari iş sayılmasının yanında ayrıca tüketici işlemi olarak kabul edilmesi gerektiği, kanunların çatışma içerisinde bulunduğu hâllerde; 6502 sayılı TKHK'nın gerek özel, gerekse sonraki kanun olması nedeniyle tüketici mevzuatının önceliğinin kabulü, isabetli bir çözüm yöntemidir ( ......). 6502 sayılı TKHK.m.2 hükmünde yapılan düzenleme uyarınca, Tüketici Kanunu her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar. Tüketici işlemlerinde taraflardan birisi daima tüketici, sözleşmenin karşı tarafı gelir elde etme amacıyla bu işi yapan satıcı, sağlayıcı, imalatcı, italatcı, hizmet veren, banka, yüklenici, taşıyıcı, sigortacı veya bunlar gibi gelir elde etme amacıyla bu işleri yapan gerçek veya tüzel kişidir. Tüketici işleminin karşı tarafı olan müteşebbisin (girişimcinin) gerçek kişi tacir, esnaf veya TTK. anlamında ticaret şirketi olmasının herhangi bir önemi yoktur. Önemli olan gelir elde etme amacıyla bu işi yapan bir kişinin bulunmasıdır. Sözleşmenin yapıldığı veya olayın gerçekleştiği tarihin mülga 4077 sayılı TKHK döneminde gerçekleşmesinin de herhangi bir önemi yoktur (6502 sayılı TKHK 3/1-l; 83 ). Tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlığın veya sözleşmenin TTK 4, 5 madde hükümleri kapsamında kalan 6102 sayılı TTK ve diğer kanunlarda özel olarak düzenlenen ve ticari dava sayılan bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi yoktur (6502 sayılı TKHK m.83). Bu nedenle örneğin, taraflardan biri tüketici karşı tarafı müteşebbis olan uyuşmazlık konusunun kambiyo senedi, sigorta sözleşmesi, taşıma sözleşmesi veya eser sözleşmesi ya da başka bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi yoktur. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Ayrıca 6502 sayılı TKHK'nın 83. maddesinde yapılan açık düzenleme uyarınca, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenlene olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Tüketici Kanunu'nun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73. maddesinde; "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir" ifadesi ile tüketici mahkemelerinin görev alanı tüketici işlemleri ile sınırlandırılmıştır. Aynı Kanun'un 3/l. maddesinde ise, "mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem, tüketici işlemi" olarak tanımlanmıştır. Mahkemelerin görevi, ancak Kanunla belirlenir (HMK m.1). Kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Bu nedenle yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından re’sen nazara alınması gerekir (HMK 20,114,115). Görev konusunda taraflar için kazanılmış hak doğmaz ve yeni bir Kanunla kabul edilen görev kuralları kanunda aksine düzenleme yapılmadığı sürece geçmişe de etkilidir(HGK 14.04.2004 tarih ...... sayılı kararı). 07.11.2013 tarihinde kabul edilip, 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/1-(k) maddesinde tüketici, "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiler" olarak tarif edilmiş, 3/1-(l) maddesinde ise "Bankacılık" sözleşmeleri de "Tüketici işlemleri" arasında sayılmıştır. Kanunun 73/1. maddesinde "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri"nin görevli olduğu belirtilmiş; 83/2. maddesinde ise "Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez" hükmüne yer verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davacının gerçek kişi olduğu ve tacir olmadığı, davalı tacir olmakla birlikte davanın her iki tarafı yönünden nisbi ticari dava koşullarının bulunmadığı ayrıca dava konusu kullandırılan kredinin "Artı Para Kredi Sözleşmesi" olduğu görev olarak ticari dava sayılmaması nedeniyle konusu itibariyle mutlak ticari davalardan olmadığı ve yerleşik yargısal kararlar dikkate alındığında; dava konusu işlemlerin ve uyuşmazlığın tüketici işlemine yönelik olduğu ve davaya bakma görevinin tüketici mahkemesine ait olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, görevli mahkemenin ...... Tüketici Mahkemesi olduğunun tespitine karar vermek ve aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : 1-DAVANIN MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİ NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, 2-Kararın kesinleşmesi ve iki haftalık yasal sürede talep edilmesi halinde dosyanın görevli ...... Tüketici Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3- Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin HMK.323 ve 331 maddeleri uyarınca görevli ve yetkili mahkeme tarafından değerlendirilmesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/09/2025 Katip ...... e-imzalı Hakim ...... e-imzalı