İlk Derece Mahkemesi · Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/742 E. 2025/379 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/742
- Karar No
- 2025/379
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR ESAS NO : 2024/742 KARAR NO : 2025/379 HAKİM :... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI : ... ... ... DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/11/2024 KARAR TARİHİ : 27/05/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/05/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ TALEBİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili ... 02/09/2023 tarihinde davalı ...nden ... parselde yapılacak olan binanın en üst katın bir altındaki daireyi satın almak üzere 2.050.000,00-TL karşılığında anlaşarak yazılı bir şekilde sözleşme yapıldığını, işbu daire davalı ... ile dava dışı üçüncü kişiler arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince davalı müteahhit şirkete isabet eden kısımın satışı olduğunu, müvekkili ..., sözleşme tarihi olan 02/09/2023 tarihinde 1.500.000,00-TL değerindeki aracını satın aldığı dairesinin karşılığında ...'ne noterde satış olarak gösterdiğini, bu satış sonrası herhangi bir şekilde müvekkiline para ödenmediğini, aracın tutarı daire karşılığı anlaşılan 2.050.000,00-TL'den mahsup edilerek bu hususun da sözleşmeye yazıldığını, bunun haricinde müvekkili sözleşme tarihi olan 02/09/2023 tarihinde ayrıca 150.000,00-TL nakit ödediğini, kalan 400.000,00-TL'nin daire tesliminde ödeneceği konusunda tarafların anlaşmaya vardığını, dairenin teslim tarihi 02/10/2024 olarak tarafların anlaştığını, teslim tarihi geçmesine rağmen daire teslim edilmediğini, davalı müteahhit şirket inşaata başlayamamış ve taraflarınca haricen öğrenilen bilgiye göre arsa sahipleri başka bir müteahhitle anlaştığını, dolayısıyla davalı şirket daireyi tamamlamadığı gibi tamamlamasının da mümkün olmadığını, dolayısıyla davalı şirketin inşaata başlayamaması, arsa sahiplerinin başka bir müteahhit ile anlaşması ve müvekkilinin ödediği miktar nedeniyle mağduriyeti de göz önünde bulundurularak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı şirketin malları üzerine ihtiyati tedbir kararı konulmasını talep ve dava etmiştir. DAVALILARIN CEVABI; Davalı tarafın cevap dilekçesine rastlanmamıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME :Dava, ön ödemeli konut satış sözleşmesine istinaden satın alınan konutun teslim edilmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nun 4. maddesine göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya uyuşmazlık konusu iş tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. 6335 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce yargılamanın her aşamasında re'sen incelenir. 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK 2. Maddesi gereğince, genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Asliye ticaret mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir. 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/1-(k) maddesinde, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiler "tüketici"; 3/1-(l) maddesinde ise, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemler "tüketici işlemi" olarak kabul edilmiş ve tüketici kanununun kapsamı esaslı şekilde genişletilmiştir. Aynı Kanunun 73/1. maddesinde “tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda” tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilirken; 83/2. maddesinde de “taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez” hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda, davanın dayanağı taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin niteliği itibariyle davacının tüketici sıfatını taşıması, taraflar arasındaki işlemin tüketici işlemi niteliğinde olması nedeniyle davaya bakma görevi 6502 sayılı yasanın 73.maddesi uyarınca Tüketici Mahkemelerine aittir. Açıklanan nedenle mahkememizin görevsiz olduğu anlaşılmış ve 6100 sayılı HMK 114/1-c 115/2 maddeleri gereği davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden REDDİNE, görevli mahkemenin ... Tüketici Mahkemeleri olduğuna, 2-6100 sayılı HMK.m.20 uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde taraflardan birinin talebi halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, anılan süre içerisinde talepte bulunulmaz ise mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin bilinmesine, 3-Yargılama harç ve giderlerinin görevli mahkeme tarafından alınmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda HMK'nun 341 ve devamı maddeleri gereğince kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Mahkememize ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine gönderilmek üzere verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.27/05/2025 Katip ... e-imza Hakim ... e-imza