Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/13308, 20.04.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2014/13308
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

MURAT ÖKSÜZ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/13308)

Karar Tarihi: 20/4/2017

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının; yargılamanın uzun süredir devam etmesi ve

yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkınınihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 1/8/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve

bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen

soruşturma kapsamında Osmaniye 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 29/10/2007 tarihli ve

2007/113 Sorgu sayılı kararıyla tutuklanmıştır.

9. Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianame ile

başvurucu ve diğer şüpheliler hakkında kamu davası açılmıştır.

10. Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 6/6/2012 tarihli ve

E.2008/169, K.2012/81 sayılı kararıyla, başvurucununsuçişlemek

amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan 1 yıl15 gün hapis, kişiyi

hürriyetinden yoksun bırakma suçundan 1 yıl 8 ay hapis, nitelikli olarak konutdokunulmazlığını ihlal etme suçundan 10 ay hapis,

silahla tehdit suçundan 1 yıl 8 ay hapis, kasten öldürme suçundan müebbet

hapis, kasten öldürmeye teşebbüs suçundan iki kez 10 yıl 10 ay hapis cezası ile

cezalandırılmasına ve tutukluluk hâlinin devamına hükmedilmiştir.

11. Temyiz üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 26/2/2014 tarihli

ve E.2013/5900, K.2014/1133 sayılı ilamıyla Mahkemenin söz konusu kararı, suçişlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan

verilen 1 yıl15 gün hapis, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan verilen

1 yıl 8 ay hapis, nitelikli olarak konut dokunulmazlığını ihlal etme suçundan

verilen 10 ay hapis, silahla tehdit suçundan verilen 1 yıl 8 ay hapis cezası

yönünden onanmış; diğer mahkûmiyet hükümleri yönünden bozulmuştur.

12. Bozulan karara ilişkin dava dosyası, Adana 7. Ağır Ceza

Mahkemesinin kapatılması nedeniyle Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesine

devredilmiş; anılan Mahkemenin 2014/233 sayılı esasına kaydedilmiştir.

13. Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesi 7/7/2014 tarihli duruşmada

başvurucunun tutukluluğunun devamına karar vermiştir. Bu karara yapılan itiraz,

Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/7/2014 tarihli ve 2014/801 Değişik İş

sayılı kararıyla reddedilmiştir. Başvurucu, bu kararı 21/7/2014 tarihinde

öğrendiğini beyan etmiştir.

14. Başvurucu 1/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

15. Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesi 17/2/2015 tarihli ve

E.2014/233, K.2015/73 sayılı kararıylabaşvurucunun

kasten öldürme suçundan iki kez 9 yıl ve bir kez müebbet hapis cezası, yaralama

suçundan ise 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk

hâlinin devamına karar vermiştir.

16. Bu karar, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 13/6/2016 tarihli ve

E.2016/243, K.2016/3040 sayılı kararıyla düzeltilerek onanmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tazminat istemi" kenar başlıklı

141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

18. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Karar veya hükümlerin

kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya

hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde

bulunulabilir.

(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır

ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle

ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır

ceza mahkemesinde karara bağlanır."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 20/4/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu 22/10/2007 tarihinden beri tutuklu bulunduğunu

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

21. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

22. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

23. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin

iddiaların öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar

tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır. Bu nedenle

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, §§ 16, 17).

24. Tutukluluk hâli sona erdikten sonra tutukluluğun Kanun'da

öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığını iddia eden başvurucunun,

devam eden tutukluluk hâlinden farklı olarak iddia edilen ihlalin tespitini ve

tazminat ödenmesini sağlayabilecek bir hukuk yolu mevcut ise bu yolu tüketmesi

gerekir (Hamit Kaya, B. No:

2012/338, 2/7/2013, § 46).

25. 5271 sayılı Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141.

maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilenler ile kanuna

uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna

çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen kişilerin maddi ve

manevi her türlü zararlarını devletten isteyebileceklerine ilişkin hükümlerin

bu hususta bir başvuru mekanizması öngördüğü açıktır. Bununla birlikte aynı Kanun'un

tazminat isteminin koşullarının düzenlendiği 142. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden

itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen

bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabileceği belirtilmektedir.

26. Bu yol bir yandan başvurucunun maruz kaldığı tutukluluk

süresinin Kanun'da öngörülen azami süreyi aşıp aşmadığının veya makul olup

olmadığının tespiti, diğer yandan da uğradığı zararın tazmini imkânını sağlamaktadır.

Bu nedenle 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi ile öngörülen hukuk yolu;

başvurucunun şikâyetleri açısından erişilebilir ve elverişli bir çözüm olanağı,

makul ölçüde bir başarı imkânı sunmaktadır (Hamit

Kaya, § 48).

27. Somut olayda başvurucu 29/10/2007 tarihinde tutuklanmıştır.

İlk derece mahkemesi tutuklu olarak sürdürdüğü yargılama sonunda 17/2/2015

tarihli kararı ile başvurucunun cezalandırılmasına karar vermiş; anılan

mahkûmiyet hükmü temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 13/6/2016

tarihli ilamıyla onanarak kesinleşmiştir.

28. Başvurucu, hakkındaki mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği

tarihten itibaren 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesine dayanarak süresi içinde

tazminat talebinde bulunma imkânına sahiptir. Mahkûmiyet kararının kesinleşmesiyle

birlikte tutukluluk sürecine ilişkin olarak sadece tazminat talebinde

bulunulabileceği dikkate alındığında bu talep yönünden etkin ve erişilebilir

bir çözüm imkânı sunan hukuk yolu tüketilmeksizin bireysel başvuruların

incelenmesi, bireysel başvuru yolunun ikincilliği ilkesi gereği mümkün değildir

(Hamit Kaya, § 49). Öte yandan

bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıyla başvurucunun anılan

tazminat yolunu tüketmesi için 5271 sayılı Kanun'un 142. maddesinde öngörülen

dava açma süresi de geçmemiştir.

29. Açıklanan nedenlerle başvurucunun iddialarına ilişkin olarak

yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı

anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil

Olmadığına İlişkin İddia Yönünden

a. Başvurucunun İddiaları

30. Başvurucu; Yargıtay tarafından söz konusu ilk derece

mahkemesi kararının kısmen onanıp kısmen bozulduğunu, Yargıtay kararının kendi

içinde çelişkili olduğunu, haksız yere mahkûm edildiğini, kesinleşen hükümler

yönünden başka davalarda yargılamanın yenilenmesi kabul edilirken kendisi

hakkında kabul edilmediğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

31. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması

bireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya

açık keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda

değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

32. Başvurucu tarafından ileri sürülen ihlal iddialarının

yukarıda belirtilen içtihat kapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu

anlaşılmaktadır.

33. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiği İddiası Yönünden

a. Başvurucunun İddiaları

34. Başvurucu; davanın ilk derece mahkemesinde derdest olduğunu,

yargılama süresinin makul süreyi aştığını ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

i. Kabul Edilebilirlik Yönünden

35. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılan

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınkabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Esas Yönünden

36. Ceza yargılaması süresinin tespitinde, kişiye suç işlediği

iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak

etkilendiği arama ve gözaltı gibi tedbirlerin uygulandığı tarih ile suç

isnadına ilişkin nihai karar tarihi (bireysel başvuruya konu devam eden

yargılamalar yönünden Anayasa Mahkemesinin inceleme tarihi) arasında geçen süre

esas alınır (B.E., B. No:

2012/625, 9/1/2014, § 34).

37. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29).

38. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda 8 yıl 7 ay 15 günlük

yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

39. Açıklanan gerekçelerle, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

iii. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

40. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

41. Başvurucu tazminat talebinde bulunmamıştır.

42. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

43. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki yargılamanın sonucu

itibarıyla adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye Bakanlığına

başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması

hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için

yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin

(E.2014/233) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

20/4/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes

KAYA

Başvurucu

:

Murat ÖKSÜZ

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/13308, T. 20.04.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2014-13308-basvuru-20-04-2017-4835e0b5d0d1