Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/730, 20.04.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2014/730
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

HÜSAMETTİN ÇİÇEK BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/730)

Karar Tarihi: 20/4/2017

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının; tutukluluk dolayısıyla siyasi faaliyetlerin

yerine getirilememesi nedeniyle seçme ve seçilme hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/1/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve

bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 29/3/2009 tarihinde yapılan yerel seçimlerde

Diyarbakır ili Bağlar ilçesi Belediye Meclis üyesi olarak seçilmiştir.

9. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma

kapsamında başvurucu silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dolayı 8/10/2011

tarihinde Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesince tutuklanmıştır.

10. 30/11/2011 tarihinde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının

E.2011/1769 sayılı iddianamesiyle terör örgütüne üye olma suçundan

cezalandırılması istemiyle başvurucu hakkında kamu davası açılmıştır.

11. Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi E.2011/421 sayılı dosya

kapsamında ilk duruşmasını 22/2/2012 tarihinde yaparak başvurucunun tutukluluk

hâlinin devamına karar vermiştir.

12. Tutuklu olarak görülen davada, 6/8/2012 tarihli duruşmada

dosyanın Diyarbakır 6. Ağır Ceza mahkemesinin E.2010/444 sayılı dosyası ile

birleştirilmesine karar verilmiştir.

13. Başvurucunun tutukluluk durumu son olarak 3/1/2014 tarihinde

yargılandığı Mahkemece gözden geçirilmiş ve tutukluluk hâlinin devamına karar

verilmiştir.

14. Bu karara karşı yapılan itirazı değerlendiren Diyarbakır 4.

Ağır Ceza Mahkemesi 13/1/2014 tarihli kararıyla itirazın reddine ve tutukluluk

hâlinin devamına karar vermiştir.

15. Başvurucu 10/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

16. 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile

12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun mülga 10.

maddesiyle görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin kaldırılması üzerine

Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 7/3/2014 tarihli kararı ile dosya,

Diyarbakır 2.Ağır Ceza Mahkemesine devredilmiştir.

17. Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/235 sayılı

dosyası üzerinden devam olunan yargılamada 1/7/2014 tarihli celsede

başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir.

18. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk

derece mahkemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

19. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Şüpheli veya sanığın salıverilme

istemleri" kenar başlıklı 104. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin

her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.

(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin

devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına

itiraz edilebilir."

20. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını,

Devletten isteyebilirler."

21. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Karar veya hükümlerin

kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her

hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde

tazminat isteminde bulunulabilir."

B. Uluslararası Hukuk

1. Sözleşme Hükümleri

22. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu

Protokol'ün 3. maddesi şöyledir:

"Yüksek Sözleşmeci Taraflar, yasama

organının seçilmesinde halkın kanaatlerinin özgürce açıklanmasını sağlayacak

şartlar içinde, makul aralıklarla, gizli oyla serbest seçimler yapmayı taahhüt

ederler."

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'ye

ek 1 No.lu Protokol'ün 3. maddesindeki serbest seçim hakkını "yasama organı"nın seçimi ya da bu organın iki meclisi varsa

en azından bir meclisin seçimi ile sınırlı olarak değerlendirmektedir (Gorizdra/Moldova (k.k.),

B. No: 53180/99, 02/07/2002, hukuk kısmı, § 2; Cherepkov/Rusya (k.k.), B. No: 51501/99,

25/01/2000, hukuk kısmı, § 1).

24. AİHM, serbest seçim hakkının kapsamını yasama yetkisine

sahip olmayan yerel yönetimlerin seçimlerini de içerecek kadar genişletmemiş;

yerel seçimlerin ulusal yasaları yerel düzeyde uygulayarak parlamentonun

desteklenmesi işlevine sahip olduğunu belirtmiştir. AİHM ayrıca, belediye

seçimlerinin (Cherepkov/Rusya), bölgesel seçimlerin (Malarde/France (k.k.),

B. No: 46813/99, 5/9/2000), il genel meclisi seçimlerinin (Santoro/Italy, B. No: 36681/97,

16/1/2003), belediye ve ilçe meclisi seçimlerinin (Mółka/Poland (k.k.),

B. No: 56550/00, 11/4/2006) Sözleşme'ye ek 1 No.lu

Protokol'ün 3. maddesinde belirlenen serbest seçim hakkının kapsamında

olmadığına karar vermiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 20/4/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Seçme, Seçilme ve

Siyasi Faaliyette Bulunma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu, Barış ve Demokrasi Partisinden seçildiği

Diyarbakır ili Merkez Bağlar ilçesi Belediye Meclis üyeliği görevini

tutukluluğu nedeniyle yerine getiremediğini belirterek Anayasa'nın 67.

maddesinde güvence altına alınan seçme ve seçilme hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüş; hak ihlali tespitiyle birlikte tazminat talebinde bulunmuştur.

2. Değerlendirme

27. Anayasa'nın 67. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara

uygun olarak, seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasî parti içinde

siyasî faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir."

28. Başvurucunun bu iddiasının Anayasa'nın 67. maddesinin

birinci fıkrası çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.

29. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci

cümlesi şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa

Mahkemesine başvurabilir."

30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek

Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü

tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir."

31. Belirtilen hükümler uyarınca bir anayasal hak ihlali

iddiasının, Anayasa Mahkemesinin konu bakımından yetkisi dâhilinde olabilmesi

için başvurucu tarafından dayanılan hakkın, Anayasa'da güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerden olması, Sözleşme ve buna ek Türkiye'nin taraf

olduğu protokoller kapsamında yer alması gerekir. Anayasa ve Sözleşme'nin ortak

koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun esasının

incelenmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B.

No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18; Mehmet

Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, § 106).

32. Anayasa'nın 67. maddesinde seçme, seçilme ve bağımsız olarak

veya bir siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma hakkı güvence altına

alınmıştır. Somut olayda, belediye meclis üyesi seçilen başvurucu, tutuklanması

nedeniyle seçme ve seçilme hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Sözleşme

kapsamında korunan hak, yasama organının seçimi ile ilgili olup belediye

meclisi seçimiyle ilgili ihlal iddiaları bağımsız bir hak olarak Sözleşme

kapsamında değerlendirilmediğinden bu hakka yönelik ihlal iddialarının bireysel

başvuru konusu yapılabilmesi mümkün değildir. Sonuç itibarıyla başvurucunun

ihlal iddiasının konusu, Anayasa'da güvence altına alınmış ve Sözleşme

kapsamında olan temel hak ve özgürlüklerin koruma alanı dışında kalmaktadır.

33. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun tutukluluğu nedeniyle

seçme ve seçilmehakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddiasının, Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kaldığı

anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

B. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

34. Başvurucu, suçun işlendiğine dair kuvvetli şüphe

bulunmamasına rağmen matbu gerekçelerle devam ettirilen tutukluluğun makul

süreyi aştığını belirterek Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; hak ihlali

tespitiyle birlikte tazminat talebinde bulunmuştur.

2. Değerlendirme

35. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

36. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

37. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğince

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil olma niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 17).

38. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye edilmiş

ise -asıl dava sonuçlanmamış da olsa- (ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf

yaparak) 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma

imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,

28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,

B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).

39. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra, 1/7/2014

tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi

aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak

davada da incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre

başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli

mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumuna

uygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru

yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun

"ikincil niteliği" ile bağdaşmamaktadır.

40. Açıklanan nedenlerle başvurucunun, tutukluluğun makul süreyi

aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel

başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,

2. Kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı kapsamında tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

20/4/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes

KAYA

Başvurucu

:

Hüsamettin

ÇİÇEK

Vekili

:

Av. Ali

Ekrem ATALAY

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/730, T. 20.04.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2014-730-basvuru-20-04-2017-52d717b50fd4