Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/8911, 19.04.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2014/8911
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

KASIM ERSOY BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası:2014/8911)

Karar Tarihi: 19/4/2017

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, uzun tutukluluk nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının; yargılamanın adil bir şekilde yürütülmemesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/6/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve

bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8.Başvurucu; bilinçli taksir ile birden fazla kişinin ölümüne ve

yaralanmasına sebebiyet verme, tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurma veya el

değiştirme suçlarından hakkında yapılan soruşturma kapsamında Ankara 14. Sulh

Ceza Mahkemesinin 11/4/2011 tarihlikararıyla

tutuklanmıştır.

9. Başvurucu hakkında, bilinçli taksir ile birden fazla kişinin

ölümüne ve yaralanmasına sebebiyet verme ile tehlikeli maddeleri izinsiz

bulundurma veya el değiştirme suçlarından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının

12/8/2011 tarihli iddianamesiyle kamu davası açılmıştır.

10. Başvurucu hakkındaki dava, Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesinin

2011/256 sayılı esasına kaydedilmiştir.

11.16/5/2014 tarihli ara kararı ile başvurucununtutukluluk

hâlinin devamına karar verilmiştir.

12. Başvurucu 16/5/2014 tarihli ara kararına itiraz etmiş,

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi 2/6/2014 tarihli kararı ile itirazı

reddetmiştir.

13. Başvurucu, ret kararını 11/6/2014 tarihinde öğrenmiştir.

14. Başvurucu 13/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

15. Başvurucu 26/9/2014 tarihinde tahliye edilmiştir.

16. Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 9/9/2015 tarihli kararıyla

başvurucunun, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el

değiştirilmesi suçundan beraatine; taksirle birden

fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma suçundan 18 yıl 9 ay hapis

cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Bu karar temyiz edilmiş olup

temyiz incelemesi devam etmektedir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 19/4/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu; tutukluluğu ile ilgili delil durumunun

değişebileceğini, delillerin büyük ölçüde toplandığını, formül gerekçelerle

tutukluluğunun devamına karar verildiğini, uzun süredir tutuklu olduğunu, bu

durumun masumiyet karinesine aykırı olduğunu, tutukluluğa alternatif

tedbirlerin göz ardı edildiğini, taksirli suçlardan yargılanmasına rağmen

Mahkemenin yargılamayı kendisi tutukluyken sürdürmesinin suç ve cezaların

kanuniliği ilkesine aykırı olduğunu, davada yargılanan diğer sanıkların çoğunun

tahliye edilmesine rağmen kendisinin tahliye edilmediğini, Kanun'da öngörülen

azami tutukluluk süresinin hesaplanmasının eşitlik ilkesine aykırı, yasal

zemine dayanmayan bir uygulama olduğunu belirterek Anayasa'nın 10.,13., 19.,

36., 38. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

19. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda ihlal iddialarının özünün

tutukluluğun uzun sürmesine, yargılamanın tutuklu devam ettirilmesine yönelik

olduğu anlaşılmaktadır. Bu şikâyetlerin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ile

ilgili olduğu gözetilerek başvurucunun bu başlık altındaki iddiaları,

Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası kapsamında değerlendirilmiştir.

20. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği

gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle

olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,

B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).

21. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa (ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf

yaparak) 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde

öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk

yolu olduğunu belirtmektedir (Erkam Abdurrahman

Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500,

29/9/2016,§§ 33-45).

22. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 26/9/2014

tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyi

aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak

davada da incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre

başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli

mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna

uygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan

başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel

başvurunun "ikincil niteliği" ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

23. Açıklanan nedenlerle tutukluluğun makul süreyi aştığı

iddiasının yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru konusu

yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu;İlk Derece Mahkemesinin

iddia ve savunma makamlarının sunduğu deliller arasındaki çelişkileri

gidermediğini, kendi lehine olan delillere itibar edilmediğini, soruşturma

aşamasında lehine olan delillerin toplanmadığını, bilirkişi heyetinin

belirlenmesine ilişkin ara kararların talimat Mahkemesince yerine

getirilmediğini, bu konudaki savunmalarına itibar edilmediğini, dijital

delillerin sıhhatine ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını, yargılamanın

bilirkişi incelemesi esas alınarak yürütüldüğünü, bilirkişinin ise aynı davada

para karşılığı ifade vermek suçundan yargılanan ihbarcı tanığın anlatımlarını

esas aldığını, tüm bu hususların Mahkemenin tarafsız olmadığını gösterdiğini

belirterek Anayasa'nın 36. ve 37. maddelerinin ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (bkz. § 20). Başvurucunun bu başlık altındaki iddialarının

tamamının adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

26.Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin yerine getirilmemesi nedeniyle

ortaya çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların

görevidir. Bu nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin

iddiaların öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar

tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).

27. Somut olayda başvurunun yargılandığı dava, temyiz

aşamasındadır. Başvurucunun adil yargılanma hakkına ilişkin şikâyetlerini

temyiz aşamasında ileri sürebilme ve bu şikâyetlerin temyiz aşamasında

incelenme imkânı bulunmaktadır. Bu çerçevedetemyiz

süreci beklenmeden yargılama sürecindeki adil yargılanma hakkı ihlaline ilişkin

şikâyetlerin başvurucu tarafından bireysel başvuruya konu edildiği görülmüştür.

28. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının da

başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

19/4/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes

KAYA

Başvurucu

:

Kasım ERSOY

Vekili

:

Av. Süleyman

BEYSÜLEN

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/8911, T. 19.04.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2014-8911-basvuru-19-04-2017-75f8e5738e34