Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/780, 06.04.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2014/780
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

AYDIN BUDAK BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/780)

Karar Tarihi: 6/4/2017

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının, tutukluluk dolayısıyla siyasi faaliyetlerin

yerine getirilememesi nedeniyle siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/1/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu 29/3/2009 tarihinde yapılan yerel seçimlerde Cizre

Belediye Başkanı olarak seçilmiştir.

10. Başvurucu, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca (CMK mülga

250. maddeyle görevli bölümü) yürütülen bir soruşturma kapsamında 24/12/2009

tarihinde gözaltına alınmış ve Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga

250. maddeyle görevli) 25/12/2009 tarihli kararı ile terör örgütüne üye olma

suçundan tutuklanmıştır.

11. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 9/6/2010 tarihli

iddianamesi ile başvurucunun "terör örgütüne üye olma ve 2911 sayılı

Kanun'a muhalefet" suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması

istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesine kamu davası açılmıştır.

12. Kamuoyunda "KCK Ana Davası" olarak bilinen dava,

Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250. maddeyle görevli)

E.2010/444 sayılı dosya üzerinden görülmüş olup başvurucu yönünden tutuklu

olarak sürdürülmüştür.

13. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi 3/1/2014 tarihinde

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

14. Başvurucu, karara itiraz etmiş; Diyarbakır 4. Ağır Ceza

Mahkemesinin 13/1/2014 tarihli kararı ile itirazın kesin olarak reddine karar

verilmiştir.

15. Başvurucu 20/1/2014 tarihinde süresinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

16. 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve

Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un

1. maddesi ile CMK mülga 250. maddeyle görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin

kaldırılması üzerine Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 7/3/2014 tarihli

kararı ile dosyanın Diyarbakır Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine devredilmesine

karar verilmiştir.

17. Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/235 sayılı

dosyası üzerinden devam olunan yargılamada 14/4/2014 tarihinde yapılan tensip

incelemesinde, başvurucunun tutukluluk süreci içinde 4/1/2012-6/8/2012

tarihleri arasında başka mahkemece verilen hapis cezasının infaz edildiğini

tespit etmiştir.

18. Mahkemece 6/6/2014 tarihinde başvurucunun tahliyesine karar

verilmiş, başvurucu aynı gün serbest bırakılmıştır.

19. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk

derece mahkemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

20. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tazminat istemi" kenar başlıklı

141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

21. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Karar veya hükümlerin

kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her

hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde

tazminat isteminde bulunulabilir."

B. Uluslararası Hukuk

1. Sözleşme Hükümleri

22. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu

Protokol'ün 3. maddesi şöyledir:

"Yüksek Sözleşmeci Taraflar, yasama

organının seçilmesinde halkın kanaatlerinin özgürce açıklanmasını sağlayacak

şartlar içinde, makul aralıklarla, gizli oyla serbest seçimler yapmayı taahhüt

ederler."

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'ye

ek 1 No.lu Protokol'ün 3. maddesindeki serbest seçim hakkını, "yasama organı"nın seçimi ya da bu organın iki meclisi varsa

en azından bir meclisin seçimi ile sınırlı olarak değerlendirmektedir (Gorizdra/Moldova (kk.),

B. No: 53180/99, 2/7/2002, hukuk kısmı, § 2; Cherepkov/Rusya (kk.), B. No: 51501/99,

25/1/2000, hukuk kısmı, § 1).

24. AİHM, serbest seçim hakkının kapsamını, yasama yetkisine

sahip olmayan yerel yönetimlerin seçimlerini içerecek kadar genişletmemiş ve

yerel seçimlerin, ulusal yasaları yerel düzeyde uygulayarak parlamentonun

desteklenmesi işlevine sahip olduğunu belirtmiştir. AİHM ayrıca, belediye seçimlerinin

(Cherepkov/Rusya (kk.)),

bölgesel seçimlerin (Malarde/France (kk.),

B. No: 46813/99, 5/9/2000), il genel meclisi seçimlerinin (Santoro/Italy, B. No: 36681/97,

16/1/2003), belediye ve ilçe meclisi seçimlerinin (Mółka/Poland (kk.),

B. No: 56550/00, 11/4/2006) Sözleşme'ye ek 1 No.lu

Protokol'ün 3. maddesinde belirlenen serbest seçim hakkının kapsamında

olmadığına karar vermiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 6/4/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Seçme, Seçilme ve

Siyasi Faaliyette Bulunma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

26. Başvurucu, haksız olarak sürdürülen tutukluluk nedeniyle

siyasi faaliyette bulunamadığını belirterek Anayasa'nın 67. maddesinin ihlal

edildiğini ileri sürmüş; tedbiren tahliyesiyle

birlikte tazminat talebinde bulunmuştur.

27. Bakanlık görüşünde, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına

atfen, belediye başkanı olan başvurucunun siyasi faaliyette bulunma hakkının

ihlal edildiği iddiasının, Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında

kalması nedeniyle konu bakımından yetkisizlik dolayısıyla kabul edilemez olduğu

belirtilmiştir.

2. Değerlendirme

28. Anayasa'nın 67. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara

uygun olarak, seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasî parti içinde

siyasî faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir."

29. Başvurucunun bu bölümdeki iddiasının Anayasa'nın 67. maddesinin

birinci fıkrası çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.

30. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci

cümlesi şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa

Mahkemesine başvurabilir."

31. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek

Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü

tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir."

32. Belirtilen hükümler uyarınca, bir anayasal hak ihlali

iddiasının Anayasa Mahkemesinin konu bakımından yetkisi dâhilinde olabilmesi

için, başvurucu tarafından dayanılan hakkın Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerden olması ve Sözleşme ve buna ek Türkiye'nin taraf

olduğu protokoller kapsamında yer alması gerekir. Anayasa ve Sözleşme'nin ortak

koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun esasının

incelenmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B.

No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18; Mehmet

Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, § 106).

33. Anayasa'nın 67. maddesinde seçme, seçilme ve bağımsız olarak

veya bir siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma hakkı güvence altına

alınmıştır. Seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı, demokrasinin en

önemli ilkelerinden biri olarak kabul edilmelidir. Şüphesiz anılan haklar,

hukukun üstünlüğüne dayanan etkili ve anlamlı bir demokrasinin temellerinin

kurulması ve sürdürülmesi için hayati öneme sahiptir (Nejdet Atalay, B. No: 2014/184, 16/7/2014, § 59).

34. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel

başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale

edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altına alınmış olmasının yanı

sıra Sözleşme ve Türkiye'nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da

girmesi gerekir. Somut olayda, belediye başkanı olarak seçilen başvurucunun

tutuklanması nedeniyle siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edildiği

iddiası, Sözleşme'nin uygulanmasına ilişkin AİHM içtihatları (bkz. §§ 23, 24)

karşısında, Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalmaktadır (Nejdet Atalay, § 62). Zira anılan iddianın

temeli, yasama organına değil yerel yönetimlere ilişkindir.

35. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun tutukluluğu nedeniyle

siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının, Anayasa

ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kaldığı anlaşıldığından başvurunun

bu kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

36. Başvurucu; tutukluluğun devamına ilişkin mahkeme

kararlarında hangi somut eylemi nedeniyle terör örgütü üyesi olduğuna dair

kuvvetli şüphesinin bulunduğu, tutuklama nedenlerinin ne şekilde mevcut olduğu

ve tutukluluğun neden ölçülü olduğu hususlarının belirtilmediğini; matbu

gerekçeler tekrarlanarak dört yılı aşkın bir süredir tutukluluğun devam

ettirildiğini, mahkemece tutukluğun devamı kararlarında ifade edilen delil

türlerinin kuvvetli suç şüphesinin bulunduğuna ilişkin bir olgu olarak kabul

edilemeyeceğini, olayda kaçma ya da delilleri etkileme ihtimalinin söz konusu

olmadığını belirterek Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal

edildiğini ileri sürmüş; tedbiren tahliyesiyle

birlikte tazminat talebinde bulunmuştur.

37. Bakanlık görüş yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvurunun bu kısmı

hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

2. Değerlendirme

38. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

39. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

40. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğince

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 17).

41. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa (ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf

yaparak) 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma

imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,

28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,

B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).

42. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 6/6/2014

tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun, tutukluluğun makul süreyi

aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak

davada da incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre

başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli

mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumuna

uygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru

yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun

"ikincil niteliği" ile bağdaşmamaktadır.

43. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluğun makul süreyi

aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel

başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,

2. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

6/4/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri NECİPOĞLU

Hasan Tahsin GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör

:

Aydın ŞİMŞEK

Başvurucu

:

Aydın BUDAK

Vekili

:

Av. Metin TATAR

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/780, T. 06.04.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2014-780-basvuru-06-04-2017-75de2203532b