Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/2278, 19.04.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2014/2278
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

RIDVAN DÖNER BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/2278)

Karar Tarihi: 19/4/2017

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması, formül

gerekçelerle tutukluluğun devamına karar verilmesi, tutukluluğa itiraz

incelemesinin duruşmasız yapılması ve itiraz incelemesinde savcılık görüşünün

tebliğ edilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/2/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına ve başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve

bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen

soruşturma kapsamında gözaltına alınarak silahlı terör örgütüne üye olma

suçundan 29/4/2011 tarihinde İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince tutuklanmıştır.

9. Yapılan soruşturma sonucunda İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığının 11/8/2011 tarihli iddianamesi ile silahlı terör örgütüne üye

olma, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme, mala

zarar verme suçlarından dolayı başvurucu ile birlikte yirmi dört şüpheli

hakkında kamu davası açılmıştır.

10. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2011/158 sayılı

dosyası kapsamında 26/8/2011 tarihinde yapılan tensip duruşmasında başvurucunun

tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

11. 24/12/2013 tarihinde yapılan 11. celsede başvurucunun

tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Bu celsede başvurucu ve müdafii de hazır bulunmuştur.

12. Bu celsedeki tutukluluk hâlinin devamına ilişkin karara

başvurucu tarafından yapılan itirazı değerlendiren İstanbul 15. Ağır Ceza

Mahkemesi 27/12/2013 tarihli kararıyla itirazın reddine karar vermiştir. Bu

karar 20/1/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

13. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi 24/1/2014 tarihinde,

4/12/2014 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 108. maddesi

uyarınca başvurucunun tutukluluk durumunu gözden geçirmiş; aynı gerekçelerle

başvurucu ve diğer tutuklu sanıkların tutukluluk hâllerinin devamına karar

vermiştir.

14. Başvurucu 18/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

15. Başvurucu 22/7/2014 tarihinde tahliye edilmiştir.

16. Başvurucu hakkındaki dava, özel yetkili İstanbul 14. Ağır

Ceza Mahkemesinin kapatılması üzerine Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesine

devredilmiştir.

17. Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/145 sayılı esasında

yargılama devam etmektedir.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. 5271 sayılı Kanun'un "Şüpheli

veya sanığın salıverilme istemleri" kenar başlıklı 104.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin

her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.

(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin

devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına

itiraz edilebilir."

19. 5271 sayılı Kanun'un "Usul"

kenar başlıklı 105. maddesi şöyledir:

"103 ve 104 üncü

maddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli,

sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün

içinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir.

(Ek cümle: 11/4/2013-6459/15 md.) Duruşma dışında bu

karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin

görüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir."

20. 5271 sayılı Kanun'un

"Tutukluluğun incelenmesi" kenar başlıklı 108. maddesi

şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla

tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet

savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100

üncü madde hükümleri göz önünde bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir.

(2) Tutukluluk durumunun incelenmesi,

yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde şüpheli tarafından da istenebilir.

(3) Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan

sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya

koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülen

süre içinde de re'sen karar verir."

21. 5271 sayılı Kanun’un270. maddesi şöyledir:

"(1) İtirazı inceleyecek merci, yazı ile

cevap verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa

bildirebilir. Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde

bunların yapılmasını da emredebilir.

(2) (Ek: 11/4/2013-6459/20 md.)

101 ve 105 inci maddeler uyarınca yapılan itiraz üzerine Cumhuriyet savcısından

görüş alınması durumunda, bu görüş şüpheli, sanık veya müdafiine

bildirilir. Şüpheli, sanık veya müdafii üç gün içinde

görüşünü bildirebilir."

22. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

23. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin

ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde

karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat

isteminde bulunulabilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 19/4/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru

incelenip gereği düşünüldü:

A. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığına İlişkin

İddia

1. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu; tutukluluğun devamına ilişkin gerekçelerin ilgili

ve yeterli olmadığını, tutukluluk durumu değerlendirilirken sadece suçun ağırlığına

bakılmasının yeterli olmadığını, Mahkemenin dosyadaki delillerle bağlantı

kurarak, kaçma şüphesini de somut olgulara dayandırarak daha somut gerekçelerle

değerlendirme yapması gerektiğini, tutuklamanın zorunlu durumlarda uygulanması

gereken bir tedbir olduğunu ancak somut olayda tutuklamanın tedbir olma

niteliğinin ortadan kalktığını, uzun süredir devam eden tutukluluğun makul

süreyi aştığını belirterek Anayasa’nın 19. maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

26. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği

gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle

olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,

B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).

27. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş ise -asıl dava sonuçlanmamış da olsa- (ilgili Yargıtay içtihatlarına

atıf yaparak) 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası

açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğunu

belirtmektedir (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,

28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,

B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).

28. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 22/7/2014

tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyi

aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak

davada da incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre

başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli

mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna

uygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan

başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel

başvurunun "ikincil niteliği" ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

29. Açıklanan nedenlerle tutukluluğun makul süreyi aştığı

iddiasının yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru konusu

yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Tutukluluk

İncelemelerinin Duruşmasız Olarak Yapıldığına ve Savcılık Görüşünün

Bildirilmediğine İlişkin İddialar

1. Başvurucunun İddiaları

30. Başvurucu, gerek talep üzerine

gerekse resen yapılan tutukluluğa ilişkin incelemelerin duruşmasız olarak gerçekleştirildiğini

ve bu incelemeler sırasında alınan Savcılık görüşlerinin kendisine tebliğ

edilmediğini belirterek Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

31. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:

"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti

kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."

32. Başvurucunun bu bölümdeki iddiaları, Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrası çerçevesinde incelenecektir.

33. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası, yakalama veya

tutuklama yoluyla özgürlüğünden yoksun bırakılan kişiye, özgürlüğünden yoksun

bırakılmasının yasaya uygunluğunun özünü oluşturan usule ve esasa ilişkin

koşullar ile ilgili olarak yetkili bir yargı merciine başvurma hakkı

tanımaktadır. Hürriyeti kısıtlanan kişinin şikâyetleri ile ilgili olarak

yetkili yargı merciince yapılacak değerlendirmenin adli nitelik taşıması ve

özgürlükten mahrum bırakılan kişilerin itirazları bakımından uygun olan

teminatları sağlaması gerekir.Ayrıca tutukluluğun

yasaya aykırı olup olmadığının hâkim önünde düzenlenen duruşmalarda etkili

olarak incelenmesini talep etme ve tutukluluk hâlinin gerekli olup olmadığının

yetkililer tarafından hızlı bir şekilde tespit edilmesini isteme hakkını da

teminat altına almaktadır (Firas Aslan ve Hebat Aslan,

§§ 64-66).

34. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca

tutukluluğun devamına ilişkin olarak mahkemelerce verilen kararlara yapılan her

itirazda başvurucunun dinlenmesi gerekli olmamakla beraber tutuklu kişinin

makul aralıklarla dinlenilmeyi talep etme hakkı vardır. Tutukluluğunun gözden

geçirilmesi esnasında yapılan incelemede “çelişmeli yargı” ve “silahların

eşitliği” ilkelerine riayet edilmesi gerekir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 68).

35. Bununla birlikte 5271 sayılı Kanun'un 108. maddesine göre

şüpheli veya sanığın istemi olmaksızın tutukluluğun resen incelenmesi

durumunda, hürriyeti kısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine başvurma hakkı

kapsamında bir değerlendirme yapılmadığından bu incelemelerin Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrası kapsamına dâhil edilmesi mümkün değildir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B.

No: 2012/1158, 21/11/2013, § 32; Faik Özgür

Erol ve diğerleri, B. No: 2013/6160, 2/12/2015, § 24).

36. Somut olayda başvurucu, 24/1/2014 tarihli tutukluluk

incelemesinin de duruşma yapılmadan gerçekleştirildiğini ileri sürmüşse de

resen gerçekleştirilen tutuklulukla ilgili incelemeler sonucunda verilen

kararlar konu bakımından yetki kapsamı dışında olduğundan başvurucunun bu

incelemeye ilişkin şikâyeti değerlendirme dışında tutulmuş; 27/12/2013 tarihli

itirazın incelenmesi kararı ile sınırlı bir değerlendirme yapılmıştır.

37. 5271 sayılı Kanun’un 104. maddesinin (1) numaralı fıkrasına

göre şüpheli veya sanık soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında herhangi bir

süre beklemeksizin salıverilmesini talep edebilir. Aynı Kanun’un 101.

maddesinin (5) numaralı fıkrasına göre ise resen ya da talep üzerine tutukluluk

hakkında verilmiş tüm kararlar mahkeme önünde itiraza konu olabilir.

38. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında öngörülen

kural dikkate alındığında hürriyeti kısıtlanan kişinin durumu hakkında kısa

sürede karar verilmesi dâhil olmak üzere tutukluluk kararına karşı yapılan her

itirazda duruşma yapılması ceza yargılaması sistemini işlemez hâle

getirecektir. Bu nedenle Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında yer

alan yargılama usulüne ilişkin yükümlülükler, duruşma yapmayı gerektirecek özel

bir durum olmadığı sürece tutukluluğa karşı yapılacak her itiraz için duruşma

yapılmasını gerektirmez (Firas Aslan ve Hebat Aslan, §

73).

39. Somut olayda başvurucu hakkında İstanbul 14. Ağır Ceza

Mahkemesinin 24/12/2013 tarihli duruşmada tutukluluğun devamına karar verilmiş,

bu duruşmada başvurucu ve müdafii de hazır

bulunmuştur. Bu karara yapılan itiraz, İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin

27/12/2013 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Bu nedenle İstanbul 14. Ağır Ceza

Mahkemesince yapılan incelemeden üç gün gibi makul bir süre sonra 27/12/2013

tarihinde, İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde yapılan itiraz

incelemesinde duruşma yapılması bir zorunluluk olarak kabul edilemez.

40. 27/12/2013 tarihli itiraz incelemesi sırasında alınan

Savcılık görüşünün bildirilmediği iddiasına ilişkin olarak somut olaya

bakıldığında İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/12/2013 tarihli kararıyla

itirazın reddine karar verdiği anlaşılmıştır. Bu kararın incelenmesinden

Cumhuriyet Savcısından tutukluluğun devamı yönünde bir görüş alınmadığı gibi

kendisinden de bu hususta bir görüş sorulmadığı görülmektedir.

41. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluk incelemelerinin

duruşmasız olarak gerçekleştirildiği ve incelemeler sırasında alınan Savcılık

görüşünün tebliğ edilmediği iddialarına ilişkin olarak bir ihlalin olmadığı

açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutukluluk incelemelerinin duruşmasız olarak yapıldığına ve

Savcılık görüşünün bildirilmediğine ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 19/4/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes

KAYA

Başvurucu

:

Rıdvan DÖNER

Vekili

:

Av. Hüseyin

BOĞATEKİN

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/2278, T. 19.04.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2014-2278-basvuru-19-04-2017-d70bd9dcce87