Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/2276, 21.06.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2014/2276
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

NECMETTİN İNAN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/2276)

Karar Tarihi:21/6/2017

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması, formül

gerekçelerle tutukluluğun devamına karar verilmesi, tutukluluğa itiraz

incelemesinin duruşmasız yapılması ve itiraz incelemesinde savcılık görüşünün

tebliğ edilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 18/2/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına ve başvurucular Ferhat Döner ve Barış Şahbudak'ın adli yardım taleplerinin kabulüne karar

verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvurucu Barış Şahbudak tarafından

yapılan 2014/2280 numaralı, başvurucu Necmettin İnan tarafından yapılan

2014/2277 numaralı bireysel başvuru dosyalarının konu yönünden hukuki irtibat

nedeniyle 2014/2276 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine,

incelemenin 2014/2276 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine

karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, 2014/2280 numaralı bireysel başvuru ile

ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına atıfta bulunarak görüş

sunulmayacağını bildirmiştir. Bakanlık 2014/2276, 2014/2277 numaralı bireysel

başvurulara ilişkin olarak görüşlerini sunmuştur.

8. Başvurucular Ferhat Döner ve Necmettin İnan ise Bakanlık

görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

10. Başvurucular, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen

soruşturma kapsamında gözaltına alınmışlardır. Başvurucular Barış Şahbudak ve Ferhat Döner 2/6/2011 tarihinde, Başvurucu

Necmettin İnan ise 29/4/2011 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

tutuklanmıştır.

11. Yapılan soruşturma sonucunda İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığının 11/8/2011 tarihli iddianamesi ile silahlı terör örgütüne üye

olma, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme, mala

zarar verme suçlarından dolayı başvurucular ile birlikte yirmi dört şüpheli hakkında

kamu davası açılmıştır.

12. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2011/158 sayılı

dosyası kapsamında 26/8/2011 tarihinde yapılan tensip duruşmasında

başvurucuların tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

13. 24/12/2013 tarihinde yapılan 11. celsede başvurucuların

tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Bu celsede başvurucular ve

müdafileri de hazır bulunmuştur.

14. Bu celsedeki tutukluluk hâlinin devamına ilişkin karara

başvurucular tarafından yapılan itirazı değerlendiren İstanbul 15. Ağır Ceza

Mahkemesi 27/12/2013 tarihli kararıyla itirazın reddine karar vermiştir. Bu

karar 20/1/2014 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir.

15. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi 24/1/2014 tarihinde

4/12/2014 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 108. maddesi

uyarınca başvurucunun tutukluluk durumunu gözden geçirmiş, aynı gerekçelerle

başvurucuların ve diğer tutuklu sanıkların tutukluluk hâllerinin devamına karar

vermiştir.

16. Başvurucular 18/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

17. Başvurucular 22/7/2014 tarihinde tahliye edilmişlerdir.

18. Başvurucular hakkındaki dava (özel yetkili) İstanbul 14.

Ağır Ceza Mahkemesinin kapatılması üzerine Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesine

devredilmiştir.

19. Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/145 sayılı esasında

yargılama devam etmektedir.

IV. İLGİLİ HUKUK

20. 5271 sayılı Kanun'un "Şüpheli

veya sanığın salıverilme istemleri" kenar başlıklı 104.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin

her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.

(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin

devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına

itiraz edilebilir."

21. 5271 sayılı Kanun'un "Usul"

kenar başlıklı 105. maddesi şöyledir:

"103 ve 104 üncü

maddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli,

sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün

içinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir.

(Ek cümle: 11/4/2013-6459/15 md.) Duruşma dışında bu

karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin

görüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir."

22. 5271 sayılı Kanun'un

"Tutukluluğun incelenmesi" kenar başlıklı 108. maddesi

şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla

tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet

savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100

üncü madde hükümleri göz önünde bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir.

(2) Tutukluluk durumunun incelenmesi,

yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde şüpheli tarafından da istenebilir.

(3) Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan

sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya

koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülen

süre içinde de re'sen karar verir."

23. 5271 sayılı Kanun’un "İtirazın

Cumhuriyet savcısına ve karşı tarafa tebliği ile inceleme ve araştırma

yapılması "kenar başlıklı 270. maddesi şöyledir:

"(1) İtirazı inceleyecek merci, yazı ile

cevap verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa

bildirebilir. Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde

bunların yapılmasını da emredebilir.

(2) (Ek: 11/4/2013-6459/20 md.)

101 ve 105 inci maddeler uyarınca yapılan itiraz üzerine Cumhuriyet savcısından

görüş alınması durumunda, bu görüş şüpheli, sanık veya müdafiine

bildirilir. Şüpheli, sanık veya müdafii üç gün içinde

görüşünü bildirebilir."

24. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

25. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Karar veya hükümlerin

kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her

hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat

isteminde bulunulabilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 21/6/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığına İlişkin

İddia

1. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

27. Başvurucular; tutukluluğun devamına ilişkin gerekçelerin

ilgili ve yeterli olmadığını, tutukluluk durumu değerlendirilirken sadece suçun

ağırlığına bakılmasının yeterli olmadığını, Mahkemenin dosyadaki delillerle

bağlantı kurarak kaçma şüphesini de somut olgulara dayandırarak değerlendirme

yapması gerektiğini, tutuklamanın zorunlu durumlarda uygulanması gereken bir

tedbir olduğunu ancak somut olayda tutuklamanın tedbir olma niteliğinin ortadan

kalktığını uzun süredir devam eden tutukluluğun makul süreyi aştığını

belirterek Anayasa’nın 19. maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

28. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu

kapsamda sunulan görüşlerine atıfta bulunarak bu şikâyet hakkında görüş

sunulmayacağını bildirmiştir.

2. Değerlendirme

29. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği

gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle

olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,

B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).

30. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa (ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf

yaparak) 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma

imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğunu belirtmektedir (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,

28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,

B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).

31. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 22/7/2014

tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucuların tutukluluğun makul süreyi

aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak

davada da incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre

başvurucuların tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli

mahkemece başvurucular lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucuların durumuna

uygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan

başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel

başvurunun "ikincil niteliği" ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

32. Açıklanan nedenlerle tutukluluğun makul süreyi aştığı

iddiasının yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru konusu

yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B.Tutukluluk İncelemelerinin Duruşmasız Olarak

Yapıldığına ve Savcılık Görüşünün Bildirilmediğine İlişkin İddia

1.Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü

33. Başvurucular, gerek talep üzerine

gerekse resen yapılan tutukluluğa ilişkin incelemelerin duruşmasız olarak

gerçekleştirildiğini ve bu incelemeler sırasında alınan Savcılık görüşlerinin

tebliğ edilmediğini belirterek Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

34. Bakanlık görüşünde, başvurucuların tutukluluğunun devamına

karar verildiği tarih ile itiraz incelemesinin yapıldığı tarih arasında üç gün

olduğu ve bu sürenin makul olduğu belirtilmiştir. İtiraz incelemesinde

Cumhuriyet savcısının görüşünün tebliğ edilmemesi ile ilgili olarak 27/12/2013

tarihinde Savcılık görüşü alınmadan itirazın reddine karar verildiği

belirtmiştir.

2. Değerlendirme

35.Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:

"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti

kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."

36. Başvurucuların bu bölümdeki iddiaları, Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrası çerçevesinde incelenecektir.

37. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası, yakalama veya

tutuklama yoluyla özgürlüğünden yoksun bırakılan kişiye, özgürlüğünden yoksun

bırakılmasının yasaya uygunluğunun özünü oluşturan usule ve esasa ilişkin

koşullar ile ilgili olarak yetkili bir yargı merciine başvurma hakkı

tanımaktadır. Hürriyeti kısıtlanan kişinin şikâyetleri ile ilgili olarak

yetkili yargı merciince yapılacak değerlendirmenin adli nitelik taşıması ve

özgürlükten mahrum bırakılan kişilerin itirazları bakımından uygun olan

teminatları sağlaması gerekir.Ayrıca tutukluluğun

yasaya aykırı olup olmadığının hâkim önünde düzenlenen duruşmalarda etkili

olarak incelenmesini talep etme ve tutukluluk hâlinin gerekli olup olmadığının

yetkililer tarafından hızlı bir şekilde tespit edilmesini isteme hakkını da

teminat altına almaktadır (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B.

No: 2012/1158, 21/11/2013, §§

64-66).

38. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca

tutukluluğun devamına ilişkin olarak mahkemelerce verilen kararlara yapılan her

itirazda başvurucunun dinlenilmesi gerekli olmamakla beraber tutuklu kişinin

makul aralıklarla dinlenilmeyi talep etme hakkı vardır. Tutukluluğunun gözden

geçirilmesi esnasında yapılan incelemenin “çelişmeli yargı” ve “silahların eşitliği”

ilkelerine riayet edilmesi gerekir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 68).

39. Bununla birlikte 5271 sayılı Kanun'un 108. maddesine göre

şüpheli veya sanığın istemi olmaksızın tutukluluğun resen incelenmesi durumunda

hürriyeti kısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine başvurma hakkı kapsamında

bir değerlendirme yapılmadığından bu incelemelerin Anayasa'nın 19. maddesinin

sekizinci fıkrası kapsamına dâhil edilmesi mümkün değildir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 32; Faik Özgür Erol ve diğerleri, B. No: 2013/6160,

2/12/2015, § 24).

40. Somut olayda başvurucular 24/1/2014 tarihli tutukluluk

incelemesinin duruşma yapılmadan ve Savcılık görüşü tebliğ edilmeden

gerçekleştirildiğini ileri sürmüşlerse de resen gerçekleştirilen tutuklulukla ilgili

incelemeler sonucunda verilen kararlar konu bakımından yetki kapsamı dışında

olduğundan başvurucuların bu incelemeye ilişkin şikâyetleri değerlendirme

dışında tutulmuş ve 27/12/2013 tarihli itirazın incelenmesi kararı ile sınırlı

bir değerlendirme yapılmıştır.

41. 5271 sayılı Kanun’un 104. maddesinin (1) numaralı fıkrasına

göre şüpheli veya sanık soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında herhangi bir

süre beklemeksizin salıverilmesini talep edebilir. Aynı Kanun’un 101.

maddesinin (5) numaralı fıkrasına göre ise resen ya da talep üzerine tutukluluk

hakkında verilmiş tüm kararlar mahkeme önünde itiraza konu olabilir.

42. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında öngörülen

kural dikkate alındığında hürriyeti kısıtlanan kişinin durumu hakkında kısa

sürede karar verilmesi dâhil olmak üzere tutukluluk kararına karşı yapılan her

itirazda duruşma yapılması ceza yargılaması sistemini işlemez hâle

getirecektir. Bu nedenle Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında yer

alan yargılama usulüne ilişkin yükümlülükler, duruşma yapmayı gerektirecek özel

bir durum olmadığı sürece tutukluluğa karşı yapılacak her itiraz için duruşma

yapılmasını gerektirmez (Firas Aslan ve Hebat Aslan, §

73).

43. Somut olayda İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/12/2013

tarihli duruşmada başvurucular hakkında tutukluluğun devamına karar verilmiş,

bu duruşmada başvurucular ve müdafileri de hazır bulunmuştur. Bu karara yapılan

itiraz, İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/12/2013 tarihli kararıyla

reddedilmiştir. Bu nedenle İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan

incelemeden üç gün gibi makul bir süre sonra 27/12/2013 tarihinde İstanbul 15.

Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde yapılan itiraz incelemesinde duruşma yapılması bir

zorunluluk olarak kabul edilemez.

44. 27/12/2013 tarihli itiraz incelemesi sırasında alınan

Savcılık görüşünün bildirilmediği iddiasına ilişkin olarak somut olaya

bakıldığında İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/12/2013 tarihli kararıyla

itirazın reddine karar verdiği anlaşılmıştır. Bu kararın incelenmesi

neticesinde Cumhuriyet savcısından tutukluluğun devamı yönünde bir görüş

alınmadığı gibi kendisinden de bu hususta bir görüş sorulmadığı görülmektedir.

45. Açıklanan nedenlerle başvurucuların tutukluluk

incelemelerinin duruşmasız olarak gerçekleştirildiği ve incelemeler sırasında

alınan Savcılık görüşünün tebliğ edilmediği iddialarına ilişkin olarak bir

ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Tutukluluk incelemelerinin duruşmasız olarak yapıldığına ve

Savcılık görüşünün bildirilmediğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZOLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu Necmettin İnan üzerinde

BIRAKILMASINA,

D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucular Ferhat Döner ve Barış Şahbudak'ın yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF

TUTULMASINA 21/6/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes

KAYA

Başvurucular

:

1. Barış

ŞAHBUDAK

2. Ferhat

DÖNER

3. Necmettin

İNAN

Vekili

:

Av. Hüseyin

BOĞATEKİN

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/2276, T. 21.06.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2014-2276-basvuru-21-06-2017-2fbc0a73c1d2