Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/2207, 08.06.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2014/2207
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

EMİN TOĞURLU BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/2207)

Karar Tarihi: 8/6/2017

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının, tutukluluk dolayısıyla siyasi faaliyetlerin

yerine getirilememesi nedeniyle seçme ve seçilme hakkının, özel yetkili

mahkemelerde yargılama yapılması nedeniyle kanuni hâkim ilkesinin ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/2/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve

bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8.Başvurucu 2009 yılında yapılan yerel seçimlerde Şırnak ili

Silopi ilçesi belediye başkanı olarak seçilmiştir.

9. Başvurucu, yasa dışı örgüt yöneticisi olduğu suçlamasıyla

23/9/2011 tarihinde tutuklanmıştır.

10. Başvurucu hakkında anılan suçla ilgili olarak Diyarbakır 5.

Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/128 Esas sayılı dosyasında kamu davası açılmıştır.

11. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/128 Esas sayılı

dosyasının 30/1/2014 tarihli duruşmasında başvurucunun tutukluluk hâlinin

devamına karar verilmiştir.

12. Bu karara yapılan itiraz, Diyarbakır 6. Ağır Ceza

Mahkemesinin 31/1/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

13. Başvurucu 12/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

14. 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile

12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun mülga 10.

maddesiyle görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin kaldırılması üzerine

Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/3/2014 tarihli kararı ile dosya, Şırnak

Ağır Ceza Mahkemesine devredilmiştir.

15. Şırnak 1. Ağır Ceza Mahkemesi 11/4/2014 tarihinde

yetkisizlik kararı vermiştir. Yetkisizlik kararı üzerine dosya Cizre Ağır Ceza

Mahkemesine gönderilmiştir.

16. Cizre 1. Ağır Ceza Mahkemesi de 9/5/2014 tarihinde karşı

yetkisizlik kararı vermiştir.

17. Yetki uyuşmazlığı üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesi 26/9/2014

tarihli kararıyla Şırnak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin yetkisizlik kararınınkaldırılmasına, dosyanın Şırnak Ağır Ceza

Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

18. Şırnak 1. Ağır Ceza Mahkemesi 14/1/2015 tarihli kararıyla

Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 5/1/2015 tarihli ilamı doğrultusunda davanın Elazığ Ağır Ceza Mahkemesine nakline karar vermiştir.

19. Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin

2015/25 sayılı dosyasında yargılamaya başlanmıştır. Elazığ

2. Ağır Ceza Mahkemesi 27/1/2015 tarihinde başvurucunun tahliyesine karar

vermiştir.

20. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla İlk

Derece Mahkemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

21. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Şüpheli veya sanığın salıverilme

istemleri" kenar başlıklı 104. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin

her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.

(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin

devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına

itiraz edilebilir."

22. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

23. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Karar veya hükümlerin

kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her

hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde

tazminat isteminde bulunulabilir."

B. Uluslararası Hukuk

1. Sözleşme Hükümleri

24. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu

Protokol'ün 3. maddesi şöyledir:

"Yüksek Sözleşmeci Taraflar, yasama

organının seçilmesinde halkın kanaatlerinin özgürce açıklanmasını sağlayacak

şartlar içinde, makul aralıklarla, gizli oyla serbest seçimler yapmayı taahhüt

ederler."

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

25. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'ye

ek 1 No.lu Protokol'ün 3. maddesindeki serbest seçim hakkını, "yasama organı"nın seçimi ya da bu organın iki meclisi varsa

en azından bir meclisin seçimi ile sınırlı olarak değerlendirmektedir (Gorizdra/Moldova (k.k.),

B. No: 53180/99, 02/07/2002, hukuk kısmı, § 2; Cherepkov/Rusya (k.k.), B. No: 51501/99,

25/01/2000, hukuk kısmı, § 1).

26. AİHM, serbest seçim hakkının kapsamını, yasama yetkisine

sahip olmayan yerel yönetimlerin seçimlerini içerecek kadar genişletmemiş ve

yerel seçimlerin ulusal yasaları yerel düzeyde uygulayarak parlamentonun

desteklenmesi işlevine sahip olduğunu belirtmiştir. AİHM ayrıca belediye

seçimlerinin (Cherepkov/Rusya (k.k.));

bölgesel seçimlerin (Malarde/France (k.k.),

B. No: 46813/99, 5/9/2000), il genel meclisi seçimlerinin (Santoro/Italy, B. No: 36681/97,

16/1/2003), belediye ve ilçe meclisi seçimlerinin (Mółka/Poland (k.k.),

B. No: 56550/00, 11/4/2006) Sözleşme'ye ek 1 No.lu

Protokol'ün 3. maddesinde belirlenen serbest seçim hakkının kapsamında

olmadığına karar vermiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 8/6/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Seçme, Seçilme ve

Siyasi Faaliyette Bulunma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

28. Başvurucu, tutukluluğu nedeniyle Barış ve Demokrasi

Partisinden seçildiği Şırnak ili Silopi ilçesi belediye başkanlığı görevini

yerine getiremediğini belirterek Anayasa'nın 67. maddesinde güvence altına

alınan seçme ve seçilme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; hak ihlali

tespitiyle birlikte tazminat talebinde bulunmuştur.

2. Değerlendirme

29. Anayasa'nın 67. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara

uygun olarak, seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasî parti içinde

siyasî faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir."

30. Başvurucunun bu bölümdeki iddiasının Anayasa'nın 67.

maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.

31. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci

cümlesi şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa

Mahkemesine başvurabilir."

32. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek

Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü

tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir."

33. Belirtilen hükümler uyarınca bir anayasal hak ihlali

iddiasının Anayasa Mahkemesinin konu bakımından yetkisi dâhilinde olabilmesi

için başvurucu tarafından dayanılan hakkın Anayasa'da güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerden olması, Sözleşme ve buna ek Türkiye'nin taraf

olduğu protokoller kapsamında yer alması gerekir. Anayasa ve Sözleşme'nin ortak

koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun esasının incelenmesi

mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18; Mehmet Haberal, B. No:

2012/849, 4/12/2013, § 106).

34. Anayasa'nın 67. maddesinde seçme, seçilme ve bağımsız olarak

veya bir siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma hakkı güvence altına

alınmıştır. Somut olayda belediye başkanı olarak seçilen başvurucu,

tutuklanması nedeniyle seçme ve seçilme hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir. Sözleşme kapsamında korunan hak, yasama organının seçimi ile ilgili

olup belediye başkanlığı seçimiyle ilgili ihlal iddiaları bağımsız bir hak

olarak Sözleşme kapsamında değerlendirilmediğinden bu hakka yönelik ihlal

iddialarının bireysel başvuru konusu yapılabilmesi mümkün değildir. Sonuç

itibarıyla başvurucunun ihlal iddiasının konusu, Anayasa'da güvence altına

alınmış ve Sözleşme kapsamında olan temel hak ve özgürlüklerin koruma alanı

dışında kalmaktadır.

35. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluğu nedeniyle

siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Anayasa

ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kaldığı anlaşıldığından başvurunun

bu kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Tutukluluğun Makul

Süreyi Aştığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

36. Başvurucu, formül gerekçelerle devam ettirilen tutukluluğun

makul süreyi aştığını, seçilmiş bir kişi olmasına rağmen tahliye edilmediğinibelirterek Anayasa'nın 19. maddesinde güvence

altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, özel hayatın gizliliği

hakkının ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş; hak ihlali

tespitiyle birlikte tazminat talebinde bulunmuştur.

b. Değerlendirme

37. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun bu başlık altında

şikâyetlerinin Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası kapsamında

incelenmesi gerekmektedir.

38. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

39. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

40. Yukarıda belirilen Anayasa ve

Kanun hükümleri gereğince Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen

hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği

gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle

olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,

B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).

41. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa (ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf

yaparak) 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma

imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,

28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,

B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).

42. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 27/1/2015

tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyi

aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak

davada da incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre

başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli

mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumuna uygun

telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolu

tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun

"ikincil niteliği" ile bağdaşmamaktadır.

43. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluğun makul süreyi

aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel

başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Kanuni Hâkim İlkesinin İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

44. Başvurucu, 3713 sayılı Kanun'un mülga 10. maddesi ile

görevli mahkemelerin kaldırılmasına rağmen yeni mahkemeler düzenlenerek bu

mahkemelerde yargılamanın devam ettiğini belirterek kanuni hâkim ilkesinin

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

45. 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

uyarınca bireysel başvuru yoluna başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir (bkz. § 38).

46. Somut olayda başvuruya konu yargılamanın İlk Derece

Mahkemesinde devam ettiği tespit edilmiştir. Bu kapsamda başvurucunun hukuk

sisteminde mevcut idari ve yargısal yolları tüketmeksizin bireysel başvuruda

bulunduğu anlaşılmaktadır.

47. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,

2. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında tutukluluğun

makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Kanuni hâkim ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

8/6/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes

KAYA

Başvurucu

:

Emin TOĞURLU

Vekili

:

Av. Hüsnü

KAPLAN

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/2207, T. 08.06.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2014-2207-basvuru-08-06-2017-cf45ab2d69f8