Anayasa Mahkemesi · Genel Kurul

Anayasa Mahkemesi Genel Kurul, B. No: 2014/15059, 25.05.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Genel Kurul
Esas No
2014/15059
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

GENEL KURUL

KARAR

HASAN ÖZCAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/15059)

Karar Tarihi: 25/5/2017

GENEL KURUL

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, iş mahkemesinde açılan alacak davasında delillerin

eksik ve hatalı değerlendirilmesi, Yargıtay kararının gerekçesiz olması ve

yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 5/9/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Başvurucu, başvuru formunun "avukatı" kısmını

avukat ismi ve adresi vererek doldurmuş ancak başvuru dosyası kapsamında baro

pulu ekli, suret harcı ödenmiş bir vekâletname sunmamış, bu çerçevede Anayasa

Mahkemesinin 19/9/2014 tarihli yazısı ile kendisinden vekâletname sunması

istenmiş, başvurucu 9/10/2014 tarihli cevap yazısında başvurunun kendisi

tarafından yapıldığını, bu nedenle vekâletname sunmayacağını bildirmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir.

8. İkinci Bölüm tarafından 20/4/2017 tarihinde yapılan

toplantıda, niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanması

gerekli görüldüğünden başvurunun Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

(İçtüzük) 28. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine

karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

10. Başvurucu tarafından 21/8/2007 tarihinde İstanbul 8. İş

Mahkemesinde açılan işçi ve işveren ilişkisinden kaynaklanan alacak davasında

başvurucu, A. Bank T.A.Ş. Nuruosmaniye Şubesinde

müdür olarak görev yapmakta iken 10/9/2002 tarihinde iş akdine son verildiğini

ancak 16/7/2001 ile 10/9/2002 tarihleri arasında serbest sigorta ve A. hayat

istihsal teşvik primlerinden payına isabet eden kısmın tarafına ödenmediğini

ileri sürmüş, fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 20.000 TL tutarında

Serbest Sigorta ve A. Hayat istihsal teşvik primi alacağının bu primlerin

ödenme dönemi olan 13/9/2002 ve 13/9/2003 tarihlerinden itibaren işleyecek yasal

faiziyle birlikte davalı A. Bank T.A.Ş.den tahsiline

karar verilmesini talep etmiştir.

11. İstanbul 8. İş Mahkemesince yapılan değerlendirme kapsamında

tarafların beyanları alınmış, bilirkişi raporu hazırlatılmış ve 21/2/2012

tarihli karar ile davanın reddine hükmedilmiştir. Kararın ilgili kısmı

şöyledir:

"...

Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğiyle; her

ne kadar davacı tarafından 2002 yılından iş akdinin sona erdiği tarihe kadar

prim ödemesi talebinde bulunulmuş ise de 2001 yılındaki prim ödemesinin 2002

yılında davacıya yapıldığı, bu tarihten sonra yapılan prim ödemelerinin ise

davacının talep tarihlerinde davalı banka çalışanlarına yapılmadığının

bildirildiği, davacı tarafından iddia olunan prim ödemelerine ilişkin herhangi

bir delil ibraz edilemediği, alınan cevabi yazılarla prim ödemesi yapıldığına

dair herhangi bir belge bulunmadığı ve bir an için prim ödemesinin varlığı

düşünülse bile davacının hak kazandığını iddia ettiği prim ödemelerinin

hesaplanmasına yarayacak delil bulunmadığı, diğer taraftan şubeden yapılan tüm

sigorta poliçelerine ait prim tutarlarının gösterildiği, ancak şubeye sigorta

istihsal teşvik primi ödenip ödenmeyeceği ve ödenecekse ne miktarda

ödeneceğinin Genel Müdürlüğün takdirinde olduğu anlaşıldığından ispat

edilemeyen davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

..."

12. Temyiz incelemesi sonucu İlk Derece Mahkemesi kararı,

Yargıtay 9. Hukuk Dairesince 5/6/2014 tarihinde onanmış ve yargılama süreci

sona ermiştir.

13. Başvurucu; onama kararının resmî olarak tebliğ edilmediğini,

vekâlet ücretine ilişkin icra emrinin 19/8/2014 tarihinde avukatına tebliğ

edilmesi üzerine karardan haberdar olduğunu beyan ederek 5/9/2014 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

14. Mahkemenin 25/5/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

15. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

16. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılan

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

17. Medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin olan iş mahkemeleri

nezdinde açılan davalarda yargılama süresi tespit edilirken sürenin başlangıç

tarihi olarak uyuşmazlığı karara bağlayacak davanın açıldığı tarih; sürenin

sona erdiği tarih olarak yargılamanın sona erdiği (Nesrin Kılıç, B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 69), yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Mehmet Salih Ayyıldız, B.

No: 2012/397, 17/11/2014, § 25).

18. İş mahkemelerinde görülen davalarda yargılama süresinin

makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç

dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu

ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin

niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Nesrin

Kılıç, §§ 57, 58).

19. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olaydaki yaklaşık 6 yıl 10 aylık

yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

20. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

B. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

21. Başvurucu, bireysel başvuruya konu ettiği yargılama

sürecinde İlk Derece Mahkemesi kararını onayan Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin

5/6/2014 tarihli ilamının gerekçesiz olduğunu belirterek gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

22. Anayasa’nın 36. ve 141. maddeleri uyarınca her türlü mahkeme

kararının gerekçeli olması gerekir. Ancak bu hak, yargılamada ileri sürülen tüm

iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu

nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre

değişebilir (Mehmet Yavuz, B. No:

2013/2995, 20/2/2014, § 51). Kanun yolu incelemesi yapan mercinin

yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi

kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş

olması bakımından yeterlidir (Yasemin Ekşi,

B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).

23. Somut olayda İlk Derece Mahkemesinin incelenen kararında

gösterilen gerekçenin kanun yolu merciince uygun bulunduğu dikkate alındığında

başvuru konusu kararın gerekçesiz olduğundan bahsedilemez.

24. Açıklanan nedenle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Yargılamanın Sonucu

İtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddia

25. Başvurucu, İstanbul 8. İş Mahkemesinde (Mahkeme) açtığı

alacak davasında delillerin eksik ve hatalı değerlendirildiğini, davalı tarafın

beyanı üzerinden hüküm kurulduğunu, davalı tarafça ileri sürülen ve Mahkemece

kabul edilen 2002 yılında ilgili şubeden kimseye istihsal teşvik primi

ödenmediği beyanının davalı tarafa haklılık kazandırmayacağını zira iş yerinde

sürekli olarak uygulanan prim, ikramiye gibi ödemelerin Yargıtayın

yerleşik içtihatlarına göre iş şartı hâline geldiğini, işverenin tek taraflı

olarak bu haklarından vazgeçemeyeceğini, Mahkemenin kabulüne göre kendisinin

belge sunamadığını oysa istenen belgelerin davalı tarafta olduğunu, bilirkişi

raporuna uygun karar verilmediğini belirterek adil yargılanma hakkı ile etkili

başvuru hakkının ve ayrımcılık yasağı ilkesinin ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu kapsamda başvurucunun şikâyetlerinin

özünün Derece Mahkemesi tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.Dolayısıyla

başvurucunun adil yargılanma hakkının, hak arama özgürlüğünün ve ayrımcılık

yasağının ihlali iddialarının adil yargılanma hakkı kapsamında yargılamanın

sonucunun adil olmadığı başlığı altında incelenmesi uygun görülmüştür.

27. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvurukonusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

28. Başvurucu tarafından ileri sürülendavanın

reddinin ve somut olaya uygulanan kanun hükümlerinin Anayasaya uygun olmadığı

şikâyetlerinin yukarıda belirtilen içtihat kapsamında kanun yolu şikâyeti

niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

29. Açıklanan nedenle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

31. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle

herhangi bir tazminat talebinde bulunmamıştır.

32. Somut olayda, makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

33. Başvuruya konu olan yargılama sürecinin kesinleşerek sona

erdiği dikkate alındığında başvurucunun da tazminat talebinin bulunmaması

nedeniyle ihlalin tespiti dışında sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gereken bir husus bulunmadığı anlaşılmaktadır.

34. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

E. Kararın bir örneğinin İstanbul 8. İş Mahkemesine (E.2007/602,

K.2012/63) GÖNDERİLMESİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

25/5/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

:

Burhan ÜSTÜN

Başkanvekili

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Nuri

NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

İsmail Emrah

PERDECİOĞLU

Başvurucu

:

Hasan ÖZCAN

Atıf: Anayasa Mahkemesi Genel Kurul, B. No: 2014/15059, T. 25.05.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-genel-kurul-2014-15059-basvuru-25-05-2017-765fba756f0d