Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/488, 16.03.2016

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2014/488
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

ESRA AKAY VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/488)

Karar Tarihi: 16/3/2016

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, tapu iptali ve tescil davasının makul sürede

sonuçlandırılamaması, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle başvurucuların

taşınmazları üzerinde diledikleri gibi tasarrufta bulunamaması nedeniyle

mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 13/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 18/9/2014 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 27/4/2015

tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 26/5/2015 tarihli yazısında, Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen,

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama

dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucular, mülkiyetlerinde bulunan Mardin ili

Kızıltepe ilçesi Ülker köyündeki 240 parsel numaralı taşınmazlarına Y.B. tarafından

yapılan haksız müdahalenin sonlandırılması ve müdahale sebebiyle uğradıkları

zararın giderilmesi istemiyle 5/10/2004 tarihinde Kızıltepe 1. Asliye Hukuk

Mahkemesinde müdahalenin meni davası açmışlardır. Bu dava Mahkemenin E.2004/536

sayılı dosyasına kaydedilmiştir.

8. Mahkeme, 2/10/2013 tarihli ve E.2013/741, K.2013/1096

sayılı kararla, Mahkemenin E.2004/536 sayılı dosyası ile E.2013/741 sayılı

dosya arasında bağlantı bulunduğu gerekçesiyle söz konusu dosyanın E.2004/536

sayılı dosya ile birleştirilmesine karar vermiştir.

9. Kızıltepe 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2005/512 sayılı

dosyasında 28/4/2005 tarihinde başvuruculara karşı tapu iptal ve tescil davası

açılmıştır.

10. Kızıltepe 1. Asliye Hukuk Mahkemesi E.2004/536 sayılı dosyada

14/12/2006 tarihli duruşmada E.2005/512 sayılı dosyanın sonucunun beklenmesine

karar vermiştir

11. Kızıltepe 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, 10/3/2010 tarihli ve

E.2005/512, K.2010/207 sayılı kararla başvuruculara karşı açılan tapu iptal ve

tescil davasının reddine karar vermiştir.

12. Temyiz üzerine, Yargıtay 16. Hukuk Dairesi 11/10/2011

tarihli ve E.2011/6212, K.2011/5575 sayılı ilamla kararın bozulmasına

hükmetmiştir. Bozma ilamı sonrası yargılama halen devam etmektedir.

13. Kızıltepe 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, 22/5/2014 tarih ve

E.2004/536, K.2014/593 sayılı kararla sonucunu beklediği, Mahkemenin E.2005/512

sayılı dosyası hakkında Yargıtayca verilen bozma

kararını da dikkate alarak, başvurucuların davasının reddine karar vermiştir.

14. Bu karar temyiz edilmiş olup temyiz incelemesi Yargıtay

16. Hukuk Dairesinin E.2015/971 sayılı dosyasında halen devam etmektedir.

15. Başvurucular, 13/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

16. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi, 22/11/2001 tarih ve 4721

sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 716. maddesi.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin 16/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucuların 13/1/2014 tarih ve 2014/488 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

18. Başvurucular, 5/10/2004 tarihinde açtıkları müdahalenin

meni davası ile 28/4/2005 tarihinde aleyhlerine açılan tapu iptali ve tescil

davasının makul sürede sonuçlandırılamadığını, yargılamanın uzun sürmesi

nedeniyle taşınmazları üzerinde diledikleri gibi tasarrufta bulunamadıklarını,

taşınmazlarının gelirlerinden yararlanamadıklarını belirterek, mülkiyet ve adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

19. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde,

başvurucuların Kızıltepe 1. Asliye Hukuk Mahkemesindeki müdahalenin meni davası

ile Kızıltepe 1. Asliye Hukuk Mahkemesindeki tapu iptali ve tescil davasının

makul sürede sonuçlandırılamadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürdükleri anlaşılmıştır. Bu nedenle başvurucuların iki ayrı

yargılamaya konu ihlal iddiaları ayrı ayrı değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

20. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Meni Davasının Makul Sürede

Sonuçlanmadığı İddiası

21. Başvurucular, 5/10/2004 tarihinde Kızıltepe 1. Asliye

Hukuk Mahkemesinde açtıkları müdahalenin meni davasının makul sürede

sonuçlandırılamadığını, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle taşınmazları

üzerinde diledikleri gibi tasarrufta bulunamadıklarını, taşınmazlarının

gelirlerinden yararlanamadıklarını belirterek mülkiyet ve adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

22. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni

ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil

yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36.

maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lâfzî içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da

yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil

olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 38–39).

23. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (Güher Ergun ve

Diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

24. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin

6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul

sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda taşınmaz

mülkiyeti hakkında Kızıltepe 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan müdahalenin

meni davasında 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile 6100

sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama

faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda

kuşku yoktur (Güher Ergun ve Diğerleri,B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 49).

25. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 5/10/2004 tarihidir.

26. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam eden

yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını

içeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesi

olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı başvurunun

karara bağlandığı tarihtir (Güher Ergun ve Diğerleri,B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

27. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

başvurucuların, mülkiyetlerinde bulunan Mardin ili Kızıltepe ilçesi Ülker

köyündeki taşınmazlarına yapılan haksız müdahalenin sonlandırılması ve müdahale

sebebiyle uğradıkları zararın giderilmesi istemiyle 5/10/2004 tarihinde

Kızıltepe 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde müdahalenin meni davası açtıkları,

yapılan yargılamada 14/12/2006 tarihli duruşmada Mahkemenin E.2005/512 sayılı

dosyasındaki tapu iptali ve tescil davasının sonucunun beklenmesine karar

verildiği, bu davanın reddedilmesi ve temyiz incelemesinde bozulması üzerine,

Mahkemece müdahalenin meni davasının reddine karar verildiği, hükmün temyiz

incelemesinin Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin E.2015/971 sayılı dosyasında halen

devam ettiği anlaşılmaktadır.

28. İlgili yargılama evrakının incelenmesinden, başvuruya

konu yargılama sürecinin Asliye Hukuk Mahkemesi önünde sürdüğü görülmekle,

medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu alan yargılama

faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren

6100 sayılı Kanun’a tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve 6100

sayılı Kanun’un 30. maddesinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini

ortaya koyduğu anlaşılmaktadır (bkz.§ 16)

29. 6100 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi

mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi

tarafından, özellikle yargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul

hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde bulundurularak makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiştir (Güher Ergun ve Diğerleri,B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 54-64),

30. Başvuruya konu davanın taraf sayısı ve mahiyeti nedeniyle

icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık

niteliğinin bulunmadığını ortaya koymaktadır. Davaya bütün olarak bakıldığında,

6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabi bir yargılama sürecine ilişkin

somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön

bulunmadığı ve on bir yıldır devam eden yargılama sürecinde makul olmayan bir

gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

31. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

32. Başvurucular uzun süren yargılama nedeniyle taşınmazları

üzerinde tasarrufta bulunamadıklarını, taşınmazlarının gelirlerinden

yararlanamadıklarını belirterek Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş olup, başvurucuların makul sürede

yargılanma haklarının ihlal edildiği yönünde yukarıda yer verilen tespitler ışığında,

mülkiyet haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının ayrıca

değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

b. Tapu

İptali ve Tescil Davasının Makul Sürede Sonuçlanmadığı İddiası

33. Başvurucular 28/4/2005 tarihinde aleyhlerine açılan tapu

iptali ve tescil davasının makul sürede sonuçlandırılamadığını, yargılamanın

uzun sürmesi nedeniyle taşınmazları üzerinde diledikleri gibi tasarrufta

bulunamadıklarını, taşınmazlarının gelirlerinden yararlanamadıklarını

belirterek mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

34. Yukarıda açıklandığı üzere, Anayasa’nın

36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere

ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir (§§

22-23). Başvuru konusu olayda taşınmaz mülkiyeti hakkında Kızıltepe 1. Asliye

Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptali ve tescil davasında, 1086 sayılı mülga

Kanun ile 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut

yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama

olduğunda kuşku yoktur (Güher Ergun

ve Diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 49).

35. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 28/4/2005 tarihidir.

36. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam eden

yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını

içeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesi

olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı

başvurunun karara bağlandığı tarihtir (Güher

Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

37. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

başvurucular aleyhine Kızıltepe 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2005/512 sayılı

dosyasında 28/4/2005 tarihinde tapu iptali ve tescil davası açıldığı, yapılan

yargılama sonucunda davanın reddine karar verildiği, hükmün temyiz incelemesi

sonucunda bozulduğu ve yargılamanın halen devam ettiği anlaşılmıştır.

38. 6100 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi

mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi

tarafından, özellikle yargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul

hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde bulundurularak makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiştir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 54-64).

39. Başvuruya konu davanın taraf sayısı ve mahiyeti nedeniyle

icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık

niteliğinin bulunmadığını ortaya koymaktadır. Davaya bütün olarak bakıldığında,

6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabi bir yargılama sürecine

ilişkin somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir

yön bulunmadığı ve yaklaşık on bir yıldır devam eden yargılama sürecinde makul

olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

40. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

41. Başvurucular uzun süren yargılama nedeniyle taşınmazları

üzerinde tasarrufta bulunamadıklarını, taşınmazlarının gelirlerinden

yararlanamadıklarını belirterek Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş olup, başvurucuların makul sürede

yargılanma haklarının ihlal edildiği yönünde yukarıda yer verilen tespitler

ışığında, mülkiyet haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının ayrıca

değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

42. Başvurucular toplam 100.000.00

TL maddi, ayrı ayrı 200.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep

etmişlerdir.

43. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü

mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını

ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

44. Başvurucuların tarafı oldukları müdahalenin meni davasına

ilişkin yaklaşık on bir yıldır devam eden yargılama süresi nazara alındığında,

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında her bir başvurucuya net

10.450 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

45. Başvurucuların tarafı olduğu tapu iptali ve tescil

davasına ilişkin yaklaşık on bir yıldır devam eden yargılama süresi nazara

alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında her bir

başvurucuya net 13.900 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

46. Başvurucular tarafından maddi tazminat talebinde

bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar

arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucuların maddi

tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

47. Başvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

48. Başvuruya konu

yargılamaların uzun süredir devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma

hakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan

bir yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü

zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamaların mümkün olan en kısa

sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir

örneğinin ilgili Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A.

Başvurucuların,

1.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvuruculara,

müdahalenin meni davası yönünden ayrı ayrı net 10.450 TL, tapu iptali ve tescil

davası yönünden ayrı ayrı net 13.900 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucular

tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin,

kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden

itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin

sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz

uygulanmasına,

E. Kararın

bir örneğinin Kızıltepe 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,

16/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes KAYA

Başvurucular

:

Esra AKAY

Mehmet Sıdık AKAY

Ömer AKAY

Vekilleri

:

Av. Ali AYDEMİR

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/488, T. 16.03.2016, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2014-488-basvuru-16-03-2016-4ae538bf1b7d