Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/2481, 13.07.2016

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2014/2481
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

METRO TURİZM LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/2481)

Karar Tarihi: 13/7/2016

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kaçakçılık suçuna ilişkin olarak yürütülen ceza

soruşturmasında araca el konması ve el konan aracın kovuşturma sonunda iadesine

karar verilmekle beraber bu aracın yargılama sonuçlanıncaya kadar teslim

edilmesi için ödenen adli teminat bedelinin faiz işletilmeden iade edilmesi

nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/2/2014 tarihinde Edirne İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 26/1/2016 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 2/2/2016 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından 22/3/2016 tarihinde başvuru

hakkında bu aşamada bir görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Bulgaristan'ın başkenti Sofya'da kurulduğu belirtilen

kara yolu taşımacılığı ve otobüs işletmeciliği alanında faaliyet gösteren bir

şirkettir.

1. Araca El Konması ve

Ceza Yargılaması Süreci

8. Başvurucu şirkete ait otobüsün Bulgaristan'dan Türkiye'ye

girişi sırasında 30/8/2007 tarihinde gümrük muhafaza memurları tarafından

yapılan arama sırasında otobüste çeşitli markalarda ve sayıda kaçak sigara ile

alkollü içki yakalanmış ve bu kaçak eşyalar ile eşyaların taşınmasında

kullanılan C6784H plakalı otobüse el konmuştur.

9. Edirne Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlüğünün 31/8/2007

tarihliyazısı ve Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının aynı tarihli talebi üzerine

Edirne 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 31/8/2007 tarihli ve 2007/1083 Değişik İş

sayılı kararı ile soruşturma sırasında ele geçirilen kaçak eşyalara ve bu eşyaların

taşınmasında kullanılan otobüse el konması işleminin onaylanmasına ayrıca

eşyanın zilyedine Cumhuriyet Başsavcılığınca durumun bildirilmesine karar

verilmiştir.

10. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının 2007/7426 Soruşturma

sayılı dosyasında düzenlenen 3/9/2007 tarihli ve 2007/1419 sayılı iddianamesi

ile "olay tarihinde Kapıkule Gümrük

Kapısından Türkiye’ye giriş yapan şüphelilerden sürücülüğünü G. G.’in yaptığı,

diğer şüphelilerin de personeli olduğu Metro Turizm firması adına kayıtlı

C6784BH plakalı otobüste yapılan aramada Türkiye’ye kaçak olarak sokulmak

istenen dosya içerisindeki kaçak eşya tespit varakasında yazılı muhtelif sigara

ve içkilerin yakalandığı, suça konu mallar ile taşımada kullanılan otobüse

elkonulduğu, şüphelilerin atılı suçu işledikleri belirtilen delillerle

anlaşıldığı" belirtilerek Bulgaristan uyruklu üç şüphelinin

21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3. maddesinin

(1) numaralı fıkrası uyarınca cezalandırılması ve müsadereye ilişkin 5607

sayılı Kanun'un 13. maddesinin (1) numaralı fıkrası ile26/9/2004 tarihli ve

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

uygulanmasına karar verilmesi talep olunmuştur.

11. Edirne 1. Asliye Ceza Mahkemesince iddianamenin kabulüyle

görülmeye başlanan kamu davasında verilen 12/11/2007 tarihli ve E.2007/267

sayılı ara kararı ile el konan ve müsaderesi talep edilen aracın gümrüklenmiş

değeri olan 6.545 TL teminat karşılığında başvurucuya iadesine karar

verilmiştir.

12. Başvurucu 14/11/2007 tarihinde 6.545 TL tutarındaki teminatı

Maliye Bakanlığı Kapıkule Gümrük Saymanlığı veznesine yatırmış ve aynı

tarihtegümrük memuru tarafından düzenlenen bir tutanak ile söz konusu araç

başvurucuya iade edilmiştir.

13. Mahkeme 20/11/2007 tarihli ve E.2007/267, K.2007608 sayılı

kararı ile sanıklardan A.I.nın beraatine, diğer sanıkların ise 5607 sayılı

Kanun'un 3. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca ve 5237 sayılı Kanun'un

62. maddesi de uygulanarak 10 ay hapis cezası ve 6.080 TL adli para cezası ile

cezalandırılmalarına ancak 5237 sayılı Kanun'un 51. maddesine göre verilen

hapis cezalarının ertelenmesine, kaçak eşyaların 5237 sayılı Kanun'un 54.

maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre müsadere edilmelerine, el konan C6784H

plakalınakil aracının ise müsadere edilmesine yer olmadığına,bu aracın

teminatla iade edilmiş olması hâlinde teminat bedelinin, tasfiye edilmiş ise

tasfiye bedelinin karar kesinleştiğinde sahibine iadesine karar verilmiştir.

14. Karar, katılan Gümrük Müsteşarlığı tarafından temyiz

edilmiş; Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 20/12/2011 tarihli ve E.2009/1225,

K.2011/26699 sayılı ilamıyla sanık A.I. hakkındaki beraat hükmünün onanmasına,

diğer sanıklar haklarındaki mahkûmiyet hükümlerinin ise yapılan yasa

değişiklikleri nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılma koşullarının

değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek bozulmasına karar verilmiştir.

15. Mahkûmiyet hükümlerine ilişkin bozma ilamı üzerine yapılan

yargılama neticesinde Mahkeme 29/3/2012 tarihli ve E.2012/200, K.2012/143

sayılı kararı ilesanıkların 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinin (1) numaralı

fıkrası uyarınca ve 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesi de uygulanarak 10 ay hapis

cezası ve 2.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ancak 5237 sayılı

Kanun'un 51. maddesine göre verilen hapis cezalarının ertelenmesine, kaçak

eşyaların 5237 sayılı Kanun'un 54. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre

müsadere edilmesine, el konan C6784H plakalı nakil aracının ise müsadere

edilmesine yer olmadığına, bu aracın teminatla iade edilmiş olması hâlinde teminat

bedelinin, tasfiye edilmiş ise tasfiye bedelinin karar kesinleştiğinde sahibine

iadesine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Hazırlık evrakı kapsamı, sanıkların

savunmaları, gümrük idaresince düzenlenmiş tutanaklar, kaçak eşyaya mahsus

tespit varakası, keşif tutanağı, bilirkişi raporları ile dosyada mevcut tüm

delillerin bir bütün halinde değerlendirilmesinden; Sanıklar Petar Georgıev ve

Angel Mılanov Metro Turizme ait C 6784 BH plakalı araçta şöför olarak ücret

karşılığında çalıştıkları, olay tarihinde eylem birliği içersinde Bulgaristan

tan temin ettikleri içki ve sigaraları ticari amaçlaotobüse yükledikleri

yapılan kontrolde yakalandıkları bu şekilde üzerlerine atılı suçu işledikleri

sabit olmakla sanıkların tecziyesine, nakil aracının kaçak eşyanın ve suçun

işlenmesine kolaylaştıracak veya fiilin ortaya çıkmasına engelleyecek şekilde

özel olarak hazırlanmış gizli bir tertibat ve zula içersinde saklanmamış ve

taşınmamış olması, ve kaçak eşyanın taşıma aracı yüküne göre miktar veya hacim

bakımından tamamını ve ağırlıklı bölümünü oluşturmaması veya naklinin bu aracın

kullanılmasına gerekli kılmadığı anlaşılmakla C 6784 BH plakalı nakil aracının

müsaderesine YER OLMADIĞINA, aracın sahibine iadesine, yakalanan bizzihati suç eşyalarının

müsaderesine karar vermek gerekmiştir."

16. Karar yeniden temyiz edilmiş, başvurucunun 3/1/2012

tarihinde teminatın kendisine iade edilmesi yönündeki talebi Mahkemece temyiz

edilen kararın kesinleşmediği gerekçesiyle 4/1/2012 tarihinde reddedilmiştir.

17. Katılan vekili 3/5/2012 tarihinde temyiz talebinden

vazgeçtiklerini bildirmiş, Mahkemece kararın 22/5/2012 tarihinde kesinleştiğine

dair kesinleşme şerhi düzenlenmiştir.

18. Başvurucunun teminat bedeli olarak ödediği 6.545 TL ise

17/5/2012 tarihinde banka hesabına yatırılmak suretiyle iade edilmiştir.

Başvurucuya herhangi bir faiz ödemesi ise yapılmamıştır.

2. İdari Yargılama Süreci

19. Başvurucu, el konan aracının yapılan ceza yargılaması

neticesinde iadesine karar verildiğini belirterek bu aracın kovuşturma

sırasında tarafına iadesi için yatırdığı 6.545 TL tutarındaki teminatın,

14/11/2007 ile 17/5/2012 tarihleri arasındaki yasal faizi olduğunu belirttiği

2.650 TL tutarındaki faiz zararının ödenmesi istemiyle 29/5/2012 tarihinde

Gümrük Müsteşarlığı aleyhine Edirne İdare Mahkemesinde tam yargı davası

açmıştır.

20. Mahkeme 19/7/2013 tarihli ve E.2012/512, K.2013/842 sayılı

kararı ile davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili

kısımları şöyledir:

"Olayda, Edirne 1. AsliyeCezaMahkemesinin

29/3/2012 tarihli ve E.2012/200, K.2012/143 sayılı kararında davacı tarafından

yatırılan teminatın faiziyle birlikte davacıya ödeneceğine ilişkin bir hüküm

kurulmadığı, öte yandan 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanun'unda parasal değer

olarak yatırılan teminatın yargılama sonucunda yasal faiziyle birlikte

ödeneceği yönünde bir hükme yer verilmediği gözönüne alındığında; davacının

iade edilen teminata14/11/2007-17/5/2012 tarihleri arasında yasal faiz

uygulanması söz konusu olmadığından,davacının 14/11/2007-17/5/2012tarihleri

arasındaki günlerde aracın idarece haksız yere tutulduğu iddiasıyla 2.650 TL

faiz zararının tazmini istemiyle açılan işbu davanın reddi gerektiği sonucuna

ulaşılmıştır."

21. Başvurucu karara itiraz etmiş, Edirne Bölge İdare

Mahkemesinin 15/11/2013 tarihli ve E.2013/1853, K.2013/1826 sayılı kararı ile

itiraz reddedilmiştir. Başvurucunun karar düzeltme istemi de Bölge İdare

Mahkemesinin 8/1/2014 tarihli ve E.2014/4, K.2014/57 sayılı kararıyla

reddedilmiştir.

22. Başvurucu 24/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

23. 5607 sayılı Kanun’un

"Suçlar ve kabahatler" kenar başlıklı 3. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Eşyayı, gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın

ülkeye sokan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adlî

para cezası ile cezalandırılır. Eşyanın, gümrük kapıları dışından ülkeye

sokulması halinde, verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılır.”

24. 5607 sayılı Kanun’un "Kaçak

eşya naklinde kullanılan taşıta elkoyma" kenar başlıklı 10.

maddesi şöyledir:

"(1) Bu Kanunda tanımlanan suçların

işlenmesinde kullanılan taşıtlara, Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci

maddesinin dördüncü fıkrası hükmüne göre elkonulur.

(2) 13 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına

girmesi, Türkiye'de sicile kayıtlı olmaması ya da soruşturma ve kovuşturma

devam ederken, kaçakçılık suçunun işlenmesinde tekrar kullanılması halinde,

elkonulan araç alıkonulur. Sahibinin aracın değeri kadar teminatı alıkoyma

tarihinden itibaren otuz gün içinde gümrük idaresine teslim etmesi halinde,

araç sahibine iade edilir. Aksi takdirde, tasfiye idaresi tarafından soruşturma

ve kovuşturma sonucu beklenmeksizin derhal tasfiye olunur. Tasfiyenin satış

suretiyle gerçekleşmesi halinde, satıştan elde edilen gelirden taşıtın muhafaza

edilmesi ve satışı için gerekli olan bütün masraflar karşılandıktan sonra kalan

miktar, kovuşturma sonucuna göre işlem yapılmak üzere emanet hesabına alınır.

(3)

İkinci fıkra hükmünün uygulanmasındaki değerden, kara taşıtlarında kasko

değeri; deniz taşıtlarında, tekne ve makine sigortasına esas teşkil eden değer;

sigortasız taşıtlar ile hava ve demiryolu taşıtlarında ise piyasa değeri

anlaşılır."

25. 5607 sayılı Kanun’un "Müsadere"

kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

“(1) Bu Kanunda tanımlanan suçlarla ilgili

olarak 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun

eşya ve kazanç müsaderesine ilişkin hükümleri uygulanır. Ancak kaçak eşya

taşımasında bilerek kullanılan veya kullanılmaya teşebbüs edilen her türlü

taşıma aracının müsadere edilebilmesi için aşağıdaki koşullardan birinin

gerçekleşmesi gerekir:

a)

Kaçak eşyanın, suçun işlenmesini kolaylaştıracak veya fiilin ortaya çıkmasını

engelleyecek şekilde özel olarak hazırlanmış gizli tertibat içerisinde saklanmış

veya taşınmış olması.

b)

Kaçak eşyanın, taşıma aracı yüküne göre miktar veya hacim bakımından tamamını

veya ağırlıklı bölümünü oluşturması veya naklinin, bu aracın kullanılmasını

gerekli kılması.

c)

Taşıma aracındaki kaçak eşyanın, Türkiye'ye girmesi veya Türkiye'den çıkması

yasak veya toplum veya çevre sağlığı açısından zararlı maddelerden olması.

(2)

Etkin pişmanlık nedeniyle fail hakkında cezaya hükmolunmaması veya kamu

davasının düşmesine karar verilmesi, sadece suç konusu eşya ile ilgili olarak müsadere

hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmez.”

26. 5237 sayılı Kanun'un "Eşya

müsaderesi" kenar başlıklı 54. maddesi şöyledir:

"(1) İyiniyetli üçüncü kişilere ait

olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun

işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine

hükmolunur. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu

güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda

müsadere edilir.

(2) Birinci fıkra kapsamına giren eşyanın,

ortadan kaldırılması, elden çıkarılması, tüketilmesi veya müsaderesinin başka

bir surette imkansız kılınması halinde; bu eşyanın

değeri kadar para tutarının müsaderesine karar verilir.

(3) Suçta kullanılan eşyanın müsadere

edilmesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle

hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında, müsaderesine hükmedilmeyebilir.

(4) Üretimi, bulundurulması, kullanılması,

taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya, müsadere edilir.

(5) Bir şeyin sadece bazı kısımlarının

müsaderesi gerektiğinde, tümüne zarar verilmeksizin bu kısmı ayırmak olanaklı

ise, sadece bu kısmın müsaderesine karar verilir.

(6) Birden fazla kişinin paydaş olduğu eşya

ile ilgili olarak, sadece suça iştirak eden kişinin payının müsaderesine

hükmolunur."

27. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Eşya veya kazancın muhafaza altına alınması ve

bunlara elkonulması" kenar başlıklı 123. maddesi şöyledir:

"(1) İspat aracı olarak yararlı görülen

ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri,

muhafaza altına alınır.

(2) Yanında bulunduran kişinin rızasıyla

teslim etmediği bu tür eşyaya elkonulabilir.

28. 5271 sayılı Kanun'un "Elkoyma

kararını verme yetkisi" kenar başlıklı 127. maddesi şöyledir:

"(1) Hâkim kararı üzerine veya

gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet

savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk

görevlileri, elkoyma işlemini gerçekleştirebilir.

.

(3)

(Değişik: 25/5/2005 - 5353/16 md.)Hâkim kararı

olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin

onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırksekiz saat içinde

açıklar; aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar.

(4)

Zilyedliğinde bulunan eşya veya diğer malvarlığı değerlerine elkonulan kimse,

hâkimden her zaman bu konuda bir karar verilmesini isteyebilir.

(5) Elkoyma işlemi, suçtan zarar gören mağdura

gecikmeksizin bildirilir.

."

29. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine,

koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler

alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan

veya zamanında geri verilmeyen,

.

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

30. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin 18/6/2014 tarihli ve

6545 sayılı Kanun'un 70. maddesi ile eklenen (3) numaralı fıkrası şöyledir:

"Birinci fıkrada yazan hâller dışında,

suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya

diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet

savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat

davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir."

31. 5271 sayılı Kanun'un 142. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin

ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde

karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat

isteminde bulunulabilir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

32. Mahkemenin 13/7/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

33. Başvurucu Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

yürütülen bir ceza soruşturmasında haksız yere otobüsüne el konduğunu,

kovuşturma sırasında bu aracınödediği teminat bedeli karşılığında teslim

edildiğini, yargılama sonunda da aracın müsadere edilmesine yer olmadığına ve

sahibine iadesine karar verildiğini ancak bu aracın teslimi için ödemiş olduğu

teminat bedelinin herhangi bir faiz ödemesi yapılmadan kendisine iade

edildiğini, el koyma işlemi neticesinde ödediği teminat bedeline faiz

işletilmemesi nedeniyle uğradığı zararın tazmini için idari yargı yerinde

açtığı davadan ise bir sonuç alamadığını belirterek, mülkiyet hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş; 2.650 TL tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

34. Başvurucu, kaçakçılık suçuna ilişkin olarak yürütülen ceza

soruşturmasında aracına haksız yere el konduğunu, el konan aracının kovuşturma

sonunda iadesine karar verildiğini ancak bu aracın yargılama sonuçlanıncaya

kadar kendisine teslim edilmesi için ödediği teminat bedelinin yasal faiz

işletilmeden iade edildiğini, faiz zararının giderilmesi için idari yargı

yerinde açtığı davanın ise reddedildiğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

35. Bakanlık tarafından bir görüş bildirilmemiştir.

36. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"... Başvuruda bulunabilmek için olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

37. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

"Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2)

numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının

bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

38. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında bireysel başvuruda bulunulmadan

önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için kanunda

öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş

olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle derece

mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu

zorunlu kılar (Necati Gündüz ve Recep

Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 26).

39. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte bir

hukuk yoludur. Bu nedenle kanunlarda yer alan idari ve yargısal başvuru

yollarının bireysel başvurudan önce tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve

özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemelerinde

olağan kanun yolları ile çözüme kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna,

iddia edilen hak ihlallerinin bu olağan denetim mekanizması çerçevesinde

giderilememesi durumunda başvurulabilir. Bireysel başvurunun ikincil

niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler

önünde dile getirilmeyen iddialar Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet konusu

edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan yeni bilgi ve belgeler de

Anayasa Mahkemesine sunulamaz (Bayram Gök,

26/3/2013, B. No: 2012/946, §§ 16-20).

40. Ancak belirtilen hükümlerde yer verilen olağan başvuru yolları

ibaresinin, başvurucunun şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı

sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili

başvuru yolları olarak anlaşılması gerekmektedir. Ayrıca başvuru yollarını

tüketme kuralı ne kesin ne şeklî olarak uygulanabilir bir kural olup bu kurala

uyulmasının denetlenmesinde münferit başvurunun koşullarının dikkate alınması

esastır. Bu anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuru yollarının

varlığının değil aynı zamanda bunların uygulama şartları ile başvurucunun

kişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde ele alınması gerekmektedir. Bu

nedenle başvurucunun, kendisinden başvuru yollarının tüketilmesi noktasında

beklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediğinin başvurunun özellikleri

dikkate alınarak incelenmesi gerekir (S.S.A.,

B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 28; Işıl

Yaykır, B. No: 2013/2284, 15/4/2014, § 42).

41. Başvuru yollarının etkisiz olduğunun saptanması durumunda

söz konusu edilen başvuru yolunun etkili ve erişilebilir olma koşullarını karşılamadığı

gerekçesiyle tüketilme zorunluluğu aranmamaktadır. Ancak başvuru yollarının

tüketilmesi koşuluna yönelik istisnaların her başvurunun somut özellikleri

dikkate alınarak değerlendirileceği de açıktır (Sedat Vural, B. No: 2014/5559, 25/4/2014, § 22).

42. Başvuru konusu olayda başvurucuya ait yolcu taşımacılığında

kullanılan otobüste Kapıkule gümrük sahası girişinde 30/8/2007 tarihinde

yapılan arama sırasında kaçak sigara ve alkollü içki bulunduğu tespit edilerek

bu kaçak eşyalara ve suç eşyasının taşınmasında kullanıldığı gerekçesiyle

otobüse el konmuş; Cumhuriyet savcısının talebiyle el koyma işlemi 31/8/2007

tarihinde sulh ceza hâkimi tarafından onaylanmıştır. Edirne Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından otobüste görevli Bulgaristan uyruklu üç şüphelinin

kaçakçılık suçundan cezalandırılmaları ve el konan eşyaların da müsadere

edilmeleri istemiyle 3/9/2007 tarihinde iddianame düzenlenerek Edirne 1. Asliye

Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. Mahkeme, yargılama sırasında

12/11/2007 tarihli ara kararı ile müsaderesi talep edilen aracın gümrüklenmiş

değeri olan 6.545 TL teminat karşılığında başvurucuya iadesine karar vermiş,

başvurucunun 14/11/2007 tarihinde 6.545 TL tutarındaki teminatı Maliye

Bakanlığı Kapıkule Gümrük Saymanlığı veznesine yatırması üzerine aynı tarihte

söz konusu araç başvurucuya iade edilmiştir.

43. Yapılan ceza yargılaması neticesinde Mahkeme 29/3/2012

tarihli kararıyla el konan nakil aracının müsadere edilmesine yer olmadığına,

bu aracın ve teminatla iade edilmiş olması hâlinde teminat bedelinin sahibine

iadesine karar vermiş; temyizden feragat üzerine hüküm 22/5/2012 tarihinde

kesinleşmiş; başvurucunun ödediği teminat bedeli ise 17/5/2012 tarihinde

kendisine iade edilmiştir. Ancak başvurucuya herhangi bir faiz ödemesi ise

yapılmamıştır.

44. Başvurucu esas itibarıyla el koyma tedbirinin haksız yere

uygulandığını ve bu el koyma işlemi nedeniyle yargılama sırasında aracının iade

edilmesini sağlamak için adli teminat bedeli ödemek durumunda kaldığını, ceza

yargılaması neticesinde aracın müsaderesine yer olmadığına ve teminat bedelinin

iadesine karar verildiğini ancak söz konusu teminat bedelinin yasal faiz

işletilmeden kendisine iade edildiğini belirterek uygulanan bu el koyma tedbiri

nedeniyle zarara uğradığını iddia etmektedir. Bu durumda başvurucunun, iddia

edilen ihlalin tespitini ve tazminat ödenmesini sağlayabilecek bir hukuk yolu

mevcut ise bu yolu tüketmesi zorunludur. Bu çerçevede 5271 sayılı Kanun’un 141.

ve 142. maddelerinde öngörülen tazminat yolunun başvurucunun şikâyetleri açısından

tüketilmesi gereken bir yol olup olmadığının incelenmesi gerekir.

45. 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(j) bendinde, eşyasına veya diğer mal varlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı

hâlde el konan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası

veya diğer mal varlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri

verilmeyen kişiler için tazminat talebinde bulunabilme imkânı tanınmaktadır.

46. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında da değinildiği

üzere temel hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla öngörülen mekanizmaların

sadece teoride mevcut olması yeterli olmayıp bu mekanizmaların özellikle

pratikte de ulaşılabilir ve etkin olması gerekmektedir (Tanrıkulu/Türkiye, B. No: 23763/94, 8/7/1999,

§ 76).

47. Koruma tedbirlerinden olan el koyma nedeniyle ödenen teminat

bedeline faiz işletilmemesi nedeniyle uğranılan zararların giderimi istemine

ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında çok sayıda Yargıtay

içtihadı mevcut olup bu içtihatlardan biri olan Yargıtay 12. Ceza Dairesinin

23/9/2013 tarihli ve E.2013/14435, K.2013/21106 sayılı ilamı şöyledir:

"Davacıların yargılandığı .... Asliye

Ceza Mahkemesinde müdafiliklerini yapan ... tarafından, elkonulan ... plakalı

aracın kasko değerinin yarısı olan 36.000 TL teminatın 29/9/2005 tarihinde

yatırılması üzerine aracın iadesinin sağlandığı ve bu teminatın aynı şekilde

Av. .... tarafından 10/11/2010 tarihinde iade alındığı

anlaşılmakla, tazminat istemine dayanak 5271 sayılı [Kanun'un] 141/1-j

maddesinde 'eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı

halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayanyada eşyası veya

diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan

veyazamanındageriverilmeyenkişilerinmaddîvemanevîhertürlüzararlarınıDevletten

isteyebilecekleri' hükmüdikkatealındığında, davacılar hakkında .... Asliye Ceza

Mahkemesinin 2006/139 esas, 2006/460 karar sayılı ceza dava dosyasında yapılan

yargılama sonunda sanıkların (davacıların)beraatine hükmedilerek elkonulan araç

ve teminatın iadesine karar verildiği ve temyiz üzerine hükmün Yargıtay 7. Ceza

Dairesinin 28/6/2010 tarihli ilamı ile onanarak kesinleşme tarihine kadar,

elkonulan ... plakalı aracın iadesi için 29/9/2005 tarihinde yatırılan ve

10/11/2010 tarihinde sanıkların (davacılar) müdafileri aracılığı ile geri

alınan 36.000 TL teminat bedelinin yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul

sürede iadesinin sağlanamamış olması karşısında, koruma tedbirleri nedeniyle

tazminat verilmesine ilişkin 5271 sayılı [Kanun'un] 141/1-j ve devamı

maddelerinde belirtilen koşulların davacılar yönünden gerçekleştiğinin kabulü

gerektiği, bu nedenle bu yöne ilişkin olarak uğranıldığı iddia edilen maddi

zararla ilgili olarak, teminatın davacılardan hangisinin nam ve hesabına

yatırılıp (ödendiği) ve iade alındığı tespit edilerek bu kişiye (davacıya)

teminatın yatırıldığı tarihten iade edildiği (geri ödendiği) tarihe kadar

sadece işlemiş olan yasal faizin ödenmesine karar verilmesi yerine, yazılı

gerekçe ile davanın yatırılan teminata ilişkin olarak talep edilen yasal faiz

bedeli yönünden de reddine karar verilmesi Kanun'a aykırı olup, .. hükmün ... BOZULMASINA ... karar verildi."

48. Yine Yargıtayın anılan Dairesinin 10/3/2015 tarihli ve

E.2014/17706, K.2015/4497 sayılı ilamı da şöyledir:

"Davacı vekilinin elkonulan tankeri iade

almak için teminat mektubu sunduklarını ve teminat mektubu için her yıl faiz

ödemek zorunda kaldıklarını iddia etmesi ve dayanak beraat hükmünde teminat

mektubunun karar kesinleştiğinde davacıya iade edileceğinin belirtilmesi

karşısında, davacı tarafından dosyaya sunulan teminat mektubunun dosyaya ibraz

edildiği tarih ile beraat hükmünün kesinleşme tarihi arasındaki sürede teminat

mektubuna işleyecek faizin ve davacıdan bu konuda alınan masraf olup olmadığının

araştırılmaması,

...

Kanuna aykırı olup,davalı

vekilinin ve davacı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde

görüldüğünden hükmün bu sebeplerden ... BOZULMASINA ... karar verildi."

49. Görüldüğü üzere 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde

düzenlenen yol, bir yandan başvurucunun maruz kaldığı el koyma işleminin hukuka

aykırılığının tespiti diğer yandan da uğradığı zararın tazmini imkânını

sağlamaktadır. Bu nedenle 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesi ile öngörülen hukuk

yolu başvurucunun şikâyetleri açısından erişilebilir ve elverişli bir çözüm

olanağı ve makul ölçüde bir başarı imkânı sunmaktadır (Mehmet Ali Aslan, B. No: 2013/2429,

30/3/2016, § 28).

50. Somut olayda ise başvurucu; ceza yargılaması neticesinde

iadesine karar verilen ödediği teminat bedelinin yasal faiz işletilmemesi

nedeniyle uğradığı faiz zararının tazmini istemiyle Gümrük Müsteşarlığı

aleyhine 29/5/2012 tarihinde Edirne İdare Mahkemesinde tam yargı davası

açmıştır. Mahkemenin 19/7/2013 tarihli kararı ile dava reddedilmiş, başvurucunun

karara karşı yaptığı itiraz da Edirne Bölge İdare Mahkemesinin 15/11/2013

tarihli kararı ile reddedilerek hüküm onanmış, karar düzeltme istemi de Bölge

İdare Mahkemesinin 8/1/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

51. Bir ihlal iddiasına ilişkin olarak başvurulabilecek birden

fazla başvuru yolunun bulunması durumunda, kural olarak başvurucunun aynı amacı

taşıyan başvuru yollarının tamamının tüketilmesi beklenemez. Bununla birlikte

makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte,

kullanılabilir ve etkili başvuru yolunun tüketilmesi gerekmektedir ( S.S.A., §§ 28-34).

52. Başvurucu her ne kadar uygulanan el koyma tedbiri üzerine

ödediği teminat bedeline faiz işletilmemesi nedeniyle zararlarının tazmini

istemiyle Gümrük Müsteşarlığı aleyhine Edirne İdare Mahkemesinde tam yargı

davası açmış ise de adli soruşturma çerçevesinde Cumhuriyet savcısının talimatı

ve sulh ceza hâkiminin onayıyla başvurucunun aracına el konduğu ve kovuşturma

aşamasında Edirne 1. Asliye Ceza Mahkemesince adli teminat karşılığında aracın

başvurucuya iade edildiği anlaşılmaktadır. El koyma koruma tedbirinin yasal

koşulları doğrultusunda uygulanması ve bu kapsamda alınan teminat bedelinin de

makul sürede iadesinin sağlanmasının adli soruşturma ve kovuşturma çerçevesinde

adli makamların görev ve sorumluluğunda olduğu açıktır. Başvurucunun idari

yargı yerinde davalı Gümrük Müsteşarlığı aleyhine açtığı tam yargı davasında

ise adli makamların talimatlarını uygulamaktan ibaret Gümrük İdaresi

görevlilerinin işlemleri nedeniyle söz konusu İdarenin sorumluluğunun olup

olmadığı ile sınırlı bir yargılama yapılabileceği dolayısıyla somut olay

bakımından başvurucu tarafından tercih edilen bu yolun etkin bir giderim

sağlamaya elverişli olmadığı açıktır.

53. Başvurucu aracı hakkındaki elkoyma tedbirinin koşulları

oluşmadığı halde uygulanması ve alınan teminat bedelinin yargılamanın uzun

sürmesi nedeniyle makul sürede iadesinin sağlanamamış olması iddialarıyla, 5271

sayılı Kanun’un 141. maddesine dayanarak tazminat talebinde bulunma imkânına

sahiptir. Etkin ve erişilebilir bir çözüm imkânı sunan hukuk yoluna

başvurmaksızın yapılan bireysel başvuruların incelenmesi, bireysel başvuru

yolunun ikincilliği ilkesi gereği mümkün değildir.

54. Bu durumda başvurucunun, aracı hakkında verilen el koyma

tedbirinin koşulları oluşmadığı hâlde uygulandığı ve el koyma nedeniyle alınan

teminat bedelinin yasal faiz işletilmeden iade edildiği şikâyetlerine ilişkin

olarak zararlarının tazmini bakımından daha etkin bir yol olan 5271 sayılı

Kanun’un 141. maddesine dayanarak tazminat talebinde bulunma imkânı olmasına

rağmen bu yola başvurmadığı, Gümrük Müsteşarlığı aleyhine İdare Mahkemesinde

dava açma yolunu tercih ettiği görülmektedir. Dolayısıyla başvurucu tarafından

mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiası ile ilgili olarak tam yargı davası

açma yoluna gidilmekle birlikte somut başvuru açısından daha etkili giderim

yolu olan 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesine dayanarak tazminat davası açma

imkânı kullanılmaksızın bireysel başvuruda bulunulduğu anlaşılmaktadır. Sonuç

olarak ihlale neden olduğu ileri sürülen söz konusu iddiaya ilişkin olarak

başvuru yolları usulünce tüketilmemiştir.

55. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

13/7/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan y.

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Özgür DUMAN

Başvurucu

:

Metro Turizm

Ltd. Şti.

Vekili

:

Av. Demirkan

ÇAĞLAYAN

Temsilcisi

:

Mehmet AYGÜN

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/2481, T. 13.07.2016, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2014-2481-basvuru-13-07-2016-9e6ab3c8ab79