İlk Derece Mahkemesi · Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/293 E. 2022/662 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/293
Karar No
2022/662
Karar Tarihi

T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ "TÜRK MİLLETİ ADINA" T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/293 Esas KARAR NO : 2022/662 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/04/2022 KARAR TARİHİ : 28/06/2022 KARARIN YAZIM TARİHİ : ... Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine 2.180,00 TL miktarlı 26/09/2015 tanzim tarihli, 26/09/2015 vade tarihli senet üzerinden Adana 4. İcra Müdürlüğü 2016/... Sayılı icra dosyası açıldığını, iş bu takipte Kambiyo senetlerine (çek, poliçe ve emre muharrer senet) özgü haciz yolu seçildiğini, Takip .... Ltd.şti tarafından açılmışsa da daha sonra verilen bir temlikname ile dosya alcağının davalıya devredildiğini, davalının icra dosyasındaki talebi; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar asıl alacağa işleyecek yıllık % 9 Yasal Faiz ve değişen oranlardaki faizi ile, icra giderleri, avukatlık ücreti ile birlikte Borçlar Kanununun 100.maddesi uyarınca yapılacak kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve masraflara mahsubuyla tahsili istemi olduğunu, şuan güncel borç olan kapak hesabında da görüleceği üzere 4.512,56 TL olduğunu, takibin de bu şekilde kesinleştiğini, müvekkilin mal varlığına hacizler konulduğunu, TTK'nın 776/1. maddesinde, 'ödeme yeri' ile 'düzenleme yeri ve tarihi'nin bonoda bulunması gereken unsurlar arasında sayıldığını, aynı Kanunun 777. maddesinin 1. fıkrasında; "ikinci ilâ dördüncü fıkralarda yazılı hâller saklı kalmak üzere, 776. maddede gösterilen unsurlardan birini içermeyen bir senet bono sayılmaz" hükmüne yer verildiğini, Senette düzenleme yeri olmayıp alternatif unsur olan borçlu adresi veya borçlu yanında yazılı bir yer de olmadığını, bu sebeple zorunlu unsur bonoda eksik olduğundan senet kambiyo vasfı kazanmadığını, o halde kambiyo senetlerine özgü yolla girişilen iş bu takip yönünden müvekkilin borçlu olmadığının tespitinin gerektiğini, "T.C. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/... E., 2017/... K.; Dava, kambiyo yolu ile yapılan icra takibine karşı açılmış menfi tespit istemine ilişkindir. İcra takibine konu alacaklısı (lehdar) ..., borçlusu (keşideci) ... olan 17/08/2012 tanzim tarihli belge düzenleme yeri yazılı olmadığından ayrıca borçlunun adres bilgileri yanında idari birim de gösterilmediğinden TTK’nun 776. maddesinde gösterilen bono için gerekli zorunlu şartlar bulunmadığı için kambiyo vasfında kabul edilemez. " Yine açılan icra takip dosyası üzerinden davalının davayı bu açık durumu bildiği halde açtığı ve uzun süre bu miktar üzerinden hacze devam ettiği bir arada değerlendirildiğinde alacaklı davalının kötüniyetli olduğu dikkate alınarak alacak miktarının %20 sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesiniayrıca takibin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğu dikkate alındığında tedbiren durdurulmasını talep etme zarureti hasıl olduğunu, Adana 4. İcra Müdürlüğü 2016/... esas sayılı dosyasında bononun kambiyo vasfı olmaması sebebiyle usulsüz takip yönünden 4.512,56 TL, müvekkilin borçlu olmadığının tespitine, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak müvekkile verilmesine, açıkça emredici hükümlere ve kamu düzenine aykırı olarak yürütülen takip işlemlerinin önüne geçebilmek adına takibin tedbiren durdurulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE : Dava; kambiyo yolu ile yapılan icra takibine karşı açılmış menfi tespit istemine ilişkin olup, davacı aleyhine Adana 4. İcra Müdürlüğünün 2016/... esas sayılı icra dosyası açıldığı, iş bu takipte Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu seçildiği, takibe konu bononun kambiyo vasfı olmaması sebebiyle usulsüz takip yönünden 4.512,56 TL davacının davalıya borçlu bulunmadığı iddiasıyla iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Adana 4. İcra Müdürlüğünün 2016/... esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmış, yapılan incelemesinde; dava dışı (temlik eden) .... Ltd. Şti tarafından, davacı ... Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile 23/03/2016 tarihli 2.180,00 TL asıl alacak, 95,14 TL işlemiş faiz, 4,36 TL komisyon olmak üzere toplam 2.279,50 TL'lik icra takibi başlatıldığı, takip konusunun 2.180,00 TL miktarlı, 26/09/2015 tanzim tarihli, 26/09/2015 vade tarihli senet olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili 08/06/2022 tarihli beyan dilekçesi ile senedin müvekkilinin oğlunun okuluyla ilgili servis hizmeti için verilmiş bir senet olduğunu, zaten senet üzerinde de öğrencinin adı soyadı kısmına yer verilmiş ve buraya da müvekkilinin oğlunun adı soyadının yazılmış olduğunu, senedin tüketici senedi olup Tüketici Mahkemesinin görevli olduğunu beyan etmiş, davalı vekili ise cevap dilekçesinde senedin kambiyo vasfının olmadığının iddia edildiğini, buna göre görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu beyan etmiştir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olmasının yanında HMK'nın 114. maddesinde açıkça dava şartı olarak düzenlenmiş olduğundan, mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay'ca re'sen dikkate alınması gerekir. Ticaret mahkemelerinin görevi TTK'nın 5. maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1. bendinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir. Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup, öğretide benimsenen görüşe göre de ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Mutlak ticari davalar ise, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 2013/6469 Esas, 2014/6182 Karar sayılı ilamında; "..mahkemece davanın ticari dava olmadığı, davaya bakma görevinin ...Asliye Hukuk Mahkemelerinde olduğu gerekçesiyle görevsizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Yolcu taşıması esas olarak 6102 sayılı TTK'nun 850 vd. (6762 s. TTK'nun 798. Vd.) maddelerinde düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK'nda taşıma işleri ticari faaliyet olarak düzenlenmiştir. Aynı yasanın 4.maddesi uyarınca bu kanunda düzenlenen işlerden kaynaklanan hukuk davalarının ticari dava niteliğinde olduğunun kabul edilmesine göre, ticari dava niteliğindeki uyuşmazlığın çözümü Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanına girdiğinden, mahkemece işin esasına girilip taraf deliller toplandıktan sonra varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.." hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, TTK'nun 4/1-a maddesi ve 906. maddesi gereği açılan iş bu davada mahkememizin görevli olduğu kanaatine varılmış, taraflarca ileri sürülen göreve yönelik itirazlar yerinde görülmemiş, davanın esasına geçilmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur. İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/5671 Esas, 2021/3553 Karar sayılı ilamında; "...Menfi tespit davasında ispat yükünün kural olarak alacaklı tarafta olduğu ancak bu kuralın uygulanabilmesi için borçlunun hukuki ilişkiyi inkar etmesinin ve borcun hiç doğmadığını ileri sürmesinin gerektiği, menfi tespit davasını açan borçlunun, kendisinden talep edilen alacağın ve bunun dayandığı hukuki ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip başka bir nedenle aradaki hukuki ilişkinin geçersiz olduğunu ya da sona erdiğini ileri sürmesi halinde ise ispat yükünün yer değiştirip borçluya ait olacağı.." belirtilmiştir. Somut olayda davacı takibe konu bononun kambiyo vasfı taşımadığını ve bu nedenle usule uygun olmayan takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığını iddia etmektedir. Takibe konu bono incelendiğinde, bonoda ödeme tarihi ve tanzim tarihinin mevcut olduğu, ancak ödemeye yeri ve keşide yerine ilişkin bilginin bulunmadığı anlaşılmıştır. TTK'nın 776/1. maddesinde, ödeme yeri ile düzenleme yeri ve tarihi bonoda bulunması gereken unsurlar arasında sayılmış, aynı Kanunun 777. maddesinin 1. Fıkrasında ise ikinci ilâ dördüncü fıkralarda yazılı hâller saklı kalmak üzere, 776. maddede gösterilen unsurlardan birini içermeyen bir senedin bono sayılmayacağı hükmüne yer verilmiş olup, mevcut senette düzenleme yeri olmayıp alternatif unsur olan borçlu adresi veya borçlu yanında yazılı bir yer de olmadığı, bu sebeple zorunlu unsur bonoda eksik olduğundan senedin kambiyo vasfı bulunmadığı mahkememizce kabul edilmiştir. Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 2016/... Esas, 2017/... Karar sayılı ilamında; "...Dava, kambiyo yolu ile yapılan icra takibine karşı açılmış menfi tespit istemine ilişkindir. İcra takibine konu alacaklısı (lehdar) ..., borçlusu (keşideci)... olan 17/08/2012 tanzim tarihli belge düzenleme yeri yazılı olmadığından ayrıca borçlunun adres bilgileri yanında idari birim de gösterilmediğinden TTK’nun 776. maddesinde gösterilen bono için gerekli zorunlu şartlar bulunmadığı için kambiyo vasfında kabul edilemez. Bu belgeye dayanarak kambiyo yolu ile icra takibi yapılamayacağı ve dava da sadece icra takibine yönelik olarak açıldığından alacaklının adi belgeden kaynaklanan yasal hakları saklı kalmak üzere davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken..." hükmüne yer verilmiştir. Tüm dosya kapsamından, davacı aleyhine 2.180,00 TL miktarlı 26/09/2015 tanzim tarihli, 26/09/2015 vade tarihli senet üzerinden Adana 4. İcra Müdürlüğü 2016/... esas sayılı icra dosyası açıldığı, iş bu takipte Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu seçildiği, takibe konu senette düzenleme yeri olmayıp alternatif unsur olan borçlu adresi veya borçlu yanında yazılı bir yer de olmadığı, buna göre zorunlu unsur bonoda eksik olduğundan senedin kambiyo vasfı taşımadığı, bu nedenle kambiyo senetlerine özgü yolla girişilen iş bu takip yönünden davacının borçlu olmadığı kanaatine varılmış, alacaklının adi belgeden kaynaklanan yasal hakları saklı kalmak üzere; açılan davanın kabulü ile davacının davalıya Adana 4. İcra Müdürlüğünün 2016/... esas sayılı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla yapılan takip nedeniyle toplam 4.512,56 TL borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir. Öte yandan, davacı tarafça alacağın % 20'sinden az olmamak kaydıyla davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi talep edilmiştir. Menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötü niyetli olmasıdır. Başka bir ifadeyle; İcra İflas Kanunu'nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup ispat yükü takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nın üzerindedir. (Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin 2021/4543 Esas, 2021/7504 Karar, Hukuk Genel Kurulunun 17/03/2010 tarihli ve 2010/19-123 E. 2010/154 K., 07/12/2011 tarihli ve 2011/13-576 E. 2011/747 K. ve 20/03/2013 tarihli ve 2012/19-778 E. 2013/250 K.) Dosya kapsamından, davalının kötüniyetli olduğu davacı tarafça ispat edilemediğinden davacının tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Açılan davanın KABULÜ İle; Davacının davalıya Adana 4. İcra Müdürlüğünün 2016/... esas sayılı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla yapılan takip nedeniyle toplam 4.512,56 TL BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, Şartları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi talebinin reddine, 2-Alınması gereken 308,25 TL karar ve ilam harcından, 80,70 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 227,55 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı kendini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca hesap olunan 4.512,56 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL peşin harcın tamamının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 93,00 TL davetiye gideri ve 6,00 TL pembe dosya gideri olmak üzere toplam 99,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6-Hüküm kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi. 28/06/2022 Katip ... e-imza Hakim ... e-imza Not: 5070 sayılı yasa hükümleri uyarınca e-imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/293, K. 2022/662, T. 28.06.2022, www.arakarar.com/karar/adana-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-293-e-2022-662-k-bef8a6c074c6