Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2026/587 E. 2026/508 K.
Konu: Sözleşmenin Feshi İle Tapu İptali Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Hukuk Genel Kurulu
- Esas No
- 2026/587
- Karar No
- 2026/508
- Karar Tarihi
- Konu
- Sözleşmenin Feshi İle Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/179 E., 2023/201 K.
1. Taraflar arasındaki sözleşmenin feshi ile tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Saray (Tekirdağ) Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından tarafların birbirlerine karşı tazminat talepleri baki kalmak üzere davanın reddine, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin şekil ve yetki yönünden geçersiz olduğunun tespitine dair verilen 16.09.2015 tarihli ve 2010/265 Esas, 2015/335 Karar sayılı kararı davacı vekilince temyiz talebinde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 13.07.2020 tarihli ve 2019/3306 Esas, 2020/2240 Karar sayılı kararı ile bozulmuş, mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda önceki kararda direnilmiştir. 2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonrasında gereği düşünüldü: 4. Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 297. maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. 5. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 294. maddesinin 3. fıkrasında ise “Hükmün tefhimi herhalde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur” hükmüne yer verilmiştir. 6. Ayrıca, bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini yitirdiğinden ona atıf suretiyle hüküm tesisinin yukarıda açıklanan kurallara uygun düşmeyeceği de aşikârdır. 7. Nitekim Yargıtayın yerleşmiş görüşü de bu yöndedir (Hukuk Genel Kurulunun 04.02.2021 tarihli ve 2021/4-100 Esas, 2021/41 Karar; 07.03.2019 tarihli ve 2019/13-113 Esas, 2019/248 Karar; 10.12.2019 tarihli ve 2019/1-691 Esas, 2019/1319 Karar sayılı kararları). 8. Somut olayda ise direnmeye esas kısa kararda ve gerekçeli kararda yukarıda açıklanan mevzuata uygun hüküm fıkrası oluşturulmamış, kararda önceki karara atıf yapılarak sadece; “1-Mahkememizin 16/09/2015 tarihli, 2010/265 esas, 2015/335 karar sayılı kararında DİRENİLMESİNE,” denilmekle yetinilmiş, dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz karar kurulmamıştır. 9. Bu durumda, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde usulün öngördüğü anlamda oluşturulmuş bir hüküm bulunmadığı gibi direnme kararlarını denetleyen Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenebilecek nitelikte teknik anlamda bir direnme hükmü de bulunmadığı her türlü duraksamadan uzaktır. 10. O hâlde mahkemece yapılacak iş; dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında belirtildiği, açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulmasıdır. 11. Mahkemenin, yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan biçimde usulün öngördüğü niteliklere haiz bulunmayan kararı usule uygun değildir. 12. Direnme kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; Direnme kararının yukarıda gösterilen usulî nedenden dolayı BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 16.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.