Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2025/348 E. 2026/346 K. – Tespit

Konu: Tespit

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2025/348
Karar No
2026/346
Karar Tarihi
Konu
Tespit

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/295 E., 2024/184 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 20.06.2023 tarihli ve 2023/6208 Esas, 2023/7033 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; müvekkilleri murisinin davalı işyerinde çalışmakta iken meslek hastalığına yakalanarak 02.08.2018 tarihinde vefat ettiğini, davalı işverenin gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almaması nedeniyle tam kusurlu olduğunu ileri sürerek murisin ölümünün meslek hastalığı nedeni ile olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili; Kuruma başvuru şartı yerine getirilmeden dava açıldığını, müteveffanın ölümü ile yaptığı iş arasında illiyet bağı bulunmadığını, gerekli sağlık kontrollerinin yapıldığını, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alındığını, müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığını, ölüm olayının mesleki hastalık sebebiyle meydana gelmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... (SGK/Kurum) vekili; dava ile ilgili olarak müvekkili Kuruma usulüne uygun başvuru yapılmadığını, müteveffanın rahatsızlığının meslek hastalığı olarak kabul edilip edilmeyeceğine ilişkin sağlığında yaptığı bir başvuru bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 11.04.2022 tarihli ve 2019/136 Esas, 2022/65 Karar sayılı kararı ile; davacılar tarafından dava konusu ile ilgili Kuruma yapılan başvurunun reddedildiği, muris hakkında Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından düzenlenen 26.03.2019 tarihli rapor ile sigortalının sağlığında meslek hastalığı yönünden müracaatı ve sağlığında düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ile dayanağı tıbbi belgeler mevcut olmadığından ölüm nedeni hakkında yürütülecek bir işlem bulunmadığına karar verildiği, davacıların itirazı üzerine Yüksek Sağlık Kurulunca da 22.01.2020 tarihli yazı ile ilgilinin ölümünün meslek hastalığı sonucu olup olmadığına ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu Kurum Sağlık Kurulu kararı bulunmadığından değerlendirme yapılamadığının bildirildiği, Adli Tıp 1. İhtisas Kurulunun 27.04.2020 tarihli raporunda murisin ölümünün mesleki interstisyel akciğer hastalığı ve gelişen komplikasyonları sonucu meydana gelmiş olduğu sonuç ve kanaatine varıldığının belirtildiği, bu rapora itiraz edilmesi nedeniyle alınan Adli Tıp 3. Üst Kurulunun 04.11.2021 tarihli ve 170 Karar numaralı raporda dava dosyasında mevcut tıbbi verilere göre kişinin ölümünün mesleki interstisyel akciğer hastalığı ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı, tüm bu hususlar dikkate alındığında davacıların murisinin davalı işyerinde çalışırken iplik ve diğer tekstil ürünleri üretimi sırasında ortaya çıkan tozlar sonucunda oluşan ve gelişen tanısı konulan interstisyel akciğer hastalığının meslek hastalığı olduğunun ve bu hastalığa bağlı olarak murisin 02.08.2018 tarihinde vefat etmesinin de bu meslek hastalığı nedeniyle olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 26.10.2022 tarihli ve 2022/941 Esas, 2022/1296 Karar sayılı kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanun'un 95 inci maddesinde maluliyet oranının tespitinde izlenecek yol düzenlenmiş olup, bu Kanunun uygulanmasında; sigortalıların sürekli iş göremezlik durumlarının saptanmasında, Kurum sağlık tesisleri sağlık kurullarınca verilecek raporlarda belirtilen hastalık ve arızaların esas tutulacağı, raporları yeter görülmeyen ilgililerin Kurumca yeniden muayene ettirilebilecekleri, ilgililerin durumlarının tespitinde son muayene raporunun esas tutulacağı, yukarıda belirtilen raporlar üzerine, Kurumca verilen karara ilgililer tarafından itiraz edilirse, durumun Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanacağı yönünde düzenleme yapılmıştır. Söz konusu kurul raporlarının Kurumu bağlayacağı, ancak, diğer ilgilileri bağlamayacağı dikkate alınarak, itiraz halinde Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesinden alınacak rapora göre karar verilmeli; Yüksek Sağlık Kurulu Raporu ile, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi raporu arasında çelişki bulunması halinde ise, Adli Tıp Genel Kurulundan alınacak raporla bu çelişki giderilmelidir. Somut dosyada davacılar, murisleri ...'ın vefatının meslek hastalığı nedeniyle olduğunun tespitini talebiyle 07.09.2018 tarihinde kuruma başvurmuşlar, murisin sağlığında bir müracaatının olmadığı, meslek hastalığı olduğu yönünde sağlığında düzenlenmiş bir rapor bulunmadığı, bu nedenle konu hakkında yapılacak işlem olmadığı belirtilerek talebin reddedildiği anlaşılmaktadır. Diğer yandan Yüksek Sağlık Kurulu önce kurumun bir tespit yapması gerektiği yönünde değerlendirme yapmış, mahkemece ATK 3 üncü İhtisas Kurulundan alınan 04.11.2021 tarihli raporda murisin hastalığının mesleki olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece ATK 3 üncü İhtisas Kurulunun raporu esas alınarak karar verilmiş ise de, gerekli prosedür tamamlanarak ATK 2 nci Üst Kurulundan rapor alınmalı, sonucuna göre karar verilmelidir... " gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 5510 sayılı Kanun’un 95. maddesinde belirtilen prosedürün uygulanmış olduğu, bozma ilâmında dosyanın ATK 3. Üst Kuruluna gönderildiği ve rapor alındığına ilişkin bir değerlendirmenin bulunmadığı, oysa ki rapor alınan Adli Tıp 3. Üst Kurul kararlarının da Adli Tıp 2. Üst Kurulun kararı gibi nihai kararlardan olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Direnme kararına karşı süresi içinde davalılar vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı şirket vekili, eksiklikler ile bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmeden ve bozma ilâmında belirtildiği üzere dosya Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilmeden karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı Kurum vekili, dosyadaki eksikler ve bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Uyuşmazlık Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda Kurum Sağlık Kurulu ile Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu değerlendirmesi sonrası Adli Tıp 1. İhtisas Kurulu ve itiraz üzerine Adli Tıp 3. Üst Kurulundan alınan rapor sonucu ölümün meslek hastalığından kaynaklandığının tespitine karar verilen eldeki davada 5510 sayılı Kanun’un 95. maddesindeki prosedürün uygulanıp uygulanmadığı; Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun raporu esas alınarak mı sonuca gidildiği buradan varılacak sonuca göre Adli Tıp 2. Üst Kurulundan rapor alınmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 1. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun (5510 sayılı Kanun) 14, 25... . maddeleri. 2. Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin (4 sayılı Kararname) 7, 16... . maddeleri.

2. Değerlendirme 1. Öncelikle konuyla ilgili kavramlar ve mevzuat hükümlerine kısaca değinmekte fayda bulunmaktadır. 2. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 506 sayılı Kanun’da olduğu gibi her sosyal riski güvence altına alan bir sosyal sigorta sistemi benimsememiş, sosyal tehlikeleri kendi içinde gruplandırarak uzun vadeli sigorta kolu ile kısa vadeli sigorta kolu olmak üzere iki sigorta kolu içinde düzenlemiştir ( Ali Güzel/Ali Rıza Okur/Nurşen Caniklioğlu, Sosyal Güvenlik Hukuku, Yenilenmiş 18. Bası, İstanbul 2020, s.463). 3. Mülga 506 sayılı Kanun kısa vadeli sigorta kollarından olan iş kazası ve meslek hastalığını birlikte, hastalık ve analık sigortalarını ayrı ayrı düzenlemiş iken 5510 sayılı Kanun bu sigorta kollarını “Kısa Vadeli Sigorta Hükümleri” başlığı altında birlikte düzenlemiş ve aynı Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde kısa vadeli sigorta kollarının iş kazası ve meslek hastalığı, hastalık ve analık sigortası kollarını; uzun vadeli sigorta kollarının malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortası kollarını ifade ettiği belirtilmiştir. 4. Belirtilmelidir ki, kısa vadeli sigorta kolları anlık oluşabilecek riskleri kapsamakta, sigortalıları kısa vadede oluşabilecek risklere karşı koruma fonksiyonunu yerine getirmektedir. Kısa vadeli sigorta kollarından olan iş kazası ve meslek hastalığı sigortası mesleki risk grubunu oluşturmaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.09.2022 tarihli ve 2022/10-649 Esas, 2022/1190 Karar sayılı kararı ). 5. Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik hâlleridir (5510 s. Kanun md. 14). 6. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 14. maddesinde ise sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğunun Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından usulüne uygun olarak düzenlenen sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi veya Kurumca gerekli görüldüğü hâllerde işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbi sonuçlarını ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin incelenmesi sonucu Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesinin zorunlu olduğuna yer verilmiştir. 7. Yine 5510 sayılı Kanun'un 25. maddesinde sigortalının veya işverenin talebi üzerine Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usulüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi sonucu, 4. maddenin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60'ını, (c) bendi kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün en az %60’ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybettiği Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilen sigortalının malûl sayılacağı düzenlenmiştir. 8. Meslek hastalığı hâlinin belirlenmesinde izlenecek usul 5510 sayılı Kanun'un 95. maddesinde düzenlenmiştir. 9. 5510 sayılı Kanun’un 95. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbi belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; vazife malullüğü iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usulüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı hâlinde durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır. 10. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 tarihli ve 1976/6 Esas, 1976/4 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere Kurulun kararları, Sosyal Sigortalar Kurumunu (Sosyal Güvenlik Kurumunu) bağlayıcı ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı yoktur. 11. İlgililerce Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun kararına itiraz edilmesi hâlinde uygulamada genellikle Adli Tıp Kurumundan rapor alınmakta olup Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasından sonra iki olasılık ortaya çıkmaktadır. İlk olarak, Adli Tıp Kurumu raporunun Yüksek Sağlık Kurulu raporunu doğrulamasıdır. Bu durumda Adli Tıp Kurumu raporunu çürütecek önemli bir neden, somut bir veri yoksa Adli Tıp Kurumu raporuna itibar edilebilir. Çünkü, iki üst sağlık kuruluşunun görüşü birbirini doğrulamaktadır. İkinci olasılık ise Adli Tıp Kurumu raporu ile Yüksek Sağlık Kurulu raporunun birbirine aykırı olmasıdır. Bu durumda, çelişkinin giderilmesi gerekmektedir. 12. Diğer yandan 14.04.1982 tarihli ve 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu’nun (2659 sayılı Kanun) 1. maddesinde diğer görevleri yanında adalet işlerinde bilirkişilik yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu ve Adli Tıp Grup Başkanlıkları bünyesinde bir veya daha çok adli tıp ihtisas daireleri kurulabileceği belirtilmiştir. Kanun’un 2. maddesinin (a) bendinde mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklar ile Kurumun uygun gördüğü alanlarda kamu kurum ve kuruluşları tarafından gönderilen adli tıpla ilgili konularda bilimsel ve teknik görüş bildirmek Adli Tıp Kurumu'nun görevleri arasında sayılmış ayrıca Adli Tıp Genel Kurulunun görevlerinin düzenlendiği 15. maddenin (f) bendinde Adli Tıp İhtisas Daireleri ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri inceleyip kesin olarak karara bağlamak da bu görevler arasında gösterilmiştir. 13. Daha sonra 24.11.2016 tarihli ve 29898 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun (6754 sayılı Kanun) 30. maddesi ile 2659 sayılı Kanun’un 15. maddesi değiştirilerek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu yerine Adli Tıp Kurumu bünyesinde Üst Kurullar kurulmuştur. 2659 sayılı Kanun’un 6754 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile değişik Adli Tıp Üst Kurullarının Görevleri başlıklı 15. maddesinin (f) bendi uyarınca Adli Tıp Üst Kurulları, “Adlî Tıp İhtisas Kurulları ile Adlî Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri, konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceler ve kesin karara bağlar.” düzenlemesi getirilmiştir. 14. 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu’nun başlığı 02.07.2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61. maddesi ile Adli Tıp Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun olarak değiştirilmiş, Kanun’un 1 ilâ 28. maddeleri aynı Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılmıştır. 15. Nihayet 15.07.2018 tarihli ve 30479 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (4 sayılı Kararname) ile de Adli Tıp Kurumu yeniden düzenlenmiştir. 16. Yapılan düzenlemenin 17. maddesinde Adli Tıp İhtisas Kurullarının görevleri düzenlenmiş olmakla Adli Tıp Birinci İhtisas Kurulunun özel görevinin 26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda belirtilen hayata karşı suçlar ile diğer ihtisas kurullarının görevine girmeyen işler hakkında bilimsel ve teknik görüşlerini; Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun ise malûliyetler, meslekte kazanma gücü kaybı, beden çalışma gücü kaybı, meslek hastalıkları, hapis cezasının infazının ertelenmesi, sürekli hastalık, engellilik ve kocama sebepleri ile belirli kişilerin cezalarının hafifletilmesi veya kaldırılmasına ilişkin işlemler sigorta-malûliyet ve askerliğe elverişlilikle ilgili işler hakkında bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmek olduğu hüküm altına alınmış, daha sonra 10.10.2024 tarihli ve 32688 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yapılan değişiklikle de Adli Tıp 1. İhtisas Kurulunun 26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda belirtilen hayata karşı suçlar, düşük ve ölü doğum dâhil her türlü ölümle ilişkili işler ile diğer ihtisas kurullarının görevine girmeyen işler hakkında bilimsel ve teknik görüşlerini; Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun ise asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemeleri hariç diğer mahkemelerden gelen engellilik, malûliyet, meslekte kazanma gücü kaybı ve beden çalışma gücü kaybına ilişkin işler ile meslek hastalıkları, sigorta-malûliyet ve askerliğe elverişlilikle ilgili işler hakkında bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmek olarak yeniden düzenlenmiştir. 17. Öte yandan 4 sayılı Kararnamenin 7. maddesinin 4. fıkrasında Adli Tıp Üst Kurulları hakkında düzenleme yapılmış olup maddeye göre Adli Tıp 2. Üst Kurulunun Adli Tıp 2., 3. ve 5. İhtisas Kurulları başkan ve üyelerinden oluşacağı belirtilmiş ise de, 10.10.2024 tarihli ve 32688 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 165 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 5. maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Üçüncü ve Beşinci” ibaresi “Üçüncü, Beşinci, Dokuzuncu ve Onbirinci” şeklinde değiştirilmiştir. Yine maddenin 5. fıkrasında Adli Tıp 3. Üst Kurulunun Adli Tıp 1., 7. ve 8. İhtisas Kurulları başkan ve üyelerinden oluştuğu ve ilgili ihtisas kurullarının iş alanlarına ilişkin dosyaların bu Adli Tıp Üst Kurullarında görüşüleceği düzenlenmiştir. 18. 4 sayılı Kararnamenin 16. maddesinin (d) bendinde de Adli Tıp İhtisas Kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri inceleyip kesin karara bağlamak Adli Tıp Üst Kurullarına verilen görevler arasında sayılmıştır. 19. Anılan düzenlemeden de açıkça anlaşılacağı üzere Adli Tıp Üst Kurulları çeşitli sağlık kuruluşları ile Adli Tıp İhtisas Kurulları raporları arasında çıkabilecek çelişkileri son merci olarak inceleyip kesin olarak karara bağlamakla görevli kılınmıştır. Kanun'un amacı bu tür uyuşmazlıkların ilânihaye sürüp gitmesini önlemek ve bir an önce en geniş katılımlı bir kurul kararı ile uyuşmazlığı sona erdirmektir. 20. Somut olayda 22.03.2012 tarihinde davalı şirkette çalışmaya başlayan davacılar murisinin 02.08.2018 tarihinde vefat etmesi üzerine mirasçıları tarafından 07.09.2018 tarihinde davalı Kuruma başvurularak meslek hastalığı nedeniyle ölüm iddiasıyla tahkikat yapılması talebinde bulunulduğu, yapılan tahkikat neticesinde 26.03.2019 tarihli Kurum Sağlık Kurulu kararı ile sigortalının meslek hastalığı yönünden sağlığında düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbi belgeler mevcut olmadığından ve sağlığında meslek hastalığı tespit edilerek sürekli iş göremezlik geliri aldığını gösteren belge bulunmadığından ölüm nedeni hakkında yürütülecek bir işlem bulunmadığına karar verilmesi üzerine 11.04.2019 tarihli Kurum yazısıyla 07.09.2018 tarihli dilekçe hakkında yapılacak bir işlem bulunmadığının bildirilmesi sonrası murisin ölümüne meslek hastalığının sebep olduğu iddiası ile eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. 21. İlk Derece Mahkemesince muris sigortalının vefatının meslek hastalığından kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna müzekkere yazılmış, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca 11.02.2020 tarihli yazı ile muris sigortalı hakkında öncelikle Kurum Sağlık Kurulunca adı geçenin ölümünün meslek hastalığına bağlı olup olmadığına ilişkin bir karar verilmesinin sağlanması, bahse konu Kurum Sağlık Kurulu kararı ile bu karara esas tıbbi belgelerin dava dosyası ile birlikte gönderilmesi hâlinde değerlendirilebileceğinin bildirildiği, İlk Derece Mahkemesince Kurumdan rapor alınamaması nedeniyle Adli Tıp ilgili ihtisas kurulundan rapor talep edilmesi üzerine 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 27.04.2020 tarihli ve 1932 sayılı raporda "Kişide intertsiyel akciğer hastalığının bulunduğu ve hastalığının mesleki olduğunun kabulu gerektiği, ...Kişinin ölümünün; mesleki interstisyel akciğer hastalığı ve gelişen komplikasyonları sonucu meydana gelmiş olduğuna" karar verildiği, davalı işveren vekilinin itirazı üzerine düzenlenen Adli Tıp 3. Üst Kurulunun 04.11.2021 tarihli ve 170 sayılı raporunda ise "Zamanında otopsi yapılarak dokularda makroskobik, histopatolojik ve toksikolojik analizler yapılmamış olmakla birlikte, dava dosyasında mevcut tıbbi verilere göre, kişinin ölümünün mesleki interstisyel akciğer hastalığı ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğunun" belirtildiği, İlk Derece Mahkemesince bu rapor doğrultusunda değerlendirme yapılarak davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. 22. Şu hâlde yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacılar murisinin ölümünün meslek hastalığından kaynaklandığının tespiti amacıyla İlk Derece Mahkemesince yargılama sürecinde 5510 sayılı Kanun'da düzenlenen prosedürün takip edildiği, Yüksek Sağlık Kurulu ve Kurum Sağlık Kurulunun rapor düzenlemeyerek prosedürün işletilmesine engel oldukları, Mahkemece prosedür işletilmeye çalışılarak sonuç alınamaması üzerine Adli Tıp 1. İhtisas Kurulu ve Adli Tıp 3. Üst Kurulundan rapor alınarak karar verilmiş ise de 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 17. maddesi uyarınca Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun malûliyet, meslekte kazanma gücü kaybı ve beden çalışma gücü kaybına ilişkin işler hakkında görevli olduğu dikkate alındığında, Adli Tıp 1. İhtisas Kurulu yerine dava konusu uyuşmazlık konusunda görevli olan Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan ve yine 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 7. maddesi gereği Adli Tıp 2. Üst Kurulundan rapor alınması gerekirken Adli Tıp 3. Üst Kuruldan rapor alınarak bu rapora göre karar verilmesi yerinde olmamıştır. 23. Hâl böyle olunca direnme kararı yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulmalıdır.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/348, K. 2026/346, T. 20.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-hukuk-genel-kurulu-2025-348-e-2026-346-k-50e013511dc3