Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2023/638 E. 2025/236 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2023/638
Karar No
2025/236
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/4185 E., 2023/345 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 14.11.2022 tarihli ve 2022/8643 Esas, 2022/15997 Karar sayılı BOZMA kararı Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı irtifak hakkı karşılığının tahsili ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı idare yönünden başvurunun süresinde olmadığı, katılma yolu ile kararı istinaf eden davacı yönünden ise ilk istinafı yapan davalının başvurusu süresinde olmadığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 348/2. maddesi gereğince istemin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davalı idare vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Zonguldak ili Kozlu ilçesi ... köyü 114 ada 28 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, taşınmazda davalı idare tarafından enerji nakil hattı geçirildiğini, bugüne kadar da idare tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek enerji nakil hattı geçirilen ve pilon dikilen yerlerin irtifak hakkı bedelinin, pilon yeri bedelinin, geçmişe dönük olarak tüm ecrimisil bedelinin bilirkişi marifetiyle tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL'nin tahsilini talep etmiş, talebini ıslah dilekçesi ile artırmıştır. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde; davanın usul ve esastan reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 10.09.2020 tarihli ve 2018/240 Esas, 2020/170 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile 13.593,53 TL kamulaştırmasız el atma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının ecrimisil talebinin reddine, dava konusu taşınmazın bilirkişi raporuna ekli krokide sarı renk ile gösterilen 311,62 m2'lik kısmı üzerinde davalı idare lehine irtifak hakkı tesisine ve tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili ve katılma yolu ile davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 30.09.2021 tarihli ve 2021/463 Esas, 2021/1172 Karar sayılı kararıyla; davalı idare yönünden istinaf başvurusunun süresinde olmadığı, katılma yolu ile kararı istinaf eden davacı yönünden ise ilk istinafı yapan davalının başvurusu süresinde olmadığından 6100 sayılı Kanun'un 348/2. maddesi gereğince istemin reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ''...Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davalı idare vekili Avukat ...'a gerekçeli kararın 03.01.2021 tarihinde elektronik tebligat ile tebliğ edildiği, idare tarafından dosyaya sunulan 30.12.2019 tarih ve 186955 sayılı evraktan adı geçen avukatın 14.01.2020 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere istifa ettiği anlaşıldığından, bu kapsamda adı geçen avukata yapılan tebligat usulsüz olup, Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereği davalı idare vekilinin istinaf talebinin yasal süre içinde yapıldığının kabulü gerekir. Bu nedenle davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun süre yönünden reddine karar verilmesi doğru olmayıp, katılma yoluyla kararı istinaf eden davacı vekilinin istinaf istemi yönünden de inceleme yapılması gerektiği..." gerekçesiyle sair hususlar incelenmeksizin karar bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı idare vekili Avukat ... tarafından vekillikten çekilme dilekçesi sunulmuş ise de, çekilme dilekçesinin Özel Dairenin geri çevirme kararı sonrasında 25.05.2022 tarihinde sunulduğu, çekilme dilekçesinin sunulmasından daha geri tarihli olarak çekilmenin mümkün olmadığı, davalı idare vekilinin vekillikten çekilme dilekçesi asıla tebliğ edilmediğinden istinaf süresinin durmasını da gerektirmeyeceği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili ve katılma yolu ile davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Uyuşmazlık Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; Avukat ...'a ilk derece mahkemesi gerekçeli kararının 03.01.2021 tarihinde elektronik tebligat yolu ile tebliğ edildiği, idare tarafından dosyaya sunulan evraktan adı geçen avukatın 14.01.2020 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere istifa ettiğinin bildirildiği eldeki davada, Avukat ...'a yapılan tebligatın usulsüz olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. C. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 71-83. maddeleri, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 34, 41. maddeleri, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11 ve 32. maddeleri, 2. Değerlendirme 1.Davaya vekâlet 6100 sayılı Kanun'un 71 ilâ 83. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Buna göre dava ehliyeti bulunan herkes, davasını kendisi veya tayin ettiği vekil aracılığıyla açabilir ve takip edebilir (HMK md. 71). Davaya vekâlet (temsil yetkisi) verilmesi, tek taraflı bir hukuki işlem niteliğinde olup vekâlet verenin (müvekkilin) tek taraflı bir irade beyanıyla gerçekleşir. Davaya vekâlet ehliyetine sahip olan kişiler kural olarak avukatlardır. 2. Davaya vekâlet, kanunda özel yetki verilmesini gerektiren hususlar saklı kalmak üzere, hüküm kesinleşinceye kadar, vekilin davanın takibi için gereken bütün işlemleri yapmasına, hükmün yerine getirilmesine, yargılama giderlerinin tahsili ile buna ilişkin makbuz vermesine ve bu işlemlerin tamamının kendisine karşı da yapılabilmesine ilişkin yetkiyi kapsar (HMK md. 73/1). Bu kapsamda vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın nasıl yapılacağı, 7201 sayılı Kanun'un 11. maddesinde açıklanmış olup "Vekile ve kanuni mümesile tebligat" başlıklı maddenin 1. fıkrası; "Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır. Ancak, Ceza Muhakemeleri Usulu Kanununun, kararların sanıklara tebliğ edilmelerine ilişkin hükümleri saklıdır..." şeklinde düzenlenmiştir. Usule aykırı tebliğin hükmü ise Tebligat Kanunu'nun 32. maddesinde ve Yönetmeliğin 53. maddesinde düzenlenmiş, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatap tebliğe muttali olmuş ise geçerli sayılıp, muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edileceği belirtilmiştir. 3. Hemen belirtmelidir ki, 1136 sayılı Kanun'un 34. maddesi gereğince; avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler. Vekil (avukat), üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile, sonuna kadar takip eder (AK md. 171/1). Başka bir deyişle davaya vekâlet, normal olarak, davanın sonuçlanması ve hükmün icra edilmesi ile son bulur. Bundan başka davaya vekâlet, dava devam ederken istifa veya azil gibi bazı nedenlerle de sona erebilir. 4. Vekilin vekâlet görevinden her zaman tek taraflı olarak istifa etmesi (çekilmesi) mümkün olup; vekilin vekâletten istifa etmesi ile davadaki vekâlet (vekillik) görevi de sona erer (AK md. 41; HMK md. 82). 5. Somut olayda ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararı elektronik tebligat yolu ile davalı idare vekili Avukat ...'a 03.01.2021 tarihinde tebliğ edilmiş ise de, Özel Dairenin geri çevirme kararı sonrası idare tarafından dosyaya sunulan 30.12.2019 tarihli ve 186955 sayılı evraktan, adı geçen avukatın 14.01.2020 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere istifa ettiği anlaşılmıştır. Ayrıca dosyada bulunan Ankara 25. Noterliğinin 27.08.2019 tarihli ve 14312 yevmiye numaralı davalı idareye ait umumi vekâletnamede Avukat ...'ın ismi vekil olarak yer almasına rağmen, yine davalı idareye ait Ankara 25. Noterliğinin 16.06.2020 tarihli ve 06995 yevmiye numaralı umumi vekâletnamesinde adı geçen avukatın vekil olarak ismi yer almamaktadır. 6. Dolayısıyla ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararının tebliğ edildiği tarihte davalı idare vekili olmayan adı geçen avukata yapılan tebligat usulsüz olup, 7201 sayılı Kanun'un 32. maddesi gereği davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun yasal süre içinde yapıldığının kabulü gerekir. 7. Bu nedenle davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun süre yönünden reddine karar verilmesi doğru olmayıp, katılma yoluyla kararı istinaf eden davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden de inceleme yapılması gerekmektedir. 8. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 9. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekili ve katılma yolu ile davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/638, K. 2025/236, T. 16.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-hukuk-genel-kurulu-2023-638-e-2025-236-k-d965be0bcbda