Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2025/95 E. 2026/53 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2025/95
- Karar No
- 2026/53
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 6. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Ceza SAYISI : 60-303
I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın şantaj suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 107/1-2, 52... . maddeleri uyarınca 1 yıl hapis ve 100 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Malatya 2. Asliye Ceza Mahkemesince kurulan 05.03.2019 tarihli ve 231-178 sayılı hükme karşı Adalet Bakanlığının 04.05.2020 tarihli ve 5358-2020 sayılı kanun yararına bozma talebi doğrultusunda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 02.06.2020 tarihli ve 48062 sayılı ihbarnamede; "Dosya kapsamına göre, sanık hakkında hakaret ve tehdit suçlarından 5237 sayılı Kanun'un 125/1 ve 106/1-1. cümle maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, ancak mahkemece eylemin şantaj suçu kapsamında kaldığı kabul edildiği hâlde, sanığa 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmeden, 5237 sayılı Kanun'un 107/1-2. maddesinin sanık aleyhine uygulanmasına karar verilmesi suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlandığı," düşüncesiyle kararın kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 06.10.2020 tarih ve 2656-10656 sayı ile; "...İddianamede, sanık ...'in TCK'nın 125/1., 53... /1-1., 53. maddeleri uyarınca hakaret ve tehdit suçlarından cezalandırılması için kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda eylemin TCK'nın 107/1-2. maddesi kapsamında kabul edildiği, buna karşın CMK'nın 226. maddesindeki hükme aykırı olarak sanığa ek savunma hakkı tanınmadan bu madde gereğince hüküm kurulmak suretiyle usul ve kanuna aykırı davranıldığı," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Malatya 2. Asliye Ceza Mahkemesince 27.04.2021 tarih ve 60-303 sayı ile sanığın şantaj suçundan aynı şekilde cezalandırılmasına karar verilmiş olup bu hükmün sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesince 01.07.2021 tarih ve 1545-2100 sayı ile; "Ön incelemeye konu hükmün Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 06.10.2020 tarih, 2020/2656 Esas ve 2020/10656 sayılı Kararı ile bozulmuş olması karşısında, 6723 Sayılı Kanun'un 33. maddesi ile değişik 5320 Sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince 20.07.2016 tarihinden önce verilen ya da daha önce Yargıtay denetiminden geçmiş olan hükme karşı; bu hükümler kesinleşinceye kadar, yalnızca temyiz yolu açık ve dolayısıyla yapılan başvurunun bu doğrultuda değerlendirilmesinin gerekli bulunduğu anlaşıldığından, sanığın istinaf davası isteği hakkında bir karar vermeye yer olmadığına," karar verilmiştir. Dosyanın gönderildiği Yargıtay 6. Ceza Dairesince 03.12.2024 tarih ve 10989-12821 sayı ile; "...Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmesinden önce veya sonra, dava konusu olayla ilgili olarak sanık hakkında ‘temyiz incelemesi’ yapılmadığı, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 06.10.2020 tarihli ve 2020/2656 Esas, 2020/10656 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesince verilen ve istinaf edilmeden kesinleşen kararın 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesi uyarınca kanun yararına bozulduğu belirlenmekle, 5235 sayılı Kanun'un 25 inci ve geçici 2 nci maddeleri uyarınca kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin, 07.11.2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan karar uyarınca tüm yurtta 20.07.2016 tarihinde göreve başlaması, ilk derece mahkemesi hükmünün de 27.04.2021 tarihinde verilmesi karşısında, 5271 sayılı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; ‘Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.’ şeklindeki düzenleme dikkate alınarak, anılan hüküm 5271 sayılı Kanun'un 272 nci ve devamı maddeleri uyarınca istinaf kanun yoluna tabi olduğundan, gerekli kararın yetkili ve görevli Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince verilmesi için dava dosyasının, tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle incelenmeksizin iadesine," karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 10.01.2025 tarih ve 99569 sayı ile; "Kanun yararına bozma sonrasında verilen kararların Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği tarihten sonra hangi yasa yolu denetimine tabi olduğu hususunda Kanun'da açıkça bir düzenlemeye yer verilmediği, Yasa’daki mevcut boşluğun, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrası hükmü kıyasen uygulanmak suretiyle giderilebileceği, başka bir ifadeyle, daha önceden temyiz incelemesinden geçerek bozma ilamı sonrası verilen hükümlerde olduğu gibi bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra, kanun yararına bozma sonucu verilen kararların da dosyanın daha önce Yargıtay denetiminden geçmesi nedeniyle yine temyiz yasa yoluna tabi olması gerektiği, bu durumun kanun koyucunun davanın makul sürede sonuçlandırılması yönündeki amacına uygun düşeceği, Dairece verilen kanun yararına bozma kararının sadece sınırlı, talep konusuyla bağlı kalınarak verilmediği, işin esasını çözmeyen bir noktadan bozma istenmesine karşın, karardaki diğer hukuka aykırılıklar yönünden de inceleme yapıldığı nazara alındığında, kanun yararına bozma sonrasında verilen son kararın istinaf denetimine tabi olduğunun kabul edilmesi, Yargıtay tarafından denetlenerek bozulan ilk hükmün, bölge adliye mahkemesi tarafından denetlenecek olması anlamına gelir ki, bu yöndeki kabulün, Yargıtayın yargılama sistemindeki konumunu düzenleyen Anayasa'mızın 154. maddesi hükümlerine uygun düşmeyeceği, istinaf kanun yoluna başvurulmadan doğrudan temyiz incelemesi yapılmasının davanın makul sürede sonuçlandırılması amacına da işlerlik kazandıracağı anlaşıldığından, hükümlü hakkında kanun yararına bozma sonrası verilen hükmün temyiz kanun yolu denetimine tabi olması gerektiği," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 21.01.2025 tarih, 156-876 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU İtirazın kapsamına göre inceleme sanık hakkında şantaj suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında Malatya 2. Asliye Ceza Mahkemesince 05.03.2019 tarih ve 231-178 sayı ile verilen hükmün CMK'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması sonrasında İlk Derece Mahkemesince verilen 27.04.2021 tarihli ve 60-303 sayılı yeni hükmün istinafa mı temyize mi tabi olduğunun belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR Sanığın mağdura "Ücretin kaç lira ödemeler evde elden verem, kaçyon orospular öyle yapar, açsı pazartesi kötü olacak, benim adım turgutsa yapcamı bilirim, ama bir şey varki özür dilemesini yada affettirirsen düzelir, yarın kısaca söylüyorum seni yakacam, kaderin benim elimde, a... nı sinkaf edecem... cevap ver, kaderim benim elimde, a.... kscem, çok acı çekeceksin, yerin dibine girsen seni sinkaf edecem..., her şeyi söyleyecem, a... çok mu güzel 50 daha güzel .... var ama 2 00... sefer s... Yapardım...." şeklinde mesajlar göndererek tehdit ve hakaret suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı ve yargılama sürecinin "Hukukî Süreç" kısmında anlatıldığı gibi gerçekleştiği anlaşılmaktadır. V- GEREKÇE A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 17.09.2025 tarihli ve 194-342 sayılı kararında açıklandığı üzere; 7165 sayılı Kanun’un 9. maddesi ile değişik CMK’nın 307. maddesinin üçüncü fıkrasında, Yargıtayın bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince bozmaya uyulması sonrasında verilen karara karşı istinaf veya temyiz sınırlarına bakılmaksızın sadece temyiz yoluna başvurulacağı düzenlenmiş olup maddeye dair değişiklik gerekçesinde, belirtilen hâl bakımından doğrudan temyiz incelemesine imkân sağlanarak kanun yolu incelemesinin makul sürede sonuçlandırılmak istendiği açıklamalarına yer verilmiştir. Ceza Usul Hukukunda kıyas mümkün olduğundan kanun yararına bozma talebi üzerine Yargıtay ilgili Dairesince verilen bozma kararı sonrasında 20.07.2016 tarihinden sonra verilen kararların da daha önce Yargıtay denetiminden geçmeleri nedeniyle yine temyiz yoluna tabi olması gerektiğinin kabulü, kanun koyucunun adil yargılanma hakkı bağlamında, kanun yoluna etkin başvuru imkânı ile davanın makul sürede sonuçlandırılması yönündeki amacına da uygun düşmektedir. Son kararın istinaf denetimine tabi olduğunun kabul edilmesi, Yargıtayın yargılama sistemindeki konumunu düzenleyen Anayasa'mızın 154. maddesi hükümlerine uygun olmadığı her türlü tartışmadan uzaktır. Kaldı ki, istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesi tarafından ilk derece mahkemesinin son kararının ortadan kaldırılarak kesinlik sınırları içinde kalacak şekilde başka bir hüküm kurulması da mümkündür. Bu hâlde olağan kanun yollarına gidilemeyeceğinden bölge adliye mahkemesi kararının temyiz yoluyla denetlenmesi de mümkün olamayacaktır. B. Hukuki Değerlendirme Sanığın şantaj suçundan TCK'nın 107/1-2, 52... . maddeleri uyarınca 1 yıl hapis ve 100 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Malatya 2. Asliye Ceza Mahkemesince kurulan 05.03.2019 tarihli 231-178 sayılı hükme yönelik Adalet Bakanlığının 04.05.2020 tarihli talebi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.06.2020 tarihli ihbarnamesi üzerine yapılan kanun yararına bozma istemini inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 06.10.2020 tarihinde sanığa ek savunma hakkı tanınmaması isabetsizliğinden hükmün bozulduğu, Yerel Mahkemece 27.04.2021 tarih ve 60-303 sayı ile sanığın önceki hüküm gibi mahkûmiyetine karar verildiği, söz konusu hükme yönelik temyiz talebini inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 03.12.2024 tarihinde hükmün istinaf yoluna tabi olduğu belirtilerek dosyanın incelenmeksizin iadesine karar verildiği ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün Özel Dairece temyizen incelenmesi gerektiği bahisle itiraz yoluna başvurulduğu dosya kapsamında; Malatya 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 27.04.2021 tarihli ve 60-303 sayılı karara yönelik incelemenin temyiz denetimine tabi olduğu sonucuna varılmalıdır. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 03.12.2024 tarihli ve 10989-12821 sayılı incelenmeksizin iade kararının KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, temyiz incelemesi yapılması amacıyla Yargıtay 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.