Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2025/83 E. 2026/307 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2025/83
- Karar No
- 2026/307
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 365-73
I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın nitelikli cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/2, 62, 53... . maddeleri uyarınca 5 yıl 10 ay hapis; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun'un 109/2, 109/5, 62, 53... . maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 24.03.2015 tarihli ve 365-73 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 20.03.2024 tarih ve 5183-2521 sayı ile; "Şikâyetçinin aşamalardaki ifadeleri, sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın eylemleri şikâyetçinin rızası dışında gerçekleştirdiğinin şüphede kaldığı anlaşıldığından sanık hakkında atılı suçlardan beraat kararları verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyet hükümleri kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Daire Başkanı ...; "Olayın intikalinin hemen gerçekleşmiş olması, mağdurenin aşamalarda bir biriyle uyumlu istikrarlı beyanları, sanık ile mağdure arasında husumet iddiasının olmaması, sanığın soruşturma aşamasında eylemin rızayla gerçekleştiğine kovuşturma aşamasında ise eylemin hiç gerçekleşmediğine dair çelişkili savunmaları, mağdurenin beyanlarını destekler şekilde yaralandığına dair 24.05.2013 tarihli doktor raporu ile aynı rapor içeriğinde yer alan mağdurenin ağladığına, şokta olduğuna, konuşmakta zorlandığına yönelik anlatımlar ve mağdurenin darp edilmesinin ardından aralarında duygusal birliktelik bulunmayan mağdureye karşı eylemi rızayla gerçekleştirmesinin hayatın olağan akışına uygun olmaması birlikte değerlendirildiğinde sanığın atılı suçları işlediği sübut bulduğundan hükümlerin onanması gerektiği görüşüyle sayın çoğunluğun bozma yönündeki kararına iştirak etmiyorum. " görüşüyle karşı oy kullanmıştır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 22.06.2024 tarih ve 150639 sayı ile; "Sanık ve müdafisi aşamalardaki savunmalarında atılı suçların işlenmediğini savunmuşlarsa da mağdurun tüm aşamalarda istikrarlı ve tutarlı beyanlarda bulunması, sanık hakkında şikâyetçi olmamasına karşın istinabe yoluyla alınan beyanlarında soruşturma beyanlarıyla örtüşecek şekilde beyanda bulunması, olaydan bir kaç saat sonra polise müracaat etmesi, sanıkla mağdur arasında suç isnadında bulunulmasını gerektirir nitelikte husumet bulunmaması, sanığın soruşturma aşamasında verdiği 28.05.2013 tarihli savunmasında mağdurun rızası dahilinde, araç içerisinde kendisine oral seks yaptığını beyan etmesine karşın, duruşmada alınan savunmasında hiç bir şekilde mağdur ile cinsel ilişkiye girmediğini söyleyerek çelişkili ve kendisini cezadan kurtarmaya matuf savunmalarda bulunması, Kartal Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 24.05.2013 tarihli raporda mağdurun beyanında geçtiği gibi her iki meme hizasında 2x1 cm'lik hiperemi ile göğüs kafesinde ağrı tespit edildiğinin ve mağdurun muayenesi sırasında ürkek, içine kapanık ve sürekli ağladığının belirtilmesi, tanık ...'in olayın hemen sonrasına ilişkin beyanları karşısında atılı suçların somut olayda sübut bulduğunun kabulü ile verilen mahkûmiyet hükümlerinin bozulmasına ilişkin Yüksek Daire kararının hukuka aykırılık oluşturduğu," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 06.11.2024 tarih ve 5484-9586 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir.
IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Mağdurenin ve sanığın çocukluktan beri arkadaş oldukları, Olay tarihinde Ankara'ya iş için gelen sanık ile Ankara'da ikamet edip İstanbul'daki ailesini ziyaret etmek isteyen mağdurenin İstanbul'a beraber gitmek üzere anlaştıkları, yolculukları sırasında tartışmaya başladıkları, İstanbul'a geldiklerinde mağdurenin sanığın aracından iner inmez yakınlarını arayarak kendisini almalarını istediği, sanığın ise araçtan inmesine izin vermeyip cinsel saldırıda bulunduğunu söyleyerek şikâyette bulunduğu, Başakşehir Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 24.05.2013 tarihli raporda; her iki meme arası hizasında yaklaşık 2x1 cm uzunluğuna hiperemi ve muayeneyle ağrı olduğu, çekilen PAC grafisinde kemik patoloji saptanmadığı, hastanın ürkek, içine kapanık olduğu ve sürekli ağladığının belirtildiği, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 20.11.2013 tarihli raporda mağdurenin ruh sağlığının bozuk olmadığının bildirildiği, Anlaşılmaktadır. Mağdur; sanığı çocukluğundan beri tanıdığını, Ankara'da olduğu için işi düşünce kendisiyle görüştüğünü, normal arkadaşlık dışında duygusal bir bağları olmayan sanığın, kendisine karışıp sevgilisi gibi hareket ettiğini, olay günü İstanbul'a geleceğini bir şekilde öğrenip birlikte gitmeyi teklif ettiğini, acelesi varsa otobüsle gidebileceğini söylemesine rağmen ısrar ettiğini, kendisinin de kabul ettiğini, Ankara'dan saat 16:30 civarında İstanbul'a gitmek üzere çıktıklarını, sanığın kullandığı araçla yolculuk yaparken geçmişte anlattığı bir olayı hatırlayamamasına aşırı derecede sinirlendiğini, bağırıp tepki gösterdiğini, tartışmaya girmemek için müzik dinlemeye başladığını, sanığın dengesiz hareketler yaparak müziği açtığını, Bolu - Gerede civarında iken önce kolundaki platinle göğüs bölgesine vurduğunu, daha sonra ağza alınmayacak küfürler ettiğini, Bolu'da istemesine rağmen kendisini araçtan indirmediğini, bu sırada birlikte yolculuk ettiklerini bilen kardeşinin sürekli aradığını, sanığın her seferinde telefonu açmadan önce kardeşine bir şey belli etmemesi konusunda kendisini uyardığını, Sakarya ili yakınlarında yine inmek istediğini ancak sanığın izin vermediğini, ağlamaklı olduğu hâlde boynundan ve ellerinden tutarak oral sekse zorladığını, mecbur bıraktığını, kendini çekmeye çalıştığını ama gücünün yetmediğini, tekrar inmek istediğini ama sanığın indirmek istemediğini, mola verdiklerinde bir benzin istasyonunda arkadaşına mesaj çekip üç saat içinde kendisinden haber alamazsa polise haber vermesini söylediğini, telefonunun bağlı olduğu internet adresinin olduğunu, bu adrese şifre ile girildiğinde yerinin tespit edilebildiğini, bu şifreyi de arkadaşına gönderdiğini, araçla en son bıraktığı Altunizade'de ölümle tehdit ettiğini, şikâyetçi olduğunu, Tanık ...; mağdureyi ve sanığı okul arkadaşı olması nedeniyle tanıdığını, her ikisiyle de özel hayatlarında görüştüklerini, işsiz kaldığı için mağdurenin biraz psikolojik sorunlar yaşadığını, bu nedenle gerek kendisinin gerekse sanığın onu kolladıklarını, sanıkla mağdure arasında samimi ilişki olduğunu bildiğini ancak derecesini bilmediğini, her ikisinin de sevgili olabileceğini, sanığın kimseye zorla tehditle herhangi bir şekilde zarar verecek yapıda olmadığını, çevresinde sayılan, sevilen dürüst bir arkadaş olduğunu, mağdurenin sanığa karşı verdiği suçlayıcı ifadesine iştirak etmediğini, söylendiği gibi zorla cinsel ilişkide bulunacak birisi olmadığını, Tanık ...; mağdurenin ablası olduğunu, bu nedenle sanığı da tanıdığını, İstanbul'da ikamet ettiğini, ablasının kendisini ziyaret etmek için İstanbul'a gelmesini beklediklerini, sanıkla birlikte yola çıktıklarını öğrendiklerini, yol uzayınca merak edip ablasını aradığını, her telefon açtığında ablasının konuşmak istemediğini, telefonu kapattığını, akşam saatlerinde ablasının kendisini aradığını, Altunizade'de sanığın kendisini indirdiğini, çok kötü olduğunu, eşinin kendisini almasını istediğini, eşinin ve avukat kuzeninin ablasını alıp getirdiklerini, ablasının sanığın kendisini darp ettiğini ve tacizde bulunduğunu anlattığını, durmadan ağladığını, karakola giderek şikâyetçi olduklarını, daha sonra Safranbolu'daki ailesinin duymasından korkarak şikâyetten vazgeçtiğini, ablasının bu olaydan dolayı zor zamanlar geçirdiğini, aşmaya çalıştığını, ablasıyla sanığın kesinlikle cinsellik yaşamadıklarını, ablasının maddi anlamda sıkıntıya düşecek bir durumunun olmadığını, Beyan etmişlerdir. Sanık savcılıkta; mağdurenin okuldan görüştüğü bir kaç arkadaşından biri olduğunu, psikolojik rahatsızlıkları bulunduğunu, bu duruma rağmen ona yardımcı olmak istediğini, mağdurenin diğer görüştüğü kişileri de şikâyet ettiğini, Ankara'da şirketine ait araçla iş görüşmesinden İstanbul'a dönerken mağdurenin isteği üzerine onu almak için beklediğini, yolda tartıştıklarının doğru olduğunu, mağdureye bağırdığını, küfür etmediğini, vurmadığını, rızası dışında cinsel ilişkide bulunmadığını, kendisinin yakınlaşmak için orak seks yaptığını, zorlamadığını, tehdit etmediğini, neden bu şikâyeti yaptığını anlayamadığını, mahkemede ise; müsnet suçlamayı kabul etmediğini, mağdureyle daha önce cinsel ilişkisi olduğunu ancak yolda mağdureye karşı herhangi bir şekilde oral seks yaptırmadığını, cinsel saldırıda bulunmadığını, suçlamayı kabul etmediğini, otomobilde herhangi bir ilişkisinin olmadığını savunmuştur. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler Suç tarihinde yürürlükte bulunanan TCK'nın "Cinsel saldırı" başlığını taşıyan 102. Maddesi şöyledir: "(1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. (2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır. (3) Suçun; a) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, b) Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından, d) Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte, e) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, İşlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı oranında artırılır. (4) Cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. (5) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur." Maddenin ilk fıkrasında cinsel saldırı suçunun temel şekli düzenlenmiş, ikinci fıkrasında ise vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi, suçun temel şekline nazaran daha ağır cezayı gerektiren nitelikli bir hâl olarak yaptırıma bağlanmıştır. Korunan hukuki değer, kişilerin cinsel özgürlüğü ve dokunulmazlığıdır. Cinsel saldırı suçunda failin kadın ya da erkek, evli veya bekâr olması mümkündür. Fail ile mağdurun farklı ya da aynı cinsiyetten olması da önemli değildir. Ancak, TCK’nın 102. maddesinde düzenlenen cinsel saldırı suçunun mağdurunun on sekiz yaşını tamamlamış olması gerekir. Cinsel saldırı kasten işlenebilir ve failin kastının suçun kanuni tanımındaki tüm unsurları, yani mağduru, cinsel davranışı, vücut dokunulmazlığının ihlalini ve mağdurun rıza göstermediğini kapsaması gerekir. Bu suçla korunan hukuki yarar üzerinde tasarrufta bulunabilen cinsel özgürlük olduğundan hukuki sınırlar içerisinde kalması şartıyla rızaya ehil mağdurun cinsel davranışa göstereceği rıza, fiili hukuka uygun hâle getirecektir. Maddenin ikinci fıkrasındaki nitelikli hâlin oluşması için vücuda organ veya sair cismin sokulması gerekir.
B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Mağdurenin, çocukluktan beri arkadaş olduğu sanığın kullandığı araçla İstanbul'a gitmek üzere yola çıktıkları, yolda tartışmaya başladıkları, İstanbul'a geldiklerinde mağdurenin araçtan inerek kız kardeşini arayıp sanığın araçtan inmesine izin vermediğini, kendisini darp ettiğini, cinsel saldırıda bulunduğunu söyleyerek şikâyette bulunması üzerine adli makamlara intikal eden olayda; Mağdurenin sanığın kullandığı araçtan iner inmez kız kardeşini arayarak sanığın cinsel saldırıda bulunduğunu söylediği, kız kardeşi olan tanık ...'in mağdurenin kötü durumda olduğunu ve sürekli ağladığını beyan ettiği, mağdureyi alarak önce hastaneye daha sonra karakola gittikleri, adli makamlara intikalin olaydan hemen sonra gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Mağdure hakkında düzenlenen adli raporda her iki meme hizasında ağrılı hiperemik bölge tespit edildiği, ürkek durumda olduğu ve sürekli ağladığının gözlemlendiği belirtilmiştir. Sanıkla yolculuk yaptığı sırada mağdureyi gecikmesinden dolayı sık sık arayan tanık ...'in, mağdurenin telefonu kapatma eğiliminde olduğunu, kendisiyle konuşamadığını beyan etmesinin, sanıkla çocukluktan beri arkadaş olan, aralarında husumet bulunmayan mağdurenin aşamalarda değişmeyen anlatımlarını doğruladığı ve sanığın aşamalarda değişen çelişkili savunmaları da dikkate alındığında, ikame olunan ve tartışılan delillerin, sanığın, mağdure ile yolculuk yaptıkları sırada araçtan indirmeyip müsnet kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve nitelikli cinsel saldırı suçlarını işlediği yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olduğu kabul edilmelidir. Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan yedi Ceza Genel Kurulu üyesi; itirazın reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 9. Ceza Dairesince 20.03.2024 tarihli ve 5183-2521 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, 3- Uygulamanın denetlenmesi için dosyanın Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.05.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.