Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2025/70 E. 2026/319 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2025/70
- Karar No
- 2026/319
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 12. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1598-712
I. HUKUKÎ SÜREÇ Bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85/2, 22/3, 62, 53/6 ve 63. maddeleri uyarınca 7 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba ilişkin Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 23.07.2020 tarihli ve 88-187 sayılı hükmün, sanık müdafii, katılanlar vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesince 09.03.2022 tarih ve 1598-712 sayı ile istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine; bu kararın da sanık müdafii ile katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 29.05.2024 tarih ve 9743-2789 sayı ile temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 12.07.2024 tarih ve 87894 sayı ile; "Sanığın mağdur ...'in idaresindeki araca bilerek ve isteyerek çarptığı, çarpma eyleminin sanığın tedbirsizlik ve dikkatsizliğinden ya da ...'in aracını trafik kurallarına aykırı şekilde kullanmasından kaynaklanmadığı, sanığın eylemi neticesinde çarptığı aracın kontrolden çıkabileceğini, içerisinde bulunan yolcu ve sürücünün yaralanabileceği ya da ölebileceğini öngördüğü bununla birlikte büyük ihtimalle gerçekleşecek olan ölüm ve yaralanma neticelerini de kabullendiği, kardeşi ...'a uyuşturucu sattığını düşündüğü maktul ve mağdura duyduğu öfkeyle 'ne olursa olsun' anlayışıyla hareket ettiği bu sebeple eylemini bilinçli taksirle değil olası kast ile işlediği," düşüncesiyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 18.12.2025 tarih ve 3039-7804 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU İtirazın kapsamına göre inceleme sanık hakkında taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan verilen mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eylemini bilinçli taksirle mi yoksa olası kastla mı gerçekleştirdiğinin belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Olayın meydana geldiği bölünmüş ve aydınlatması bulunan yolun; sekiz metre genişliğinde, eğimsiz, asfalt kaplama olduğu yönünde tespitler içeren 17.10.2019 tarihli trafik kazası tespit tutanağı, tutanakta yer alan kaza yeri krokisi ile aynı tarihli olay yeri inceleme raporu ve rapora ekli olay yeri genel krokisi, kaza öncesi ile ilgili bölgeyi gören kamera kayıtları ile bunların çözümüne ilişkin kolluk görevlilerince düzenlenen 07.10.2019 tarihli görüntü inceleme tutanağı, sanık ve mağdur ...'in çarpışma sırasındaki hızlarının yaklaşık 80-90 km olduğu yönündeki beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; Uyuşturucu madde kullanması nedeniyle aralarında çıkan tartışma sonrası kardeşi ...’ın evi terk etmesi üzerine sanığın, olay gecesi saat 01.00 sıralarında yanına eşi ve kuzeni inceleme dışı ...’i de alarak kullandığı araçla kardeşini takip etmeye başladığı, kardeşinin ... isimli petrol istasyonunda durup park hâlindeki başka bir aracın içerisinde bulunan ve yapılan inceleme sonucu kanlarında uyuşturucu madde olduğu tespit edilen mağdur ve ölen ... ...’la konuştuğunu gördüğü adı geçenlerin uyuşturucu madde alışverişi yapabileceklerini düşünerek araçtan inip kardeşinin yanına doğru yürüdüğü, bu sırada ...’ın "Kaçın geliyorlar!" şeklindeki ısrarlı ikazı üzerine mağdurun, yönetimindeki araçla petrol istasyonundan ayrılarak kaçmaya başladığı, sanığın da aralarında yaklaşık iki metre olacak şekilde önünde seyreden mağdurun kullandığı aracı takip ettiği, selektör yapmak ve korna çalmak suretiyle mağdurun önüne geçmeye çalıştığı, ancak mağdurun buna izin vermediği, seyir esnasında sanığın, aracının sağ ön tampon kısmı ile mağdurun kullandığı aracın sol arka tampon kısmına çarptığı, bu sebeple direksiyon hâkimiyetini kaybeden mağdurun 200-300 metre kadar ilerideki orta refüj üzerinde bulunan ağaca çarptığı ve karşı yön şeridine geçip yol dışında kalarak ormanlık alana sürüklendiği, kaza neticesinde mağdurun aracında yolcu olarak bulunan ...’ın hayatını kaybettiği, mağdurun ise basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve vücudunda kemik kırıkları olacak şekilde yaralandığı, kovuşturma aşamasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan 12.03.2020 tarihli rapora göre; sanığın yola gereken dikkati vermemesi, önündeki araçla arasında yeterli ve güvenli mesafe bulundurmaması ile tehlikeli biçimde yaklaştığı araca arkadan çarpması nedenleriyle asli kusurlu olduğu hususlarında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile Özel Daire arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sanık; kardeşi ...’ı uyuşturucudan kurtarmak için kolluk görevlileriyle irtibat hâlinde olduğunu, olay günü saat 22.30 sıralarında annesinin kendisini arayıp kardeşinin evdeki eşyaya zarar verdiğini söylemesi üzerine amcasının oğlu inceleme dışı sanık ve eşi ile birlikte annesinin evine gittiklerini, uyuşturucu madde etkisinde olduğunu anladığı kardeşi ile konuşamadıklarını, akabinde evden çıkıp aracına binen kardeşini kendi aracında eşi ve inceleme dışı sanık olduğu hâlde takip etmeye başladığını, petrol istasyonuna girdiğini gördüğü kardeşinin araç içerisinde bulunan mağdur ve ölen ile konuştuğunu ve karşılıklı olarak bir şeyler alıp verdiklerini gördüğünü, kardeşinin uyuşturucu madde aldığını düşünüp mağdura el işareti yaparak beklemesini rica ettiğini, ancak aracı kullanan mağdurun yanından tehlikeli ve hızlı bir şekilde geçiş yaptığını, mağdur ve yanında bulunan öleni yakalamak için onları takip etmeye başladığını, eşi ve inceleme dışı sanığın da aracının içinde bulunduklarını, hatırladığı kadarıyla hızının yaklaşık 80 km, aralarındaki mesafenin ise 40 metre kadar olduğunu, mağdurun cadde üzerinde bulunan otelden dönüş yaptığı sırada aniden hızlanıp yavaşlamaya başladığını, birden fren yaptığında ise ona çapmamak için selektör yapıp korna çaldığını ve kazadan kaçınmak amacıyla manevra yaptığını, ancak aracının sağ ön tampon kısmını mağdurun aracının arka tampon kısmına vurmak zorunda kaldığını, bu aşamadan sonra mağdurun orta refüje bulunan ağaca çarpıp karşı yolda durabildiğini, kaza yerine kendisinin de gittiğini ve 112’yi aradığını, ambulans geldikten sonra olay yerinden ayrıldığını, meydana gelen olaydan dolayı çok üzgün olduğunu savunmuştur. V. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 05.03.2025 tarihli ve 27-110 sayılı kararında belirtildiği üzere doğrudan kast; öngörülen ve suç teşkil eden fiili gerçekleştirmeye yönelik irade olup kanunda suç olarak tanımlanmış eylemin bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi ile oluşur. Fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini bilmesi ve istemesi hâlinde doğrudan kastla hareket etmiş olacak, buna karşın işlemiş olduğu fiilin muhtemel bazı neticeleri meydana getirebileceğini öngörmesine ve bu neticelerin gerçekleşmesini mümkün ve muhtemel olarak tasavvur etmesine rağmen muhtemel neticeyi kabullenerek fiili işlemesi hâlinde olası kast söz konusu olacaktır. Buna göre kast bilme ve isteme, olası kast ise öngörme ve kabullenme unsurlarından meydana gelmektedir. Kastın bir türü olmasına rağmen kanunda olası kast bakımından bilme yerine öngörme, isteme yerine ise madde gerekçesinde kabullenme kavramlarını tercih etmesi tesadüfi değildir. Bununla, olası kast hâlinde failin fiile ve neticeye yönelik amaç ve yaklaşımının doğrudan kast kadar ciddi ve belirgin bir boyut kazanmadığı vurgulanmak istenmiştir. Gerçekten de olası kastta, doğrudan kast derecesinde bir isteme bulunmasa da failin gerçekleşmesi muhtemel olan sonucu öngörerek kayıtsız kaldığı, başka bir ifadeyle bu sonucu kabullendiği ifade edilmektedir. Yine ceza sorumluluğuna yol açacak netice, gerçekleştirilecek asıl fiile bağlı olduğundan olası kast bir yan netice sorumluluğudur. Olası kastta asıl amacın icra edilmesi ile oluşabilecek ikincil netice bakımından fail kayıtsız kalmakta ve neticenin gerçekleşme olasılığını kabullenmektedir. Olası kastta olduğu gibi bilinçli taksirde de öngörme unsuruna yer verilmesi nedeniyle uygulamada daha çok bu iki kurumun birbiriyle karıştırıldığı görülse de olası kastın her halükârda taksirin değil kastın bir türü olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır. Öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması/kabullenilmesi durumunda olası kast, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği ahvalde bilinçli taksir söz konusu olacaktır. Diğer bir deyişle, failin neticeyi istememekle beraber neticenin meydana gelmesinin muhtemel olduğunu bilmesine rağmen duruma kayıtsız kalarak hareketini sürdürmek suretiyle muhtemel neticeyi kabullenmesi durumunda olası kasttan, failin neticeyi öngörmesine rağmen becerisine, şansına, tecrübesine ya da başka bir etkene güvenip neticenin meydana gelmeyeceğine inanarak hareketini sürdürmesi hâlinde ise bilinçli taksirden bahsedilecektir (Ceza Genel Kurulunun 16.10.2024 tarihli ve 249-304 sayılı; 11.10.2023 tarihli ve 290-508 sayılı kararları). B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Sanığın, sevk ve idaresindeki araç ile önünde seyreden mağdurun yönetimdeki araca, takip mesafesini koruyamayarak tehlikeli biçimde yaklaşıp arkadan çarpması neticesinde meydana gelen kazada, mağdurun aracında yolcu olarak bulunan ...’in hayatını kaybetmesine, mağdurun ise vücudunda kemik kırıkları olacak şekilde yaralanmasına yol açtığı kabul edilen olayda; Mağdurun kullandığı aracı takip etmesindeki asıl nedenin, aksi kanıtlanamayan ve eşi ile kuzeni inceleme dışı ... tarafından da doğrulanan savunmasında belirttiği üzere kardeşi ...’ın uyuşturucu alışverişine dâhil olmasını engellemek olduğu anlaşılan sanığın, aracında eşi ve kuzeni de varken böyle bir kazayı ve olası sonuçlarını kabullenmesinden, dolayısıyla olası kast ile hareket ettiğinden bahsedilmesi mümkün değildir. Bu husus, mağdur tarafından da dile getirildiği üzere sanığın önündeki aracı durdurmak amacıyla korna ve selektör gibi uyarıcılara başvurmasıyla da teyit edilmektedir. Öte yandan sanığın, güvenli takip mesafesi kuralına uymaksızın seyri sırasında bir kazaya sebebiyet verebileceğini öngördüğünde kuşku bulunmamaktadır. Buna rağmen sanık sürüş becerisine, tecrübesine ve şansına güvenerek öngördüğü neticenin meydana gelmeyeceği inancıyla seyrine devam etmiş ve bir kişinin ölümü ile bir kişinin yaralanmasına sebebiyet vermiştir. Açıklanan gerekçelerle sanığın müsnet eylemini bilinçli taksirle gerçekleştirdiği kabul edilmelidir. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği düşünceleriyle karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.05.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.