Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/356 E. 2026/285 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2023/356
Karar No
2026/285
Karar Tarihi

KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 694-997

I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın kasten öldürme suçuna yardım eden sıfatıyla iştirakten 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 39/2-a-c maddesi delaletiyle 81/1, 39/1, 62/1, 53... . maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesince 22.12.2020 tarih ve 585-410 sayılı hükmün Cumhuriyet savcısı, katılanlar vekili ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince 25.02.2021 tarih ve 342-391 sayı ile "...Soruşturma aşamasındaki beyanı hükme esas alınan tanık ... ...'nın dinlenilmeden aynı Kanun'un 201, 2 15... . maddelerine aykırı davranıldığı, kabul ve uygulamaya göre de; Sanık ...'ın ani geliştiği anlaşılan olayda, diğer sanık ...'in eyleminin çerçevesinin henüz belli olmadığı bir aşamada insani nedenle maktule ait evin kapısını diğer sanık ... ile birlikte çalma dışında sanık ...'in eylemine yardım seviyesinde iştirak ettiğini gösterir mahkumiyete yeter derecede kesin ve inandırıcı kanıtların elde edilemediği sanık ...'ın gerek TCK'nın 37/1 kapsamında diğer sanıkla birlikte baştan beri fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek fiili doğrudan doğruya birlikte gerçekleştiren sıfatıyla eylem üzerinde ortak hakimiyet kurduğunu gösteren gerekse TCK'nın 39. maddesi kapsamında eylemin icrasını kolaylaştırıcı mahiyette aktif ya da pasif bir davranışının bulunduğunu gösteren somut kanıtların ortaya konulamadığı, olayın maktule ait konutun kapısının açılmasından sonraki aşamada maktul ile sanık ... arasında aniden başlayan arbedede sanık ...'in üzerinde taşıdığı 6136 yasa kapsamında kalan bıçağı çıkarması neticesinde gerçekleşmesi karşısında sanık ...'ın atılı suçtan beraati yerine delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde diğer sanığın eylemine yardım seviyesinde iştirak ettiğinden bahisle oluşa uygun olmayan gerekçe ile yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verildiği..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Bozma üzerine eksiklikleri gideren İlk Derece Mahkemesince 18.05.2021 tarih ve 127-215 sayı ile sanığın kasten öldürme suçuna yardım eden sıfatıyla iştirakten aynı şekilde mahkûmiyetine dair hükmün Cumhuriyet savcısı, katılanlar vekili ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince 13.10.2021 tarih ve 1803-2248 sayı ile "...Sanık ...'ın anlık gerçekleşen eylemde, diğer sanık ...'in eylemine gerek TCK'nın 37 gerekse aynı yasanın 39. maddesi kapsamında doğrudan doğruya ya da yardım eden sıfatıyla iştirak ettiğine dair kesin ve inandırıcı delillerin ortaya konulamaması nedeniyle ile atılı suçtan beraati yerine, delil değerlendirmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle bozma kararı verildiği anlaşılmasına karşın bozmadan sonra CMK'nın 284. maddesindeki direnme yasağına da aykırı olarak üstelik bozmadan sonra dosya kapsamına giren yeni bir delil bulunmadığı da anlaşılmasına karşın, aynı gerekçe ve değerlendirmeyle sanık ... hakkında yeniden atılı suçtan mahkûmiyet kararı verilmesi..." isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozma üzerine İlk Derece Mahkemesince 27.12.2021 tarih ve 549-609 sayı ile sanığın kasten öldürme suçuna yardım eden sıfatıyla iştirakten aynı şekilde mahkûmiyetine dair hükmün de Cumhuriyet savcısı, katılanlar vekili ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucu 30.03.2022 tarih ve 694-997 sayı ile sanığın kasten öldürme suçuna yardım eden sıfatıyla iştirakten 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine; bu hükmün de katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 09.03.2023 tarih ve 7913-935 sayı ile temyiz isteminin esastan reddiyle onanmasına oy çokluğuyla karar verilmiştir. Daire Üyeleri ... ve ...; "...Sanık ...’ın hukuki durumu değerlendirildiğinde, öldürme fiilini gerçekleştiren asli fail ... İbrahim ile birlikte maktulün dairesine gelmesi, sanıkların kapıya vurarak 'Aç kapıyı ...' diye bağırıp küfür etmeleri, rıza dışında zorla evin içine girmeleri, evin içerisinde diğer sanık ... maktul ile kavga edip onu bıçakladığı sırada müdahale ederek engelleme imkanı varken sessiz kalarak asli faile manevi destek vermesi, bunun yanında yaralı vaziyette bulunan maktule yardım etmek isteyen tanık...’a engel olup 'Bacım sen karışma' diyerek suçun işlenmesi sırasında asli faile yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırması nazara alındığında sanık ...’ın eyleminin Türk Ceza Kanunu’nun 39/2-c maddesi kapsamında kaldığı, sanığın yardım eden sıfatıyla kasten öldürme suçundan cezalandırılması gerektiği..." görüşüyle karşı oy kullanmışlardır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 03.05.2023 tarih ve 74197 sayı ile; "...Sanık ...’ın olay sırasında maktule yönelik doğrudan bir eylemi bulunmadığı ancak, öldürme fiilini gerçekleştiren asli fail ... İbrahim ile birlikte maktulün dairesine gelmesi, sanıkların kapıya vurarak 'Aç kapıyı ...' diye bağırıp küfür etmeleri, rıza dışında zorla evin içine girmeleri, evin içerisinde diğer sanık ... maktul ile kavga edip onu bıçakladığı sırada müdahale ederek engelleme imkanı varken sessiz kalarak asli faile manevi destek vermesinin asli failin suç işleme kararını kuvvetlendirici bir etki gösterdiği, bunun yanında yaralı vaziyette bulunan maktule yardım etmek isteyen tanık...’a elini uzatarak 'Bacım sen karışma' diyerek engel olması şeklindeki hareketinin de fiil üzerinde müşterek hakimiyet oluşturmadığı, ikincil nitelikte ve önemde olan bu hareketlerin sadece suçun işlenişini destekleyici ve kolaylaştırıcı etkisinin bulunduğu dolayısıyla suça yardım kapsamında kaldığının kabulü gerektiği, buna göre sanık ...'ın, sanık ...'in ani gelişen kastla maktulü öldürdüğü eyleme suçun işlenmesi sırasında manevi destek oluşturan ve suçun icrasını kolaylaştıran söz ve davranışlar sergilemek suretiyle yardım eden sıfatıyla katıldığı..." düşüncesiyle itiraz yoluna başvurulmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 21.06.2023 tarih, 4054-4439 sayı ve oy çokluğuyla itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU İnceleme dışı sanık ... hakkında kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında kasten öldürme suçuna yardım eden sıfatıyla iştirakten kurulan mahkûmiyet hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın inceleme dışı sanık ...'in maktule yönelik gerçekleştirdiği kasten öldürme suçuna yardım eden sıfatıyla iştirak edip etmediğinin belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Olay yeri inceleme raporundan; maktulün oturduğu sitenin giriş kapısında zeminde, birinci kata çıkan merdivenler ile giriş kapısına kadarki boşlukta yerde ve koridor duvarlarında, ayrıca maktulün ikamet ettiği birinci kat 9 numaralı daireye giriş kapısının ön ve arka kısmında kan izlerinin, daire kapısının açıldığı yerde içerideki zeminde 80... cm çapında yoğun kan birikintisinin olduğu, Emniyet Genel Müdürlüğü Biyolojik İnceleme Şube Müdürlüğü uzmanlık raporunda; olaydan hemen sonra ele geçen ve inceleme için gönderilen bıçağın namlusu üzerinden alınan kan örnekleriyle sanık ...'da alınan kan örneğinden elde edilen genotip özelliklerin birbiriyle uyumlu olmadıklarının tespit edildiği, Anlaşılmaktadır. Tanık ... kollukta; kendisinden sonra birlikte oturdukları eve gelen maktulle yemek yediklerini, saat 21.30 sıralarında sebepsiz bir tartışma yaşadıklarını, hava almak için kapının dışına çıktığını, sonra kapıyı çalıp tekrar içeri girdiğini, beş dakika sonra kapının tekmelendiğini ve dışarıdakilerin ...'in ismini söyleyerek bağırdıklarını, "Kapıyı açma!" demesine rağmen maktulün kapıyı açtığını, karakolda teşhis ettiği inceleme dışı sanık ...'in elindeki bıçakla doğrudan maktulün boynuna vurduğunu ve yanında sanık ...'ın da olduğunu ancak sanık ...'ın maktule bir şey yapmadığını, maktulle inceleme dışı sanık ...'in boğuşmaya başladıklarını, sonra maktulün kendisini kapıdan dışarı atıp sitenin dışarısına doğru koşarak kaçtığını, sanıklarla maktul arasında bir husumet olup olmadığını bilmediğini, Savcılıkta; olay öncesi kıskançlık yüzünden bir tartışma yaşadıklarını ancak bir bağrışma olmadığını, başkalarından yardım istemediğini, tartışma sonucu maktulün kendisine "Bana böyle bağıracaksan çık dışarı!" dediğini, apartman boşluğuna sigara içmek için çıktığını, içeri girdikten beş dakika geçmeden önceden tanımadığı sanıkların kapıya "Aç kapıyı o... çocuğu ...! Korktun mu?" diye bağırarak vurduklarını, maktulün kapıyı açmasıyla alkollü oldukları anlaşılan sanıkların içeri girdiklerini ve inceleme dışı sanık ... ile maktulün boğuşmaya başladıklarını, sanık ...'ın ise olaya müdahale etmediğini ve tarafları ayırmaya çalışmadığını ancak yerlerin kan olduğunu görünce kendisinin müdahale etmeye çalıştığı sırada sanık ...'ın "Bacım sen karışma!" dediğini, sanık ...'ın inceleme dışı sanık ...'i arkasında ve kapının çıkışına daha yakın olduğunu, Mahkemede; önceki beyanlarından farklı olarak tartışma sırasında sesinin yükselmiş olabileceğini, kapı açılınca önce maktulün inceleme dışı sanık ...'e yumruk attığını, hemen sonra iki eliyle kendi boğazını tuttuğunu ve yerde kan gördüğünü, bunun üzerine maktule yaklaşmak isteyince sanık ...'ın "Bacım sen karışma!" dediğini ancak sanık ...'ın maktule bir hamlesi veya fiziksel müdahalesi olmadığını, kapıdan içeri giren sanıklarla kısa süreli göz göze geldiğini ancak o anda inceleme dışı sanık ...'in elinde bıçak görmediğini, Tanık ...; maktulün karşı kapı komşusu olduğunu, olay günü akşam saatlerinde evin kapısına vurma ve bağırış sesi duyduğunu, tanık...'un da bağırarak "..., aç kapıyı aç!" şeklinde yalvardığını, olayın asıl gerçekleştiğini görmediğini, olaydan sonra dairenin önünde kan izleri gördüğünü ve tanık...'un kendisine "...'i vurdular, ölüyor yetiş!" dediğini, Tanık ...; site güvenlik görevlisi olduğunu, olay akşamı maktulün evinden tanık...'un "Yardım edin!" şeklinde bağırdığını, havuzun başında alkol alan inceleme dışı sanık ... ve sanık ...'ın yanına gelen küçük bir çocuğun sanıklara "Kadını öldürüyorlar baksanıza!" dediğini, çocuğa "Sen karışma git." dediklerini, bu sırada kafeye doğru yürüdüğünü ancak sonra sanıkların sesin geldiği eve doğru gittiklerini görünce kendisinin kafeye girmeden geri dönüp bakmak istediğini, sitenin ana kapısından maktulün boynunu tutarak ve kendisine "Ambulansı ara, beni mahvettiler!" diyerek yanından geçtiğini, ambulansı bekledikleri ve maktulün boynuna müdahale ettikleri sırada arkalarından gelen sanık ...'ın inceleme dışı sanık ...'e "A... s... çocuğu, niye bıçakladın adamı?" diyerek kızıp vurmaya çalıştığını, inceleme dışı sanık ...'in ise "Ben buyum." şeklinde kendini överek cevap verdiğini, Tanık ... ...; sitenin bahçesinde otururken bir kadının "İmdat, yardım edin, yapma Allah aşkına!" şeklinde bağırdığını duyduğunu, o anda sitenin havuzunun yanında tanımadığı sanıkların alkol aldıklarını görünce yanlarına gidip olayı anlattığını, sanıkların önce "Git bak ses geliyor mu?" dediklerini, sonra sesin geldiği yere gittiğinde aynı kadının yine "Yardım edin!" diye bağırdığını ve sanıkların yanına gidip polisi aramalarını söylediğini, bunun üzerine iki sanığın birlikte kalkarak sesin geldiği binaya gittiklerini, arkalarından kendisinin de gittiğini, sonra binadan karşılıklı bağırışlar duyduğunu ve üç dakika geçmeden maktulün üstü başı kan içinde koşarak dışarı çıktığını gördüğünü, Tanık ...; maktulün evinin çaprazında bahçe katındaki dairede oturduğunu, olay günü sanıkların havuzda alkol aldıklarını gördüğünü, maktulle sevgilisi...'un sık sık tartıştıklarını, tartışma sesleri duyduğunu ve bir anda apartmadan gümbürtü geldiğini, bahçeden dışarı çıktığında maktulün boynunu tutarak site içinde koştuğunu, arkasından inceleme dışı sanık ...'in ve sanık ...'ın yürüdüğünü, bu sırada sanık ...'ın inceleme dışı sanık ...'e "Rahatladın mı ...?" diyerek kızıp bağırdığını ...'in ise "Ben adama böyle yaparım!" dediğini duyduğunu, İnceleme dışı sanık ...; arkadaşı sanık ... ile birlikte saat 21.30 sıralarında ... City evlerinde havuz kenarında oturup alkol aldıkları sırada tanımadığı bir çocuğun yanlarına gelip "Abi kadını dövüyorlar!" dediğini, önce oralı olmadığını, çocuğun gittiğini ancak çığlık sesi duyunca vicdanen rahatsız olup sesin geldiği daireye gittiklerini ve kapıyı çaldığını, maktulün kapıyı açtığını, "Hayırdır kardeşim?" dediğini ve sonra üstündeki tişörtü tutup kendisini içeri çekip koltuğa doğru fırlattığını, bu sırada sanık ... ve güvenlikçinin geri çekildiklerini, maktulün sert bir cisimle sol kaşının üstüne vurduğunu, bu sırada içeri bir bayanın girdiğini, maktule karşılık vermeye çalıştığını ancak vuramadığını, sonra kablo kesmek için cebinde taşıdığı çakı bıçağını çıkartıp istemsiz şekilde savurduğunu ancak kaç kez isabet ettiğini ve maktulün neresine geldiğini hatırlamadığını, yanındaki kadının nasıl tepki verdiğini hatırlamadığını ona kesinlikle vurmadığını, olaydan sonra Jandarmanın bıçağı bulmuş olduğunu öğrendiğini, kimseyi yaralama veya öldürme kastı olmadığını, sadece yardımcı olmak için gittiğini, pişman olduğunu, İfade etmişlerdir. Sanık ...; inceleme dışı sanık ... ile havuzun başında alkol aldıkları sırada tanımadığı bir çocuğun gelip "Abi kadını öldürüyorlar kurtarın!" dediğini, inceleme dışı sanık ...'in apartmana doğru koştuğunu, kendisinin de ...'in arkasından içeri girdiğini, dairenin kapısına geldiklerinde bir kadının kapı önünde "Ne olursun kapıyı aç!" diye yalvardığını, sonra ...'in kapıya vurduğunu ve maktulün kapıyı açtığını, maktulün ...'e "Sana ne o... çocuğu!" dediğini ve ilk önce maktulün ...'e yumrukla vurduğunu, sonra maktulün ...'i içeri çektiği, adı geçenlerin yerde birbirleriyle boğuştuklarını, ancak onları ayıramadığını, ...'in elinde bıçak olduğunu görmediğini, daha sonra ikisinin de üstünde kan görünce maktulün yaralandığını fark ettiğini, maktulün kendisini iterek ve aşağı doğru bağırıp çağırarak koşmaya başladığını, inceleme dışı sanık ...'e "Ne yaptın sen, adamı mı vurdun?" diyerek kızdığını ve maktulün peşinden aşağı gittiklerini, olay anında kendisinin evden içeri girmediğini, kapıda durduğunu ve yaşanan boğuşma sırasında kimseye müdahale etmediğini, tanık...'u da engellemediğini, Savunmuştur. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.11.2025 tarihli ve 529-539; 16.04.2025 tarihli ve 173-1 66... .02.2023 tarihli ve 398-66 sayılı içtihatları ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere; Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiilî gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına şerik denilmekte olup TCK’da şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiilî gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden TCK'nın 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır. TCK’nın 39/2. maddesindeki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır. 1- Bir suçun işlenmesine maddi yardımda bulunma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkmakla birlikte anılan maddede maddi yardım; a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek, b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak, Olarak sayılmıştır. 2- Manevi yardım ise; a) Suç işlemeye teşvik etmek, b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek, c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek, d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek, Şeklinde belirtilmiştir. Kişinin eyleminin, bir suçun katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonrasındaki davranışların da dikkate alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Zira "yardım etme"yi müşterek faillikten ayıran en önemli unsur, kişinin suçun işlenişi sırasında fiil üzerinde ortak hâkimiyetinin bulunmamasıdır. İştirak iradesi, suça katılanların birbirinden ayrı hareketlerini bir bütün hâline getiren, onları bağlayan manevi bir bağdır (CGK 20.02.2020 tarihli ve 145-116 sayılı). Mevcut katkı somut olayın özelliklerine göre zımni olarak veya ani ortaya çıkan bir karar biçiminde de olabilir. Birlikte suç işleme kararı olmaksızın birbirinden habersiz birden fazla kişi tarafından aynı konu üzerinde aynı suçun aynı anda işlenmesi hâlinde ise yan yana faillik söz konusu olacaktır. Ancak suçun failleri arasında böyle bir müşterek suç işleme kararı mevcut değilse, bu kişilerin müşterek fail olarak sorumlu tutulması söz konusu değildir. Bu durumda birbirinden habersiz hareket eden kişilerin sorumluluğunu bizzat kendi davranışları göz önünde tutularak tayin etmek mümkün olacaktır (Özgenç, s. 519). Öte yandan, ayrıntıları Yüksek Genel Kurulun 18.12.2024 tarihli ve 194-421; 08.01.2025 tarihli ve 400-1 sayılı; 03.12.2025 tarihli ve 333-545 sayılı içtihatları ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere; Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrinde ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmının gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığın cezalandırılması, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm verilmesi anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı). Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, muhtemel şüphenin gerekçeli bir şekilde tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti durumunda vicdani kanaate ulaşılmasının mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında maktulün öldürülmesine dair oluş ve kabulde tartışma bulunmayan olayda; aynı evde kaldıkları bilinen maktul ile kız arkadaşı tanık ...arasında akşam saatlerinde site sakinlerinin de duyacağı şekilde bir tartışma yaşandığı, tanık ...'un bu kavga seslerini duyarak sitenin havuzunun yanında alkol almakta olan inceleme dışı sanık ... ve arkadaşı sanığın yanına gidip "Abi kadını öldürüyorlar kurtarın!" dediği, sanıkların ilk önce bunu dikkate almadıkları ancak site güvenlik görevlilerince de duyulan bağırış seslerinin devam etmesi üzerine sanıkların önde inceleme dışı sanık ... ve arkasından sanık ... olmak üzere koşarak maktulün oturduğu binaya girdikleri, "Aç kapıyı ...!" diyerek daire kapısını çaldıkları, tanık...'un maktulün alacaklıları zannıyla kapıyı açmamasını istemesine rağmen maktulün kapıyı açtığı ve inceleme dışı sanık ...'in kapıdan içeri girerek maktule ne olduğunu sorduğunu, maktulün "Sana ne o... çocuğu!" dediği, bunun üzerine maktulün inceleme dışı sanık ...'i adli tıp raporundan da anlaşıldığı üzere yumrukla darp etmeye başladığı ve adı geçenlerin kapının hemen içeri açıldığı noktada boğuşmaya başladıkları, bu sırada inceleme dışı sanık ...'in üzerinde taşıdığı bıçağı çıkartarak maktulü, ölü muayene ve otopsi raporlarından anlaşıldığı üzere, üçü tek başına hayati tehlike oluşturacak diğerleri ise yüzeysel sıyrık şeklinde toplam on iki kez bıçakladığı, tanık...'un yerde kan görmesi üzerine boğuşan maktul ile ...'in yanlarına yaklaşmaya çalıştığı anda asıl failin arkasında duran sanık ...'ın "Bacım sen karışma!" dediği ve bir şekilde kurtulan maktulün kapıdan çıkıp apartmanın merdivenlerinden sitenin girişine kadar koşarak uzaklaştığı, ardından inceleme dışı sanık ..., sanık ... ve tanık...'un da koşarak merdivenlerden aşağı indikleri, güvenlik görevlisi tanıkların beyanlarına göre maktulün site kapısına doğru boğazını tutarak ve "Beni hastaneye yetiştirin!" diyerek koştuğu, ancak ambulansla hastaneye kaldırılan maktulün tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak kesici delici alet yaralanmasına bağlı iç organ ve büyük damar harabiyeti sonucu gelişen iç ve dış kanama nedeniyle hayatını kaybettiği anlaşılmaktadır. İnceleme dışı sanık ... ve hemen arkasından gelen sanık ...'ın maktulün kapısının önüne gitme amaçlarının zorda olduğunu zannettikleri tanık...'a yardım etmek olduğu, ancak eylem öncesinde birlikte suç işleme kararı aldıklarına dair hiçbir delil bulunmadığı görülmektedir. Sanıklar her ne kadar yardım amacıyla maktulün evinin kapısını çalmışlarsa da kapı açıldığında tanık ...ve maktul arasında herhangi bir kavga olmadığını görmüşlerdir. Bununla birlikte, maktulle inceleme dışı sanık ... arasında önce kısa süren bir tartışma ve akabinde ani bir arbede cereyan etmiştir. Sanık ...'ın inceleme dışı sanık ...'in hemen bir adım arkasından kapı eşiğinden içeri girdiği anlaşılmış ise de inceleme dışı sanık ...'in maktule yönelik bıçaklı saldırı eylemine doğrudan ve aktif bir eylemle katkıda bulunmadığı, olayın görgü tanığı ...tarafından da ifade edilmiştir. Öte yandan, sanık ...'ın inceleme dışı sanık ...'e müdahale edemediğini savunduğu kapı girişinin dört kişinin kontrollü bir şekilde hareket edebileceği genişlikte olmadığı olay yeri fotoğraflarından da anlaşılmaktadır. Sanık ...'ın dâhil olmadığı arbede sırasında maktulün boğazından bıçaklanması ve tanık...'un yerde kan görmesi üzerine kavga edenlere yaklaşmaya çalıştığı anda sanık ...'ın tanık...'a "Bacım sen karışma!" şeklinde yaptığı uyarının, ani gelişen arbede sırasında tanık...'a yönelik engelleyici bir hareketi olmaması, bıçaklanan maktulün inceleme dışı sanık ...'den kurtulup kendisinin yanından geçerek merdivenlere doğru koşarak uzaklaşmasına mani olmaması, hatta olaydan sonra sanığın inceleme dışı sanık ...'in peşinden giderken küfredip kızdığının tanık beyanlarıyla sabit olması karşısında; inceleme dışı sanık ...'in eylemini kolaylaştırmaya yönelik iştirak iradesiyle söylenmiş bir cümle veya tanığın kavgayı ayırmasını engelleyen bir gözdağı olarak değil, fiziken güçsüz ve arbedeyi sonlandıramayacak durumda olan tanığın kavgadan zarar görmemesi amacıyla yapılmış bir uyarı olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Keza arbede sırasında tanığa yaptığı uyarının ise ne tanık ne de asıl fail tarafından algılanmadığı, başka bir ifadeyle maddi veya manevi bir katkı boyutuna ulaşmadığı ortadadır. Bu nedenlerle sanığın; asıl failin arkasından maktulün evine gitmesindeki amacının ilk aşamada meşru bir zeminde olduğu, aniden çıkan arbede sırasında alkolün de etkisiyle maktule yönelik ani kastla gerçekleşen bıçaklı saldırıyı fark etmekte geciktiği, anlık gelişen kavgaya fiziken müdahale edemediği ve inceleme dışı sanığı bir anda kapı önünde gerçekleşen eylemi sırasında engelleme ihtimalinin de bulunmadığı, tanığa sarf ettiği uyarı cümlesinin ise eyleme iştirak iradesini göstermekten ziyade tanığın zarar görmemesi amacına matuf olduğu; dolayısıyla inceleme dışı sanığın eylemine olay öncesi veya sırasında suçun işlenmesini teşvik eden, asıl faili cesaretlendiren veya destekleyen manevi bir katkısı bulunmadığı gibi suçun işlemesini kolaylaştıran ve iştirak iradesiyle işlediği maddi bir eylemi olduğunun da her türlü şüpheden uzak ve kesin bir şekilde ortaya konulamadığı, sırf asıl failin yanında bulunması gerekçesiyle yardım eden sıfatıyla iştirakten sorumlu tutulamayacağı kabul edilmelidir. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığın eyleminin inceleme dışı sanık ...'in eylemine yardım eden sıfatıyla iştiraki oluşturduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.05.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Atıf: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2023/356, K. 2026/285, T. 06.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-ceza-genel-kurulu-2023-356-e-2026-285-k-6ebfe8e7d4bb