Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/603 E. 2026/239 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2023/603
- Karar No
- 2026/239
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 3. Ceza Dairesi MAHKEMESİ : SAMSUN Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza SAYISI : 2896-2196
I. HUKUKÎ SÜREÇ Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5/1, TCK’nın 62/1, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 02.07.2018 tarihli ve 457-349 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince 29.11.2018 tarih ve 2896-2196 sayı ile suç tarihi düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine; bu kararın da sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 13.12.2022 tarih ve 8223-9302 sayı ile onanmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14.06.2023 tarih ve 605 sayı ile; "... Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içerisinde mütevelli heyeti üyesi olup olmadığı, örgütsel sohbetlere katılıp, himmet verip, bağış toplayıp toplamadığının hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılmasının temini, örgütsel faaliyette bulunduğunun tespiti halinde ise örgütsel konumunun hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması, örgütsel faaliyette bulunduğunun kabulü halinde ise örgütün kamuoyunca da bilinen operasyonel eylemlerinden sonra da faaliyet gösterdiğine ilişkin başkaca delil bulunup bulunmadığı araştırılarak ayrıca, UYAP'ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında bilgi yahut beyan bulunup bulunmadığı araştırıldıktan sonra tespit edilen bilgi, belge ve ifade tutanaklarının CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyeceklerinin sorulması, gerekirse ifade yahut beyan sahiplerinin tanık olarak anlatımlarına başvurulup sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken birbirleriyle çelişen tanık beyanlarına dayanarak, söz konusu beyanlar arasındaki çelişkiler giderilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırılık oluşturduğu" görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 3. Ceza Dairesince 10.10.2023 tarih ve 12604-7033 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; suçun sübutu ve özellikle suç vasfının tayini bakımından eksik araştırmayla karar verilip verilmediğinin belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Osmancık ilçesinde mermer atölyesi sahibi olan sanığın, Çorum Valiliği İl Dernekler Müdürlüğünün 06.0.2017 tarihli yazısı ve ekindeki evraka göre, ... Çevre ve Eğitim Derneği, ... İş Adamları Derneği ve ... ve İş Adamları Derneğine üyeliğinin bulunduğu, 2016 yılı Eylül ayında 670 sayılı KHK ile kapatılan ... Basın Yayın Hizmetleri Ticaret A.Ş’de 15.04.2004 tarihi itibarıyla ortak ve yönetim kurulu üyesi olduğu, 06.08.2010 açılış tarihli Bank ... hesabında 2013 Aralık itibarıyla 35.432 TL varken 2016 Temmuz ayında 10.738 TL olduğu, 23.06.2014’te 7.550 TL, 19.09.2014’te 10.000 TL tutarlı katılım hesapları açtığı, Açık kaynaklardan kollukça yapılan araştırma kapsamında hazırlanan tutanağa göre 2011, 2013, 20 14... tarihli birtakım etkinliklere ait haberlerde sanığın da yer aldığının tespit edildiği, Anlaşılmıştır. Tanık ...; 20 07... yıllarında FETÖ/PDY bağlantılı sohbet toplantılarına gittiğini, sanığı da bu toplantılarda ara ara gördüğünü, Tanık ...; 17-25 Aralık sürecine kadar sık olmamakla birlikte sohbet toplantılarına gittiğini, sanığın da bu toplantılarda gördüğü kişilerden olduğunu, Tanık ...; 2015 yılı başlarında Osmancık ilçesine geldiğini, sanığın da örgütün mütevelli heyetinde yer aldığını, 2015 yılında bir iki kez ... gazetesi sorumlusunun ricasıyla Osmancık ilçesine gelen cemaatin büyük ağabeylerinden olduğu söylenen bir şahsın sohbetine katılmak üzere cemaate ait ismini hatırlamadığı dershanenin üst katına gittiğini, sanığı da bu toplantıda gördüğünü, Tanık ...; 2013 yılına kadar cemaat sohbetlerine devam ettiğini, katıldığı toplantılarda yer alanların hepsinin mütevelli heyetinden olduğunu, bağış ve kurban toplama, gazete ve dergi aboneliği gibi kararların alındığı bu toplantılarda sanığın da yer aldığını, toplantıda alınan kararların mütevelli heyeti üyelerince yerine getirildiğini, Tanık ...; sanığın örgütün içerisinde bulunduğunu bildiğini, 17-25 Aralık öncesi tam tarihini hatırlamadığı ve ... cemaatinden olanların da bulunduğu bir davette sanığı da gördüğünü, Tanık ...; 2003 yılından 2013 yılına kadar cemaatin sohbetlerine katıldığını, ... cemaatiyle tüm bağlantısını 17-25 Aralık sonrası kestiğini, 2004 ya da 2005 yılında mütevelli olduğunu, kendisi gibi mütevelli heyetinde yer alıp toplantılara katılanlardan olan sanığın daha sonra devam edip etmediğini bilmediğini, Tanık ...; 2013 yılında geldiği Osmancık ilçesinden darbe girişiminden iki yıl önce ayrıldığını, örgüte finansal destek sağlayanlardan olduğu herkesçe bilinen sanığın mütevelli heyetinde olduğunu, Gizli tanık...; 2003 ya da 2004 yılından 17-25 Aralık sürecine kadar ... ... örgütün sohbet toplantılarına gittiğini, sanıkla da katıldığı bu toplantılarda karşılaştığını, Tanıklar ..., ... ve ...; sanığın ... cemaati içerisinde bulunanlardan olduğunu bildiklerini, Tanık ...; sanığın işletmesinin muhasebesini tutan ...'nun yanında çalıştığını, sanık hakkındaki iddia ve suçlamalar konusunda bilgi sahibi olmadığını, birkaç yıl önce sanığın birçok bankaya çek karnesi için müracaat ettiğini ancak Bank ... dışında herhangi bir bankanın bu talebini kabul etmediğini söylediğini, Beyan etmişlerdir. Hükümden sonra dosyaya ifadesi gelenlerden ..., Osmancık'ta mermer atölyesi işleten sanığın FETÖ/PDY terör örgütünün cemaat olarak bilindiği dönemde yapının içerisinde bulunduğunun Osmancık'ta herkes tarafından bilindiğini ancak 17-25 Aralık'tan sonra örgüt içerisinde herhangi bir faaliyette bulunup bulunmadığını bilmediğini; ..., 2010-2012 yıllarında Osmancık’ta meslek yüksekokulunda okuduğunu, okulu bitirdikten sonra iki sene de burada kalarak cemaat olarak bilinen yapı içerisinde yer aldığını, 2014 yılı Kasım ayında ayrıldığı Osmancık'ta 2013-2014 eğitim döneminde ...Dershanesinde danışmada çalıştığını, ilçe sorumlusu ...'ın isteğiyle dershane muhasebecisi ...'a ilçede cemaat adına toplanan yardımlar için düzenlenen senetlerin ilgili esnaf ve iş adamlarından tahsili amacıyla yardımda bulunduğunu, bu görevle ilgili olarak 2014 yılı Mayıs ayından sonra iki üç kez toplantıya katıldığını, bu toplantılara katılanların Osmancık ilçesinde cemaate toplanan yardımlardan üst seviyede sorumlu ve söz sahibi şahıslar olduklarını, bu kişilerden olan sanığı da Osmancık ilçesinde üniversite eğitimi görmeye başladığı dönemde tanıdığını, sanığın ... ... o dönemin ilçe imamıyla birlikte öğrenci evlerine gelip sohbetlere katıldığını, ayrıca yine haftalık olarak gerek dershanede gerekse yurtta ilçe imamı hocalığında yapılan geniş katılımlı sohbet toplantılarına da iştirak ettiğini bildiğini, bu şekilde Osmancık'tan ayrıldığı tarihe kadar cemaat içerisindeki ileri gelen esnaflardan biri olarak bildiği sanığın cemaatin finansmanı konusunda hatırı sayılır bağışları olan kişilerden olduğunu, ancak kendisi Osmancık'tan ayrıldıktan sonra sanığın yapıyla irtibatının ne zamana kadar devam ettiğini bilmediğini; ..., 2012-2013 eğitim döneminde Osmancık'ta bulunan ... cemaatine ait... Erkek Öğrenci Yurdunda kaldığını, burada kendisine yurttaki öğrencilerle ilgilenme görevinin verildiğini, o eğitim yılı sonunda yapıyla tüm bağını koparıp köyüne döndüğünü, yurtta barındığı sürede ilçenin ileri gelen zenginlerinin haftalık olarak yurtta topladığını, toplantıya girenlerin cep telefonlarını toplantı yaptıkları mescidin dışında bıraktıklarını, toplantıların içeriğini tam olarak bilmediğini, sanığın da bu toplantıya katıldığını, Soruşturma kapsamında ifadeleri alınanlardan ..., 09.11.2016 tarihli bilgi alma tutanağında; ... Mermer isimli iş yerinin sahibi olan sanığın, Osmancık ilçesinde ileri gelenlerin katıldığı sohbet toplantılarına sürekli katıldığını bildiğini, sanığın kendisinden yardım parası istemediğini ancak ... cemaatine yardım adı altında para, kurban derisi, ekin, pirinç gibi tarım mahsulleri topladığını bildiğini; ..., 2014 yılına kadar yapıya ait yurtlarda çalıştığını, sanığı 2014 yılında Osmancık ilçesine gittiğinde tanıdığını, Osmancık'ta mermercilik yapan şahsın örgüt içerisinde esnaf mütevelli heyeti üyesi olduğunu, dönem dönem ilçe imamlarının oluşturduğu sohbet gruplarında bulunduğunu, örgütün mali açıdan finanse edilmesi hususunda ilçe imamının talimatları doğrultusunda hareket ederek burs ve himmet gibi konularda desteklerinin olduğunu, yine örgüt adına burs, himmet, kurban parası, gazete abonesi bulmak amacıyla bölgede faaliyet gösterdiğini, kendisinin Osmancık'tan ayrıldığı 2014 yılının sonundan sonra sanığın akıbetinden haberinin olmadığını beyan etmişlerdir. Sanık soruşturmada; 1998 yılından beri Osmancık ilçesinde faaliyet yürüten ... Mermer isimli iş yerinin sahibi olduğunu, FETÖ/PDY terör örgütü içerisinde yer almadığını, sorulan mütevelli heyetinin ne demek olduğunu bilmediğini, herhangi bir sohbete gitmediğini, mütevelli heyetine seçilmediğini, 2010 yılından beri Bank ... ile ticari ilişkisinin bulunduğunu, bu bankadan çek karnesi kullandığını ve çek karnesi karşılığında para yatırdığını, ... İş Adamları Derneğine 2010 yılının sonlarında üye olduğunu ancak derneğin bir iki yıl önce bilmediği bir sebeple kapandığını, derneğin kurucu üyesi olduğunu hatırlamadığını, herhangi bir faaliyetine katılmadığını, KHK ile kapatılan ... ve İş Adamları Derneği üyesi olup olmadığını hatırlamadığını, FETÖ/PDY terör örgütü kapsamında hiçbir faaliyetinin olmadığını, Kovuşturmada; iddianamede şahsına yöneltilen suçlamaların, yapıldığı dönemde hiçbir kamu otoritesi ve kanunlar tarafından yasaklanmış faaliyetler olmadığını, bu şekilde suçlanmasının suç ve cezada kanunilik, adalete erişim, hukuk güvenliği ve lekelenmeme haklarını ihlal ettiğini, Osmancıklı iş adamları olarak iş hayatını geliştirmek, esnafın haklarını korumak gibi amaçlarla ... İş Adamları Derneğini kurduklarını, hiçbir illegal faaliyetlerinin olmadığını, tanık ifadelerine konu iddiaların gerçeği yansıtmadığını, mütevelli heyetinde yer almadığını, ortağı olduğu ... Basın Yayın Hizmetleri A.Ş.'ye müftülük tarafından kiralanan yurt binasında Ramazan iftarları sırasında arkadaş toplantılarında veya dini gün ve gecelerde müftülük personelinin de katılımıyla bir araya geldiklerini, fakat bu faaliyetlerin hiçbirinin örgütsel faaliyet veya illegal bir amaçla düzenlenmediğini, imkânları elverdiği ölçüde Osmancık ilçesinde yardım talebinde bulunan bireylerin veya kurumların isteklerini karşılamaya çalıştığını, ancak yardım isteyenlerin illegal bir faaliyet içerisinde olup olmadığını da dikkate aldığını, maddi durumunun herhangi bir yapıya büyük finansal destekte bulunmaya yetmeyeceğini aleyhindeki buna dair beyanları kabul etmediğini, eğitime katkı sağlamak amacıyla ... Çevre ve Eğitim Derneğine, derneğin faaliyetleri herhangi bir yasal merci tarafından kısıtlanmadığı için üye olmakta bir sakınca görmediğini, ... ve İş Adamları Derneğine üye olmadığını, kaydının neden bulunduğunu bilmediğini, Bank ...'da çek defteri vermekte sağladığı kolaylık sebebiyle hesap açtığını ve genel olarak ticari amaçlı çeklerinin ödemeleri için bu bankayı kullandığını, hesap hareketliğinin rutin ve ticari işlemlerle ilgili olduğunu, bankaya TMSF tarafından el konulduktan sonra da işlemlerini aynı yoğunlukta sürdürdüğünü, talimatla herhangi bir işlem yapmadığını, bankaya müracaat ettiğinde hesap açılması gerektiğinin söylenmiş ve çeklerin ödenmesi amacıyla böyle bir hesabın açılmış olabileceğini, katılım hesabının ne anlama geldiğini bilmediğini, bu terimlere yabancı olduğunu, ... Basın Yayın Hizmetleri A.Ş.'ye bir inşaat işi vesilesiyle tanıştığı ...'in öneri ve ısrarıyla tamamen ticari düşüncelerle ortak olduğunu, ...'in şirket çalışanlarının çoğunun cemaat mensubu olacağını söylediğini, kendisinin şirketle yakından ilgilenmediğini, 2013 yılında dershanelerin kapatılması gündeme geldiğinde şirketi tamamen kapatmak istediklerini ancak vergi ve SGK prim borçları yüzünden valilik tarafından şirketin kapatılmasına izin verilmediğini, o dönemdeki maddi imkanlarının bu borçları kapatmak için elverişli olmadığını, borçları kapatamadıkları için feshi gerçekleştiremediklerini, Eylül 2016'da KHK ile şirketin kapatıldığını ve mal varlığını el konulduğunu, suçlamaları kabul etmediğini savunmuştur. V. GEREKÇE 1. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.01.2019 tarihli ve 417-44, 20.12.2018 tarihli ve 419-661, 26.09.2017 tarihli ve 956-370 sayılı kararları ile bu suçların temyiz incelemesiyle görevli Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3-2017/3 sayılı ilamında açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgütün amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği; örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi, örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemedeki ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibarıyla süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Vesile Sonay Evik, "Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme", Prof. Dr. Çetin Özek Armağanı, Galatasaray Üniversitesi, 1. Basım, İstanbul 2004, s. 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin suç işlemek amacı olması aranır (Nevzat Toroslu, Ceza Hukuku, Özel Kısım, s. 263-266; Uğur Alacakaptan, "Genel Olarak ve Bazı Suçlar Bakımından Cürüm İşlemek İçin Örgüt (Teşekkül) Meydana Getirme Suçu", Prof. Dr. Çetin Özek Armağanı, Galatasaray Üniversitesi, 1. Basım, İstanbul 2004, s. 28; İzzet Özgenç, Ceza Hukuku Genel Hükümler, s. 280). Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz (TCK madde 30/1). TCK’nın, "Hata" kenar başlıklı 30/1. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir. Hata (yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması hâlinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi durumunda ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu hâlde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır. FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının anayasal düzeni zorla değiştirmeyi, Anayasa'ya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut exante bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibarıyla kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. Öte yandan, ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 18.06.2025 tarihli ve 540-264 sayılı kararında açıklandığı üzere; Ceza muhakemesinin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile, taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup, muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Ceza mahkemesinin öncelikle sanığa isnat olunan fiilin sanık tarafından işlenip işlenmediğini saptaması, yani maddi sorunu çözmesi gerekir. Kural olarak bu sorun çözüldükten sonra olayın hukuk karşısındaki durumu tespit edilecektir. Hukuki sorun; sanık tarafından gerçekleştirilmiş fiilin suç oluşturup oluşturmadığı, suç oluşturmakta ise hangi suçu oluşturduğu, bu suçun kamu adına takip edilebilir ve cezalandırılabilir bir suç olup olmadığı, hangi ölçüde bir cezanın belirlenmesi gerektiği gibi maddi ve yargılama hukukuna ilişkin normlar ile hukukun temel ilkeleri çerçevesinde çözülmesi gereken bir problemdir. Sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Maddi sorunun, delil serbestîsi ilkesi doğrultusunda yargılama hâkimi tarafından, hukuka uygun yöntemle elde edilmiş ve usulünce tartışılmış her türlü delille çözülmesi gerektiğinde kuşku yoktur. Maddi gerçeğin açıkça ortaya konulmaya çalışılması, olayın sübutuna, suç teşkil edip etmediğine, suç oluşturuyorsa vasfının tayinine temas eden, sonuca etkili tüm delillerin toplanması ve tartışılması ile mümkündür. Doktrin (Yener Ünver, "Ceza Muhakemesinde İspat", Ceza Hukuku Dergisi, 2006/2, s. 125, Erdal Yerdelen, Ceza Muhakemesinde Hükmün Gerekçesi, Adalet Yayınevi, Mart 2015, s. 356) ve uygulamada (YCGK'nın 01.05.2007 tarihli ve 2007/1-43 Esas - 2007/101 Karar sayılı kararı vb.) istikrarlı biçimde kabul edildiği üzere; eksik soruşturma ve araştırmanın söz konusu olduğu durumlarda mahkûmiyet kararı verilemeyeceği gibi beraat kararı da verilemez. 2. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Sanığın Bank ...'da katılım hesabı açtırdığı, örgüt içinde bulunup sorumlu düzeyde faaliyet yürüttüğü, KHK ile kapatılan derneklere üye ve yine KHK ile kapatılan şirkete ortak olduğu gerekçeleriyle silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; dosya kapsamında elde edilen tanık ifadelerinden örgütsel faaliyetleri ile örgüt içerisindeki konumunun kesin olarak saptanamaması karşısında, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına, nihai amaç ve yöntemlerini bilerek dahil olmak suretiyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden faaliyetlerde bulunup bulunmadığına ve bu faaliyetlerine hangi tarihe kadar devam ettiğine ilişkin maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespitini teminen; hükümden sonra dosyaya beyanları gelen ..., ..., ... ile ...'nun mümkün ise yargılama mahkemesince doğrudan, mümkün olmadığı takdirde CMK'nın 180/2-5 ve 181. maddelerinde ön görülen usule riayet edilerek ve taraflara sorgulama imkânı verilmek suretiyle sanık hakkındaki bilgi ve görgüsünün ayrıntılı bir şekilde tespit edilmesi, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Terör Daire Başkanlıkları nezdinde bulunan tanık beyanlarını içerir veri bankası ile Bylock veri havuzu içeriğinde ve ayrıca UYAP örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında başkaca ifade yahut bilgi bulunup bulunmadığı araştırılıp varsa ilgili birimden onaylı örneklerinin temin edilerek beyan sahipleri tanık sıfatıyla dinlenmek suretiyle elde edilecek delillerin CMK'nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan ve tartışıldıktan sonra hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetli olmadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 13.12.2022 tarih ve 8223-9302 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, 3- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 29.11.2018 tarihli ve 2896-2196 sayılı istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine dair kararının, sanık hakkında eksik araştırma ile karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 4- Dosyanın CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca, gereği için Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.04.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.