Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2026/8424 E. 2026/11829 K.
Konu: Karşılıksız Yararlanma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/8424
- Karar No
- 2026/11829
- Karar Tarihi
- Konu
- Karşılıksız Yararlanma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1836 E. 2025/2398 K. SUÇ : Karşılıksız yararlanma HÜKÜM : Beraat kararı verilmek suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek suçtan zarar gören vekilinin temyiz talebinin, sanığın eyleminin karşılıksız yararlanma olduğu, görevliler tarafından tutulan tutanakların aksi kanıtlanmadıkça geçerli belgeler oldukları, müvekkil kurumun zararının giderilmediği ve lehe vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunan suçtan zarar gören kurumun duruşmadan usulüne uygun haberdar edilmediği, gerekçeli kararın tebliği üzerine hükmü temyiz ederek davaya katılma iradesini açıkça ortaya koyduğu anlaşılmakla, suçtan zarar gören kurumun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi uyarınca yasa yollarına başvurma hakkı bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede; Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; 1)Sanık hakkında 18.10.2022 tarihinde tarımsal sulamada kullandığı elektriğin kaçak olduğuna dair tutanak tanzim edildiği, Cumhuriyet Başsavcılığı'na sunulan 17.01.2023 tarihli bilirkişi raporunda, sayacın en son 22.09.2022 tarihinde okunduğu, kaçak elektrik tutanağı tarihine göre yapılan 20 günlük tüketim üzerinden günlük ortalama 27,426 kW elektrik tüketiminin hesaplandığı, kurum tarafından tüketim bedelinin çok yüksek miktarda hesaplandığının belirtildiği, tutanakta elektrik tüketiminin sayaçtan geçtiğinin belirtildiği ancak sayaç üzerindeki endeksin gerçek tüketimi yansıtıp yansıtmadığı hususları belirlenmeden sanık hakkında istinaf mahkemesince beraat kararı verilmiş ise de, Sanığın suça konu tarımsal sulama tesisini ve sayacı ne zamandan beri kullandığı belirlenerek abonesiz kullanım süresine göre; mahallinde bilirkişi marifetiyle keşif yapılarak, kurulu güç tespit edilip, abonesiz dönemde (yöredeki tarım şekli, ekilen ürün ve sulama alışkanlıkları dikkate alınarak) normal kullanıma göre tüketebileceği ortalama elektrik miktarı bilirkişiye hesaplattırılarak, tüketimin kayıtsız sayaçtan geçirilen miktarla uyumlu olup olmadığına dair bilirkişiden rapor alınıp, sanığın karşılıksız yararlanma kastıyla hareket edip etmediği belirlenerek, tüketim miktarı sayaçtan geçiyorsa sanık hakkında beraat kararı verilmesi, sanığın karşılıksız yararlanma kastıyla hareket ettiğinin sabit olduğunun tespiti halinde ise 6352 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 sayılı TCK'nın 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle “bilirkişinin hesapladığı kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararı soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi hâlinde bu bir dava şartı olduğundan TCK'nın 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı, ihtarda ödeme yerinin açıkça belirtilmesi gerektiği ve eğer soruşturma aşamasında bu ihtar işlemi yapılmamış olmasına rağmen sanık tarafından kovuşturma aşamasında katılan kurumun zararının tamamen karşılanmış ise bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilerek sanık hakkında CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi gerekeceği nazara alınarak, somut olayda da bu açıklamalar ışığında tebliğ ve ihtar işlemlerinin yukarıdaki şartlara uygun olmaması karşısında belirtilen şekilde işlem yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması, 2)Suçtan zarar gören kuruma duruşma günü bildirir davetiyenin tebliğ edildiği duruşma zaptında belirtilmişse de, buna ilişkin tebligat parçasının dosya arasında Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde mevcut olmadığı, buna göre katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar gören, davaya katılma hakkı bulunan şikâyetçi kuruma 5271 sayılı CMK'nın 234/1-b-1. maddesi uyarınca duruşma gününü bildiren tebligatın yapılmadığı, bu nedenle şikâyetçi kurumun açılan davadan usulüne uygun olarak haberdar edilmediği ve davaya katılabilmesi için olanak tanınmadığının anlaşılması karşısında, suçtan zarar gören kurumun duruşmadan haberdar edilip iddia ve delillerini sunma ve davaya katılma olanağı sağlanarak, sanığın hukukî durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, iddia hakkı kısıtlanmak suretiyle CMK’nın 2 33... . maddelerine aykırı davranılması, Bozmayı gerektirmiş, suçtan zarar gören vekilinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.