Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/491 E. 2026/227 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2023/491
Karar No
2026/227
Karar Tarihi

KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 327-443

I. HUKUKİ SÜREÇ Sanığın zincirleme biçimde çocuğun basit cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-a maddesi delaletiyle 103/1-1-3. cümleleri, 43, 53... . maddeleri uyarınca 12... ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Bakırköy 23. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 08.03.2022 tarihli ve 252-79 sayılı hükmün, sanık müdafii, katılanlar, katılan mağdure vekilleri, Cumhuriyet savcısı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince 27.04.2022 tarih ve 832-1014 sayı ile düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine; bu hükmün de sanık müdafii, katılanlar vekili ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 13.09.2022 tarih ve 10099-7707 sayı ile; "...Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin aşamalardaki çelişkili ve başkaca delillerle doğrulanmayan beyanları, savunma ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkûmiyet kararlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine düzeltilerek esastan reddedilmesi...'' isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ise 29.12.2022 tarih ve 327-443 sayı ile bozma ilamına direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükmün, sanık müdafii, Cumhuriyet savcısı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.04.2023 tarihli ve 26948 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 12.09.2023 tarih ve 6161-5098 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU Direnme kapsamına göre inceleme sanığın katılan mağdureye yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan yapılmıştır. Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen çocuğun basit cinsel istismarı suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Adli Tıp Kurulu 6. İhtisas Kurulu tarafından katılan mağdure hakkında düzenlenen 23.10.2021 tarihli raporunda; "...Herhangi bir akıl hastalığı veya zeka geriliği saptanmadığı, dava dosyasının incelenmesinde iddia edilen olay tarihinde mağdurun doğum kaydına göre 12 (on iki) yaşını bitirmemiş olduğunun anlaşıldığı, çocukların 12 (on iki) yaşın bitiminden evvel (Cinsel İstismar) olayının hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabilecek psikoseksüel olgunluğa erişmemiş olduğu klasik tıbbi bilgiden olduğu, bu duruma göre ...’ın 23/02/2021 tarihinde (iddianameye göre) mağduru bulunduğu olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacağı" tespitlerine yer verildiği, Katılan mağdurenin mahkemede beyanı alınırken hazır bulunan sosyal hizmet uzmanı tarafından düzenlenen adli görüşme ve değerlendirme raporuna göre; katılan mağdurenin ifadelerinin detaylı ve samimi olduğu, yaşıyla uyumlu anlatımlarında çelişki bulunmadığı, 14.04.2021 tarihli ... Özel Eğitim ve Rehabilitasyon merkezinde görevli psikolog tarafından katılan mağdure hakkında düzenlenen tutanağa göre; düzenli olarak takip ettiği katılan mağdurenin olaydan sonra kendisi ile özel bir konuda konuşmak istediğini ve bu konunun kendisini çok korkuttuğunu söyleyip devamla;" ...Şahıs benim özel bölgelerime dokundu, çok korktum, bunun yanlış bir şey olduğunu söyledim ama beni dinlemedi, perdeleri kapattı beni kucağına aldı, pantolonumu çıkardı, yapma dedim dinlemedi, çenesini özel bölgeme sürdü, bağırdım, bana kızdı, çok korktum, sustum kimseye bir şey söylemedim, eğer birine anlatırsam babam onu öldürürmüş ve babamı hapse alırlarmış bir daha da göremezmişim, ondan sonra uzaklaştım ondan, kötü biri olduğunu anladım artık, bir gün markete giderken kolumdan tutup sarsıp, seni istiyorum sensiz yapamam beni bırakma'' dediği şeklinde olayı anlattığını, bir sonraki seansta katılan mağdureden bir resim çizmesini istediğini, katılan mağdurenin çizdiği resimde ağlayan bir kız çocuğunun yanında '' Benim de duygularım var, bende insanım, tek dileğim mutlu olmaktı ama olmadı.'' şeklinde ifadelerde bulunduğunu, sürecin başından itibaren katılan mağdureyi takip eden biri olarak ifadelerinin yalan ya da uydurma olmadığını düşündüğünü, olay öncesinde dışa dönük iletişime açık bir çocukken olay sonrasında içe dönük durgun depresif bir hâle büründüğünü belirttiği, Anlaşılmaktadır. Katılan mağdure savcılıkta; sanıkla tanışıp arkadaş olduktan sonra evine annesi ve kardeşi olduğu hâlde yaklaşık beş-altı kez gittiğini, olayın meydana geldiği tarihte evde kimsenin bulunmadığı sırada sanığın, kendisini yatağa yatırıp elbiseleri üzerindeyken cinsel organına çenesini sürttüğünü, "Yapma." demesine rağmen ardından elbisesini kaldırıp poposunu ellediğini, sonrasında birlikte film izledikleri, bu sırada da kucağına alıp elbisesi üzerinden cinsel organını ellediğini, önceden sadece yanağından öpen sanığın her gün kendisine enerji içeceği, oyuncak ve kalem aldığını, Mahkemede farklı olarak; sanığın kendisine "Bu ağabey kardeş sırrı. Bunu annene ve babana söylersen, beni öldürürler ve onları hapse atarlar." dediğini, farklı bir zamanda sanığın yine evde kendisini kucağına alıp, yatağa yatırıp cinsel bölgesine dokunduğunu, yine başka bir gün kolundan tutarak "Sen benim küçük sevgilimsin. Sakın gitme." dediğini, yaşadığı olayları arkadaşları ... ve ...'a anlattığını, hatta olayları annesine anlatırken bu arkadaşlarının yanında olduğunu, ilk ifadesini verdiği tarihte bunları söylemeyi unuttuğunu, Katılan ... ...kollukta; 09.03.2021 tarihinde kızı olan katılan mağdurenin, sanığın kendisine yaklaşık bir aydan beri çeşitli zamanlarda, son olarak ise on beş gün önce evine götürerek özel bölgesine dokunmak suretiyle eylemlerde bulunduğunu ve ona "Bunu kimseye anlatma. Bu bizim aramızda bir sır. Ben senin her istediğini alırım. Eğer bunu söylersen beni, anneni ve babanı öldürürler." dediğini beyan ettiği, Mahkemede farklı olarak; olay tarihinden yaklaşık iki ay kadar önce sanıkla sohbetlerinin başladığını, bir gün alışveriş sonrasında yanında tanık... ile birlikte eve döndüğünde katılan mağdureyi ağlarken gördüğünü, neden ağladığını sorduğunda bir şey olmadığını söylediğini, daha sonra katılan mağdurenin yanında bulunan arkadaşı tanık ...’nun "... abla, sana bir şey söyleyeceğim ama korkma. ... abi ...'nın özel bölgelerine dokunuyormuş. Bunu sana söyleyemiyormuş." dediğini, daha sonra katılan mağdurenin, sanığın annesinin evde olmadığı bir gün evinde kendisini kucağına alıp yatağa yatırdığını üzerine abanmak suretiyle hareketlerini kısıtlayarak dudağını öptüğünü ve çenesiyle kıyafeti üzerinden özel bölgesine dokunduğunu yine kıyafetini indirip popo deliğine parmağıyla dokunup okşadığını ve devamında "Bunu anlatırsan beni hapse atarlar." dediğini, başka bir gün markette karşılaştığı sanığın "Sen benimle neden konuşmuyorsun?" diye sorduğunu, katılan mağdurenin "Konuşmak istemiyorum. Git yanımdan!" dediğini, bunun üzerine sanığın, katılan mağdureye "Sen benden ayrılamazsın." şeklinde sözler söylediğini, yine başka bir gün çocuklar oyun oynarken apartman içine çekip dudağından öptüğünü ve poposunu sıktığını, ardından para verdiğini, bakkal dönüşü sakız çiğnerken yanına gelip dudağını öpüp ağzındaki sakızı çıkardığını anlattığını, katılan mağdurenin disleksi hastası olduğunu, Tanık ...; olay günü katılan ... ile alışverişten eve döndükleri sırada katılan mağdurenin tedirgin bir şekilde koşarak yanlarına geldiğini, ne olduğunu sorduklarında "Bir şey yok." diye cevap verdiğini, bir süre sonra katılan mağdurenin annesine ve kendisine yaşadığı olayları anlattığını, Tanık ...; sürekli küçük kız çocuklarına bakkaldan bir şeyler alıp yedirip içirirken gördüğü sanığa "Arkadaşın yok mu? Çocuklara neden bakıyorsun? Biz kendi çocuğumuza bakamıyoruz." diye sorduğunda sanığın "Çocuklar küçükler bakkala götürüyorum. Eğlendiriyorum. Yediriyorum." şeklinde cevap verdiğini, İfade etmiştir. Sanık aşamalarda; komşularının kızı olan ve bir seneden beri yakından tanıdığı katılan mağdurenin rahatsızlığı olduğundan rehabilitasyona gittiğini, katılan mağdurenin zaman zaman annesinin bilgisi dahilinde evlerine geldiğini ve onu alışverişe götürdüğünü, her eve geldiğinde annesinin de evde olduğunu, 08.03.2021 tarihinde bir arkadaşıyla sohbet eden katılan mağdureye "Sen git buradan!" dediğini, daha sonra kalbinin kırıldığını görünce konuşmak için yanına gittiğini, katılan mağdurenin ise "Sen git Sahra ile konuş." diyerek yanından ayrıldığını katılan mağdurenin Youtube isimli internet sitesine yüklediği videoları kendisine göstererek "... abi olmuş mu?" şeklinde sorular sorduğunu, katılan mağdurenin kendisinin arkadaşıyla konuşmasından dolayı kıskançlıkla böyle bir suçlamada bulunduğunu, binadaki çocuklar ile çocuk sevgisi olması sebebiyle ilgilendiğini ancak kötü bir niyetinin olmadığını savunmuştur. IV. GEREKÇE Anayasa’nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve İHAS'ın 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, Syf. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir. Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (Feyzioğlu s. 357). Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma: "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi Ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Her şeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK, 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı). Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmının gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK., 11.6.2013 tarihli ve36-294 sayılı). Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Katılan mağdurenin, komşusu olan sanığın evinde sanık tarafından cinsel bölgelerine dokunulmak suretiyle istismara uğradığı Derece Mahkemelerince kabul edilen olayda; Sanıkla aralarında sanığa iftira atmasını gerektiren bir husumet bulunmayan katılan mağdurenin beyanlarının iletişim ve olay örgüsü bakımından sanık anlatımlarıyla bütünleşmesi, sanığın müsnet suçu salt işlemediği yönündeki savunmalarının ise suç ve cezadan kurtulmaya yönelik olması, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca düzenlenen 23.10.2021 tarihli raporda, yaşı dolayısıyla psikoseksüel olgunluğa erişmemiş katılan mağdurenin cinsel bölgesine sanığın çenesini sürtmesi gibi spesifik bir olayı buna maruz kalmadan somutlaştırabilmesinin genel hayat tecrübelerine aykırı olduğu tespitlerine yer verilmesi hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesinin sanığın katılan mağdureye yönelik eyleminin sabit olduğuna ilişkin kabul ve direnme gerekçesinin isabetli olduğuna ve dosyanın uygulamanın denetlenmesi için Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; İlk Derece Mahkemesinin direnme gerekçesinin isabetli olmadığı düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Bakırköy 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.12.2022 tarih ve 327-443 sayılı direnme kararına konu hükmünün gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA, 2- Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi amacıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.04.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Atıf: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2023/491, K. 2026/227, T. 15.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-ceza-genel-kurulu-2023-491-e-2026-227-k-20848be69ccb