Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2024/24 E. 2026/234 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2024/24
- Karar No
- 2026/234
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 575-74
I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun cinsel istismarı suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-3. cümlesi, 103/3.c, 43/1, 53... . maddeleri uyarınca 27 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 19.10.2021 tarihli ve 125-400 sayılı resen istinafa tabi hükmün sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından da istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesince 02.03.2022 tarih ve 313-612 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine; bu kararın sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 01.11.2022 tarih ve 10904-9749 sayı ile; "Olayın intikal şekli ve zamanı, savunma, mağdurenin aşamalardaki ifadeleri ve tüm dosya kapsamına göre, ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeni sanığın cezalandırılması için kesin ve inandırıcı delil bulunmaması karşısında mahkumiyet kararı yerinde olmadığından söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi," isabetsizliğinden oy çokluğuyla bozulmasına karar verilmiştir. Daire Üyeleri ... ile ...; "Sanık tarafından yapılan savunmada anne ve mağdure ile ilgili iftira atılmasını gerektirebilecek bir husumet tarif edilmemesi, mağdurenin detay ve istikrar ihtiva eden beyanlarının tanık ... tarafından teyit edilmesi, yine eşi ile husumet tarif etmeyen annenin olayı öğrendikten hemen sonra sanık eşi ile ilgili uzaklaştırma kararı aldırması ve intikalin doğal olması hususları birlikte değerlendirildiğinde mahkemece sanık hakkında öz babasının cinsel istismarı suçundan 103/1-3.cümle, 103/3-c,43/1 maddelerinden kurulan mahkumiyet hükmünün onanması gerektiği," düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesi ise 24.01.2023 tarih ve 575-74 sayı ile; "Sanık tarafından yapılan savunmada anne ve mağdure ile ilgili iftira atılmasını gerektirebilecek bir husumet iddiasında bulunulmadığı, mağdurenin detay ve istikrar ihtiva eden beyanlarının tanık ... tarafından teyit edilmesi, yine eşi ile husumet tarif etmeyen annenin sanığın kızına yönelik eylemlerini öğrendikten hemen sonra sanık eşi ile ilgili uzaklaştırma kararı aldırmasının ve boşanma davası açmasının süreç değerlendirildiğinde hayatın olağan akışına uygun olması hususları birlikte değerlendirildiğinde; yapılan yargılama sonunda Mahkememizin 19.10.20 21... /1 25... /400 Karar sayılı kararının ... usul ve yasaya uygun olduğu," gerekçesiyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükmün de sanık müdafii, katılan mağdur vekili ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.06.2023 tarihli onama istemli tebliğnamesiyle dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 25.10.2023 tarih, 8796-6781 sayı ve oy çokluğu ile direnme kararı yerinde görülmeyerek Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire çoğunluğu ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen çocuğun cinsel istismarı suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından özetle; Katılan mağdur ...'in olayın adli mercilere intikali tarihinde on dört yaş bir aylık olduğu, dokuzuncu sınıfta öğrenim gördüğü, annesi katılan ..., babası sanık ... ve abisi tanık ...ile birlikte yaşadığı, iddiaya göre istismara konu olayların katılan mağdurun dördüncü sınıftan beşinci sınıfa geçtiği yaz tatilinde başlayıp intikal tarihinden iki ay öncesine kadar yaklaşık dört yıl süreyle devam ettiği, Sanık ...'in kırk dört yaşında, sabıkasız, evli, iki çocuklu ve ilkokul mezunu olduğu, otellerde aşçı olarak çalıştığı, 07.01.2021 tarihinde katılan ...'nın kızı katılan mağdurla birlikte gittikleri arkadaşı ile çocukluk zamanlarından ve taciz/tecavüz olaylarından konuşmaya başladıkları, katılan anne ...'nın küçükken kendisine yapılan bir olaydan arkadaşına bahsettiği sırada yanında bulunan kızı katılan mağdurun "Keşke dursa, keşke olmasa!" şeklindeki sözlerinden şüphelendiği, "Abin mi böyle bir şey yaptı?" diye sorduğunda katılan mağdurun "Hayır!" dediği, "Baban mı yaptı?" diye sorunca sustuğu, ancak 08.01.2021 tarihinde cuma günü babası olan sanığın kendisini istismar ettiğini annesine anlattığı, katılan ...'nın da kızının iddialarını 11.01.2021 tarihinde sanığa aktardığı, katılan ...'nın talebiyle boşanma davası açıldığı, ... Aile Mahkemesince 2921/28 D. İş ile sanık hakkında 18.01.2021 tarihinde uzaklaştırma kararı verildiği, Katılan mağdurun 07.09.2020-29.01.2021 tarihleri arasında yedi kez ... Belediyesi Kadın Danışma Merkezinde görevli psikolog tanık ... ile pandemi dönemi, ergenlik problemleri, ruhsal varlıklardan/karanlıktan korkması gibi nedenlerle görüşme yaptığı, istismar olayını ise son görüşmeleri olan 29.01.2021 tarihinde anlattığı, psikoloğun isteği üzerine yaşadıklarını toplam yedi sayfa yazarak aktardığı, ardından aynı gün kolluğa yapılan ihbar ve şikâyet üzerine adli sürecin başladığı, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Dairesinin 20.08.2021 tarihli raporuna göre; katılan mağdurda, maruz kaldığı olaydan kaynaklanmış travma sonrası stres bozukluğu belirtilerinin tespit edildiği, Sanık müdafii tarafından, katılan mağdurun ailesiyle günlük yaşamına ilişkin fotoğrafların ve üzerinde 18.06.2017 tarihi bulunan görüntülerin sunulduğu, Katılan mağdur vekilince mağdur tarafından kaleme alındığı belirtilen 2017 tarihinin yazılı olduğu günlük benzeri yazı örneklerinde katılan mağdurun ".. hala neden babamın gerçek, öz babam olmadığına inandığımı hatırlıyor olmalıyım" yazdığı, Anlaşılmıştır. Katılan mağdur ... soruşturma aşamasında; dördüncü sınıfın yazı beşinci sınıf zamanlarında sanık olan babasının "Babalar böyle sever, başka kimse seni böyle sevemez!" diyerek yatağa uzanıp yan dönmesini isteyerek kendisine sarıldığını, cinsel organını kalçasına dokundurduğunu, ilk başta babaların çocuklarını bu şekilde sevdiğini düşündüğünü, evde yalnız oldukları zamanlarda bu olayların yaşandığını, bir kere sanığın kendisini banyoya götürüp ışığı kapattığını, arkası dönük çıplak vaziyette oturan sanığa isteği üzerine kese yaptığını, alerji olduğu bir başka gün sanığın "Alerjine bakacağım." diyerek kalçasına baktığını, ardından lavaboya kendisini götürüp külodunu çıkararak öne doğru eğilmesini istediğini, havlu gibi bir şey ile kalçasını sildiğini, arkasından bir şeyin dokunduğunu hissettiğini, görmese de sanığın cinsel organını poposuna değdirdiğini hissettiğini, muhtemelen cinsel organını çıkardığını, zira pürüzlü ve nemli bir şeyin poposuna değdiğini hissettiğini, odada uyandığında yastığın yerinin sürekli değiştiğini gördüğünü, yanına gelip gelmediğini sorduğunda sanığın "Evet, yatağa yanına geldim." dediğini, uyurken ne olduğunu hatırlamadığını, dört yıl süresince sanığın, kıyafetlerin üzerinden göğüslerine ve ön cinsel bölgesine, yatarken de cinsel organıyla arka ve ön bölgesine dokunduğunu, üzerlerinde hep battaniye ve yorgan olduğunu, sanığın kendisini yüzüstü yatırıp kalça bölgesine oturarak sırtına masaj yaptığını, eşofman giydiğinde sanığın rahatsız olduğunu, kendisinden şort, iç çamaşırı veya rahat bir şeyler giymesini istediğini, sanığın arkasından kendisine sarılırken ileri geri yapıp kalçasına dokunduğunu, 7. sınıfta babaların böyle şeyler yapmayacağını düşünerek olayları kendisinden iki yaş büyük komşuları olan tanık ...'a anlattığını, annesiyle bir keresinde akşam üzeri arkadaşının yanına gittiklerini, sohbet sırasında annesinin her insanın başına gelen taciz olayını anlatması gerektiğini söylemesi üzerine derin derin düşündüğünü, "Birinin başına gelip gelmediğini anlayamayız!" dediğini, anlatırsa olayın düzeleceğini söyleyen annesine aileden birisi tarafından tacize uğradığını söylediğini, annesi "Abin mi?" diye sorduğunda "Hayır!" diye karşılık verdiğini, aralık ve ocak ayında olayı annesine anlatmaya başladığını, annesinin ilk başta "Babalar yapmaz!" dediğini, 8 ocak günü annesine durumu anlayacağı şekilde anlattığını, pazartesi günü annesinin, sanık ile konuşarak kendisinden ayrılmak istediğini söylediğini, daha sonra babasının eve gelip abisi ile vedalaştığını ve evden gittiğini, peşinden annesinin de gittiğini, sonra sanığın eve geldiğinde suçlamaları hakkında konuştuklarını, iki ay önce dedesi yanlarına geldiğinde olayların kesildiğini, dedesi varken de sanığın kendisine sarılmaya ve dokunmaya çalıştığını fakat ona izin vermediğini, sanığın eylemlerinin hep sürtünme şeklinde olduğunu, ancak göğüslerini de ellediğini, tişörtünün altına bazen elini sokarak göğüslerine dokunduğunu, Bu beyan sırasında hazır bulunan adli görüşmeci tarafından katılan mağdurun zaman ve mekân oryantasyonunu sağlıklı şekilde kuramadığını, beyanlarına itibar edilebileceğini bildirildiği, Aynı görüşmeye ilişkin 08.02.2021 tarihli Adli Görüşme Değerlendirme Raporuna göre; kendisini ifade edebilen katılan mağdurun sorulara açık ve samimi yanıtlar verdiği, anlatımları ile bu anlatımlara verdiği duygusal tepkilerin birbiriyle paralel olduğu, çocukların sevdiği kişilerin istismar davranışlarını sevgi gösterisi olarak algılayarak karşı koyamayabilecekleri, anlatmaktan kaçınıp ne yapacaklarını bilmediklerinden psiko-sosyal fiziksel sorunlar yaşayabildikleri, katılan mağdurun "Ben babaların çocuklarını bu şekilde sevdiklerini düşünüyordum." ifadesinin bu durumu kanıtlar nitelikte olduğu, Kovuşturma aşamasında önceki beyanlarının doğru olduğunu ifade edip olay anlatımında bulunmayarak yıllarca tecavüze kalkışma boyutuna varacak şekilde istismara uğradığını beyan ettiği, Katılan ... soruşturma aşamasında; 2021 yılı Ocak ayı başlarında kızı olan katılan mağdurun ağlayarak kendisine bir şey söylemek istediğini, evde yalnız kaldıklarında dört yıldır babasının "Baban seni böyle sevecek." diyerek yatağa götürüp ifadesinde belirttiği şekilde istismar eylemlerinde bulunduğunu, altı ay önce yalnız kalma korkusu oluştuğu için katılan mağduru psikologa gönderdiğini, dört yıl önce kızının büyük tuvaletini yapamadığını, o dönem bunu işe başlamasına yorduğunu, bu olayları anlatınca sanığın istismarı nedeniyle bu denli psikolojisinin bozulduğunu anladığını, olayları duyduktan sonra aile mahkemesinden sanık için uzaklaştırma kararı aldığını, şikâyetçi olmaları hâlinde sanığın bu utançla yaşayamayacağını ve intihar edeceğini söylediğini, isteği üzerine de sanığın evden ayrıldığını, evde katılan mağdurun "çocukluğumun bir mezar taşı bile yok bunun hesabını kim soracak benim en güzel zamanlarımı öldürdü, ben küçükken büyük oldum, ben babama yakıştıramadım, kabullenemedim ama en son babamın sapık olduğunu anladım" şeklinde yazdığı notu gördüğünü, Kovuşturma aşamasında ise; katılan mağdurun ruhani varlıklardan korkusunun olmadığını, ancak son bir aydır çok tedirgin olduğunu ve tek başına uyumak istemediğini, korkuları sebebiyle kendileriyle aynı yatakta yatmadığını, son bir yıldır kızının sol tarafında yattığını, yüzünü yıkamaya kalktığı zaman apar topar kalkıp arkasından geldiğini, korkularını bir türlü anlatamadığını, bir gün yanına gittikleri arkadaşı ile taciz ve tecavüz olaylarından konuştuklarını, kendisinin küçükken maruz kaldığı bir olaydan bahsettiği esnada katılan mağdurun "Keşke dursa, keşke olmasa!" dediğini, "Kızım abin mi böyle bir şey yaptı?" diye sorduğunda "Hayır!", "Baban mı yaptı?" sorusu üzerine ise sustuğunu, ardından "Anne ben psikoloğa gitmek istiyorum ama bizi tanımayan, bilmeyen bir psikoloğa gitmek istiyorum." dediğini, Tanık ...; ... Kadın Dayanışma Merkezinde psikolog olarak görev yaptığını, 07.09.2020 tarihinde katılan mağdurun doğaüstü varlıklardan ve karanlıktan korktuğunu, yaşadığı korkular nedeniyle kendisine başvurduğunu, 29.01.2021 tarihinde yaptıkları görüşmede babası tarafından cinsel tacize uğradığını beyan ettiğini, bu aşamaya kadar kendisi ile yedi kez görüştüklerini, daha önce bu konuya ilişkin bir şey anlatmadığını, katılan mağdurdan istismar olaylarını yazmasını istediğini, Tanık ...; 04.02.2021 tarihinden üç-dört sene önce birlikte parkta oturdukları sırada katılan mağdurun, babasının rahatsız edici yerlerine dokunduğunu söylediğini, o zamanlar katılan mağdurun altıncı sınıfta olduğunu, hiçbir babanın kızına böyle bir şey yapmayacağını düşündüğü için katılan mağdura inanmadığını, katılan mağdurun da "Ben de yanlış anladım galiba." dediğini, anlattığı şeylerin cinsellikle ilgili olduğunu anımsadığını, Tanık ...; katılan mağdurun korkuları nedeniyle yalnız yatamadığını, anne-babasıyla birlikte uyuduğunu, 2020 yılı Kasım ayında kardeşi olan sanığın evine gittiğini, katılan mağdur ile aralarının gayet iyi olduğunu, sarılıp şakalaştıklarını, bir gece babası rahatsızlandığında uyandırmak için sanığın odasına gittiğinde katılan mağduru ortalarında yatarken gördüğünü, sorduğunda katılan ...'nın korkuları nedeniyle katılan mağdurun yanlarında uyuduğunu söylediğini, sekiz yıl önce kadın dayanışma merkezine kendisi için gittiğinde katılan mağdur, abisi tanık ...ve katılan ...'yı da gördüğünü, gidiş sebeplerinin ...'nın korkuları olarak açıkladıklarını, Tanık ......; babası olan sanığın katılan mağdura cinsel istismarda bulunduğunu düşünmediğini, katılan mağdurun kendisine herhangi bir şey anlatmadığını, yaklaşık üç yıl öncesine kadar evde kardeşi ile birlikte ranzada aynı yatakta fakat farklı yorganlarla yattıklarını, altı yedi ay sonra odaları ayırdıklarını, sonra ...'nın tek başına yatamadığı, ruhsal varlıklardan korktuğu için için annesi ve babasıyla birlikte uyumaya başladığını, beş ay öncesine kadar birlikte yattıklarını, bu olay olduktan sonra annesi katılan ... ile kardeşi ...'nın mutfakta konuştuklarını duyduğunu, kardeşinin "Ben babam ile yaşamak istemediğim gibi abim ile de yaşamak istemiyorum!" dediğini, İfade etmiştir. Sanık ...'in soruşturma aşamasında; suçlamaları kesinlikle kabul etmediğini, kızı olan katılan mağdurun hakkındaki istismar iddiası nedeniyle verilen uzaklaştırma kararı yüzünden ve evde kalmak istemediğinden evden ayrıldığını, 07.01.2021 tarihine kadar kızı ...'nın cinlerden ve yalnız yatmaktan korktuğu için eşi katılan ile kendisinin yatağında, eşinin yan tarafında yattığını, gece uykuda istem dışı olarak cinsel organının katılan mağdura değmiş olabileceğini, bunun dışında kasıtlı bir şekilde katılan mağdurun göğüslerine, kalçasına ve cinsel organına dokunmadığını, alerjisi olduğu dönemde kızının sırtına krem sürdüğünü, bunu yaparken cinsel bir hareketinin olmadığını, katılan mağdurun, oğlu olan tanık ...havale geçirdikten sonra ilgisinin çoğunu ona yönlendirdiği için kendisine kızmış olabileceğini, hatta kızının bundan dolayı daha öncesinde "Benimle neden ilgilenmiyorsun? Bunun hesabını sana soracağım!" gibi sözler söylediğini, Kovuşturma evresinde ise; katılan mağdurun 2021 yılının ocak ayına kadar kendileriyle birlikte yattığını, eşine kızlarının büyüdüğünü ve artık yanlarında yatmaması gerektiğini söylediğini ancak eşinin, ruhsal varlıkları gördüğü için kızlarının korktuğunu ve kendi odasında yatamadığını söylediğini, kızının iki yıldır psikolojik tedavi gördüğünü, suçlamaları eşinden çarşıda öğrenince kabul etmediğini, psikolojik olarak yıkıldığını, Covid nedeniyle 2020 Temmuzdan beri ücretsiz izinde olduğunu, eşinin 2020 Kasım ayında çalışmaya başladığını, bu süreçte kendisinin çoğu zaman, kızı ve oğluyla birlikte evde olduğunu, Savunmuştur. IV. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Değerlendirmeler Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 11.06.2013 tarih ve 36-294, 12.09.2024 tarihli ve 367-244; 22.5.2024 tarihli ve 423-162; 18.09.2024 tarihli ve 296-249 sayılı kararları başta olmak üzere birçok kararında da açıkça belirtildiği üzere; Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, suçun işlenmesi ile bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ve vicdani kanaat esasını benimseyen ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrinde ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Aynı zamanda bir güvence de olan bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmı gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığın cezalandırılması, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan maddi gerçeğe ulaşılmadan hüküm verilmesi anlamına gelecektir. Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme Sanığın evde yalnız kaldıkları zamanlarda, kızı olan katılan mağduru dördüncü sınıfın yaz ayları olan 2016 yılı Ağustos ayından itibaren başlayıp, dedesinin geldiği 2020 Aralık ayına kadar devam eden yaklaşık dört yıl boyunca "Babalar böyle sever." diyerek yatakta cinsel organını katılan mağdurun kalçasına dokundurma, alerjisine bakmak için banyoya götürüp onu eğerek cinsel organı ile kalçasına temas etme, göğüslerine ve cinsel organına dokunma, masaj yapma, rahat kıyafetler giymesini isteyerek arkasından sarılıp ileri geri hareketler yapma ve dudağından öpme şeklindeki eylemleriyle istismar ettiği ve bu suretle zincirleme olarak çocuğun basit cinsel istismarı suçunu işlediği iddia ve Derece Mahkemelerince kabul edilen olayda; Katılan mağdurun, annesi katılan ...'nın bir sohbet esnasında yaptığı konuşmaya gösterdiği tepki üzerine anlatımlarda bulunmasıyla başlayan adli sürecin olağan bir intikal seyri gösterdiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte mahkûmiyet hükmünün esasını oluşturan katılan mağdur beyanı ile kendisi tarafından kaleme alınan ve direnme konusu olayla ilgisi tespit edilemeyen bazı notlar ve zaman/mekân oryantasyonunu kuramamasına rağmen salt beyanlarına itibar edilebileceğine dair adli görüşmeci kanaati dışında isnadı destekleyen başkaca bir doğrudan delil dosyaya yansımamıştır. Dosya kapsamındaki diğer verilerle birlikte değerlendirildiğinde, katılan mağdurun beyanların güvenilirliğini şüpheye düşüren birtakım hususlar bulunmaktadır. Bu cümleden olarak, şikâyet tarihinde on dört yaşında olan katılan mağdur; babasının fiziksel temaslarının mahiyetini başlangıçta sanığın "Babalar böyle sever." şeklindeki yaklaşımı nedeniyle baba şefkati zannederek algılayamadığını ifade etmiş, bir süre sonra bu davranışların yanlış olduğunu düşünerek tanık ...'e şikâyet tarihinden yaklaşık üç yıl önce anlatmıştır. Ancak, katılan mağdurun söz konusu eylemlerin haksızlığını algılamaya başladığını beyan ettiği tarihten sonra dahi aile düzeninde ve sanıkla olan ilişkisinde herhangi bir değişiklik meydana gelmediği dosya kapsamından anlaşılmıştır. Aynı doğrultuda söz konusu üç yıllık süreçte, katılan mağdur müsnet eylemleri annesi başta olmak üzere aile bireyleriyle, kendisine destek sağlayabilecek rehber öğretmen veya diğer yetişkinlerin yanı sıra yaklaşık altı aydır görüştüğü psikiyatr ...'la intikale kadar paylaşmamıştır. İstismar mağduru çocukların travmatik süreçlerde farklı davranışlar veya refleksler gösterebileceği kabul edilmekle birlikte katılan mağdurun sanıktan kaçınmaya çalışmak bir yana, ruhsal varlıklardan ve karanlıktan korkma gibi gerekçelerle olayın adli makamlara intikalinden önceki yaklaşık bir buçuk yıllık süreçte de sanık ve annesiyle birlikte uyumaya devam ettiği anlaşılmaktadır. Sanığın tüm aşamalarda müsnet suçu işlemediğine yönelik savunmaları da gözetildiğinde, mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin gerekçeli/muhtemel şüpheyi tamamen ortadan kaldırmak için yeterli olmadığı ve sanığa isnat edilen çocuğa karşı cinsel istismar suçunun işlendiğinin her türlü şüpheden uzak ve vicdani kanaat uyandıracak delillerle ispatlanamadığı anlaşılmakla in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince ispat edilemeyen suçtan beraat kararı verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu itibarla, direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün, sanığa isnat olunan çocuğun cinsel istismarı suçunun sabit olmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan on iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; "İlk Derece Mahkemesince çocuğun cinsel istismarı suçundan verilen mahkûmiyet kararının yerinde olduğu" düşünceleriyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.01.2023 tarihli ve 575-74 sayılı direnme kararına konu mahkûmiyet hükmündeki gerekçenin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükmün sanığa isnat olunan çocuğun cinsel istismarı suçunun sabit olmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesine, ilâmın bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.04.2026 tarihli ilk müzakerede yasal ve yeterli çoğunluğun sağlanamaması nedeniyle 15.04.2026 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğu ile karar verildi.