Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/359 E. 2026/275 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2023/359
Karar No
2026/275
Karar Tarihi

KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 204-399

I. HUKUKİ SÜREÇ Sanığın kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1, 86/3-e, 87/1-son, 53... . maddeleri uyarınca 6 yıl 18 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 24.09.2019 tarihli ve 543-398 sayılı hükümlerin, sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 21.10.2020 tarih ve 3447-1665 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine; bu kararın da sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 23.02.2022 tarih ve 11505-1424 sayı ile; "...Sanığın yaptığı atışlar sonucu mağdurun, kafasına, yüzüne, kol ve bacaklarına çok sayıda saçma tanesinin isabet ettiği, Balıkesir Adli Tıp Şubesince düzenlenen 09.11.2018 tarihli rapora göre; kafa ve yüz bölgesine isabet eden saçmaların kafatası kemiklerinden olan sol parietal kemikte iç tabula düzeyinde lineer kırığa neden olup kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olduğu, kemik kırıklarının hayati fonksiyonlarına ağır (4.) derecede etkileyecek nitelikte olduğunun tespit edildiği, İlk derece mahkemesince yapılan keşif üzerine düzenlenen 05.03.2019 tarihli bilirkişi raporuna göre; olayın meydana geldiği caddenin tek yönlü araç trafiğine açık olduğu, işlek bir cadde olması nedeniyle yeterli aydınlatma lambasının bulunduğu, olayın meydana geldiği zaman diliminde caddenin kamera görüntülerinden de anlaşılacağı üzere gayet sakin olduğu, görüş mesafesinin açık bulunduğu, sanığın beraberinde getiriği av tüfeği ile saklandığı yerden çıkıp ... bar isimli işyerinin giriş kapısı önünde bulunan mağdur ve arkadaşlarını hedef gözeterek ateş ettiğinin anlaşılması, atış sayısı, mağdurdaki yaralanma bulguları ve olay yeri inceleme raporunda gösterilen saçma izlerinin isabet ettiği yerler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın eyleme bağlı ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu anlaşılmakla, sanığın kasten öldürmeye teşebbüs suçundan TCK'nın 81/1 ve 35. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle sanığa eksik ceza tayini," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise 13.06.2022 tarih ve 204-399 sayı ile; "...Olayda kullanılan silahın av tüfeği olması, sanık ...'nin savunmasında belirttiği şekliyle olay yerine asıl gidiş amacının av tüfeğini internetten aldığı kişiye iade etmek olması dışında yaşanan olay ile elindeki tüfekle ateş edilen yer arasındaki mesafenin yaklaşık 37 metre olmasına rağmen müştekinin ateş anında olaya konu yer ... barın tam girişinde olması ve almış olduğu yaraların isabet ve sayısı gözetildiğinde, sanığın kastının müştekiye yöneldiği kabulle, her ne kadar sanık ... hakkında müşteki ...'ye yönelik kasten öldürmeye teşebbüsten dava açılmış ise de eylemin işleniş şekli, müşteki ile arasında husumet bulunmasa dahi müştekiyi olaya konu ... barın giriş kısmında görmesine rağmen suça konu elverişli araç olan av tüfeğini kullanma iradesi, silahın atış mesafesi bir arada değerlendirildiğinde, mahkememizce bozma ilamı sonrasında dosya kapsamında mevcut olan tüm delillerle yapılan değerlendirme ile eylemin hukuki vasıflandırması silahlı kasten yaralama suçu olarak tespit edilmekle, sanık ...'un eylemine uyan TCK'nun 86/1, 86/3-e maddesi gereğince cezalandırılmasına, eylem neticesi ile müştekide mevcut yaralanmanın niteliği gereği sanığın almış olduğu ceza bakımından TCK'nun 87/son maddesi gereğince arttırım yapılmasına, sanık ... savunması ile desteklenemeyen olayın seyri, müştekinin ... bar isimli yerin kapısında bulunmasını görebilen sanığın eylemine elinde var olan av tüfeği ile devam etme iradesi dikkate alınarak sanığın eylemini TCK'nun 21/2 maddesi kapsamında olası kast ile gerçekleştirdiği noktasında kanaat oluşmadığı," gerekçesiyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir. Bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.02.2023 tarihli ve 107429 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 13.07.2023 tarih ve 1514-5045 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi nedeniyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU Direnmenin ve temyizin kapsamına göre inceleme; sanığın mağdur ...'e yönelik kasten yaralama suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin kasten yaralama suçunu mu yoksa teşebbüs aşamasında kalan nitelikli kasten öldürme suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca; sanığın eyleminin olası kastla yaralama suçunu oluşturup oluşturmadığı hususu da ayrıca değerlendirilecektir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Balıkesir Adli Tıp Şube Müdürlüğünce mağdur hakkında tanzim edilen 09.11.20 18... .03.2019 tarihli raporlara göre; kafa ve yüzün sol tarafında, her iki uylukta, sağ ayak bileğinde ve sol bacakta saçma tanelerine bağlı ateşli silah yaralanmaları olduğu, kafatası kemiklerinden olan sol parietal kemikte iç tabula düzeyindeki lineer kırığa neden olan yaralanmanın yaşamsal tehlikeye yol açtığı ve basit tıbbi müdahale ile giderilmeyeceği, kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin ağır (4) derecede olduğu ve burun ucundaki yara izinin sabit iz niteliği taşıdığı, 06.09.2018 tarihli olay yeri inceleme raporuna göre; Hotel ... yanı kaldırım üzerinde 5 adet 12 kalibrelik kartuş olduğu, Hotel ...'ın çapraz karşısında yaklaşık 39 metre mesafede bulunan ... Bar isimli iş yerinin ön kısmındaki kaldırım üzerinde kan benzeri leke birikintisinin tespit edildiği, ... Bar isimli iş yeri ile aynı sıradaki iki dükkânın alt kısmında bulunan ... Avm isimli iş yerinin vitrin camında ise giriş isabet izi saptandığı, 05.03.2019 tarihli bilirkişi raporuna göre; olay mahallinden elde edilen 5 adet av fişeğinin olayda kullanılan 12 kalibrelik av tüfeğinden atıldığı, 12 kalibrelik tüfeğin özelliği itibarıyla namludan çıkan saçmaların 10 metreden sonra dağılma göstereceği, bu nedenle canlılar üzerinde ölümcül yaralanmalara sebebiyet verme ihtimalinin düşük olduğu, atış yapılan yer ile mağdurların bulundukları yer arasındaki mesafenin 37 metre olması nedeniyle bu tür mesafelerde domdom kurşunu olarak tabi edilen kurşun haricindeki saçmalarla yapılan atışlarda canlılar üzerindeki ölümcül etki ihtimalinin daha düşük olduğu, Anlaşılmaktadır. Mağdur ...; sanığı tanımadığını ve aralarında husumet bulunmadığını, tesadüfen olay yerinde olduğunu, kaç el ateş eldildiğini bilmediğini, İnceleme dışı mağdur ...; arkadaşı ... ile birlikte yemek yedikten sonra dışarı çıkıp bir banka oturduğunu ve sonrasında 3-4 el silah sesi duyduğunu, sol bacak dirseğinden vurulduğumu anladığını, olayın ne şekilde olduğuna dair bilgisinin olmadığını, İnceleme dışı sanık ...; olay günü sanığı elinde tüfekle gördüğünü, nereye gittiğini sorduğunu, sanığın, işi olduğunu söylediğini, tüfekle yanlış bir şey yapabileceğini düşünerek sanığı engellemek istediğini, tüfek sesini duyunca bir şeye karıştığını anladığını, Tanık ...; ... Bar isimli yerin işletmecisi olduğunu, olay öncesinde herhangi bir tehdit almadıklarını, sanığı ismen tanıdığını ve kendisiyle husumetlerinin olmadığını, olay anında dışarıda tanık... ile oturduğu sırada uzaktan ateş edildiğini hatırladığını, Tanık ...; Cinayet Büro Amirliğinde polis memuru olarak görev yaptığını, olayla ilgili kamera görüntülerini temin ettiklerini, olayda tüfekle ateş eden kişinin kendilerince tanınan sanık olduğunu belirlediklerini, olayın olduğu gece olay yerine gittiğinde kimsenin sanıktan bahsetmediğini, sanıkla yaralanan kişiler arasında bir husumet saptanamadığını, İfade etmişlerdir. Sanık; kullandığı tüfeği olaydan bir hafta önce internet aracılığıyla satın aldığını, arızalı olduğu için tüfeği iade etmek istediğini ancak aldığı şahsa ulaşamadığını, olay günü telefondan internete baktığı sırada eski kız arkadaşının ... Bar isimli yerde olduğunu anladığını, dikkat çekmek için uzak mesafeden iş yerinin camına doğru ateş ettiğini, kimseye zarar vermek istemediğini, ateş ettiği yerde kimsenin olmadığını, ancak saçmaların dağılması nedeniyle mağdurun yaralandığını savunmuştur. IV. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.01.2026 tarihli ve 356-12, 30.10.2025 tarihli ve 330-442, 05.02.2025 tarihli ve 613-43, 17.09.2025 tarihli ve 23-333 sayı ile 21.02.2024 tarihli ve 116-84 sayılı içtihadı ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere; TCK'nın "Suça teşebbüs" başlıklı 35. maddesi şöyledir; "(1) Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur. (2) Suça teşebbüs hâlinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onüç yıldan yirmi yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine dokuz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir." Buna göre suça teşebbüs, işlenmesi kastedilen bir suçun icrasına elverişli araçlarla başlanmasından sonra, elde olmayan nedenlerle suçun tamamlanamamasıdır. Maddenin açık hükmüne göre icra hareketlerinin yarıda kalması ya da sonucun meydana gelmemesi failin iradesi dışındaki engel nedenlerden ileri gelmelidir. Öte yandan, suça teşebbüsle ilgili değerlendirme yapılabilmesi, failin hangi suçu işlemeyi kastettiğinin belirlenmesini gerektirir ki buna subjektif unsur denir. Failin gerçekleştirdiği davranış ile bir suçu işlemeye teşebbüs edip etmediğini, eğer etmişse hangi suça teşebbüs ettiğini belirleyebilmek için öncelikle kastın varlığının belirlenmesi gerekmektedir. Başka bir deyişle, tıpkı tamamlanmış suçta olduğu gibi, teşebbüs aşamasında kalan suçta da, işlenmek istenen suç tipindeki bütün unsurlar failce bilinmelidir (İçel Suç Teorisi, Kayıhan İçel, Füsun Sokullu-Akıncı, İzzet Özgenç, Adem Sözüer, Fatih S. Mahmutoğlu, Yener Ünver 2. Kitap, 2. Baskı, İstanbul, 2000, s. 315) Bu husus, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 765 sayılı TCK'nın yürürlükte olduğu dönemde verilmiş olup kabul edilen ilkeler açısından 5237 sayılı TCK'nın teşebbüse ilişkin 35. maddesi yönüyle de varlığını devam ettiren 04.06.1990 tarihli ve 101-156 sayılı kararında da; "Teşebbüste aranan kast, icrasına başlanmış cürmü teşebbüs aşamasında bırakma kastı olmayıp, söz konusu suçu tamamlamaya yönelmiş kasıttır." şeklinde açıklanmıştır. Kasten yaralama suçu ile teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçu arasındaki ayırıcı kriter manevi unsurun farklılığına dayandığından, öncelikle sanığın kastının öldürmeye mi yoksa yaralamaya mı yönelik olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. TCK'nın 21. maddesine göre; suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olan ve failin iç dünyasını ilgilendiren kast, dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak, daha açık bir ifadeyle, falin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir. İlkeleri, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun istikrar bulunan ve süregelen kararlarında açıklandığı üzere, bir eylemin teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçunu mu yoksa kasten yaralama suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesinde; fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı, varsa husumetin nedeni ve derecesi, failin suçta kullandığı saldırı aletinin niteliği, darbe veya isabet sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudundaki yaralanmaların yerleri, nitelik ve nicelikleri, failin hedef seçme imkânı olup olmadığı ile fiiline kendiliğinden mi yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmalıdır. Kastın belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak ele alınması gerekmektedir. Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 05.03.2025 tarihli ve 27-110 sayılı kararında belirtildiği üzere doğrudan kast; öngörülen ve suç teşkil eden fiili gerçekleştirmeye yönelik irade olup kanunda suç olarak tanımlanmış eylemin bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi ile oluşur. Fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini bilmesi ve istemesi hâlinde doğrudan kastla hareket etmiş olacak, buna karşın işlemiş olduğu fiilin muhtemel bazı neticeleri meydana getirebileceğini öngörmesine ve bu neticelerin gerçekleşmesini mümkün ve muhtemel olarak tasavvur etmesine rağmen muhtemel neticeyi kabullenerek fiili işlemesi hâlinde olası kast söz konusu olacaktır. Buna göre kast bilme ve isteme, olası kast ise öngörme ve kabullenme unsurlarından meydana gelmektedir. Kastın bir türü olmasına rağmen kanunda olası kast bakımından bilme yerine öngörme, isteme yerine ise madde gerekçesinde kabullenme kavramlarını tercih etmesi tesadüfi değildir. Bununla, olası kast hâlinde failin fiile ve neticeye yönelik amaç ve yaklaşımının doğrudan kast kadar ciddi ve belirgin bir boyut kazanmadığı vurgulanmak istenmiştir. Gerçekten de olası kastta, doğrudan kast derecesinde bir isteme bulunmasa da failin gerçekleşmesi muhtemel olan sonucu öngörerek kayıtsız kaldığı, başka bir ifadeyle bu sonucu kabullendiği ifade edilmektedir. Yine ceza sorumluluğuna yol açacak netice, gerçekleştirilecek asıl fiile bağlı olduğundan olası kast bir yan netice sorumluluğudur. Olası kastta asıl amacın icra edilmesi ile oluşabilecek ikincil netice bakımından fail kayıtsız kalmakta ve neticenin gerçekleşme olasılığını kabullenmektedir. Olası kastta olduğu gibi bilinçli taksirde de öngörme unsuruna yer verilmesi nedeniyle uygulamada daha çok bu iki kurumun birbiriyle karıştırıldığı görülse de olası kastın her halükârda taksirin değil kastın bir türü olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır. B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme Sanık ile inceleme dışı sanık ...'ın olay tarihinde Otel ... isimli iş yerinin bulunduğu yere geldikleri, burada sanığın tüfekle yaklaşık 37 metre mesafeden ... Bar isimli iş yerine doğru ateş ettiği ve adı geçenlerin birlikte olay yerinden kaçtıkları, ateş sonucunda mağdur ...'in kafasının ve yüzünün sol tarafı, her iki uyluk, sağ ayak bileği ve sol bacağından yaralandığı, alınan adli rapora göre mağdurun yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek, yaşamını tehlikeye sokacak, hayat fonksiyonlarına etkisinin ağır (4) derecede olan kemik kırığına yol açacak ve yüzde sabit ize sebebiyet verecek nitelik taşıdığı, böylelikle sanığın mağdura yönelik eyleminin nitelikli kasten yaralama suçunu oluşturduğu Derece Mahkemelerince kabul edilen olayda; Keşif üzerine düzenlenen bilirkişi raporuyla da tespit edildiği üzere, olayın meydana geldiği caddenin tek yönlü araç trafiğine açık olduğu, yeterli aydınlatma lambasının bulunduğu ve kamera görüntülerinden de anlaşıldığı gibi görüşe engel bir duruma rastlanmadığı ortaya konulmuştur. Sanığın av tüfeği ile iş yerinin camını hedef aldığına dair savunması, toplam beş el ateş etmiş olması, dağılan saçma tanelerinin giriş kapısı önünde bulunan mağdura isabet etmesi, mağdurda oluşan yaraların yerleri ile olay yeri inceleme raporunda gösterilen saçma tanelerinin isabet ettiği yerler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın eylemine bağlı olarak ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu, suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi sebebiyle de eyleminin doğrudan kastla öldürme suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla İlk Derece Mahkemesince kurulan direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün, sanığın kasten öldürmeye teşebbüs suçundan TCK'nın 81/1 ve 35. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde kasten yaralama suçundan hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu ...: "Maddi vakıanın kabulüne ilişkin vicdani kanaatini doğrudan muhatap olduğu takdiri delillere ve dosya kapsamına uygun, ilgili özgün ve yeterli gerekçelere dayandıran ve suç vasfını buna göre tayin eden İlk Derece Mahkemesinin takdir ve değerlendirmelerinde bir isabetsizlik bulunmadığından Sayın çoğunluğun görüşüne muhalifim", Çoğunluk görüşüne katılmayan on bir Ceza Genel Kurulu Üyesi de; direnme gerekçesinin isabetli olduğu ve sanığın eyleminin TCK'nın 86/1. maddesinde düzenlenen kasten yaralama suçunu oluşturduğu, Düşünceleriyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.06.2022 tarihli ve 204-399 sayılı direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükmün, sanığın kasten öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde kasten yaralama suçundan hüküm kurulması isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.04.2026 tarihli birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 29.04.2026 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Atıf: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2023/359, K. 2026/275, T. 29.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-ceza-genel-kurulu-2023-359-e-2026-275-k-9694e6d5dfe1