Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/984 E. 2026/3088 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/984
- Karar No
- 2026/3088
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1833 E., 2025/2136 K. DAVA TARİHİ : 21.10.2020 İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/577 E., 2022/780 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin belirsiz süreli iş sözleşmesiyle ... (Belediye) bünyesinde alt işveren ... Gıda Hayvancılık Turizm İnşaat Madencilik Temizlik Güvenlik Danışmanlık Hizmetleri Sanayi ve Ticaret AŞ'de (... Şirketi) şoför olarak çalıştığını, müvekkilinin işçi temini niteliğindeki sözde hizmet alım sözleşmesi ile muvazaalı olarak çalıştırıldığını, davalı Belediyenin kendi personeli ile imzaladığı toplu iş sözleşmesinden kaynaklı alacakların davacıya ödenmediğini, muvazaanın tespiti ile müvekkilinin Büyükşehir Belediyesi işçisi olduğunun saptanması, Büyükşehir Belediyesi işçilerinin yararlandırıldığı sözleşme ile toplu iş sözleşmesinden kaynaklı alacakların tespit edilmesi ve muvazaaya dayalı fark ücret, toplu iş sözleşmesinden doğan sosyal yardım, fark fazla çalışma ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında muvazaalı ilişki bulunmadığını, davacının fazla çalışmalarına dair iddasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının alacaklarının diğer davalılar tarafından ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, talep edilen alacakların 5 yıllık zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında muvazaalı ilişki bulunmadığını, davacıya tüm haklarının ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının yaptığı işin 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 67. maddesinde düzenlenen işler kapsamında kaldığı, davalılar arasındaki hukuki ilişki geçerli olup muvazaa bulunmadığından davacı işçinin davalı Belediyenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden yararlanmasının mümkün olmadığı, muvazaaya dayalı talep edebileceği alacak kalemi bulunmadığı, davalı ... ile davalı Şirket arasındaki ilişkinin kanunun verdiği yetki ile kurulmuş geçerli bir asıl işveren alt işveren ilişkisi olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden yerinde olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davalılar arasındaki ilişki muvazaalı olduğundan Mahkemece yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, müvekkili ile benzer durumda olan işçilerin davalarının kabul edildiğini, 2. Fazla çalışma alacağının muvazaaya dayalı talep edilmediğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalılar arasındaki ilişkinin muvazaaya dayanıp dayanmadığı, buna göre davacının baştan itibaren davalı ... işçisi sayılarak talep edilen alacaklara hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.