Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/399 E. 2026/3093 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/399
- Karar No
- 2026/3093
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/787 E., 2025/2557 K. DAVA TARİHİ : 04.06.2015 İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 10. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/254 E., 2024/22 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 2005 yılından itibaren Şirket nezdinde sigortalı avukat olarak çalıştığını, davalının çalıştığı dönemde müvekkili Şirket borçlusu dava dışı Şirkete başlatılan takip dosyası nedeniyle dava dışı Şirketten iki adet 50.000,00 TL bedelli senet alındığını, davalı avukattan senet bedelinin tahsili için gerekli işlemleri yapmasının talep edildiğini, davalının da senetlere istinaden herhangi bir ödeme yapılmadığını bildirdiğini, davalı avukatın 09.09.2014 tarihinde istifa ettiğini, müvekkili Şirket binasında bulunan davalıya ait odada bu senetlerin bulunduğunu ve yapılan araştırma neticesinde senet bedelinin davalı tarafından tahsil edildiğinin öğrenildiğini, çekilen ihtarname ile senet bedelinin kendilerine ödenmesinin istenmesine rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe haksız itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesi ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı Şirket ile dava dışı Şirket arasında yapılan protokol gereğince vekâlet ücretine ilişkin olarak dava dışı Şirket tarafından müvekkiline 100.000,00 TL ödeme yapıldığını, söz konusu iki senet davacı Şirket uhdesindeyken davalı tarafından müvekkiline avukatlık ücretleri ödendikten sonra protokolde belirtilen iki senedin bu ödemelere sayılarak bedelsiz kaldığı konusunda mutabakata vardıklarını, senetlerin borçlu Şirkete teslim edilmek üzere müvekkiline verildiğini, dava dışı Şirketin senetleri vekil değişikliği nedeniyle teslim almadığını, davacının iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin görevsizlik kararının Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 29.03.2023 tarihli ve 2023/166 Esas, 2023/865 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, davacı ile dava dışı Şirket arasında 28.12.2012 tarihli protokolün düzenlendiği, İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/393-238 Esas ve Karar sayılı kararına göre davacı Şirkete olan borcunun iskonto edilmek suretiyle ve ayrıca "dava, mahkeme ve icra avukatlık ücretleri ve yargılama giderleri de dâhil olmak üzere" 600.000,00 TL'ye indirilmesinin kararlaştırıldığı, 600.000,00 TL'lik borcun her biri 50.000,00 TL bedelli ve (birincisi hariç) her ayın 10. günü ödenecek senetler ile 1 yıllık bir zaman dilimine yayıldığı, davacı tarafın da kabulünde olduğu üzere bu 12 adet senetten 10.05.20 13... .10.2013 tarihli olanlar dışındaki 10 adet senet mukabilindeki borcun borçlu Şirket tarafından davacı Şirkete ödendiği, davalı tarafın tanık olarak gösterdiği ve 28.12.2012 tarihli protokolde imzası bulunan ve hatta dava dışı borçlu Şirket adına imza atan ve kefil olan H.M.İ'nin tanık olarak dinlendiği, tanığın davalı tarafın savunmalarını tamamıyla doğrular mahiyette beyanda bulunduğu, ayrıca davacı Şirketin söz konusu on iki senetten ikisinin ayrılarak neden davalıya verildiği, bu süre zarfında 10 senedin tahsil edilmesine karşın davacının işten ayrıldığı 30.09.2014 tarihine kadar dava dışı Şirketin kalan iki senedi neden ödemediği hususunda hiçbir açıklama yapamadığı gibi bu zaman zarfında herhangi bir işlem yapmadığı, davalının işten ayrıldıktan altı ayı aşkın bir süre sonra söz konusu senetlere istinaden takip başlattığı, davacı Şirketin vekâlet ücreti olarak davalıya bir ödeme yapıp yapmadığı hususunu ortaya koyamadığı, dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafın iddialarının yerinde kabul edilmesinin hayatın olağan şartları altında mümkün görülmediği ve dürüstlük ilkesine açıkça aykırı olduğu, davacı Şirketin kendi bilgisi dâhilinde işveren uhdesinde olması gereken iki senedin davalıya nasıl geçtiği, davalının hesabına davacı Şirket tarafından neden ödeme yapıldığı ve davalı işten ayrılana kadar geçen uzun süre içinde de bu senetlere dair neden hiçbir işlem veya araştırma yapılmadığı hususlarının ispat edilemediği, davalı tanık beyanlarının da aksinin davacı işveren tarafından ortaya konulmaması karşısında, dürüstlük kuralına aykırı davranış içinde olan davacı işverenin ispat edilemeyen davasının reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı Şirketin kendi bilgisi dâhilinde işveren uhdesinde olması gereken iki senedin davalıya nasıl geçtiği, davalının hesabına dava dışı Şirket tarafından neden ödeme yapıldığı ve davalı işten ayrılana kadar geçen uzun süre içinde de bu senetlere dair neden hiçbir işlem veya araştırma yapılmadığı hususlarının ispat edilemediği, davalı tanık beyanlarının da aksinin davacı işveren tarafından ortaya konulmadığı, dürüstlük kuralına aykırı davranış içinde olan davacı işverenin ispat edilemeyen davasının reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Tanık dinlenilmesi mümkün olmayan davada tanık dinlenilmesinin ve tanık beyanına göre hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, 2. Hizmet sözleşmesi ile sigortalı olarak çalışan avukatın hizmetinin karşılığında yalnızca ücret alacağı olduğunu, ayrıca bir vekâlet ücreti alacağı bulunmasının söz konusu olmayacağını, 3. Davacı ile menfaat birliği içinde olan olan tanığın beyanlarına dayanılarak haksız ve hukuka aykırı bir karar verildiğini, 4. Protokolde davalının vekâlet ücreti alacağından bahsedilmediğini, davalının vekâlet ücreti alacağı olduğuna ilişkin hiçbir belge sunmadığını, 5. Müvekkili aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, itirazın iptali ile kötüniyet tazminatına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.