Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/957 E. 2026/3276 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/957
Karar No
2026/3276
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/356 E., 2025/2084 K.

DAVA TARİHİ : 05.11.2018 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 16. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/381 E., 2020/191 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı İdarenin asli görevi olan içme suyu bakım-onarım ve rehabilitasyon işlerini ihale yolu ile üstelenen dava dışı yüklenici firmalar nezdinde kanal ustası olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları, yıllık ücretli izin, ulusal bayram ve genel tati ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, davalı Kurum işçisi olmadığını, asıl işveren konumunda olmamaları nedeni ile davanın kendilerine yöneltilemeyeceğini, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının çalıştığı işverenlerce yürütülen işlerin ihale yoluyla verilmiş işler olduğunu ve kendilerinin projenin usulüne uygun surette yürütülüp yürütülmediğinin denetlenmesi dışında müdahalelerinin ve hak ediş ödemeleri sırasında işçi alacaklarının ödenip ödenmediğinin kontrolü dışında sorumluluklarının bulunmadığını, ihale sözleşmelerinde fazla çalışmaya ilişkin bir düzenleme olmadığını, İdarece fazla çalışma yapılması talebinde bulunulmadığını, faiz türü ve oranına itiraz ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının değişik alt işverenler nezdinde davalı Kuruma bağlı olarak çalıştığı, bu nedenle davalının davacının alacaklarından sorumlu olduğunun kabul edildiği, davalı işverence iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona erdiğinin ispatlanamadığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, dosya kapsamında davalı tarafından davacının yıllık izinlerini kullandığına dair hiçbir belge sunulmadığı anlaşıldığından bu talebin kabulüne karar verildiği, mahsup işleminden sonra davacının ödenmeyen asgari geçim indirimi alacağının bulunmadığının anlaşıldığı, somut olayda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları ve benzeri herhangi bir belgenin davalı tarafından dosyaya sunulmadığı anlaşıldığından tarafların bildirmiş olduğu tanık beyanları ile sonuca gidilerek davacının fazla çalışmalarının olduğunu, hafta tatillerinden ayda iki kez dışında yararlanamadığı, dinî bayramlarda 1 günü haricinde ulusal ve dinî bayramlarda çalışma yaptığının kabul edildiği, bu alacak kalemleri için tanık beyanları esas alındığından %30 oranında indirim uygulandığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince tarafların göstermiş oldukları delillerin toplandığı, resen yapılması gereken araştırmaların yapıldığı, dosyada mevcut deliller, tarafların beyan ve itirazlarının tartışılıp değerlendirildiği, dosya kapsamına nazaran davalının husumet itirazının yerinde olmadığı, asıl işveren sıfatı ile dava konusu tüm dönem işçilik alacağından dava dışı alt işveren şirketlerle müşterek müteselsil sorumlu olduğu, iş sözleşmesinin tazminat ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona erdiğini ispat yükünün somut olayda davalı işveren üzerinde olduğu, bu yönde ispat bulunmadığından davacının kıdem ve ihbar tazminatı talep hakkı bulunduğu, hükme dayanak bilirkişi raporunun gerekli hukuki ve teknik verileri içerdiği, denetime elverişli olduğu, dosya kapsamı ile birlikte yapılan denetiminde; tarafların iddia ve savunması ile dosyada mevcut tüm delillerin değerlendirildiği, rapordaki tespit ve hesaplamaların dosya kapsamı ile oluşa uygun olduğu, davacının kabul edilen alacaklarında ve miktarında isabetsizlik bulunmadığının anlaşıldığı belirtilerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Fazla çalışma alacağı dışındaki alacak iddialarını belirsiz alacak davasına konu edilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, 2. Davacının işçilik alacaklarından yüklenici şirketlerin sorumlu olduklarını, 3. Davacı tarafından İdareye herhangi bir alacak bildirimi yapılmadığından davacıya yapılmayan bir ödeme var ise bundan İdarenin sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin ihale makamı olduğunu, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 36. maddesine göre sorumlu olduğunu, 4. Davacının fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili, asgari geçim indirimi alacaklarının ödendiğini, 5. Fazla çalışma yapıldığının resmî bir belge ile ispatlanması gerektiğini, fazla çalışma hesaplamaların hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davanın türü, davacının alacaklarından davalı İdarenin sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, davacının talep ettiği alacaklara hak kazanıp kazanmadığı ile fazla çalışma ücreti alacağının hesabına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/957, K. 2026/3276, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-957-e-2026-3276-k-9cf3a27d8cbd