Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/705 E. 2026/2821 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/705
Karar No
2026/2821
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1707 E., 2025/2610 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 32. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/734 E., 2024/428 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından işe iade davası açıldığını ve yargılama neticesinde müvekkilinin işe iade kararının kesinleştiğini, karara istinaden süresi içerisinde işe başlatılması için davalı işverene yazılı olarak başvuruda bulunulduğunu, davalı işveren tarafından Koronavirüs (Covid-19) tedbirleri kapsamında ... işçi gönderilemediğini, bu nedenle 03.04.2021 tarihinde ..-.. İşletme Müdürlükleri .. Elektrik Tesis yapımı İşleri şantiyesinde, teknik ofis müdürü olarak aylık net 10.000,00 TL ücretle iş başı yapmasının talep edildiğinin bildirildiğini, müvekkilinin işten çıkartıldığı tarihteki maaşının 5.500,00 USD iken işe iadenin gerçekleşeceği pozisyondaki maaşın 10.000,00 TL olduğu, davalı tarafça usul ve yasaya uygun bir şekilde işe başlatılmamış olması nedeniyle brüt ücret alacağı ve diğer hakların tahsili için Ankara 5. İcra Müdürlüğünün 2021/5380 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalı borçlunun kötüniyetli olarak takibe, borca ve ferilerine itiraz ettiğini belirterek icra takibine itirazın iptaline, takibin devamına ve %20'sinden az olmamak üzere davalının icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının hiçbir suretle müvekkil Şirket nezdinde çalışmamış olmasına karşın verilen karar uyarınca iyiniyet göstergesi olarak davacıya işe başlamasına ilişkin ihtarname gönderildiğini, ancak davacının işe başlama davetini kabul etmeyerek, Ankara 5. İcra Müdürlüğü nezdinde 2021/5380 Esas sayılı dosya ile takip başlattığını, davanın husumetten reddi gerektiğini, işe başlatmama tazminatının davacının davalı Şirket nezdinde işe başlama koşuluna bağlandığını, işe başlatma talebini kendi rızası ile reddetmiş olduğundan işe başlatmama tazminatı ödemekle yükümlü olmadığını, müvekkil Şirketin davacıya usulüne uygun olarak mevcut koşullar dahilinde en iyi şartlarda işe başlatma iradesini ilettiğini, davacının geçerli bir neden olmaksızın işe başlama davetine icabet etmediğini, Türkiye'deki piyasa koşulları göz önüne alınırsa, "teknik ofis müdürü" olarak çalışan bir kişinin aylık 46.800,00 TL maaş alamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı işveren tarafından iş sözleşmesinin feshedildiği, iş sözleşmesinin feshi sebebiyle davacının işe iade davası açtığı, bu dava sonucunda işe iade kararı verildiği, kesinleşen işe iade sonrasında yasal süresinde işe başlamak için başvuruda bulunduğu, davalı işverence işyerinin kapatıldığı ileri sürülerek ..-.. İşletme Müdürlükleri .. Elektrik Tesis yapımı İşleri şantiyesinde, teknik ofis müdürü olarak aylık net 10.000,00 TL ücretle işe başlamak üzere davacının davet edildiği, davacı işçinin eski işyerine benzer koşullarda işe iadesi gerekirken başka bir yer ve daha düşük maaş teklifinin işe başlatma mahiyetinde değerlendirilemeyeceği, eski işine başlatılmayan davacı işçinin boşta geçen süre ücreti yanında işe başlatmama tazminatına da hak kazandığı, bilirkişi raporunda gerek asıl alacak gerekse de işlemiş faiz yönünden davacı tarafın fazladan bir talebinin bulunmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden yerinde olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Husumet itirazında bulunduklarını, 2. Uyuşmazlıkta Kuveyt hukukunun uygulanması gerektiğini, 3. Davacının işe başlatma talebini kendi rızası ile reddettiğinden talep edilen alacaklara hak kazanamayacağını, 4. Bilirkişi raporunun hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, itirazın iptaline ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 90/son hükmü şöyledir: “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (5718 sayılı Kanun) "Kapsam" başlıklı 1. maddesi ise şu şekildedir: "(1) Yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuk, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, yabancı kararların tanınması ve tenfizi bu Kanunla düzenlenmiştir. (2) Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümleri saklıdır." 30... tarihinde Ankara'da imzalanan ve 21.01.2010 tarihli ve 5949 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuveyt Devleti Hükümeti Arasında İşgücü Değişimi Hakkında Anlaşma'nın (Anlaşma) 8. maddesi de şöyledir: " İşçiler ve işverenler arasındaki uyuşmazlıkların giderilmesinde ilgili hükümetin yetkili makamları kendi yasa, kural ve düzenlemelerine göre uyuşmazlığın dostane çözümü için çalışır. Dostane çözüm çabalarının başarılı olamaması halinde, uyuşmazlık, istihdam eden ülkenin yasaları uyarınca çözümlenmek üzere yetkili mahkemeye taşınır." Anayasa'nın 90/son hükmünde usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmaların kanun hükmünde olduğu, bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağı, temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınacağı ifade edilmiştir. 5718 sayılı Kanun'un 1/2 hükmünde ise yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuk bakımından Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümlerinin saklı tutulduğu belirtilmiştir. Buna göre yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesine ilişkin uyuşmazlığın çözümü konusunda, 5718 sayılı Kanun karşısında uluslararası sözleşmenin uygulanma önceliği bulunmaktadır. Dolayısıyla belli bir ülke hukukunun uygulanmasını öngören uluslararası anlaşmanın varlığı durumunda 5718 sayılı Kanun'un 24. maddesi çerçevesinde hukuk seçimine değer verilmesi mümkün olmadığı gibi aynı Kanun'un 27. maddesi uyarınca iş sözleşmesine uygulanacak hukuka yönelik bir değerlendirme yapılması da mümkün değildir. Buna göre davalının esasa cevap dilekçesinde yabancı hukuk itirazı ileri sürüp sürmemesinin de sonuca etkisi bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan ilke ve esaslara göre değerlendirme yapıldığında; Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuveyt Devleti Hükümeti arasında imzalanan Anlaşma'nın 8. maddesi uyarınca iş sözleşmesine Kuveyt hukukunun uygulanması gerektiği açıktır. Ancak davacının daha önce işe iade talebiyle açtığı davanın Türk hukukuna göre sonuçlandırılıp kesinleşmesi karşısında, iş güvencesinin sonuçlarına ilişkin işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar bakımından Türk hukukunun uygulanması yerindedir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda ve yukarıda belirtilen ek gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/705, K. 2026/2821, T. 30.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-705-e-2026-2821-k-dcfce2e0b2c8