Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/3099 E. 2026/2827 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/3099
Karar No
2026/2827
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1779 E., 2025/2580 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacının 01.07.1986-31.05.2008 tarihleri arasında davalı Şirketin .. ve ..'da bulunan şantiyelerinde proje müdür yardımcısı olarak en son aylık net 6.500,00 USD ücret mukabilinde çalıştığını, 2 öğün yemeğin işverence karşılandığını, işveren tarafından kendisine aylık 500,00 USD kira yardımı ve 150,00 USD benzin parası ödendiğini, iş sözleşmesinin iş bitimi nedeniyle sona erdirildiğini, tekrar işe çağrılacağı beyan edilerek tazminatlarının ödenmediğini ancak bir daha işe çağrılmadığını ileri sürerek ödenmeyen kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; yargılama konusu uyuşmazlığın yabancılık unsuru içermesi nedeniyle Türk hukukunun uygulanamayacağını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, kabul anlamına gelmemekle birlikte zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının son saat ücretinin 20,95 USD olduğunu, banka kanalıyla yapılan ödemelerin davacı tarafından ihtirazı kayıt ileri sürülmeksizin kabul edildiğini, davacının proje bazlı ve belirli süreli iş sözleşmeleri ile çalıştığını, bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatı talep edemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İstanbul 8. İş Mahkemesinin 14.12.2020 tarihli kararı ile; davacının davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde 01.07.1986-27.01.1990, 14.02.1990-15.07.1991, 23.02.2004-29.02.2008, 01.03.2008-01.05.2008 tarihleri arasında proje müdür yardımcısı olarak çalıştığı, yapılan işin mahiyeti itibarıyla iş sözleşmesinin belirsiz süreli olduğu, bu itibarla davacının toplam hizmet süresinin 9 yıl 2 ay 3 gün olduğu, bordrolarda belirtilen saat ücretinin işçinin net ücreti olduğu, davacının en son net ücretinin aylık 4.713,75 USD, brüt ücretinin 6.593,49 USD olduğu, davacının net 19.011,03 USD kıdem tazminatı ve net 11.657,24 USD ihbar tazminatı alacağı bulunduğu, iş sözleşmesinin sona erdiği tarih nazara alındığında 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı ve buna yönelik itirazların yerinde olmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 14.12.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 02.06.2022 tarihli kararı ile; işçinin çalışma dönemleri yönüyle yabancılık unsuru mevcut olmakla birlikte taraflar arasında hukuk seçimi anlaşması yapıldığına dair iş sözleşmesi bulunmayan dönemlerde Türk hukukunun uygulanması gerektiği, dosyada sunulu bir sözleşmenin bulunmadığı, böylece inceleme konusu dosya yönüyle Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, yargılamada tanık olarak sadece davacı tanığı ..'nin dinlendiği ve bu tanığın 15.07.2005-2008 Ekim arası davalı Şirketin yurt dışı projelerinde çalıştığını ileri sürdüğü dolayısıyla tanığın kendi işe girdiği 15.07.2005 öncesi döneme ilişkin davacının çalışmalarına dair bilgi ve görgüsünden bahsedilemeyeceği, davacının yurda giriş çıkış kayıtlarının tek başına sırf davalıda çalışmaya münhasır gerçekleştirildiğinin kabulünün de mümkün olmayacağı, dolayısıyla davacının davalının yurt dışı şantiyelerinde kendilerinin bildirdiği dönemlerde çalıştığına dair davacı iddialarını destekleyecek somut bilgi ve belge bulunmadığı, hâl böyle olunca davacı tarafın hesaplamalarda nazara alınan hizmet süresine ilişkin istinaf başvurularının yerinde olmadığı, fasılalı çalışmada işçinin aynı işverene ait aynı veya farklı işyerlerinde sonraki dönem çalışması 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan gerçekleşmiş ise zamanaşımı def'ine rağmen hizmetlerin birleştirilmesi asıl iken, eğer 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra tekrar çalışma başlamış ise zamanaşımı def'inin de bulunması hâlinde hizmetlerin birleştirilmesinin mümkün olmayacağı, 24.07.1986-27.01.1990, 14.02.1990-15.07.1991, 23.02.2004-29.02.20 08... .03.2008-01.05.2008 tarihleri arasında çalıştığının anlaşıldığı, ilk 2 dönem çalışmasının sona erdiği nihai tarihin 15.07.1991 olduğu, bu tarih sonrası davalı işyerinde tekrar çalışmaya başlangıç tarihinin ise 23.02.2004 olduğu, her 2 tarih arasında geçen sürenin ise 12... ay 8 gün olduğu, buna göre 23.02.2004'ten önceki çalışmalar yönüyle 10 yıldan fazla süre geçmiş olmakla bu sürelerin davacının kıdem süresi hesabı yönünden birleştirilemeyeceği, davacının en son aylık 6.500,00 USD ücretle çalıştığını iddia ettiği, dosyada dinlenen tek davacı tanığı ..'nin fesih tarihi itibarıyla davacıyla birlikte çalıştığı ve bu tanığın proje müdür yardımcısı olan davacının en son 6.500,00 USD aldığını ileri sürdüğü, dosyaya celbedilen banka kayıtları incelendiğinde 2007 yılında ücret ödemesi adı altında her ay itibarıyla 5.600,00 USD ödemelerin yer aldığı, 2008 yılı itibarıyla ücret ödemesi olarak banka hesabına yatırılan tutarların ise aylar itibarıyla sırasıyla 11.285,00 USD, 5.210,00 USD, 7.601,00 USD, 3.995,00 USD ve 2.861,00 USD olup 2007 yılına göre farklılık arz ettikleri, ancak ortalamasına bakıldığında dahi İlk Derece Mahkemesinin hükme esas aldığı ek bilirkişi raporunda kabul edilen net 4.713,75 USD'nin üzerinde olduğu, banka kayıtlarında ücret ödemesi açıklaması dışında başka bir açıklamanın da yer almadığı, davalı tarafça dosyaya sunulu bordrolar incelendiğinde ise; bordrolarda davacı imzası yer almadığı gibi saat ücreti ile temel ücret hesabı dışında fazla çalışma, kira yardımı, gıda, kamp, diğer ek kazançlar vb. tahakkuklara yer verilerek davacının banka hesabına yatan tutar ile uyumlu bir tahakkuka gidildiği, böylece davalı işverenin bordrolarla temel ücreti bölmek suretiyle diğer işçilik alacaklarının da tamamen ödendiği şeklinde bir uygulama geliştirdiği, dinlenen davacı tanık beyanı ve özellikle davacının ifa ettiği proje müdür yardımcılığı işinin niteliği ile dosya mevcut delil durumuna göre davacının fix ücretle çalıştığının anlaşıldığı, çalışmalarının yurt dışında gerçekleşmiş olması, davacının yaptığı proje müdür yardımcılığı işi, bordro içerikleri, tanık beyanları ve hayata dair yaşayım deneyimleri gözetildiğinde davacının ücrete dair iddialarının dosya kapsamıyla ispatlanmış olduğu, en son net 6.500,00 USD sabit temel ücret aldığının kabulüyle hesaplama yapılması gerekirken hatalı değerlendirme ile daha az ücretle çalıştığının kabulünün doğru olmadığı, Türkiye'deki kanunlara göre ücret ve kesintiler hesaplanıp Türkiye'deki bankalar aracılığıyla ücret ödemeleri yapıldığından net ve brüt ücret değerlendirmelerine davalı tarafça yapılan istinaf başvurularının da yerinde olmadığı gerekçeleriyle her iki taraf vekilinin istinaf başvurularının kısmen yerinde olduğu kabul edilerek İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 02.06.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı ve katılma yolu ile davacı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, hukuk seçimi anlaşması bulunmayan tüm çalışma döneminde mülga 2675 Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunu'nun 24/2 hükmü ile 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/2 hükmü kapsamında her bir çalışma dönemi yönünden belirlenecek olan mutad işyeri hukukunun uyuşmazlıkta uygulanması gerektiği, hâl böyle olunca uzman bir bilirkişiden de denetime elverişli rapor alınmak suretiyle dosya kapsamındaki delil durumu birlikte değerlendirilerek dava konusu alacaklar hakkında, usuli kazanılmış haklar da gözetilerek bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ilk iki dönem uygulanması gereken Türk ve .. hukuklarına göre zamanaşımı süresi dolduğundan 24.07.1986-27.01.1990, 14.02.1990-15.07.1991 tarihleri arasındaki dönem için talebin reddi gerektiği, 23.02.2004-29.02.20 08... .03.2008-01.05.2008 tarihleri arasındaki çalışma döneminin ..da geçtiği, sözleşmenin son fesih tarihinin 01.05.2008 tarihi olduğu, davanın 22.06.2016 tarihinde açıldığı, tüm dönemler yönünden davanın zamanaşımından reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Anayasa Mahkemesi kararı gereğince Türk hukuku uygulanması gerektiğini, 2. Davanın reddine karar verilmesinin Anayasa ve kamu düzenine aykırı olduğunu, 3. Yabancı hukuk uygulanması hukuk güvenliği ve sürpriz karar yasağı yönünden hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukukun tespitine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz başvurularının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/3099, K. 2026/2827, T. 30.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-3099-e-2026-2827-k-7f7ddc7cc53a