Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/670 E. 2026/2877 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/670
- Karar No
- 2026/2877
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2203 E., 2025/1906 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 29. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/638 E., 2018/101 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 04.05.2012-14.10.2016 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde sürücü hesapları şefi ve kambiyo sorumlusu olarak çalıştığını, son ücretinin net 3.000,00 TL olduğunu, iş sözleşmesinin işverence haksız ve bildirimsiz şekilde feshedildiğini, müvekkilinin son iki yıl hariç 08.30-22.00, 23.00 saatleri arasında çalıştığını, hafta tatilleri ile ulusal ... ve genel tatillerde çalışmaya devam ettiğini, söz konusu çalışmalarının karşılığının ödenmediğini, yıllık ücretli izinlerinin de kullandırılmadığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, ücret, yol ve yemek yardımı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 04.05.2012-14.10.2016 tarihleri arasında çalıştığını, ücrete ilişkin iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili Şirket tarafından davacıya herhangi bir yol veya yemek ücreti ödemesi yapılmadığını, davacının haklı bir sebep bildirmeksizin işten ayrıldığını, işyerinde fazla çalışma yapılmadığını, davacının hak edip de ödenmeyen işçilik alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalıya ait işyerinde 04.05.2012-14.10.2016 tarihleri arasında 4 yıl 5 ay 10 gün çalıştığı, davacının yaptığı iş, davacının kıdemi, dinlenen davacı tanıklarının beyanları ve emsal ücret araştırmasına göre davacının son ücretinin net 3.000,00 TL olduğu, davalı davacının hiçbir sebep bildirmeden işten ayrıldığını ileri sürmüş ise de istifa dilekçesi veya herhangi bir belge sunulmadığı dikkate alındığında iş sözleşmesinin davalı tarafından haklı neden olmadan feshedildiğinin bu nedenle davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığının kabulü gerektiği, davalı tarafından sunulan işyerine giriş çıkış kayıtları dikkate alındığında davacının fazla çalışma yaptığının, bir kısım ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalıştığının sabit olduğu, ancak davacının haftanın 7 günü çalıştığının ispat edilemediği; davacı tarafça edilen yemin dikkate alındığında davacının ödenmeyen ücret, yıllık izin ücreti ile yol ve yemek ücreti alacaklarının da bulunduğu gerekçesiyle hafta tatili ücreti alacağının reddine; diğer alacakların kabulüne dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı gerektirmeyecek şekilde feshedildiğinin ispat yükü davalıda olup davalı tarafça yöntemince bu hususun ispatlanmadığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı; davacı ve davalı tanıklarının ücretin bir kısmının elden alındığını ifade ettiği, buna göre tanık beyanları ve emsal ücret araştırmasına göre davacının ücretinin belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı; davalı tarafça yazılı belge sunulmaması ve davacıya yemin teklif edilmesi üzerine davacı tarafça yapılan yemin beyanı dikkate alındığında davacının ücret ve yıllık ücretli izin alacaklarının hüküm altına alınmasının yerinde olduğu; davalı vekilince davacının süresinde ıslah yapmadığı, İlk Derece Mahkemesince yasal bir haftalık süreyi aşacak şekilde iki haftalık süre verildiği ileri sürülmüş ise de ıslahın tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği, ayrıca Mahkemece verilen süre içinde ıslahın da yapıldığı, İlk Derece Mahkemesince fazla çalışma ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının hesabı yönünden işyeri giriş çıkış kayıtlarının esas alındığı, işveren tarafından aynı tarihli iki ayrı sözleşme olduğu, bunlardan birinde fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğunun belirtildiği, diğerinde fazla çalışma ücretinin ücrete dâhil olduğuna dair düzenleme olmadığı, sözleşmelerin çelişkili olduğu görüldüğünden davalının bu yöndeki itirazlarına itibar edilemeyeceği; ancak davacı tarafça son iki yıllık dönem için fazla çalışma yapıldığının iddia edilmediği dikkate alındığında fazla çalışma ücretine ilişkin hesaplamanın tüm çalışma dönemi için yapılmasının hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının kendi isteği ile işten ayrılması nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını, 2. Davacı tanıklarının davalı işveren aleyhine davaları bulunmaları sebebiyle beyanlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığını, 3. Davacının ücretinin hatalı belirlendiğini, 4. Giriş çıkış çizelgelerine göre davacının fazla çalışma yapmadığının anlaşıldığını, aksinin kabulü hâlinde dahi davacının fazla çalışmalarının ücret dâhil olduğunun kabulü gerektiğini, 5. Ulusal ... ve genel tatil ücreti alacağının hüküm altına alınmasının da hatalı olduğunu, 6. Davacı tarafından imza itirazına uğramayan yıllık izin ücreti belgelerinin dikkate alınması gerektiğini, 7. Davacının ödenmeyen ücret alacağının bulunmadığını, 8. Davacı tarafça edilen yeminin usulüne uygun olmadığını, 9. Davacı tarafça ıslahın süresi içerisinde yapılmadığını ve ıslaha karşı itirazlarının dikkate alınmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının aylık ücretinin miktarı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, ücret, fazla çalışma ücreti ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanması ile davacı tarafça ıslah dilekçesinin süresi içerisinde sunulup sunulmadığı ve ıslah zamanaşımına uğrayan alacak bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Somut uyuşmazlıkta dava, kısmi dava olarak açılmış olup davalı tarafça süresi içerisinde ıslaha karşı zamanaşımı def'inde bulunulmuştur. İş sözleşmesinin 14.10.2016 tarihinde son bulduğu, ıslahın 05.02.2018 tarihinde yapıldığı dikkate alındığında iş sözleşmesinin sona ermesine bağlı alacaklar yönünden zamanaşımına uğrayan herhangi bir alacak miktarı olmadığı anlaşılmıştır. Fazla çalışma ücreti ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacakları bakımından da dava dilekçesinde talep edilen miktarlar ve ücret ile yemek ve yol yardımı alacaklarının talep konusu dönemi dikkate alındığında ıslah zamanaşımı def'inden etkilenen herhangi bir miktar bulunmamaktadır. Bölge Adliye Mahkemesi kararı gerekçesinde davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebine ilişkin herhangi bir açıklamaya yer verilmediği anlaşıldığından belirtilen bu ilave gerekçe ile de İlk Derece Mahkemesi kararında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.