Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/669 E. 2026/2878 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/669
- Karar No
- 2026/2878
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/574 E., 2025/1828 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorlu 5. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2022/327 E., 2023/276 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait börekçi dükkanında börekçi ustası olarak 01.04.1987-21.10.2016 tarihleri arasında çalıştığını, davalı tarafça müvekkiline tazminat ödememek için bir takım uydurma iddialarla iş sözleşmesinin feshedildiğini, ücretinin net 3.000,00 TL olduğunu, müvekkilinin 05.00-21.00, 22.00 saatleri arasında çalıştığını, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalışmaya devam ettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; tarafların kardeş olduklarını, davalıya ait işyerini üç kardeş birlikte açtıklarını, dava dışı bir kardeşin ortaklıktan ayrılması üzerine davacı ve davalı dükkanı ortaklaşa işletmeye devam ettiklerini, her ne kadar davacı müvekkil nezdinde sigortalı gösterilmişse de davacının sigortalılığının işyeri ortağı ötürü olmasından dolayı geçersiz olduğunu, davacının gerçek anlamda 4/a kapsamında çalışmamasına rağmen sigorta kayıtlarının esas alınması ihtimaline binaen görünürdeki iş sözleşmesinin, dükkanı zorla ve 6 aydır işgal altında bulundurması, işyerinin davalı tarafından işletilmesine engel olunması, müvekkiline karşı hakarette bulunularak ... ve mal güvenliğinin tehdit edilmesi nedeniyle haklı nedenle feshedildiğini, davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının kendi nam ve hesabına çalıştığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesince verilen 30.03.2021 tarihli kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada, kesin nitelikteki Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile Mahkemenin görevli olduğu hususunun sabit olduğu, davalı tarafça işçi işveren ilişkisi bulunmadığı iddia edilmiş ise de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 30.03.2021 tarihli ve 2021/707 Esas, 2021/983 Karar sayılı ilâmında taraflar arasında işçi işveren ilişkisinin bulunduğunun belirlendiği, dosya kapsamına göre davalı tarafça iş sözleşmesinin haklı nedenle sona erdirildiğinin davalı tarafça ispat edilemediği, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı ayrıca davacının yıllık izin ücreti alacağının ödendiğinin de davalı tarafça ispatlanmadığı ancak davalı vekilinin zamanaşımı def'i dikkate alındığında diğer talep konusu alacaklara hak kazanamadığı gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti alacaklarının kabulüne, diğer taleplerin reddine dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ... Kurumu (SGK) kayıtlarında davacının 01.12.1987-21.10.2016 tarihleri arasında davalı nezdinde sigorta bildirimleri yapılmış ve davalı tarafça 21.10.2016 tarihli ihtarname ile davacının iş sözleşmesi feshedildiği bildirilmiş ise de SGK nezdinde sigortalı gösterilmenin tek başına iş sözleşmenin varlığı için yeterli olmadığı, dinlenen tanık beyanları incelendiğinde ve davacının taraflar arasındaki ceza soruşturması nedeniyle Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/10260 soruşturma numaralı dosyasındaki ifadesi ve savcılık soruşturması kapsamında yaptırılan kolluk araştırmasında incelendiğinde davacı ve davalı ile tanık ..'nin kardeş oldukları ve çalışmanın geçtiği iddia edilen börekçi dükkanının üç kardeş tarafından sermaye koymak suretiyle açıldığı, tanık ..'nin ayrılması ile davacı ve davalının dükkanı iki kardeş ortak olarak işletmeye devam ettiği, dosya kapsamından anlaşılamayan ve davacının da ifadesinde hatırlamadığını beyan ettiği tarihte davacı ve davalı arasında çıkan anlaşmazlık nedeniyle dükkanı üç aylık periyotlarla dönüşümlü işlettikleri, davacının ifadesinde dükkanın kira, elektrik, sigorta gibi masraflarını da kendisinin ödediğini beyan ettiği, gerek dükkanın birlikte işletildiği dönemde gerekse dönüşümlü işletildiği dönemde davacının davalının emir ve talimatı altında olduğunu gösteren somut bir delil, tanık beyanı bulunmadığı, tanıkların davacı ve davalının patron olduğunu beyan ettikleri, davacının davalıya iş görme borcu altında olduğunu doğrulayan delil olmadığı, davalının davacıya ücret ödediğini doğrulayan bir belge, banka kaydı olmadığı, tanık .'nin anlatımlarından yapılan ödemelerin ortaklıktan kaynaklı ödemeler olduğunun anlaşıldığı, davacının da ifadesinde açıkça dükkanı davalı ile birlikte işlettiklerini ikrar ettiği dikkate alındığında taraflar arasında işçi işveren ilişkisinin varlığından söz edilemeyeceği, SGK nezinde sigorta bildirimleri yapılmış olmasının tek başına hizmet ilişkisinin varlığı için yeterli olmadığı, davalı tarafça 21.10.2016 tarihli ihtarla iş sözleşmesinin feshedildiği bildirilmiş ise de savcılık dosyasındaki kolluk araştırma tutanağı, davacının savcılık ifadesinden bu tarihte davalının işyeri üzerinde bir hakimiyeti olmadığı anlaşılmakta olup bu durumun davalının cevap dilekçesindeki SGK'da davacının sigortalı görünmesi nedeniyle ihtarname gönderdiği yolundaki iddialarını desteklediği, davalı tarafça davacının sigorta kaydının iptali istemi ile dava açıldığı ve dava neticesinde hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verildiği ve kararın henüz temyiz aşamasında olduğu anlaşılmış ise de davacının SGK nezdinde sigortalı görünmesinin tek başına iş sözleşmesinin varlığını kabul için yeterli olmadığından bahse konu davanın neticesinin beklenmesinin dosyaya katkı sağlamayacağı, sonuç olarak davacı ve davalı arasında iş sözleşmesi olduğundan söz edilemeyeceğinden İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davalı tarafça müvekkilinin sigortalılığının iptali talebi ile açılmış olan davada; davanın reddine karar verildiğini yani taraflar arasında işçi işveren ilişkisinin bulunduğunun sabit olduğunu, 2. İşverenin işine geldiği gibi hareket ettiğini, kimi zaman ortak olduklarını beyan etmesine rağmen kimi zaman iş sözleşmesinin feshine ilişkin ihtar gönderdiğini, 3. Davalının savcılığa verdiği şikayet dilekçesinde dahi yalnızca son 6 ay için davacının ortak olduğunu beyan ettiğini, son 6 ay hariç davacının börekçi ustası olarak çalıştığını, taraflar arasında işçi işveren ilişkisi mevcut olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, Mahkemenin somut uyuşmazlık bakımından görevli olup olmadığı ve taraflar arasındaki işçi işveren ilişkisi bulunup bulunmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.