Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/798 E. 2026/2879 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/798
- Karar No
- 2026/2879
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/975 E., 2025/1942 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 25. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/127 E., 2022/830 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının alt ... nezdinde 10.02.2009-31.03.2020 tarihleri arasında gemi montaj ve kaynak ustası olarak çalıştığını, günlük yevmiyesinin net 260,00 TL olduğunu, iş bitimi nedeniyle iş sözleşmesinin feshedildiğini, işveren tarafından alt işverenlere asıl işin bölünerek verildiğini, asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunu, davacının 08.30-17.00 saatleri arasında haftanın 7 günü çalıştığını, haftanın 3-4 günü ise saat 20.00'ye kadar çalışmaya devam ettiğini, ayda 3 pazar günü hafta tatilleri ile ulusal ... ve genel tatillerde çalıştığını, söz konusu çalışmalarının karşılığının ödenmediğini; ayrıca çalışmadığı tatillerde de ücret ödemesi yapılmadığını, yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmadığını savunarak kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, müvekkili Tersane ile alt işverenler arasında işçi temini ve muvazaalı ilişkinin söz konusu olmadığını, davacının müvekkili Şirket bünyesinde çalışması olmadığından davanın husumetten reddi gerektiğini, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının asgari ücret ile çalıştığını, davacının ödenmeyen işçilik alacağı bulunmadığını, yıllık ücretli izinlerinin de kullandırıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işyerinde 10.02.2009-31.03.2020 tarihleri arasında aralıklı şekilde çalıştığı, kıdeme esas hizmet süresinin 3 yıl 11... gün olduğu, tanık beyanları ve emsal ücret araştırmaları değerlendirildiğinde davacının ücretinin günlük 200,00 TL, aylık 6.000,00 TL olduğu, dinlenilen tanık beyanları ve yapılan iş dikkate alındığında davalı işveren ile davacıyı çalıştıran alt işverenler arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin mevcut olduğu, davalının işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, iş sözleşmesinin iş bitimi nedeniyle sonlandığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, zamanaşımı def'i nedeniyle davacının 11.11.2017 tarihinden sonraki hizmet süresi nazara alınarak davacının 2 tam yıl karşılığı hak kazanmış olduğu 28 günlük yıllık ücretli izin alacağının bulunduğu; dinlenilen tanık beyanları uyarınca davacının haftalık 10 saat fazla çalışma yaptığı, ayda üç pazar hafta tatilinde ve ulusal ... ile genel tatil günlerinin bir kısmında çalışmaya devam ettiği, söz konusu çalışmaların karşılığı ödenmediği gibi davacının çalışmadığı tatil günlerine ilişkin de ödenmeyen ücret alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı Şirket ile dava dışı işverenler arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu, davacının ücret miktarı ve hizmet süresi kabulünün dosya kapsamına uygun olduğu, dosya kapsamına göre iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı neden olmadan ve ihbar süresi tanınmadan feshedildiği, davacının kıdem tazminatı ve ihbar tazminatına hak kazandığı, dosyaya davacının çalışma gün ve saatlerini gösterir yazılı delil sunulmadığı, davacının fazla çalışma yaptığı ve bir kısım hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalıştığı hususunun tanık beyanları ile kanıtlanmış olduğu, hesaplamaya esas alınan çalışma gün ve saatleri kabulünün dosya kapsamına uygun olduğu, yapılan hesaplamalarda hata bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi gerektiği; ancak ıslah dilekçesinde faiz başlangıç tarihi olarak arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren faiz talep edildiği, buna göre kıdem tazminatına fesih tarihinden itibaren diğer alacaklara arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Bölge Adliye Mahkemesi kararının yeterli ölçüde gerekçe içermediğini, 2. Muvazaa iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin alt işverenlere hak ediş suretiyle ödeme yaptığını, bu sebeple işçilik alacaklarından sorumluluğunun bulunmadığını, 3. Davanın tespit davası niteliğinde olduğunu, bu sebeple eda hükmü kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, 4. Davacı tarafça 18.10.2022 tarihinde sunulan ıslah dilekçesi ile netice-i talebin değiştirildiğini, tespit davasının eda davasına dönüştürüldüğünü, yeni taleplerin eklendiğini, faizin işlemeye başlayacağı tarihin değiştirildiğini, bu şekliyle davacının tam ıslah yaptığı anlaşılmakla beraber taraflarına cevap hakkı verilmediğini, itirazlarının dikkate alınmadığını, faiz yönünden kurulan hükmün hatalı olduğunu, faizin başlangıç tarihinin ıslah ile değiştirilemeyeceğini, 5. Davanın eda davası olarak kabul edilmesi hâlinde kısmi dava olarak nitelendirilmesi gerekmekte olup davanın belirsiz alacak davası olarak kabul edilmesinin de hatalı olduğunu, 6. Davacının 01.02.2011 itibarıyla ilk dönem çalışmasının sona erdiğini, 10.02.2009-01.02.2011 dönemine ilişkin taleplerinin zamanaşımına uğradığını, 7. Davacının hizmet süresinin ve ücretinin hatalı belirlendiğini, 8. Tanık beyanları ile de sabit olduğu üzere davacının fazla çalışma yapması, hafta tatilleri ile ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalışması hâlinde söz konusu çalışmalarının zamlı şekilde ödendiğini, 9. Kaynakçı olarak çalışan davacının mevzuat gereği de günlük 7,5 saatin üzerinde çalışmasının mümkün olmadığını, 10. Müvekkili Şirketin belge asıllarını ibraz etme yükümlülüğünün bulunmadığını, 11. Davacının ödenmeyen ücret ve yıllık ücretli izin alacağının bulunmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının hizmet süresi, aylık ücret miktarı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanması, davalı Şirketin işçilik alacaklarından sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, davanın türü ile alacakların zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, alacaklara uygulanan faizin başlangıç tarihine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.