Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/570 E. 2026/2865 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/570
- Karar No
- 2026/2865
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1719 E., 2025/1646 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/305 E., 2023/211 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... işkolunda örgütlü sendika olduğunu, davalı işyerinde müvekkili sendikanın üyelerinin bulunduğunu, davalı .. .. Personel Yönetim AŞ (..) tarafından diğer davalı .. Büyükşehir Belediye Başkanlığı (..) bünyesinde asıl işin muvazaalı olarak yapıldığını, ...'ne (..) bağlı işyerlerinde saat okuma, saat kesme, saat açma işlerinin bir kısmının alt işveren Şirket .. bordrosundaki teknisyen ve tekniker düzeyindeki sertifikalı işçiler eliyle hizmet satın alma ihaleleri ile yürütüldüğünü, .. ile .. arasında dışa kapalı ve hizmet satın alma yoluyla yapılan ihaleler ile çalışma ilişkisi kurulduğunu, ihale makamının işten tamamen el çekmediğini, tersine alt işveren Şirket aracılığıyla çalıştırılanların kadrolu çalışanlarla aynı biçimde sevk ve idare edildiklerini, yapılan işin doğası gereği bölünmesinin mümkün olmadığını, alt işveren tarafından çalıştırılan işçilerin sevk ve idarelerinin işletme baş mühendisi, işletme müdürü, servis sürviyenleri ve sorumlu baş teknisyenler tarafından yapıldığını, söz konusu işçilerin yaptıkları işlerin ..’nin asıl işinin bir parçası olduğunu, asıl işin parçalanarak alt işverenleştirmenin yapıldığı ihalelerin İş Kanunu ile Alt İşverenlik Yönetmeliğine aykırı olduğunu, bu sebeplerle muvazaanın tespitinin gerektiğini ileri sürerek ... .. Bölge Müdürlüğü Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı’nın 07.09.2021 tarih ve Esas .. sayılı raporuna yapmış oldukların itirazın kabulüne, ..'nin tüm iş yerlerinde muvazaalı alt işverenlik ilişkisinin tespitine, alt işveren çalıştırılmak zorunda bırakılan işçilerin asıl işverenin işçileri olduğunun belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; iptali talep edilen 07.09.2021 tarih ve E-.. sayılı yazının rapor olmadığını, davacının 13.08.2021 tarihli başvuru yazısına cevaben gönderilmiş .. ve .. Başkanlığı yazısı olduğunu, bu nedenle iptal talebinin İdare Mahkemesinde açılması gerektiğini, .. ve .. arasında kurulan ilişkinin mevzuata aykırı bir durum teşkil etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı .. vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesi ve ekleri içerisinde yer alan müfettiş raporunun davacı tarafa ne zaman tebliğ edildiği hakkında bir bilgilerinin mevcut olmadığını, davanın yasal süresinde açılmamış olması durumunda reddinin gerektiğini, ..’nin ayrı bir tüzel kişilik olduğunu, husumet yönünde davanın reddinin gerektiğini, somut olayda asıl işveren alt işveren ilişkisi olmadığı gibi muvazaa durumunun da söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 3. Davalı .. vekili cevap dilekçesinde; davacı sendikanın dava açmasında hukuki yararı söz konusu olmadığından davanın usulden reddinin gerektiğini, müvekkilinin asıl işveren statüsünde olmadığını, .. ile akdedilen tüm sözleşmelerin hizmet alım sözleşmesi olduğunu ve hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 4. Davalı .. vekili cevap dilekçesinde; davacı sendikanın dava açmasında hukuki yararı söz konusu olmadığından davanın usulden reddinin gerektiğini, ..’nin ..'ye bağlı, müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğine haiz bir kuruluş olduğunu, ...’in ana sözleşmesinde amaçlarının belirtildiğini, davalılar arasındaki sözleşmelerin hukuki dayanaklarının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ek 20. maddesi olduğunu, buna dayanılarak doğrudan hizmet alımı sözleşmelerinin imzalandığını, ilgili sözleşmeler tetkik edildiğinde yapılan işlemlerde hukuka aykırı bir durumun söz konusu olmadığını, davalı ... ile müvekkili Şirket arasında imzalanan doğrudan hizmet alım sözleşmeleri ile bu sözleşmeler kapsamında personel çalıştırılmasında mevzuata aykırı bir durumun söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 5393 sayılı Belediye Kanunu (5393 sayılı Kanun) ile 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (696 sayılı KHK) ek 20. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, ... ve ... arasındaki hukuki ilişkinin anılan hükümlere aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davalı ... ile ... arasında kurulan ilişkinin muvazaalı olup olmadığını değerlendirirken dosyaya sunulan nöbet çizelgeleri, iş emirleri, vardiya listeleri, cezai tutanaklar ve tanık beyanlarının dikkate alınmamasının ve hükmün tamamen bilirkişi raporuna dayandırılmasının yerinde olmadığını, 2. Çelişkili bilirkişi raporuna değer verilmesinin hatalı olduğunu, 3. 5393 sayılı Kanun'un 67. ve 696 sayılı KHK'nın ek 20. maddelerinin asıl işin parçalanarak devrine izin vermediğini ve kanun koyucunun amacının yalnızca yardımcı işler için esneklik tanımak olduğunu, 4. Mevcut kararın eşitliğe aykırı olduğunu ve sendikal hakların ihlaline yol açtığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalılardan ... ile diğer davalı ... arasındaki ilişkinin muvazaalı olup olmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.