Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/561 E. 2026/2867 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/561
Karar No
2026/2867
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1569 E., 2025/1534 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/446 E., 2022/117 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının asıl işveren olduğu işyerinde 01.10.2001 tarihinde alt işveren .. .. Eğ. ve Güv. Sis. AŞ nezdinde güvenlik amiri olarak çalışmaya başladığını, güvenlik hizmetine ilişkin işin ihale ile .. .. ... San. AŞ'ye geçmesi nedeniyle 31.03.2010 tarihinde iş sözleşmesinin feshedilmesi üzerine hak ve alacakların tahsili için dava ve icra takibi yollarına gidilerek 31.03.2010 tarihine kadar olan döneme ilişkin alacakların tahsil edildiğini, iş sözleşmesinin 15.01.2014 tarihinde güvenlik hizmetinin ihale sonucu başka firmaya geçtiği gerekçesiyle haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini ve alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkilinin çalışanı olmadığını, davalı Şirketin sorumluluğunu gerektirecek biçimde bir asıl alt işveren ilişkisinin bulunmadığını, zamanaşımı def'inde bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işyerinde 01.04.2010-15.01.2014 tarihleri arasında asgari ücretle çalıştığı, davalı ile davacının çalıştığı işverenler arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu, 01.10.2001-31.03.2010 tarihleri arasındaki çalışmasının tasfiye olduğu, davalı işveren tarafından davacının iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatını hak etmeyecek şekilde sona erdiğine ilişkin herhangi bir delil ibraz edilmediği, davacının fazla çalışma yaptığı ve ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalıştığına ilişkin iddiasının tanık beyanlarına göre ispatlandığı ancak bu çalışmaların karşılığının ödenmediğinin anlaşıldığı, yıllık ücretli izin alacağı talebinin de yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Bilirkişi raporuna itiraz ve beyanlarının dikkate alınmadığını, b. Davacının ücretinin hatalı belirlendiğini, c. Tüm hizmet süresi üzerinden alacakların hesaplanması ve ödenen miktarın mahsubu ile sonuca varılmamasının hatalı olduğunu, d. Hafta tatili ücreti talebinin ispatlanamadığı gerekçesiyle reddedilmesinin yerinde olmadığını ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Alacakların zamanaşımına uğradığını, b. Müvekkili Şirketin sorumluluğunu gerektirecek şekilde asıl işveren alt işveren ilişkisinin mevcut olmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, husumet, iş sözleşmesinin feshi, aylık ücret miktarı, fazla çalışma ile ulusal ... ve genel tatil ücreti, yıllık ücretli izin alacaklarının ispatı ve hesaplanması ile zamanaşımı noktalarında toplanmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davacı tarafa yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/561, K. 2026/2867, T. 31.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-561-e-2026-2867-k-e4202dc766ce