Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/550 E. 2026/2866 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/550
Karar No
2026/2866
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1661 E., 2025/1509 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/690 E., 2025/435 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.10.2003-17.05.2016 tarihleri arasında davalı nezdinde mağaza müdürü olarak çalıştığını ancak sigorta girişinin 16.01.2004 olarak yapıldığını, iş sözleşmesinin haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, feshe karşılık İstanbul Anadolu 4. İş Mahkemesinde 2016/395 Esas sayılı dosyası ile işe iade davası açıldığını ve davanın derdest olduğunu, çalışma süresi boyunca fazla çalışma yaptığını, ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalışmaya devam etmesine rağmen söz konusu çalışmalarının karşılığının ödenmediğini, Şirketin genel müdürü tarafından sözlü tacize ve neredeyse fiziki müdahaleye varacak şekilde tehditlere maruz kaldığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, genel tatil ücreti ve manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; işe iade davasının bekletici neden yapılması veya işbu davanın reddinin gerektiği, davacının imzaladığı ibraname ile davalıyı ibra ettiğini ve fazlaya ilişkin taleplerinden feragat ettiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının davalı Şirkette 16.01.2004-17.5.2016 tarihleri arasında belirsiz süreli iş sözleşmesi ile mağaza müdürü olarak çalıştığını, davacının çalışma saatlerini belirlemede tek yetkili olduğunu, bu nedenle çalışma saatlerine bağlı kalmaksızın işi en iyi şekilde sevk ve idare edebilmesi için ücretinin yüksek olduğunu, davacının izin kullanmadığı iddiasının gerçek olmadığını, yasal dayanağı bulunmayan manevi tazminat talebinin de reddinin gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi marifetiyle yapılan hesaplama usul ve kanuna uygun bulunmuş, fazla çalışma ücreti, ulusal ... ve genel tatil ücreti ile yıllık izin ücretinin mevcut olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; fazla çalışma ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasında isabetsizlik bulunmadığı ancak yıllık ücretli izin alacağının erken açılan dava sebebiyle reddedilmesi gerekirken hüküm altına alınmasının hatalı olduğu ve manevi tazminat talebinin reddedilmesine rağmen davalı lehine vekâlet ücreti hükmedilmemesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının fazla çalışma ile ulusal ... ve genel tatil ücreti taleplerinin hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu, çalışma günlerini kendisi belirleyen, yüksek ücret alan ve üst düzey yönetici olan davacının bu alacakları talep etmesinin mümkün olmadığını, 2. Alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını, 3. Yargılama giderleri ve harçların hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının fazla çalışma ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının ispat ve hesaplanması ile zamanaşımı ve yargılama gideri noktalarında toplanmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/550, K. 2026/2866, T. 31.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-550-e-2026-2866-k-5d793a3d772b