Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/612 E. 2026/2859 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/612
Karar No
2026/2859
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1797 E., 2025/2601 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Balıkesir 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/362 E., 2023/137 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 03.10.2001 tarihinde davalı bünyesinde çalışmaya başladığını, en son davalı Şirketin kargo transfer merkezinde operasyon yöneticisi olarak çalışmakta iken iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini belirterek kıdem tazminatı ile ihbar tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, davacı işçinin 12.07.2005-30.01.2007 tarihleri arasındaki çalışmasına dair husumet itirazları bulunduğunu, bu dönemde davacının, müvekkil Şirket ile dava dışı .. arasındaki acentelik sözleşmesi kapsamında ..'nün yanında çalıştığını, müvekkilinin bu dönem için herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, iş sözleşmesinin müvekkili Şirket tarafından davacının iş arkadaşına sataşması nedeniyle haklı olarak feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dışı işveren ..'nün bağımsız ve ayrı bir organizasyona sahip olmadığı, sözleşmenin ve fiilî durumunun acentelik sözleşmesi kapsamında gerçekleştiğine ilişkin yeterli delil ve belgenin sunulmadığı, davacının dağıtımını yaptığı kargo ürünlerinin davalıya ait olması karşısında davalı Şirketin asıl işveren, çalıştıran dava dışı ..'nün de alt işveren olduğu, bu nedenle de davalı Şirketin davacının tüm hizmet süresinden sorumlu olduğu kanaatine varıldığı, davalı işverenin dava dışı çalışanı tarafından davacının şeref ve namusuna dokunacak sözler sarf edildiği, davacının da bunun üzerine dava dışı işçinin yanına gittiği ve taraflar arasında fiziki müdahalenin gerçekleştiğinin anlaşıldığı, olayın gerçekleştiği sırada işyerinde müşteri bulunmadığı, davalı işveren yönünden itibar zedeleyici bir durumun söz konusu olmadığı, davacının eyleminin dava dışı işçinin kışkırtması üzerine gerçekleştiği ve işveren tarafından haklı nedenle fesih sebebi oluşturmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlıkta, davacının davalı işyerinde en son operasyon yöneticisi olarak çalışırken çalışanlardan T. isimli görevlinin bir gönderinin barkodunun basılmamış olması nedeniyle davacı tarafından uyarıldığında, küfredilmek suretiyle hakaret edilmesi nedeniyle aralarında arbede çıktığı, daha sonra diğer çalışanlar tarafından ayrıldıkları, bu ... nedeniyle davacı işçinin iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından feshedildiğinin anlaşıldığı, dosya kapsamıyla feshe neden olan olayda, ilk haksız hareketin diğer çalışandan geldiği, davacının olayda mağdur konumda olduğu, buna rağmen iş sözleşmesinin feshedilmiş olmasının haklı nedene dayanmadığı, geçerli fesih sayılabileceği anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabul edilmiş olmasının isabetli bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının iş sözleşmesinin iş arkadaşına sataşması nedeniyle haklı nedenle feshedildiğini, davacı ile müvekkili Şirket arasındaki iş ilişkisinde taraflar arasındaki güven ilişkisinin sarsıldığını, davacının eylemlerinin sadece müvekkili Şirkete değil diğer çalışana da zarar vermeye başlaması nedeniyle işyerindeki huzuru sağlama adına davacı ile çalışılmaya devam etmesinin mümkün olmadığını, 2. Davacı işçinin 12.07.2005-30.01.2007 tarihleri arasındaki çalışmasına dair husumet itirazları bulunduğunu, bu dönemde davacının, müvekkil Şirket ile dava dışı .. arasındaki acentelik sözleşmesi kapsamında ..'nün yanında çalıştığını, müvekkilinin bu dönem için herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığına ve husumete ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/612, K. 2026/2859, T. 31.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-612-e-2026-2859-k-2c2f3cafcb89