Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/608 E. 2026/2857 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/608
Karar No
2026/2857
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1933 E., 2025/2381 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 29. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/561 E., 2024/85 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait .. Bakım Fabrika Müdürlüğü (..) bünyesindeki .. Bölümü .. Postasında çalıştığını, görevleri arasında fren ve debriyaj balatalarının sökümü ve çakımı, hidrolik sistemlerin bakımı-onarımı ve fasbat çalışmalarının yer aldığını, asbest içeren balatalarla çalıştığını ve asbest liflerine doğrudan maruz kaldığını, sendika üyesi olduğunu, toplu iş sözleşmesi hükümlerinden faydalandığını, davacının yaptığı işin Sağlık Kuralları Bakımından Günde Azami Yedi Buçuk Saat veya Daha Az Çalışılması Gereken İşler Hakkındaki Yönetmelik (Yönetmelik) kapsamında olduğunu, günde 7,5 saati aşmayacak şekilde çalıştırılması gerekirken 8,5 saat çalıştırıldığını, yarım saat çay molaları düşüldükten sonra günde yarım saat fazla çalışması olduğunu, toplu iş sözleşmesinin ilgili hükümleri uyarınca davacının kısa çalışma primine hak kazandığını ve fazla çalışma ücretlerinin %80 zamlı ödenmesi gerektiğini ileri sürerek ödenmeyen fazla çalışma ve kısa çalışma primi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının fren yenileştirme atölyesinde görev yaptığını, yapılan incelemeler sonucunda Fabrikada 8 çeşit malzemenin asbest içerdiğinin tespit edildiğini, 2018–2021 yılları arasındaki üretim ve kullanım miktarlarına göre işçinin asbeste maruziyetinin günde yalnızca 3,5 dakika (3,4875 dk) olarak hesaplandığını, 08.03.2022 tarihinde AEM Çevre Laboratuvarı tarafından yapılan ölçümde asbest yoğunluğunun 0,001 lif/cm³ çıktığını, bu değerin Yönetmelik'teki sınır değer olan 0,1 lif/cm³’ün 1/100’ü kadarına tekabül ettiğini, bu nedenle asbest tehlikesinin sınır değerin çok altında olduğunu, sağlık riski oluşturmadığını ve işin 7,5 saatlik sınırlamaya tâbi olmadığını, ölçüm sonucu 0,001 lif/cm³ olarak tespit edilmesine rağmen 30.03.2022 tarihli İş Sağlığı Güvenliği Kurulu kararıyla asbestli balataların yenileştirilmesinin artık fabrika dışında yaptırılmasına karar verildiğini, davacının asbeste maruz kalmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlıkta mahallinde keşif yapılarak iki ayrı bilirkişi heyetinden rapor alındığı, her iki bilirkişi heyet raporunda da davacının, davalı işyerinde bir dönem asbest içeren malzemeler ile çalışma yapmış olduğu, ancak bu dönemlerde yapılan çalışmanın maruziyet ve süresinin toplam çalışma süresine göre çok kısa bir zaman dilimi olduğu (4 yılda sadece 41 adet asbestli balata ile işlem yapıldığından), işyerinde yapılan asbest lifi ölçüm sonucunun (8 saatlik zaman ağırlıklı ortalama değer 0,001 lif/cm³) mevzuatta belirtilen sınır değer olan 0,1 lif/cm³'ün çok altında olduğu, yapılan ölçümün .. .. ve Güvenliği Genel Müdürlüğü tarafından verilen "İş Hijyeni Ölçüm, Test ve Analiz yeterlilik Belgesi"ne sahip ve asbest ve insan yapımı lifler ile ilgili ölçüm yapmaya yetkili bağımsız bir firma tarafından yapılmış olduğu, keşif tarihi itibarıyla asbest içeren malzeme kullanımının ve asbest içeren malzeme ile çalışmanın işyerinde artık olmadığı ve bu işlerin dış piyasaya yaptırıldığı, dolayısıyla bu tarihten sonra işyerinde asbest ölçümü tekrardan yapılsa dahi sınır değere yakın veya sınır değer üzerinde bir sonuç çıkma ihtimalinin bulunmadığı tespitinin yapıdığı anlaşılmakla; dosya kapsamı uyarınca davaya konu davacının yapmış olduğu işin Yönetmelik'te belirtilen pnömokonyoz yapan tozlu işler kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı işyerinde iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetince yapılan keşif neticesinde tanzim edilen 02.05.2023 tarihli heyet raporu ve farklı bir heyet tarafından tanzim edilen 05.01.2024 tarihli raporlar ile dava konusu dönem itibarıyla işyerinin ve davacının yaptığı işin Yönetmelik kapsamında olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının çalışma ortamında asbest bulunduğuna ilişkin bir uyuşmazlık bulunmadığını, söz konusu Yönetmelik'te, ortamda asbestin varlığı hâlinde, bu ortamda günde en fazla 7,5 saat çalışılması gerektiğinin ifade edildiğini, 2. Dava konusu Yönetmelik kapsamında çalışma yaptırılması için ortamda pnömokonyoz yapan tozların bulunduğu işlerin yapılmasının yeterli olduğunu, maruziyet sınırına ilişkin bir değerlendirme yapılamayacağını, 3. Riske maruz kalmak için de asbeste maruziyetin ya gün boyu ya da günde yarım saat yapılması arasında hiçbir fark bulunmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının Yönetmelik kapsamında olup olmadığı ile buna bağlı olarak dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/608, K. 2026/2857, T. 31.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-608-e-2026-2857-k-7336a13e1159