Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/4777 E. 2026/3925 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/4777
- Karar No
- 2026/3925
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2025/156 E., 2026/18 K. DAVA TARİHİ : 28.05.2019
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Kuruma bağlı ... ......... Santrali işyerinde 25.08.2008 tarihinden bu yana değirmen bakım servisinde forklift operatörü olarak çalıştığını, değirmen bakımındaki işçilerin asgari ücretin %50, %60, %75 ya da %100 fazlası, park sahasında çalışanların ise % 50, % 60 oranında fazlası ücret aldıklarını, kül, cüruf bakımı, inşaat bakımı sahalarında çalışanların asgari ücretin %50 oranında fazlası ücretle çalıştıklarını, çalışma dönemi içinde hizmet alım sözleşmesi ile yüklenici işverenler üzerinden yaptırılan çalışmaların 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/7 hükmünde yer alan düzenleme kapsamında muvazaalı olduğunu, muvazaalı hizmet alımı olgusunun emsal kararlarla kabul edildiğini, davacının davalı Kurumun toplu iş sözleşmesinden yararlanan sendika üyesi işçilerle aynı hak ve alacaklara sahip olması gerektiğini ve bu bağlamda müvekkilinin 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması ve 6452 Sayılı Kanunla 6212 Sayılı Kanunun 2 nci Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun (6772 sayılı Kanun) kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek ilave tediye alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; talep konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacıyla aralarında işçi işveren ilişkisi olmadığından davanın husumetten reddi gerektiğini, davacının çalıştığı işlerin ihale ile verilen işler kapsamında olmasından dolayı müvekkili Şirketin ihale makamı konumunda olduğunu, asıl işveren olarak kabul edilemeyeceğini, ilave tediyeden yasal olarak ancak sendika üyesi olup toplu iş sözleşmesi kapsamında olan işçilerin yararlanabileceğini, muvazaa iddialarının doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.12.2024 tarihli kararı ile; davacı ile aynı işi yapan aynı kıdemdeki kadrolu emsal işçilere ilişkin emsal kararların olduğu, davalı ile dava dışı hizmet alım sözleşmesi imzalanan yüklenici firmalar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunun kabulü gerektiği, davalı tarafından öne sürülen zamanaşımı def'inin dikkate alındığı gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 18.12.2024 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 14.05.2025 tarihli kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden yerinde olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 14.05.2025 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek Mahkemece öncelikle emsal olarak bildirilen işçilerden hangisinin davacıya emsal olduğunun belirlenmesi gerektiği, neden o işçinin emsal alındığı açıklanmasının gerektiği, bildirilen işçilerin davacının emsali olmayacağının anlaşılması durumunda ise davalı işveren işyerinde davacı ile aynı işi yapan ve sendika üyesi olmayan, kıdemi, ... durumu gibi ücrete esas teşkil edebilecek durumlar yönünden davacı ile benzerlik taşıyan ve emsal nitelikte olabilecek işçi olup olmadığının tespit edilmesinin gerektiği, emsal işçi olması hâlinde ilave tediye alacağının emsal işçi ücretine göre hesaplanıp hüküm altına alınması gerektiği, emsal işçi bulunmadığının anlaşılması hâlinde ise davacının almakta olduğu ücret üzerinden hesaplanma yapılması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bozma ilâmına uyularak emsal işçilerin almış oldukları ücret tespit edilerek yeniden bilirkişi raporu alındığı, yapılan hesaplamanın hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. İşbu davada müvekkiline husumet yöneltilmeyeceğini, davacının müvekkili Şirketin işçisi olmayıp hizmet alım sözleşmesi yapılan Şirketlerin işçisi olduğunu, dolayısıyla davacı işçi ile müvekkili arasında işçi işveren ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin ihale makamı olduğunu, bu sebeple davacının asıl işvereni olan şirketlerin işçilik haklarının gerçek ve nihai sorumlusu olarak kabulü gerektiğini, 2. Davacının ilave tediye alacağına hak kazanamayacağını, zira 6672 sayılı Kanun kapsamında çalışmayan davacının müvekkili ile arasında herhangi bir hizmet ilişkisi bulunmadığını, toplu iş sözleşmesinden sadece müvekkili ile arasında iş sözleşmesi bulunan işçilerin yaralanabileceğini, 3. Muvazaa iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye tâbi, elektrik üretim ile iştigal eden kamu tüzel kişiliğini haiz bir iktisadi devlet teşekkülü olup Ana Statü gereği asıl amaç ve faaliyetinin ise üretim tesislerinde elektrik enerjisi üretmek olduğunu ve kuruluş kanununa göre üretim tesislerinin işletilmesi ve kurulmasında diğer gerçek ve tüzel kişilerden bu konulara ilişkin olarak 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde kanuna ve usule uygun olarak hizmet alımı yapabileceğini, ihaleyi kazanan şirketlerin personeli iş sözleşmesiyle bağlı olduğundan, müvekkiline hiçbir hukuki bağlantıları bulunmadığını, ihale makamı olan müvekkilinin tek muhatabının yüklenici şirketler olup bu şirket personelinin, işçilik alacakları ile ilgili olarak herhangi bir sorumlulukları bulunmadığını, 4. Cevap dilekçesinde de belirtilen bu kararlara ek olarak, muvazaa iddiasına karşı idari yargıda açtıkları davanın lehe sonuçlandığını, emsal içtihatlarla da kabul edildiği üzere yardımcı işlerin alt işverene verilebileceğini, bu kapsamda davacıların yapmış olduğu işlerin mal ve hizmet üretimi ile doğrudan ilgili olmayıp yardımcı iş mahiyetinde olduğunu, 5. Hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamaların da hatalı olduğunu, bilirkişi raporlarına yapmış oldukları itirazların dikkate alınmadığını, ayrıca davacının alacak taleplerine yönelik zamanaşımı def'inin de dikkate alınmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, ilave tediye alacağının hesaplanmasına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.