Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/424 E. 2026/2813 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/424
Karar No
2026/2813
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2383 E., 2025/1843 K. DAVA TARİHİ : 03.11.2015 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 28. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/590 E., 2021/86 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2013-2014 yıllarında davalı Şirketin .. ofisinde birçok projede teknik ressam olarak çalıştığını, son ücretinin 2.250,00 USD olduğunu, mesai saatlerinin 08.00-19.00 olarak belirlendiğini ancak bu saatlerin sadece puantaj kayıtlarında gösterildiğini, belirtilen saatlerin çok öncesinde çalışmaya başlandığını ve sonrasında da çalışıldığını, müvekkilinin iki haftada bir gün hafta tatili kullandığını, müvekkilinin ulusal bayramların ilk günü yarım gün hariç ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalıştığını, son dönemdeki ücret ödemelerinin "maaş+fazla mesai" açıklamasıyla yapıldığını, bu ödemelerin davacının izin kullandığı aylarda da yapıldığını, müvekkilinin haksız olarak işten çıkartıldığını, kendisine 1.400,00 USD ihbar tazminatı ödemesi yapıldığını, yapılan ödemenin eksik olduğunu, kıdem tazminatının hiç ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları, fazla çalışma ücreti ile isteğe bağlı sigortalılık priminin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava dilekçesindeki taleplerinin anlaşılır olmadığını, davacının 22.01.2013 - 06.01.2014 tarihleri arasında müvekkili Şirket nezdinde teknik ressam olarak çalıştığını, davacının alacağı bulunmadığını, ücretinin 1.250,00 USD olduğunu, davacının aldığı aylık ücreti aşan miktarın ise davacının fazla çalışma yaptığı zamanlarda değişkenlik gösteren fazla çalışma süreleri, çalışmış ise hafta sonu tatil günleri ile ulusal ... ve genel tatil günleri gibi işçilik alacaklarından kaynaklandığını, davacının kıdem ve ihbar tazminatının da eksiksiz olarak ödendiğini, davacının isteğe bağlı sigortalılık primine ilişkin iddiasının mesnetsiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 22.01.2013-06.01.2014 tarihleri arasında davalı işyerinde 11... gün süreyle teknik ressam olarak çalıştığı ve son ücretinin aylık brüt 2.786,38 USD olduğu, davacının Türk vatandaşı olduğu, davalı Şirket merkezinin Türkiye’de olduğu ve yurt dışındaki işyerinde çalıştırmak üzere davacıyı yurt dışına götürdüğü, davalı işyerinden davacı adına sigorta primlerinin ödendiği, iş sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmakla uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiği, somut olayda, yapılan işin belirli süreli iş sözleşmesiyle yapılmasını gerektiren esaslı bir neden bulunmadığı gibi davalı işveren tarafından dosyaya herhangi bir belirli süreli iş sözleşmesinin sunulmadığı, bu nedenlerle davacının belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalıştığı, davacı işçinin hizmet süresi 11... gün olup davalı işyerindeki kıdeminin 1 yılı doldurmaması nedeniyle kıdem tazminatına hak kazanmadığı, davacının iş sözleşmesi haksız olarak feshedildiğinden davacının ihbar tazminatına hak kazandığı, fazla çalışma alacağı ile ilgili olarak tanık anlatımları dikkate alınarak bilirkişi tarafından yapılan hesaplama Mahkemelerince de uygun görüldüğünden bu hesaplamalar doğrultusunda indirim de göz önüne alınarak davacının talepleri ile bağlı kalınarak hüküm kurulduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının ücretinin banka kayıtları doğrultusunda belirlendiği, hesaplamalara esas alınan ücret miktarının dosya kapsamına uygun olduğu, davanın kısmi dava olduğu, davacıya ihbar tazminatına ilişkin ödeme yapıldığı anlaşılmakla davacının ihbar tazminatına hak kazanacağının anlaşıldığı, yapılan hesaplamada davacının ödenmediği anlaşılan bakiye ihbar tazminatının hüküm altına alınmasında isabetsizlik bulunmadığı, taraflarca özellikle kayıt tutma yükümlülüğü bulunan işveren davalı tarafça çalışma gün ve saatlerine ilişkin kayıt sunulmadığından fazla çalışma ücreti bakımından tanık beyanlarına göre hesaplama yapılması ile sonuca gidilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesi kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 10.12.2025 tarihli ek kararı ile; davacı vekilinin muhtıra tebliğine rağmen temyiz harçlarını yatırmadığı gerekçesiyle davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Gerekçeli kararın kesin olması gerekirken istinaf yolu açık olarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, buna rağmen aynı kararın temyiz yolunun açık olmasının mümkün olmadığını, 2. Davacı usulüne uygun taleplerini ayrıştırmadığından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, 3. Somut uyuşmazlıkta Türkmenistan hukukunun uygulanması gerektiğini, 4. Davaya konu taleplere ilişkin zamanaşımı def'inin dikkate alınması gerektiğini, 5. Somut uyuşmazlıkta belirsiz alacak davasının şartları olmadığını, hukuki yarar yokluğundan davanın reddedilmesi gerektiğini, 6. Davacının ücret hesabında yurt dışında çalışması nedeniyle ücreti gelir vergisi ve damga vergisinden muaf olarak hesaplanması gerekirken net ve brüt ücretinin farklı hesaplanmasının hatalı olduğunu, 7. Davacının ücretinin hatalı bir şekilde tespit edildiğini, yeterli ücret araştırması yapılmadığını, 8. Fazla çalışma iddiasına ilişkin olarak davacı ile menfaat birliği içinde olan tanıklar dışında delil bulunmadığını, 9. Davacıya ihbar tazminatı ödemesinin eksiksiz olarak yapıldığını, 10. Türkmenistan'daki resmî ve dinî bayramlar gibi davacının çalışmadığı sürelerin hesaplama dışı bırakılması gerektiğini, 11. Tüm alacaklara dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, 12. Davanın reddi talepleri kabul edilmeyecek olsa bile indirim miktarının mevcut dosya şartları ile bağdaşmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davanın türü, uygulanacak hukuk, zamanaşımı, ücret miktarı, fazla çalışma ücreti alacağının ispatı ve hesaplanması, davacının ihbar tazminatı hakkı olup olmadığı, faiz ve indirim oranına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/424, K. 2026/2813, T. 30.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-424-e-2026-2813-k-8a2797899f48