Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2885 E. 2026/5115 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2885
- Karar No
- 2026/5115
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1854 E., 2025/2168 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 38. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/238 E., 2025/64 K. MAHKEMESİ : ... 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/274 E., 2023/234 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı işten çıkış kodunun düzeltilmesi talepli birleşen dava bakımından davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili işten çıkış kodunun düzeltilmesi talepli birleşen dava dilekçesinde; müvekkilinin iş sözleşmesinin haklı neden olmaksızın davalı tarafça feshedildiğini, davalılarca işten çıkış kodunun Kod (46) (işçinin işverenin güvenini kötüye kullanması, hırsızlık yapması ya da işverenin meslek sırlarını ifşa etmesi) olarak bildirildiğini ancak bu kodun fesih sebebine aykırı olduğunu ileri sürerek iş sözleşmesinin haklı neden olmaksızın feshedilmesi sebebiyle işten çıkış kodunun Kod (4) (belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi) olarak düzeltilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili işten çıkış kodunun düzeltilmesi talepli birleşen dava cevap dilekçesinde; davacının hukuki yararının bulunmadığını, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; birleşen dava yönünden, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin davalı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı hakkındaki işveren tarafından yapılan 02.08.2023 tarihli ve Kod (46) (işçinin işverenin güvenini kötüye kullanması, hırsızlık yapması ya da işverenin meslek sırlarını ifşa etmesi) olan çıkış bildirgesi kodunun, Kod (4) (belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi) olarak düzeltilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada feshin haklı nedene dayanmadığının belirlendiği, davacının işbu davayı açmakta güncel hukuki yararı bulunduğu (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 30.09.2025 tarihli ve 2025/6272 Esas, 2025/7144 Karar sayılı kararı) gerekçesiyle davalı vekilinin birleşen dava yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; temyiz taleplerinin çıkış kodu tespiti talebi bakımından davacının güncel hukuki yararının bulunmadığınına yönelik olduğunu, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının işten çıkış kodunun düzeltilmesine yönelik dava açmasında güncel hukuki yararının bulunup bulunmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.06.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y Davacı işçi asıl davada, iş sözleşmesinin işverence haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatlarının tahsilini istemiş, birleşen davada ise haksız olarak işten çıkarıldığından işten çıkış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespitini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince davalı tarafın, davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ispat edemediği gerekçesiyle iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshedildiği kabul edilerek asıl davada davacının kıdem ve ihbar tazminatı isteminin kabulüne, birleşen davada ise (46) şeklindeki işten çıkış kodunun (04) olarak düzeltilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davalı vekilince temyiz olunan karar, Dairemizce onanmıştır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 9/3 hükmü gereğince iş sözleşmesi sona eren sigortalı hakkında işten ayrılmasını takip eden on günlük süre içerisinde işveren tarafından işten ayrılış bildirgesinin düzenlenmesi gerekir. Aynı husus, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 25. maddesinde de öngörülmüştür. İşten ayrılma bildirgesinde işaretlenmesi gereken hususlardan biri de işten çıkış kodudur. İşten çıkış kodları iş sözleşmesinin nasıl sonladığını ve sona erme sebebini göstermektedir. İşveren ... Kurumu (SGK) tarafından belirlenmiş olan işten çıkış kodlarından birini gerçeğe uygun olarak işaretlemekle yükümlüdür. İşten çıkış kodunun gerçeğe uygun bildirimi, işçinin işsizlik ödeneğine hak kazanması ya da başka bir işe girmesinde olumlu referans teşkil edebilmesi bakımından önemlidir. İşveren, işten ayrılış bildirgesinde yer alan çıkış kodunu işten ayrılma tarihini takip eden on günlük sürede e-bildirge sistemi üzerinden düzeltebilir. On günlük süre geçtikten sonra düzeltme yapabilmek için işyerinin bağlı olduğu ... Merkezine / İl Müdürlüğüne başvurulması gerekir. SGK'nın 2013/11 sayılı Genelgesi'nde, işverenlerin işten ayrılış nedenine yönelik değişiklik talepleri, buna ilişkin belgelerle müracaat edilmesi hâlinde kabul edileceği belirtilmiştir. İşçi, çıkış kodunun düzeltilmesi için işverenle veya işveren temsilcisiyle birlikte Kuruma başvurabilir. İşverenin birlikte başvurmayı reddetmesi durumunda işçi de, lehine sonuçlanmış olan ihbar ve kıdem tazminatı ya da işe iade davasına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararı ile başvurarak düzeltme isteğinde bulunabilir. İşçinin böyle bir dava açmadan işveren tarafından işten çıkış koduna yönelik yapılan bildirimin gerçeği yansıtmadığı iddiasıyla dava açması da mümkündür. Ancak işveren tarafından yapılan bildirimin gerçeği yansıtmadığı iddiasıyla ayrı bir dava açabilmesi için güncel hukuki yararının varlığını ortaya koymalıdır. Türkiye İş Kurumunun (İŞKUR) 2020/1 sayılı Genelgesi uyarınca işçi, fesih bildirimine ilişkin belgeler, ihbar ve kıdem tazminatının ödendiğini gösteren bordro veya banka dekontu, arabulucu tutanağı, ihbar ve kıdem tazminatına hak kazandığını belirten veya 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 51. maddesi kapsamında fesih işleminin yapıldığı yönünde bir ifadeye yer veren kesinleşmiş mahkeme kararı gibi somut belgelerle İŞKUR'a başvurarak işsizlik ödeneğinin ödenmesini isteyebilir. Uygulamada "çıkış kodunun düzeltilmesi" olarak adlandırılan ve sadece işveren aleyhine açılan dava ile çıkış kodunun gerçeğe aykırı olarak Kuruma bildirildiğinin tespiti talep edilmektedir. Başka bir anlatımla, SGK'ya yönetilmeyen söz konusu dava ile iş sözleşmesinin sona erme nedeninin belirlenmesi istenmektedir. Dolayısıyla anılan dava niteliği itibarıyla tespit davasıdır. 6100 sayılı Kanun’un 106/2 hükmüne göre kanunda belirtilen durumlar dışında tespit davası açan davacı, dava açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunduğunu açıkça ortaya koymak zorundadır. Bu nedenle diğer davalarda aranan hukuki yarar yanında tespit davası açan davacının, kendisi için söz konusu olan tehlike veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın ancak tespit davası ile giderilebileceğini ispat etmesi gerekir. Şayet davacı, kendisini tehdit eden tehlikenin tespit davası ile giderilebileceğini ispat ederse hukuki yararının varlığından söz edilebilir. Tespit davası ile elde edilecek hukuki koruma başka bir yolla veya başka bir davayla sağlanabiliyorsa bu konuda tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmamaktadır. Bir dava içerisinde iddia veya savunma olarak ileri sürülebilecek hususlar da tespit davasının konusu olamaz (..., Pekcanıtez Usûl Hukuku, İstanbul, On Beşinci Bası, 2017, s. 976-977). İş sözleşmesinin sona erme nedeni; işe iade, ihbar veya kıdem tazminatı talebiyle açılan davalarda da tespit edilmektedir. Bu tespit, işveren tarafından Kuruma bildirilen sona erme nedeninin gerçeğe aykırı olup olmadığını da içerir. Öyleyse işe iade, ihbar veya kıdem tazminatı ile birlikte yahut anılan davalar sonuçlandıktan sonra, çıkış kodunun düzeltilmesi istemiyle ayrı bir dava açılmasında güncel hukuki yararın varlığından söz edilemez. Aynı husus, arabuluculukta yapılmış anlaşmalar için de geçerlidir. İşçinin; işe iade, kıdem ve/veya ihbar tazminatı taleplerinin kabul edildiğine ilişkin mahkeme kararı ile birlikte SGK'ya müracaat ederek çıkış kodunun düzeltilmesini sağlaması mümkündür. Buna göre, çıkış kodunun düzeltilmesi davasını açmasında güncel hukuki yararının varlığından söz edilemez. Nitekim SGK bu uygulamasını 11.03.2025 tarihli ve 2025/8 sayılı Genelge'si ile "Sigortalılığın; kıdem tazminatı veya ihbar tazminatı ödenmeyecek şekilde işten ayrılış nedeni bildirilerek sona ermesi akabinde arabuluculuk anlaşma belgesi veya mahkeme kararı ile işçiye, kıdem tazminatı veya ihbar tazminatı ödenmesine yönelik karar verilmesi durumunda sigortalı işten ayrılış nedeni, sigortalı veya işverenin ilam niteliğindeki arabuluculuk anlaşma belgesi veya mahkeme kararı ile Kuruma müracaatı üzerine ilgili mahkeme veya arabuluculuk kararına uygun olan işten ayrılış nedeni ile değiştirilecektir." şeklinde açıklığa kavuşturmuştur. İnceleme konusu dosyada, davacı asıl davada kıdem ve ihbar tazminatının hüküm altına alınmasını istemiş, birleşen davada ise işten çıkış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespitini talep etmiştir. Mahkemece iş sözleşmesinin işverence haksız feshedildiği gerekçesiyle asıl davada davacının kıdem ve ihbar tazminatı talebinin kabulüne, birleşen davada ise işten çıkış kodunun (04) şeklinde düzeltilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. İhbar ve kıdem tazminatı talebine ilişkin açılan davada, feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı değerlendirilecek; dolayısıyla işten çıkış kodunda belirtilen fesih sebebinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı tespit edilmiş olacaktır. Kıdem ve ihbar tazminatına ilişkin davada yapılan bu tespitin çıkış kodunun düzeltilmesine yönelik açılan davada verilecek tespit kararından hiçbir farkı yoktur. Her ikisinde de sözleşmenin ne şekilde feshedildiği belirlenir ve çıkış kodunda belirtilen fesih sebebinin gerçeğe uygun olup olmadığı tespit edilmiş olur. Davacının kıdem ve ihbar tazminatı davası ile çıkış kodunun düzeltilmesine yönelik amacına ulaşması mümkün olduğuna göre, çıkış kodunun düzeltilmesine karar verilmesi talebiyle dava açmasında güncel hukuki yararının varlığından söz edilemez.