Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2777 E. 2026/2007 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2777
Karar No
2026/2007
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2025/381 E., 2025/317 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.01.2023-10.05.2023 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, bahse konu iş sözleşmesi müvekkili tarafından ihbar öneline riayet edilerek ve kendi el yazılı istifa dilekçesi ile sona erdirilmiş olsa da işveren tarafından kötüniyetle 30.04.2023 tarihinde ... Kurumuna (SGK) işçinin çıkış kodunun (Kod-46) "4857 sayılı Kanun Madde 25-II-e İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması" olarak tescil ettirildiğini ve müvekkilinin maddi ve manevi hak kaybına uğramasına sebep olduğunu ileri sürerek müvekkilinin SGK işten çıkış kodunun (Kod-03) "Belirsiz süreli iş sözleşmesinin işçi tarafından feshi (İstifa)" olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı arasında mevcut olan iş ilişkisinin 30.04.2023 tarihinde müvekkili tarafından tek taraflı olarak haklı sebeple sonlandırıldığını, genel uygulama olarak gelen müşterilerden üzerindeki eşyaları uygun bir yere bırakmaları ve seansların sonunda oradan almalarının istendiğini, ancak davacının bu prosedüre uymadan müşteri ..'nin bilekliğini kendisinin aldığını ve seansın yapıldığı odadaki kapaklı masanın üzerine koyduğunu, bilekliği davacı tarafından alınan müşterinin seans bitiminde davacıya bilekliğini sorduğunda ise davacının bilekliği bulamadığını söylediğini, müşterinin iyiniyetli olarak davacıya hatasını telafi etmesi için birçok fırsat verdiğini, her defasında sorduğunu ancak olumsuz yanıt aldığını, bunun üzerine durumun müvekkiline intikal ettiğini ve müvekkilinin davacıya müşterinin bilekliğini görüp görmediğini sorduğunu, görmemiş ise müşterinin zararının müvekkil tarafından karşılanması gerektiğinden ve işyerinin adının lekelenmesine izin verilemeyeceğinden bahsettiğini, bunun üzerine endişe duyan davacının bilekliği çıkartıp doğrudan müvekkiline verdiğini ve odanın rafında bulduğunu söylediğini, akabinde ise işi bırakacağını ve başka bir ilde çalışacağını söyleyerek yanından ayrıldığını, davacının kusurlu eylemlerini örtbas etmeye çalışarak olayın üstünü kapatmaya çalışması sebebiyle iş sözleşmesinin 30.04.2023 tarihinde haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 27.06.2024 tarihli kararı ile; dinlenen tanıkların anlatımlarından işyerinde müşteriye ait bir adet bilekliğin kaybolduğu anlaşılmakta ise de tanıkların olaya ilişkin görgüye dayalı bilgileri olmadığı gibi ispat yükü üzerinde olan davalı tarafça dosyaya herhangi bir tutanak ya da belge de sunulmadığı, bununla birlikte davacının 10.05.2023 tarihinde istifa dilekçesi sunduğu, istifa dilekçesini kargo ile yollaması sebebiyle işyeri ile kargonun ulaşıp ulaşmadığı gibi hususlarda görüşmeler yaptığı, işyerinde çalıştığı anlaşılan K. isimli personelin kargonun ulaştığını teyit ettiği, tüm bu hususlar dikkate alındığında ispat yükü üzerinde olan davalı tarafça davacının hırsızlık yaptığı ortaya konulamadığından istifa dilekçesi ve yazışma içerikleri nazara alınarak işten ayrılış kodunun talep doğrultusunda "Belirsiz süreli iş sözleşmesinin işçi tarafından feshi (03)" olarak düzeltilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 27.06.2024 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 62. Hukuk Dairesinin 28.03.2025 tarihli kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 28.03.2025 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, güzellik salonu olarak işletilen davalıya ait işyerinde müşteriye ait bir adet bilekliğin seansa girmeden önce davacı tarafından alınıp rafa konulduğu ve sonrasında kaybolduğu, bilekliğin bulunamaması üzerinde müşteri tarafından davacıdan defaten istendiği, olayın davalıya intikal ettirilmesi üzerine davalı tarafın davacıyla yaptığı konuşma sonucunda davalıya iade edildiği, davalı tarafından yapılan feshin 30.04.2023 tarihli olduğu ve haklı nedene dayandığı, davacının sunduğu istifa dilekçesinin ise fesihten on gün sonrasına ait olduğu, fesihten sonraki istifa dilekçesine değer verilerek davacının istifa ederek iş sözleşmesinin feshedildiğinin kabulünün dosya kapsamına uygun olmadığı ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Dosyada dinlenen tanıkların hiçbirinin olayın görgü tanığı olmadığını, 2. Somut olayda; yazılı fesih bulunmadığından hukuken geçerli bir feshin de bulunmadığını, hukuken hiç doğmamış bir fesih karşısında "fesih–istifa çatışması"ndan söz edilmesinin mümkün olmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının SGK'ya bildirilen işten ayrılış kodunun fesih şekline uygun olup olmadığına ve düzeltilmesi gerekip gerekmediğine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 05.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/2777, K. 2026/2007, T. 05.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-2777-e-2026-2007-k-a0e8da9c386e