Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4806 E. 2026/2866 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4806
Karar No
2026/2866
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2309 E., 2025/1601 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/374 E., 2022/345 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili Şirketin eğitim kurumu olarak faaliyet gösterdiğini, davalı Şirketin ise müvekkil Şirkete ait eğitim binasına komşu olan parselde 2015 yılının Kasım ayından bu yana inşaat çalışması sürdürdüğünü, davalının gereken dikkat ve özeni göstermemesi ve gerekli güvenlik önlemlerini almaması nedeniyle müvekkilinin anaokuluna inşaat parçalarının düştüğünü, inşaatın hem gürültü hem de toz anlamında çevreye rahatsızlık vermesinin önüne geçilmediğini, yapım çalışmalarında inşaat filesi kullanılmadığını, sulama yapılmadığını, davalının bu haksız eylemleri nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararın İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1757 D. İş sayılı dosyası ile tespit edildiğini; düşen taşlar nedeniyle deponun hasar gördüğünü, dış cephe boyasının renk değiştirdiğini, özel yaptırılan bahçe zeminin tamamen deforme olduğunu ve kullanılamaz hâle geldiğini, trafo patlaması nedeniyle elektrik tesisatının yenilendiğini, yıkım esnasında okulun 3 gün süre ile kapalı kaldığını, bu sebeple velilere para iadesi yapıldığını, müvekkili Şirketin ticari itibarının zedelendiğini ileri sürerek 82.029,78 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihten itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu inşaata adi ortaklık işbirliği ile Temmuz 2015 tarihinde başlandığını, Mayıs 2016 tarihinde inşaatın bitirildiğini, Temmuz 2016 tarihinde ise yapılan binanın fiili olarak kullanılmaya başlandığını, inşaatın gerekli izinler alınarak yapı denetim firması kontrolünde, projesine uygun şekilde inşa edildiğini, yapım aşamasında iş güvenliği uzmanlarınca kontrol ve denetimin sağlandığını, davacının iddia edildiği şekilde zararının bulunmadığını, davacının kendi yönetimsel ve idari zaaflarını müvekkili firmaya mal etmeye çalıştığını, alınan tespit raporuna müvekkili tarafından süresinde itiraz edildiğini, davacının duvarını da kapsayacak şekilde gerekli güçlendirme ve onarım çalışmalarının müvekkili Şirket tarafından yapılmış olduğunu, bu nedenle davacının zararının kalmadığını, talebin zaman aşımına uğradığını, mahkemenin görevli olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 19.04.2022 tarihli ve 2017/374 Esas, 2022/345 Karar sayılı kararıyla; "...dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile dayanılan belgeler birlikte değerlendirildirilerek ....davacının maddi tazminat istemine ilişkin davanın kısmen kabulü ile 5.845,00 TL tazminatın haksız fiil tarihi olan 09.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine...manevi tazminat istemine ilişkin davanın koşulları oluşmadığından bu talebin reddine..." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli ve 2022/2309 Esas, 2025/1601 Karar sayılı kararı ile "... gerek dava dosyasında gerekse İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1757 D. İş sayılı dosyasında tespit edildiği üzere, davalıya ait inşaat çalışmaları esnasında davacıya ait anaokulu depo çatısının çöktüğü, çatının davalı tarafça onarıldığı ancak depo içindeki su deposu kapağı ile bir adet klozetin zarar gördüğü, inşaat tozu nedeni ile okulun dış cephesinin kirlediği ancak bu durumun yeniden boya yapılmasını gerekli kılmadığı, yüzey temizliği ile dış cephedeki kirliliğin giderilebileceği, 60... ’lik zemindeki kauçuk kaplamanın yıpranması nedeni ile yenilenmesi gerektiği tüm bu işlerin 3 günlük süre içerisinde yapılacağı ve bahse konu iş ve işlemlere ilişkin zararın 5.845,00 TL olduğunun anlaşıldığı, davalı tarafça okulun kapalı olduğu dönemlere ilişkin eğitim hizmet bedelinin iade ettiğini iddia etmiş ise de bu iddiasını ispat edemediği, öğrenci sayısının düşüşüne bağlı olarak kazanç kaybına uğradığı iddiasının sunulan kayıtlarda inşaatın devamı süresince yıllara göre öğrenci sayısının arttığı hususu dikkate alındığında yerinde olmadığı, bu talep yönünden illiyet bağının davacı tarafından ispatlanamadığı, mal varlığının ihlali sonucunda ortaya çıkan zararlar için manevi tazminat istenemeyeceği, mal varlığına yönelik eylemlerin kişisel hakkı ihlal eden eylem niteliğinde kabul edilemeyeceği, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği..." gerekçesiyle ".. istinaf başvurusunun esastan reddine...." karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde dava dilekçesinde yer alan nedenleri tekrarla; mahkemenin uyuşmazlığı komşuluk hukuku olarak belirlemesinin hatalı olduğunu, müvekkili Şirketin mevcut zararının verilen kararla karşılanmadığını, müvekkili Şirket tarafından uğranılan zararın tespitine yönelik değişik iş dosyasının da mahkemece dikkate alınmadığını, müvekkili Şirketin kaliteli ve çocuk dostu niteliğinde eğitim veren bir kurum olduğunu, manevi tazminat taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, komşuluk hukukuna dayalı maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/4806, K. 2026/2866, T. 02.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-4806-e-2026-2866-k-afa3009493bc