Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/2408 E. 2026/2439 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2408
Karar No
2026/2439
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/712 E., 2024/2095 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 13. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/128 E., 2022/193 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davacı ve asıl davada davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl ve birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin hem Danimarka hem de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu, müvekkilinin ana dilinin esasen ... olduğunu, Türkçe'yi anne ve babası aracılığıyla sadece ağızdan öğrendiğini, müvekkilinin 2018 yılında göğüs kanseri hastalığına yakalandığını ve Türkiye’ye geldiğini, tedavi uzun süreceğinden kendine bir ev kiralamak istediğini, uzaktan akrabası olan ...’ın, ev kiralamak yerine satın almasının daha mantıklı olacağını telkin ederek davalı ... ile tanıştırdığını, müvekkilinin akrabasına duyduğu güven üzerine, 42 16... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki A3 blok, zemin kat, 4 numaralı bağımsız bölümde bulunan meskenin satışı hususunda 1.520.000,00 TL karşılığında davalı ... ile anlaştıklarını, aralarında adi satış sözleşmesi imzaladıklarını, davalı ...’ın hesabına 17.09.2018 tarihinde 50.001,75 TL kaparoyu havale ettiğini, müvekkili ayrıca 19.09.2018 tarihinde tapudaki işlemler için de davalıya 22.001,75 TL, 21.09.2018 tarihinde 4.504,50 TL ve 25.001,75 TL masraf ödemesi yaptığını, müvekkilinin kalan ödemeleri de eksiksiz yaptığını, satış bedelinin 400.000,00 TL'lik kısmına ilişkin ise satıştan sonra ödeneceği şeklinde tarafların anlaştıklarını ve satıcı ...’ın ise taşınmaz üzerine 400.000,00 TL tutarında ve ödemesi ile birlikte sona erecek olan ipotek koydurduğunu, müvekkilinin 400.000,00 TL'yi 11.04.2019 tarihinde ödediğini, ancak ipoteğin kaldırılmadığını, davalı ...’ın, müvekkilinin Türkçesinin eksik olması nedeniyle taşınmaz üzerinde davalı ... Bankası lehine de 1.500.000,00 TL tutarında ikinci bir ipotek varken taşınmazı kendisine sattığını davalı ile ipoteklerin kaldırılmasına ilişkin iletişime geçilmiş ise de, karşılık alınamadığını ileri sürerek, dava konusu taşınmaz üzerinde tesis edilen ipoteklerin kaldırılmasına, fazla ödenen tutarın iadesine, aksi halde taraflar arasındaki adi yazılı satış sözleşmesinin hükümsüzlüğüne ve ödenen bedelin iadesine ve manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Asıl ve birleştirilen davada davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde; davacının söz konusu ipoteklerden haberdar olduğunu, satış senedinde açıkça ipotek bedellerinin olduğu kısmı imzaladığını ileri sürerek davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "birleştirilen davada davalı olarak gösterilen ... Bankası lehine dava konusu taşınmaza konulan ipoteğin davacının taşınmazı satın aldığı tarih olan 21/09/2018 tarihinden yaklaşık 11 ay öncesi olan 27/10/2017 tarihinde konulduğu, bu durumda, davacının taşınmazı satın aldığı tarihte taşınmazın tapu kaydında birleştirilen dava davalısı İş Bankası lehine konulan ipoteğin mevcut olduğu, satış tarihi itibariyle İşbankası lehine taşınmazda bulunan ipotekten davacının bilgisinin olduğu, her ne kadar davacı taraf Türkçe bilmediğini iddia etmekte ise de; tapu devirlerinin yapıldığı satış işlemi sırasında tapu müdürlüğünde bu yönde herhangi bir beyanının olmadığı, satış işlemi tercüman veya yardımcı bir kişi kullanılmaksızın bizzat davacı tarafından yapıldığı, ayrıca, dosya arasına davacı tarafından delil olarak sunulan whatsapp yazışmalarında görüldüğü üzere, davacının Türkçe kullanımı konusunda herhangi bir eksikliğinin bulunmadığı, dinlenen tanık beyanlarında da davacı tarafın iradesinin fesada uğratıldığını ispatlayamadığı” gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve asıl davada davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "42 16... parsel sayılı ana taşınmazda bulunan mesken niteliğindeki A3 blok zemin kat 4 numaralı bağımsız bölüm üzerinde 27.10.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı resmi senetle ... Bankası A.Ş. lehine tesis edilmiş 1.500.000,00 TL bedelli ipotek bulunduğu, anılan bağımsız bölümün üzerinde bahsi geçen ipotek mevcut iken 21.05.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı resmi senetle, davacıya satış suretiyle devredildiği, satış bedelinin bakiyesi 400.000,00 TL için satışı davalı şirket lehine kanuni ipotek tesis edildiği, satış işlemine ilişkin resmi senette taşınmaz üzerinde ... Bankası lehine 1.500.000,00 TL bedelli ipotek bulunduğunun açıkça belirtildiği, bu ipotekle ilgili kısmının davacı tarafından imzalanarak imzanın yanına ayrıca okunduğuna dair beyanın el yazısı ile yazıldığı, resmi senedin satış anlaşmasına ilişkin kısmında da, alıcı ...’in bizzat ipoteğin olduğunu bilerek ve kabul ederek, taşınmaz üzerinde işlem anında bulunan ipoteği bilerek bütün hukuki vacibi ve tüm takyidatlar ile birlikte bu satışı aynı bedel ve şartlarla kabul ettiğinin belirtildiği, resmi senedin bu kısmının altının da davacı tarafından imzalanarak imzanın yanına ayrıca okunduğuna dair beyanın el yazısı ile yazıldığı, ipoteğe ilişkin resmi senedin aksinin aynı kuvvette delil ile ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacının resmi senette yazılı hususları bilmediğine, hata hile nedeni ile ipoteğin geçersiz olduğuna yönelik ileri sürdüğü istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, ayrıca taraflar arasındaki alım satım işlemi nedeni ile talep edilen ve koşulları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddine dair karar verilmiş olmasında da bir isabetsizlik bulunmadığı, öte yandan asıl ve birleştirilen davada davalı olarak gösterilen taraflar ve dava konusu ipotek bedelleri dikkate alındığında davacı ve davalı tarafından vekalet ücretine yönelik olarak ileri sürülen istinaf sebeplerinin de yerinde olmadığı" gerekçesiyle davacı vekili ve davalılar .... San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Asıl ve birleştirilen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarlayarak, her iki ipoteğinde haksız olduğunu, kendisinin hukuki anlam ve sonuçlarını bilmediğini, b. Vekalet ücretinin maktu olarak hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir. 2- Asıl davada davalılar vekili temyiz dilekçesinde; a. Mahkemece 1.920.000,000 TL dava değeri üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, b. Davalı şirket yönünden davanın taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi ve davalı şirket lehine tekrar nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, bildirmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl ve birleştirilen davada ipoteğin kaldırılması, ödenen bedelin iadesi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleştirilen davada davacı vekili ve asıl davada davalılar vekilinin ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davacıya yükletilmesine, birleştirilen davada davalılardan onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2026/2408, K. 2026/2439, T. 04.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2026-2408-e-2026-2439-k-9d20b94bacc4