Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2456 E. 2026/2346 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2456
Karar No
2026/2346
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/3562 E., 2025/1735 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2025/117 E., 2025/326 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının Emekli Meclisleri Sendikası adı altında kuruluş müracaatında bulunduğunu, sendikaların aktif çalışma hayatında bulunan kişilerin oluşturduğu örgütlenmeler olduğunu, sendikalar mevzuatında emeklilerin sendika kurabileceklerine dair bir düzenleme bulunmadığını, Emekli Meclisleri Sendikasının kuruluş müracaatındaki eksikliğe/aykırılığa ilişkin defaatle tebligat yapıldığını ancak Sendika tarafından bahse konu aykırılığın/eksikliğin yasal süresi içerisinde giderilmediğini belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davalı Sendikanın kapatılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı temsilcisi cevap dilekçesinde; davanın yasal süresinde açılmadığını, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacı ... (Valilik) tarafından Emekli Meclisleri Sendikasının tüzel kişiliğinin tanınmadığını ve kütük kaydı yapılmadığını, kuruluş başvurularının reddedildiğini, dolayısıyla ortada kapatılacak bir sendika bulunmadığını, taraf ehliyetlerinin olmadığını, bu nedenle husumet itirazları olduğunu, davacı Valiliğin 05.12.2023 tarihli yazısının eksikliğin giderilmesine ilişkin bir yazı olmadığını, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu (6356 sayılı Kanun) ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu (4688 sayılı Kanun) kapsamında başvuruda bulunmaları durumunda başvurunun değerlendirmeye alınacağı hususunun belirtildiği bir yazı olduğunu, daha önce 6356 sayılı Kanun ve 4688 sayılı Kanun kapsamında kurulan emekli sendikalarının tamamı hakkında kapatma kararı verildiğini, ancak Emekli Meclisleri Sendikasının 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 17. maddesi ve uluslararası sözleşmelere göre kurulmuş bir emekli sendikası olduğunu, ne işçi ne de kamu çalışanı olduklarını, yıllarca emek harcayarak ülkenin kalkınması için mal ve hizmet üretmiş emekli olduklarını bildirdiklerini, herkesin sendika kurabileceğine dolayısı ile herkes kavramının emeklileri de içermesi nedeni ile emeklilerin hukukun genel kural ve kurumlarınca kabul edildiği üzere, çalışanlar statüsünde değerlendirilip sendika kurmalarının önünün açılması gerektiğini belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı Sendikanın aktif çalışma hayatı içerisinde yer almayan emekliler tarafından kurulduğu, gerek 6356 sayılı Kanun'un 17. maddesi gerekse de 4688 sayılı Kanun'un 14/2 ve 3/(a) hükümlerinin sendika kurucusu ve üyesi olabilmek için fiilen çalışma olgusunu özellikle aradığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.11.2020 tarihli ve 2020/9-189 Esas, 2020/888 Karar sayılı kararı da dikkate alınarak davalı Sendikanın öngörülen kuruluş koşullarını taşımadığı gerekçesiyle davalı Sendikanın kapatılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı temsilcisi vekili; cevap dilekçesinde belirttiği ve istinaf dilekçesinde tekrarladığı sebepleri ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; hukukumuzda, aktif çalışma hayatında yer almayan emekliler tarafından sendika kurulabilmesinin olanaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı temsilcisi tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/2456, K. 2026/2346, T. 12.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-2456-e-2026-2346-k-ebdd5078383e