Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1263 E. 2026/3576 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1263
Karar No
2026/3576
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2676 E., 2025/4637 K. DAVA TARİHİ : 26.11.2024 İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/709 E., 2025/722 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Başkanlığının (Belediye) alt ... nezdinde çalıştığını, emeklilik sebebiyle işten ayrıldığını, kıdem tazminatının ödenmemesi sebebiyle Konya 12. İcra Müdürlüğünün 2024/10496 Esas sayılı dosyası ile davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalılarca takibe haksız şekilde itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamını ve asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının yargı yoluna başvurmadan ilâmsız icra marifetiyle alacağını talep etmesinde hukuki yarar bulunmadığını, davacının davalı ... işçisi olmadığından davanın husumetten reddi gerektiğini, talep edilen alacak miktarının ve fahiş, faiz hesabının da hatalı olduğunu, takibe konu alacağın belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatına hak kazanmasının da mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Davalı ....... İnşaat Hizmet Taahhüt Turizm Organizasyon Tanıtım Sanayi ve ... AŞ (Şirketi) vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, arabuluculuk sürecinden sonra dava açılmayıp kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadan işçilik alacaklarının icra takibine konulmuş olmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı işçi kayıtlarda müvekkili Şirket çalışanı olarak gözükse de davalı Belediyeden emir ve talimat alarak Belediye adına çalıştığından müvekkili Şirketin işçilik alacaklarından sorumluluğunun bulunmadığını, alacaklının fesih tarihi dikkate alındığında talep edilen kıdem tazminatı miktarının fahiş ve faiz hesabının da hatalı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Konya 12. İcra Müdürlüğünün 2024/10496 Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; alacaklı davacı işçi tarafından davalılar aleyhine 991.995,00 TL kıdem tazminatı alacağı yönünden icra takibi başlatıldığı, borçluların yasal süresinde borca itirazları üzerine icra müdürlüğü tarafından icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, davacının işten çıkış kodunun Kod (08) (emeklilik) olarak Kuruma bildirildiği, davacının emeklilik nedeniyle iş sözleşmesini feshettiği anlaşılmakla kıdem tazminatı talep koşullarının oluştuğu, 30.12.2024 tarihli bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın dosya kapsamına uygun olduğu; diğer yandan, davacı yanca icra inkar tazminatı talebinde bulunulmuş ise de taraflar arasında hakkın özü tartışmalı olup yargılamaya konu yapıldığından alacağın likit olmadığı, bu hâli ile talebin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle Konya 12. İcra Müdürlüğünün 2024/6589 Esas numaralı icra dosyasındaki davalıların itirazlarının kısmen iptaline, icra takibine net 995.781,30 TL kıdem tazminatı olmak üzere asıl alacağa takip tarihinden itibaren mevduat faizini geçmemek kaydıyla yasal faiz uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya dair istemin reddine; davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilince icra inkar tazminatı hükmedilmemesinin hatalı olduğunun ileri sürüldüğü, davacının toplam 23... ay 22 gün olan hizmet süresinde 01.01.2015-15.03.2015 tarihleri ve 01.04.2018 - 31.06.2021 tarihleri arasında davalı Şirkette çalıştığı, diğer sürelerde dava dışı şirketler nezdinde çalıştığından hizmet süresinin belirlenmesinin davalı Şirket yönünden yargılamayı gerektirdiği, yine davacı ile davalı ... arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı, davacının davalı ... Şirketinin işçisi olmayıp çöp toplama işini ihale ile alan firmaların işçisi olarak çalıştığı, bu nedenle davalı Belediyenin davacının haklarından asıl işveren olarak sorumlu olmakla birlikte davalı ... yönünden de davacının kıdem tazminatı alacağının yargılamayı gerektirdiği, diğer bir anlatımla taraflar arasındaki hakkın varlığının tartışmalı olduğu anlaşılmakla uyuşmazlığın çözümünün yargılamayı gerektirmesi nedeniyle Mahkemece icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı; davalı ... tarafından husumet itirazında bulunulmuş ise de, davacı işçinin davalı Belediyenin hizmet alımı yaptığı alt işverenler nezdinde çöp toplama işinde çalıştığı ve aralarında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu, davalı Belediyenin asıl işveren olarak davacının kıdem tazminatından sorumlu olduğu, davaya konu alacak davacı tarafça ilk olarak ilâmsız icra takibi ile talep edilmiş olup davalılarca borca itiraz edilmesi üzerine arabuluculuğa başvurulduğu ve arabuluculuğun anlaşamama ile sonuçlanması üzerine eldeki itirazın iptali davası açıldığı, dava konusu alacak için dava açılmadan önce icra takibine başvurulmasında yasal engel bulunmadığından davalının bu yöndeki istinaf taleplerinin yerinde olmadığı, davalı Şirketin davacının son alt işvereni olduğundan kıdem tazminatının tamamından sorumlu olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamaların yerinde olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. İstinaf başvuru dilekçesinde yer alan istinaf sebeplerinden sadece icra inkar tazminatı hakkında bir değerlendirme yapıldığını, diğer istinaf istemleri (fazlaya ilişkin taleplerimizin reddine karar verilmesi, takip talebimizde yer alan işlemiş kıdem tazminatı faizi yönünden bir karar verilmemesi, kıdem tazminatına yasal faiz uygulanmasına karar verilmiş olması) yönlerinden bir değerlendirme yapılmadığı, bu talepleri ile ilgili olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediğini, b. Hakkın özüne ilişkin taraflar arasında yargılamayı gerektirir bir durum bulunmadığı gibi davacı işçinin kıdemi, ücreti gibi hesap unsurlarının davalı işverenlerce bilinen ya da belirlenebilecek hususlar olduğundan alacağın likit olduğunu, icra inkar tazminatının reddinin de hatalı olduğunu, c. İcra takip talebinde yer alan kıdem tazminatı işlemiş faiz alacağı yönünden bir karar verilmediğini, d. Davalılar hakkında fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla kısmi icra takibi başlatıldığını, işbu itirazın iptali davasında bilirkişice hesaplanan alacakların talepten fazla olduğu anlaşıldığı, icra takibinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutulduğundan bakiye alacakları da talep etmeleri mümkün iken fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının ilâmsız icra yoluyla takip talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, b. Davacı ile Belediye arasında iş ilişkisi bulunmadığından davanın husumetten reddi gerektiğini, c. Şirket işçisi olan davacının kıdem tazminatının olup olmadığı veya ödenip ödenmediği hususları davalı ... tarafından bilinmediği için ilâmsız takibe itiraz etmelerinde hukuki yararın bulunduğunu ileri sürmüştür. 3. Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde; a. Hukuki değerlendirmeye yer veren ve hatalı bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulduğunu, b. Davacı müvekkili Şirket nezdinde sadece 6 yıl çalışmışken tüm hizmet süresinden kaynaklanan kıdem tazminatı alacağından sorumlu tutulmasının yerinde olmadığını, c. İcra takibi yoluyla 991.995,00 TL net kıdem tazminatı talep edilmiş olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince davacı talebi aşılmak suretiyle 995.781,30 TL kıdem tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, d. İşlemiş faiz alacağının hatalı hesaplandığını, faiz başlangıcında yıl hatası, kıdem tazminatı gibi yüksek meblağlarda esasa etkili sonuçların maddi hata olarak kabulünün yerinde olmadığını, e. Davacının talep ettiği icra dosyasından farklı bir icra dosyasının celp edilerek karar verilmesinin yerinde olmadığını, f. Bilirkişinin tavan uygulaması ve brüt/net ayrımında nasıl bir yöntem izlediğini açıklamadığını, ayrıca damga vergisi, sosyal hakların kıdem hesabına dahil edilip edilmediği, bir defaya mahsus ödemelerin hesap dışı tutulup tutulmadığı hususlarında herhangi bir belirleme yapılmadığını, g. Alacağın doğrudan icra takibine konu edilmesinin hatalı olduğunu, h. Davacı, işin ifası sırasında Belediyeden talimat aldığından ve işin sevk ile idaresi Belediyede olduğundan davanın husumetten de reddi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) "İncelemenin kapsamı" başlıklı 355. maddesi şöyledir: "(1) İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir." 6100 sayılı Kanun'un bölge adliye mahkemelerinin karar ve tebliğine ilişkin 359. maddesinde ise bölge adliye mahkemeleri kararlarının içermesi gerekli hususlar sayıldıktan sonra 3. fıkrasında " (Ek:22/7/2020-7251/38 md.) Bölge adliye mahkemesi, başvurunun esastan reddi kararında, ileri sürülen istinaf sebeplerini özetlemek ve ret sebeplerini açıklamak kaydıyla, kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermekle yetinebilir. " şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Belirtmek gerekir ki 7251 sayılı Kanun ile 359. maddede yapılan değişiklik, bölge adliye mahkemelerince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi durumunda, gerekçesiz karar verilebileceği şeklinde yorumlanamaz. Bu anlamda, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi durumunda da, istinaf sebepleri kapsamında ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygunluk sebeplerine dair gerekçe tesis edilmelidir. Somut uyuşmazlıkta İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Ancak davacı vekilinin istinaf dilekçesi incelendiğinde, talep aşımı ve temyiz dilekçesine konu edilen hususlar da dâhil olmak üzere altı kalem yönünden hukuka aykırılık iddiası ile istinaf talebinde bulunulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince yalnızca icra inkar tazminatı yönünden inceleme yapıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri incelenerek karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA, Bozma sebebine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/1263, K. 2026/3576, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-1263-e-2026-3576-k-06a5b5323ab7